Murat Sevinç
Doğduğum yıl ülke zor zamanlar yaşıyormuş, sonra 12 Mart muhtırası gelmiş. Ardından Kıbrıs Harekâtı ve 74 ekonomik krizi. İlkokuldaydım, ülke zor zamanlardan geçiyordu, tanımadığım insanlar suikasta uğruyor, kahvelerde Aleviler evlerde ve meydanlarda sosyalistler katlediliyordu, 12 Eylül darbesi oldu, ilkokuldan mezun olurken 1982 Anayasası yürürlüğe girdi. O esnada genç insanlar idam ediliyormuş, on binlerce solcu cezaevinde, sürgünde, Diyarbakır’da Kürtlere akla sığmaz işkenceler yapılıyormuş.
İlkokul mezuniyette bana İstiklal Marşı okutmuşlardı. Sesim yüksek çıkıyor ve o yıllarda ezberim iyi diye herhalde, şiirleri ve Andımız’ı bana okuturlardı. Mezuniyet töreninde, on kıtanın ikisi bildiğimiz gibi okunacak, ardından birkaç yüz öğrenci tam ortadan ikiye bölünecek ve aralarında saklanmış ben çıkarak kalan sekiz kıtayı tek başıma okuyacağım. Mizanseni öğretmenler yaptı! Ama sıradan bir çıkış yapmayacağım tabii, malum, ülke zor günlerden geçiyor, darbe koşulları, ‘bayrağa sarılı’ olacağım, şaka değil, omuzlarımdan ayak bileğime kadar bayrağa sarılı. Kalın kumaşlı bir bayrağın içinde sekiz kıtayı okuyan ve sicim gibi terlemiş gürbüz bir çocuk fotoğrafı, o yıllardan elimde kalan nadir görsellerden. Ülke zor zamanlardan geçiyordu, çocuğu bayrağa sarmasan olmazdı. Çevrem gururluydu.
İlk gençlik, orta-lise Evren ve Özal yılları. Ülke yine zor zamanlardan geçiyor, bu kez Özal, hanımı ve Papatyalar konuşuluyor sabah akşam. Tonton’un ‘Bir koyup üç alma hevesi,’ yıllar sonrasının ‘Şam’da namaz’ coşkusunun öncülüydü. Hiçbir şey alamamak da. Mezuniyet, yurt dışı, akademi, 90’lı yıllar… Terör, insanlar ölüyor, ülkenin ormanı yakılıyor, Kürt göçe zorlanıyor, bir köyde yurttaşa dışkı yediriliyor, 12 yaşında bir çocuğun bedeninden 13 kurşun çıkarılıyor, Sivas’ta yobazlar insan yakıyor, ülke zor zamanlardan geçiyor. Cumartesi Anneleri, hâlâ orada, bir yanıt bekliyor.
Tam yurt dışındayken 94 krizi, döviz allak bullak, birlik beraberlik şart, cepte para yok ama bir ve beraberiz neyse ki. Kürtler bildiğiniz gibi, dokunulmazlıkları kalkıyor. Ağar muteber biri. 97’de uzun bir MGK toplantısı ve 28 Şubat kararları. Generaller pek muteber, asıl niyet ise Susurluk’ta ortalığa saçılan pisliğin üstünü örtmek, eh devletin bekası söz konusu olan, dikkat dağıtıp türban vs. tartıştırmak gerekiyor bir süre, hele ki ülke zor bir dönemden geçerken.
2000’ler, İslamcılar iktidarda, “Demokratız” filan diyorlar, çevre ahalisi gelecek merkezi demokratikleştirecek, hepimiz kardeşiz bu kavga ne diye, zıplamayan vesayetçi, siyasal İslamcı’nın marifetinde demokratik boncuk var. Memleket zor zamanlardan geçiyor, kapatma davaları, türban kavgası, AYM kararları, e-muhtıralar. Ülke zor ve gerilimli süreçten bir türlü çıkamıyor.
2010 anayasa değişiklikleri, yargı Allah’a emanet, hem, “Yüce Rabbim verdikçe veriyor” seçimlerde oyların yarısını alan bir parti, değişen ittifaklar, eski müttefiklere gönderilen hüzünlü bakışlar. Barış Süreci, bir-iki yıl kadar huzur gelir gibi olsa da yine bildik zor zamanlara, çatışmalara hızla dönüş. Ülkece zor günlerden geçiyoruz, bombalar patlıyor, darbe girişimi, “Allah affetsin” adalet düzeni, on binlerce insan sorgusuz sualsiz işinden gücünden ediliyor, iki yıl OHAL ve sonrasında OHAL’in olağanlaşması, üstelik bir de OHAL esnasında rejim değişikliği. Rejim neden değişiyor? Zor günlerden geçen ülke uçuşa geçsin diye. Geçiyor hakikaten, yeni rejim ülkeyi daha önce hiç kimsenin başaramadığı ölçüde uçuruyor.
