Mehmet TIRAŞ
Okurken insanlığımdan utandığım ve elimden bırakmadan etkilendiğim üzerinde konuşulması tartışılması hatta beyaz perdeye aktarılması gereken bir romandan bahsedeceğim..
İslam ülkelerinde kadınların bilinen bir hikayesidir aslında ama bu roman biraz daha farklı, dramatik,ilkel insanlığa sığmayan İslam ülkelerinden birinde geçen kadın hikayesini anlatıyor ..
İlk önce Romanın yazarını, yayın evini ve çevirmenini tanıtalım ondana sonra kitabın öyküsüne gireriz..
Kitabı Kırmızıkedi yayın evi yayınlamış yazının başlık konusu yaptığım gibi kitabın adı “Kutsal Gece” yazarı ise Tahar ben Jelloun,çevirmeni ise F.Gönül Akgermen..
Ben çevirmenlere ayrı bir değer veren birisiyim yazar kadar önem veririm, bir kitabın çevirmenidir o kitaba edebi tadı veren..Nasıl yazarların kitaplarına editörler okunacak bir duruma getiriyorsa,çevirmenlerinde böyle bir ayrıcalıklı özellikleri vardır,bu romanın çevirmenine de hakkını teslim etmeliyiz.
Romana geçelim Romanın hikayesi Fas’ta geçiyor konusu ise her Müslüman ülkelerde kadınların nasıl o toplumların namusu ahlakı oluyor ama yönetimde,temsilde üretimde,sosyal hayattan koparılıyor ve ekonomik pay sahibi olmuyorlarsa, bu romanda da kadınlar erkeklerin arkasında gelen değil bedenlerine ve gönüllerine bile sahip olamadıkları gibi, babadan kalan mirasa da sahip olamıyorlar,cinselliğinin ve aşklarının bedelini de çok ağır ödüyorlar bu romanda da bunları okuyoruz.
Fas’ta kız çocukları babadan kalan mirasa sahip olamıyorlar,Fas’ta erkek çocuğu babası olamamak bir utançtır hatta bütün ailenin de utancı olarak algılanır ama toplumda gerçek suçlu kadındır erkek çocuğu doğuramadığı için..
Kadın çok istemesine rağmen bir sürü kız verir ama erkek çocuğu veremez kocasına,adam da annesinden ve diğer kardeşlerinden ne kadar nefret ediyorsa, çok sevdiği bir kızını erkek çocuğu gibi yetiştirmeye karar verir, mirasının bu çocuğuna kalmasını ister,sahte sünnet düğünü yapar babası kızına,sahte erkek çocuğunu nefret ettiği amcasının sara hastası bir kızıyla da evlendirir, yetişkin bir hal alınca.
Kız babasının istediği bir erkek gibi yaşamasını istemeyerek kabul eder, kendisini de öz olan cinsiyeti olan bir kız gibi düşünceleri içinde git geller içinde karışık duygularının ve göğsüne sardığı kızlığını gizlemenin sargısı içinde sahte bir hayatın rolünü oynar.
Dışarıdan erkek ama kıyafetini altında bir kadınlık duygularıyla hayata tutunmaya çalışır ama bunun nereye kadar gideceğini kendisi de bilmez.
Hasta babasının ölümüyle göğsünde sardığı bezi çıkartmasıyla kadınlık duygularıyla kendisine gelir ve bir yol belirler ama nereye gideceğini de bilmez doğduğu topraklardan ve bölgeden ayrılıp başka bir yerlere büyük şehirlere giderek cinsiyetinin bilincinde özgür olarak cinselliğini yaşamak ister karşı cinsinle,ancak bunun yolu da izini kaybettirmekten geçer.
Terk etmeden önce kendisini çok seven babasının mezarına gider ve mezarı açar babasının kendine aldıkları erkek çocuk kıyafetlerinin hepsini babasının kefeninin içine kor ve üstünü örterek mezarlıktan hızla ayrılır. Bir yerde babasının bu kıyafetlerle erkek gördüğü elbiseleri babasına teslim etmiş olur ve oyunun sonuna gelindiğini ve artık öz benliğini cinsiyetine döner ve cinselliğini yaşamayı düşünür.
Hiç tanımadığı bir yoldan hızla ilerlerken yolu bir ormanın içine düşer karşısına sakallı kendisinden çok yaşlı bir adamla karşılaşır, adam kızım bu ormanda tek başına nereye gidiyorsun diye bir soru sorar ama o hiç cevap vermez,yüzüne de bakamaz adamın yoluna devam eder, sakallı adam da kızın peşine düşer, adam adımlarını hızlandırdıkça,kadınlık duyguları heyecanlandırır kızı, korkunun aksine adamın kendisine tensel bir temas yapmasını ister yavaşalar ve adam bunu yakaladığı gibi ters bile çevirmeden kıza sahip olur, hiç yüzüne bakmadan adam çekip gider ama ilk defa yaşadığı cinselliği ve yüzünü görmediği adamdan, kadın olduğunu yaşar,elini bacaklarının arasına sürer ve bir kan lekesini görünce işte ben kadınım diye sevinir, tecavüz edilmesi aklına bile gelmez.
