Namık ÇINAR
Demokratik bir ülkede ordu, “rejimin ordusu” mudur, yoksa “savunma ordusu” mudur?
Zira bizim ordumuz dış düşmana karşı savunma refleksi geliştirmekten ziyade, Kemalist militarist rejimi “koruyup kollayacak” tarzda şekillenip tertiplenmiş; o nedenle de çalışmalarını, eğitimlerini, plânlarını ve tatbikatlarını askerî ana fikrin bu istikametteki esaslarına dayandırmayı öncelikli görerek, anılan amaçlara hizmeti bir “varoluş sebebi” saymıştır.
Bunun doğru olup olmadığını anlamanın en kolay yolu, meselâ ordumuzdaki herhangi bir tümen karargâhında tutulan ve takip edilen istihbarat kayıtlarında, muharebede karşısına düşecek sınır ötesindeki muhtemel düşman kuvvetlerinin imkân ve kabiliyetleri ile komutan ve subaylarına dair somut ve sürekli güncellenen bilgilerin mi, yoksa konuşlandıkları kentte kendi halkının valisi, kaymakamı, belediye başkanı, öğretmenleri ve rejim için izlenmeye değer görülen kimselerin takibinin mi daha öncelikli ve önemsenir olup olmadığından çıkarılabilir.
Hâttâ kendi subay ve astsubaylarının eşleri, çocukları ve geniş aile efradı hakkında, özel hayatlarının derinliklerindeki inançları, giyim kuşamları gibi hususlarda çoraplarının rengine kadar biliyorlardır da, sınırın ötesindeki hasım tümen komutanının adını bile merak etmiyorlardır.
O yüzden de, bir yerden bir başka yere derhâl intikâl edebilen ve aynı zamanda hava indirme, uçarbirlik ya da yüzerbirlik vasıflarını haiz, hareket kabiliyeti ve ateş gücü yüksek kuvvetler şeklinde olmak yerine, rejimi kontrol altında tutmak üzere, ülke sathına kışla nizamında bir garnizon anlayışıyla kent kent, ilçe ilçe, kasaba kasaba yayılarak yerleşilmiştir.
İdeolojik ordular böyledirler. Almanya, İngiltere, Fransa’nınki gibi 100-150 bin kişilik teknik ordulara nispetle, 700 bini aşkın asker mevcutları bile hiçbir vakit yeterli görülmez. Nitekim Orgeneral Çetin Doğan da malûm plân seminerinin üst komutanlığa bildirilen sonuç raporunda, “üzerine bineceği halkın ümüğünü daha rahat sıkabilmek için” tatbikat neticesinde ihtiyaç olduğu ortaya çıkan“ilâve dört tugay”ın daha emrine verilmesini isteyecektir.
İşte asli işlevi Kemalist rejimi korumak ve kollamak olan bu ordunun, Türkiye coğrafyasına hangi saiklerle konuşlandırılmış olduğunu kavramanın yanı sıra; darbe süreçlerinde aşama aşama tırmandırdıkları özerkliklerine ve elde ettikleri yasal ayrıcalıklarına, erinden en üst subayına kadar hangi maksatlar için yetiştirilip istihdam edildiklerine, eğitim programlarına, devamlı emir ve talimatlar hükmündeki daimi plân ve projelerine ve bunlar üzerinde yaptıkları alıştırmalar mahiyetindeki periyodik seminerlerine ve tatbikatlarına vâkıf olamazsanız, hâlihazırda süren mahkemelerdeki davaların özünü de anlayamazsınız.
Türkiye’de mutad yürüyen düzen bakımından, sosyo-politik analiz yapamayanlar için sürpriz sayılabilecek bir gelişme oldu. Toplumsal gövdenin büyük kitlesinden neşet eden bir atılımla iktidara tırmanan AKP, işe “ancienregime”i sorgulamakla başladı. Ne ki, yapılması gereken yapısal değişimlere geldiğinde kılını dahi kıpırdatmadığı gibi; eski sistemin siyasal ve toplumsal atmosferde yarattığı kirliliği lâkırdıdan öteye gitmeyen politikalarla giderebileceğini sandı. Bu da onu, başlangıçtaki ilericiliğinden şimdiki gerici çizgisine taşıyacaktır.
Üstelik bununla da kalmayıp, eski düzendeki tüm o antidemokratik kurumların, bir biçimde muhafazayla, bu kez de kendilerine hizmet etmesini umacaklardır.
Meselâ Cumhuriyet’in kurucu babası ve darbeler sürecinde de ordusu, hedefledikleri amaçlar için hukuku araçsallaştırmışlar, her dönemde kurdukları rejim mahkemelerine birtakım işlevler ve görevler yüklemişlerdi.
Fakat AKP, aynı yöntemlerden giderek aynı sonuçların doğacağını sanki hesap edememiş gibi görünmektedir. Kendi halkına karşı en büyük suçu işleyen sanıkların göz göre göre birer mağdura dönüşmelerine sebep olmuştur.