Eskileri düşünüyorum, ailemi, Harf Devrimi’nde doğan babam ve ona yakın annem, demokrasiyi hiç tanımadan, görmeden göçüp gittiler. Ülke zor zamanlar yaşıyordu. Demokrasiyi görmediler ama adını bolca duydular, yalan yok. Denir ki o yıllarda Anadolu şehirlerinde Cumhuriyet baloları vs. yapılırmış, memleketin aydınlık yüzü, bizimkileri kimse çağırmamış demek ki. Yoksuldular ama ne önemi var, ülke zor zamanlardan geçiyordu o yıllarda. Gerçi herkes yoksul değildi, birileri azınlıkların malına çökerek, beriki ayrıcalıklar ve vagon ticaretiyle vs. servet edinip çevresini kalkındırıyordu, buna mukabil ‘Kaderde, kıvanç ve tasada birdik’ önemli olan da buydu. Ülke zor zamanlardan geçerken, neyse ki ‘imtiyazsız, sınıfsız ve kaynaşmış’ bir kitleydik.
Bizim hocalar, biri 12 Mart’ta cezaevinde, biri yurt dışında, biri öldürüldü, işkence görenler, darbeciler tarafından işten atılanlar vs. 12 Eylül’de. Ülke durup dinlenmeden zor zamanlardan geçerken ve birlik ve beraberliğe her zamankinden çok ihtiyaç varken, idam sehpasına çıkardılar 17 yaşında bir çocuğu. 1980’lerde askeri vesayet vardı, bu nedenle sıkıyönetim komutanları işten atıyordu memurları; günümüzde vesayet olmadığı için atma işi de sivilleşti şükürler olsun, yaşasın demokrasi.
Türkiye tarihi boyunca hep zor zamanlardan geçen bir ülke oldu. Her zaman birlik ve beraberliğe çok ihtiyaç duyuldu. İmtiyazlar düzeninin en sevdiği metafor ise gemiydi. Aynı gemideyiz, biri lüks kamarada diğeri sabah akşam döşeme ovuyor, lüks kamaradakiler diğerlerine ‘bir ve beraber olmalıyız’ diyerek ahaliyi avutuyor. “Aç olabilirsin, çocuğunu okutamayabilirsin, gidecek hastane bulamayabilirsin ama düşün bak, aynı gemideyiz, batarsa hep birlikte batarız, şükret haline, Allah’a sığın, mükâfatını öte dünyada alacaksın, yüce bir milletin ferdisin, karnın guruldarken ne denli yüce olduğunu düşün, sakın unutma.” Eh din ve milliyetçilik olmadan sömürü olur mu hiç…
İşte bu yüzden, her dönemde istikrarlı biçimde zor zamanlardan geçen bir ülkede, arada bir iyi şeyler olduğunda değer bilip onun üzerine gitmek, sesi ve emeği çoğaltmak gerekiyor. Bizde olağan durum acımasızlık, vasatlık, yeknesaklıktır. Vicdanlı, adil ve sıradışı ne varsa, çok nadir görülür, haliyle özeldir, özen gösterilmesi beklenir.
Kılıçdaroğlu’nun ‘helalleşme’ çıkışını bu yüzden çok önemsedim. Adalet Yürüyüşü’nü de yine bu nedenle heyecan verici bulmuştum. Gezi günlerinde düzenlenen ‘park forumları,’ bence geleceğin yönetim biçimi olduğundan, ilgi çekiciydi. Ha keza, Boğaziçi hocalarının rektörlük binasına sırtlarını dönmesi. Elbette sonu fos çıkabilir, elbette adil bir hesaplaşma olmadığında birlikte yaşamak mümkün değil, elbette suçlular yargılanmalı, elbette sonraki dönemde sorumlular yargılanmaz ve her yapılan yapanın yanına kâr kalırsa bu cumhuriyeti kapatıp gitmeli, elbette bu işler hiç kolay ve çabucak hallolacak türden değil, elbette bazı acılar giderilemeyecek, elbette bazı suçlular hiçbir zaman hak ettiğini bulamayacak… .