Şehre vardığında günlerdir yıkanmadığı için bir hamam gider, hamam bekçisi olan kilolu ‘oturaklı’ denilen bir kadınla tanışır, kadın buna sahip çıkar beraber kalalım der oturaklının evde görme özürlü din hocalığı yapan bir kardeşi vardır kendisi olmayınca yardımcısı olarak bunu seçer,adı da ‘konsolos’ dur.
Hamamın bekçisi oturaklı eve aldığı bu kadından gün geçtikçe rahatsız olur çünkü görme özürlü kardeşi bu kadına beklenenden daha çok ilgi gösterir çok nazik davranır,hatta duygusal bir yakınlık duyar kendine, kimsesiz yardımcısı kızda bunun farkındadır.
Konsolos’a evde kitap okuması ve sohbet etmelerinden bu ilişki yakınlaşmaya dönüşür ama kadın buna pek karşılık vermez mesafeli durur,konsolosun ablası kadınına olan kardeşinin ilgisini kıskanır, yarın kardeşimi bir randevu evine götüreceksin ve güzel kilolu olmayan bir kadın beğeneceksin onunla cinselliğini yaşasın, der..
Konsolosun bakıcısı olan kadın oturaklının söylediklerini yerine getirir ve kör adamın koluna girip randevu evine giderler, randevu evinde iki kadın getirirler bakıcısı konsolosa,bu kadınları görme özürlüye anlatır ama görme özürlü boş ver onları dışarı çıkart,gel ve benim yanıma otur der bakıcısına elini bakıcınsın yüzüne sürer okşar, ellerini öper bakıcısının da karşılık vermesiyle orada,ateşli bir seks yaşarlar ve çıkıp evlerine gelirler.Artık konsolos ile bakıcısının ilişkisi bir yerde evlilik gibi sürer.
Kör adamın kilolu oturaklı ablası,kardeşiyle sahipsiz kadının yakınlaşmasının bir aşka dönüştüğünü hisseder ve bakıcı kadına sürekli hakaret eder hatta evden atmak ister ama kör adam buna müsaade etmez,ablasıyla aralarında çok sert tartışmalar geçer.
Oturaklı eve aldığı kardeşinin bakıcından kurtulmak için bir yol arar ve bu kadının nereden geldiği kim olduğunun peşine düşer,izini sürer ve nefret ettiği amcasını bulur alıp eve getirir,kapıyı çalar oturaklı, bakıcı kadının kapıyı açmasıyla nefret ettiği amcasının karşısına dikilmesiyle bütün yaşadıkları gözünün önünde canlanır hiçbir şey diyemez oturaklı da kıs kıs güler,ne oldu bulamam mı sandın der amcası,bakıcı kadın bir an düşünür amcasına sen bekle ben eşyalarımı toplayıp geliyorum der, üst kata çıkar kör adamın çekmecesinde olan tabancayı alır dolu jarjorü de tabancaya takıp, alt kata inip kendisini götürmeye gelen amcasının bir jarjör mermiyi karnına boşlatır,polisler gelip kadını karakola götürürler.
Yargılama sonunda mahkeme kadına yirmi yıl ceza verir, tabi cezası kesinleşene kadar kör adam her hafta ziyaretine gelir onu teselli eder,kendisini yalnız bırakmayacağını söyler her ziyaretinde de hediyeler getirir para verir.
Kör adamın bu kadını ziyaret etmesine, gardiyanlar bu kör neyi görüyor ki ziyarete geliyor derler halbuki körün de bir aşk duygusu olduğunu düşünemeyecek kadar aşk duyguları körelmiş bir cahiller ordusudur bunlar.
Böylesi sıkıntılar ve sorunlar içerisinde tek başına hücresinde yaşayan, kadınlarla birlikte kalmayan ama kitap okumanın dışında, gözlerini bağlayarak körlüğün nasıl bir duygusunu içselleştirmeye çalışır körlüğün nasıl bir duygu olduğunu anlamaya, bakıcısı olduğu ve aşığı olan kendine kadınlığını yaşatan vefakar kör adamı anlamaya çalışır.
Bir gece gardiyanlar gecenin geç saatinde bütün mahkumların uyuduğu saatte kadını kaldırıp karanlık bir odaya götürürler, gözleri bağlı olduğu halde ama oda da bir ışık vardır bir masaya yatırıp bacaklarını açarlar kadının, bu işkence değil kadına yapılacak bir sünnet hareketidir, bu sünneti de kız kardeşleri yapar ceza evinde.