Kimin ne hakkı var, bu mazlum milleti haklıyken haksızmış durumlarına düşürmeye; başına bu gelenlerle, abuk sabuk hâllere çevirmeye!
Reformları bilfiil yapmak varken, militarist sorunları kedinin sırtına yükler gibi, sadece mahkemelere havale ederek mümkün müydü içinden çıkmak?
Önce bu düzeni değiştireceğinizi söyleyeceksiniz, sonra da kaçım kaçım aynı yere döneceksiniz. Halkı aldatmak değildir de nedir bu yaptığınız sizin?
Demokratik bir ülkenin savunma ordusuna benzemeyi sağlayan düzenlemeleri es geçip, rejim ordusunda kalmanın size bir yararı mı olacak sanıyorsunuz? Eğer böyle bir beklentiniz varsa, şaşarım size.
Kaldı ki, ordunun mensupları TSK’nın özerk kurumsal yapısının sorgulandığının farkında bile olmadılar. Onlar olup bitenleri, AKP’nin kendine has siyasetinin sadece intikamcı bir yansıması olarak gördüler. Şimdilerdeki geri çekilme gayretlerini de korkmasına veriyorlar. Askerî Taktik’te bir muharebe şekli olarak Geri Çekilme, diğerinin taarruzi harekâtının o istikamette olgunlaşmaya başladığına; atağını, sıklet merkezini oraya taşıyarak, hızlandırıp derinleştirmesi gerektiğine bir işarettir.
Başbakan Erdoğan, sürgündeki Suriye hükümeti gibi, yatıp kalkıp o konuları işleyeceğine, dönüp birazcık da bu hususlara kafa yorarsa, sanırım yerinde olur.
Bu ülkede siyasetçiler, darbe kültüründen başka bir şey tanımadıkları için, iliklerine reform yapma duygusu sinecek yerde, tıpkı o beslendiklerinin yaptığı gibi, mahkemeler kurarak sadece bir öncekileri yargılamayı değişimin kendisi sanıyorlar.
Ama öyle değil işte!
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kendi ayak izlerini görmek, boşuna heveslenmektir
11.05.2022 - Emperyalizm
24.03.2022 - Hoparlörden ezan ve linç
6.02.2016 - Bugün için artık yapacak tek şey var
30.05.2016 - Darbe plânları yasal mevzuata uygundur!
24.05.2016 - Liberalizm, demokrasinin öteki adıdır!
13.05.2016 - Ne durumdayız?
10.05.2016 - Kut’ül Amare kahramanı (!) aslanlar aslanı Engin Ardıç
8.02.2016 - Kut’ül Amare yahut en son yoksul kandırma numarası
3.02.2016 - Demokrasi mi, askerî veya dinî faşizm mi?
29.04.2016
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Ad Soyad Giriniz...
Hizmet mensuplarindan birinin, Ocak 2014de yapilan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfi toplantisinda "bir ay icinde netice aliriz" demesini, Cemaatin darbeye tesebbus ettiginin kesin delili olarak gosteriyor Mahcupyan. Kendisine sormak lazim: Bir mahkemede bu sozu darbe delili olarak kullanirsan davayi kazanabilir misin? Bir ay icinde netice aliriz sozu, bir ay icinde darbe yapip iktidari ele geciririz anlamina geliyorsa bir insana, o insanin ya hayal gucu cok genistir ya da bu sozu kullanarak hukumeti savunmaya calismaktadir. Bu sozu soyledigi iddia edilen Hizmet mensubunun ismi dahi verilmemis. "Hirsizlik yapan bakanlari ortaya cikariyoruz, bir ay icinde hesap vermeye mecbur kalacaklar" anlaminda da soylemis olabilir. Eninde sonunda, Cemaatin yaptigina "darbe" demek mumkun degil. "Darbe" kelimesi halki korkutmak ve boylelikle islenen suclari onemsiz gostermek icin kullaniliyor. Netekim, hirsizlar yakayi siyirmis durumda. Zaten burda oncelikle soylenmesi gereken sey su: Hirsizlik yapmasaydiniz kardesim. Halk size guvendi, 75 milyonluk kocaman ulkeye sizi basbakan, milletvekili, vali, belediye baskani yapti. Bu hem buyuk bir onur, hem de cok buyuk bir sorumluluktur. Siz yolsuzluk, hirsizlik yaparak halkin guvenini bosa cikardiniz. Bakkaldan ekmek calmaya benzemez bu; buyuk bir suctur. O kadar ahlaksiz insanlarsiniz ki, yuzunuz kizarmadan sizi yakalayanlari sucluyor, hapse atiyor ve calmaya devam ediyorsunuz. Ustelik bir de ikidebir dinden, ahlaktan, vicdandan bahsediyorsunuz. Yaziklar olsun size.