Bunlara kuşku yok, ancak milyonlarca oy alan bir partinin genel başkanı çıkıp böyle samimi dille anlamlı bir çağrı yaptığında, o çağrıyı desteklemek, el vermek iyi bir şeydir. El verme, yalnızca destekle değil, bolca eleştiri ve sorgulamayla da olur ki asıl işe yarayacak budur, bana kalırsa. Her girişim, eninde sonunda toplumsal talep, tartışma ve sesin yankısıyla yönünü bulur, ya da aksine, saman alevi gibi kaybolup gider.
Kılıçdaroğlu’nun çağrısından hiçbir şey çıkmayabilir ya da çok şey çıkabilir. Mesele, toplumsal dönüşümün bir-iki kişinin kotarabileceği kısa vadeli bir süreç olmadığını kabullenip hayal kırıklıklarını göze alarak çaba harcayabilmekte. Önemli olan yolculuğun kendisi, nereye varılacağını bilmek falcıların işi. Yüz yıllık sorunlar üç günde çözülür mü, akıl fikir alır tarafı var mı, ama yüz yıllık dertler bir yerlerinden konuşulmaya başlanabilir. Bakın, ‘Kulüp’ adında bir dizi oynuyor TV’de, bu da çok iyi bir şey.
Kendimi bildim bileli, benden önceki ve sonraki kuşaklar kendilerini bildi bileli, ‘zor zamanlardan geçiyor’ Türkiye ve ‘birlik beraberliğe’ çok ihtiyaç var. Özellikle çuvallayan iktidarlar döneminde, zor zaman nameleri ve birlik beraberlik çağrıları artar. Bu kadar bezdirici ve sanki hiçbir şey değişmiyormuş, hatta bazı şeyler kötülüyormuş hissi yaşatan bir toprakta, her iyi niyetli ve dönüştürücü eylemin değerini bilmeli.
Dedim ya, makbul olan vasattır burada. Alışılagelmişin dışına çıkan hemen her düşünce ve eylem bir biçimde cezalandırılır, buna mukabil dönüşüm de ancak böyle gerçekleşir. O alışılagelenin konforlu bir halesi olur, o hale içinde huzur içinde yaşanır, dostluklar kurulur, işbirlikleri yapılır, gelecek güvencesi ve öngörülebilirlik vadeder, alıştığımız. Şimdi hangi başlık açılırsa açılsın, birileri çıkıp onun öyle olmadığını anlatacak kuşkusuz. Karşı çıkacak, özde ve sözde ayrımları yapılacak, yine. Önemi yok bunların, yalan dolan yazılar dahi, eninde sonunda o konuda yazmak zorunda hissedildiği için yazılır. Suskun kalmaktansa, birilerinin aynı yalanları bu kez farklı zaman ve koşullarda söyleyecek olması, evladır. Böylece her yalanın bir miadının olduğu da görülür. Malum, yalanlar arasında da bir hiyerarşi var.
Siyasal İslamcıları ise boşverin, öylesine karıştı ki kafaları, öylesine tükendiler ki, ‘dava’ dediklerinin ne olduğunu öyle güzel gösterdiler ki dünya âleme, söyleyecek anlamlı tek bir sözcükleri de onları dinleyecek olan da kalmadı. Mütemadiyen bağırıp çağırmaları ve yeni mağduriyet hikâyeleri icat etmeleri bundan. Baksanıza, en son kareli ceketlilerden biri ‘pahalı kaşkol’ mağduriyeti yaşamış, Allah esirgesin! Herhangi bir cümlelerine, ne söylerlerse söylesinler, yanıt verilmemesinden yanayım. Hak ettikleri yerdeler.
Ezcümle, bizim buralarda iyi ve farklı bir şey nadiren gerçekleşir. Bunca berbat işin ortasında, üzerinde düşünmeye, konuşmaya, geliştirmeye değer bir önerinin sunulmuş olmasını azımsamadan, hayal kırıklıklarını göze alarak, sesi çoğaltmakta yarar var, iyi olanın propagandasını yapmakta, ülke için de morale ihtiyaç duyan bizler için de.
Yazı önerisi: Konuyu bilen birinin, Özgür Mumcu’nın ‘geçiş dönemi adaleti’ üzerine gerekli ve güzel yazısını buraya bırakıyorum.
İklim krizi notu: Açık Radyo’da, Gökşen Şahin ile ‘iklim krizi ve su krizi’ konulu söyleşi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları







































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025