Kız kardeşleri bugün cezaevindeysen fazlasıyla bunu hak ediyorsun bizi mafettin, ailemizi yok ettin,mal varlıklarımız ortadan kaldırdın,şimdi biz bu deliği sonsuza dek tıkayacağız sana küçük bir sünnet yapacağız ama bu bir gösteri olmayacak,bu kez kesilecek olan bir parmak değil;hayır o küçük fazlalığı keseceğiz,iğne ve iplikle de bu deliğe kilit vuracağız.İstediğin kadar bağır kimse seni duymaz,senin ihanetinden sonra sevgili dinimizin değerlerini keşfettik.
Gömleğimi yırttılar ve bacaklarımı havaya kaldırıp,oraya alışık olan bir gardiyan duvardaki çengeli gösterdi, onlara ip buldu,ayrılmış bacaklarım iki yandan çekiliyordu..
Kardeşlerin en büyüğü ağzıma ıslak bir bez tıktı eldivenli elini gömleğimin altına koydu “küçük fazlalık” dediği şey ortaya çıkıncaya kadar vajinamın dudaklarını parmaklarıyla bastırdı,üstüne ilaç döktü,metal bir kutudan çıkardığı bir usturayı alkole batırdı ve bızırımı kesti.İçimden bir haykırış koparken kendimden geçtim ve sonra hücremde uyandım acılar içinde.
Kadın bu ilkel sünnet edilmesinden sonra fenalaşır ve gardiyanlar tarafından hastaneye kaldırılır, doktora olanların hepsini anlatır ve doktora yalvarırı iyi olana kadar hapishaneye göndermemsini ister,doktor için bu çok yadırganan bir durum değildir ,kadınlara yapılan sünnet olağan gibidir ama doktor kadına elinden gelen her türlü tıbbi yardımı yapar, hapishaneye de iyi olana kadar göndermez..
Kadın iyi olup hapishaneye dönünce imtihanlara girer ve ceza evinde memurluk görevi yapar, ceza evi yazışmalarını yapan en etkili memur olur,artık bir resmi kıyafeti vardır ama hala mahpustur, kadın kendini özgür hissedemez en çokta kadınlarla ilgilenir,kadınların havalanmaya çıkıp ta içer alınmalarında kadın olarak kendisi arar kadınları,ararken de kadınların her tarafını yoklaması gerekir yoklarken mahkum kadınlar ,kendilerini arayan kadının elini alıp vajinalarının deliğine kadar götürürler, böylesi yapan çok kadın vardır cinselliğini kendisinin dışında bir elin dokunması bile şehvet duygularını yaşatır mahpus kadınlara, bazı kadınlar kendilerini sık sık arattırır, hatta arayan kadının parmaklarını acıttıracak kadar vajinasının içine sokar..
Böylesi süren bir süreçte artık görme özürlü konsolos ziyaretine gelmez aşığı kadına, bir mektup gönderir ablası olan oturaklının öldüğünü, kendisinin de buralardan ayrılacağını söyler ve bir daha hiç ziyaretine gelmez yolun açık olsun,der..
Kadın bu mektupta oturaklı şişko kadının ölmesine üzülür ama en çokta kör aşığının kendisinden bir çocuk ve çocuklar istemesi aklına gelir, sünnet edilen kadınların çocuk doğuramayacağını ve benim sünnet edilmemi duymuş olmalı ki benden ayrıldı der kadın,onu unutmaya çalışır ama kör adamın kendine verdiği eğeri ve öğrettikleri aklından çıkmaz bir türlü.
Hele körlerin insanları nasıl tanıdıkları, koku duygularının nasıl etkili olduğu, insanın samimiyetini konuşmalarının ses tonundan çıkarttığı, bir insanın,üzgün ve sevinçli olduğunu yüzüne dokununca hissetmesi, bunların bir mucize olması aklına geldikçe görme özürlü aşığını ve kendine verdiği değeri unutamaz..
Cezası bitip d tahliye olunca ilk önce aşığı görme özürlu din hocası konsolosu bulmaya çalışır,oturaklının ölmediğini kardeşiyle birlikte yaşadığı evi bulur bir sahil beldesinde otururlar,oturaklı baya yaşlanmıştır sesinden tanır.
Oturaklı kadını görünce sonunda geldin yavaş konuş Aziz uyanır der ama Aziz kadının aşığı görme özürlü adamdır,kadın Azizin kulağına eğilir uzun zamandır bir erkek yüzümü okşamadı, haydi parmaklarınızla bakın bana,yavaş yavaş avucunuzun içiyle bakın dedim,bana doğru eğildi ve şöyle dedi Aziz,sonunda geldiniz.Roman böyle bitiyor.
Bu romanı okuyunca insan insanlığından utanıyor ama İslam ülkelerinde kadınların kaderi birbirinden pek farklı olmadığını ve değişmediğini görüyorsunuz.
Bu Romanı mutlaka okumalarını tavsiye ederim okurlarıma.. körlerin aşkı görenlerden daha tutkulu olduğunu ve aşkın gözünün de kör olmadığını öğreneceksiniz.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları










































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025