Ümit Fırat
12 Eylül döneminde, başta Diyarbekir 5 No’lu, olmak üzere, Mamak, Metris, Elaziz, Erzurum gibi birçok askeri hapishanede devletin insanlık dışı yaptırımları sürerken, Donanma ve Sıkıyönetim Komutanlığı Gölcük Güllübahçe Askeri Cezaevi yönetiminin tutuklulara davranışı epey farklıydı, hatta insaniydi.
1983 yılı sonları olmalıydı. Bir gece koğuşumuzdaki televizyonda bir kovboy filmi izlemiştik. Filmde, bütün kovboy filmlerinde olduğu gibi şerif yardımcısı olan bazı kötü adamlar, bir cinayet işlemiş ve cinayetlerini kasabaya yeni gelen bir yabancının üzerine atıp tutuklatmışlardı. Şerif, sanığın mahkemede yargılanması için eyalet merkezinden kasabaya bir hâkim gelmesini ve beklenmesini istiyordu. Şerif yardımcıları ise, kasaba halkını da kışkırtıp harekete geçirerek, suçlu buldukları yabancının hemen asılmasını istiyorlardı. Aynı zamanda hapishane bölümü de olan şerifin ofisine girip adamı ele geçirmeyi başaramayınca, yangın çıkararak binayı bir kül yığını haline getirdiler.
Bunun üzerine harekete geçen şerif, elebaşı konumundakilerin hepsini tutuklayarak mahkeme edilmek üzere hâkim karşısına çıkardı. Yargılama bitip de suçları sabit görülenler hakkında idam kararı verilmek üzereyken, yakılarak öldürüldüğü sanılan yabancı sürpriz bir şekilde ortaya çıkınca, adamlara idam yerine öldürmeye teşebbüs suçundan ceza verildi.
Adam bir yolunu bulup hapisten kaçıp canını kurtarmıştı, ortaya çıkmasaydı adamlar cinayet işledikleri için asılacaklardı. Ama bizim koğuş arkadaşları adamın ortaya çıkışına çok öfkelenmişlerdi. Efendim, bu aşağılık herifler asılıp gebertilmeyi hak etmişken, ne gerek vardı ortaya çıkıp ben yaşıyorum demeye? Bıraksaydı bu pislikler asılıp temizlenmiş olacaklardı.
Arkadaşlarıma, bizim idam cezasına karşı olduğumuzu, yani kimsenin kimseyi asmaya hakkı olmadığını, dolayısıyla bizim de kimseyi asmaya hakkımız olmadığını falan anlatmaya çalışmıştım. Birkaç ay önce bir gece yarısı yanımızdan götürülüp asılan 4 genç arkadaşımızdan söz etmiş ve filmdeki adamlar ne kadar kötü olsalar da -ki gerçekten adamlar çok iğrenç tiplerdi- asılmaları gerekmiyor mealinde bir şeyler söylemiştim.
Geçtiğimiz hafta, 27 Eylül günü Almanya’nın Ingolstadt şehrinde yaşayan Batman/Kozluklu bir Kürt genci, Türkiye Almanya ilişkilerini, Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyaretini ve Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevi’ndeki koşullarını protesto etmek amacıyla, kendisini yakarak hayatına son verdi.
Bu eylemden bir ders veya örnek bir davranış olarak yararlanılabilir mi? Böylesi bir dehşet eylemi, siyasi gerekçelerle haklı bir eylem biçimi olarak ifade edebilip kutsanabilir mi?
Cinayet kelimesinin manası, TDK sözlüğünde “adam öldürme, adam öldürme derecesinde ağır suç” olarak tarif edilmiş. Adam denilmesini doğru bulmadığım için başka sözlüklere de baktım ve Wikipedia’nın, “bir kimsenin başka bir kimseyi bilerek öldürmesi eylemi” olarak yaptığı tarif, bana daha mantıklı geldi. Zaten yeni ceza kanununda da adam kelimesi terkedilerek, insan tercih edilmiş.
Yukarıdaki tariften yola çıkarsak, bir insanın kendisini yakarak hayatına son vermesi de bir öldürme fiili olarak düşünülebilir mi? Daha önceleri de aynıları yaşanmış olan bu intiharlar, bedenini yakarak kendisine karşı dayanılmaz bir işkenceyi de yaşatmak suretiyle işlenen birer cinayet sayılmaz mı?
Yine aynı günlerde, 26 Eylül 2018 tarihinde Bingöl merkeze bağlı Dugernan köyünde 32 yaşındaki Mahmut Bazencir kayboluyor. Çevrede aramalar yapan yakınları, ancak 4 gün sonra Bazencir’in kurşuna dizilmiş cesedini bulabiliyorlar.
27 Eylül günü PKK’ya yakınlığı ile bilinen bir yayın organında, “HPG: Mahmut Bazencir adlı kontra, Bingöl’e bağlı Dugernan köyünde güçlerimiz tarafından cezalandırılmıştır” açıklaması yer alıyor.
Net bir ifadeyle cinayeti sahiplenen HPG’nin bu açıklamasının ardından 1 Ekim günü PKK bir açıklama daha yapıyor ve bu kez Mahmut Bazencir’in ‘yanlışlıkla’ öldürüldüğü belirtilerek şöyle deniyor:
“31 Ağustos 2017 tarihinde Bingöl merkeze bağlı Dügernan (Alıncak) köyünde korucular ve gerillalarımız arasında çıkan bir çatışma sonucunda Şervan Siverek yoldaşımızın şehit düştüğünü, aynı olayda bir korucunun da öldürüldüğünü ve bu olayda düşmanla işbirliği yaptığı düşünülen Mahmut Bazancir’in 27 Eylül 2018 tarihinde cezalandırıldığını kamuoyuna duyurmuştuk. Ancak geçen bir yıllık süre zarfında olay hakkında yapılan inceleme ve soruşturma neticesinde bu eylemin güçlerimiz tarafından yanlış bir anlaşılma sonucu gerçekleştiği, Bazancir’in tesadüfen üst üste gelişen olaylar silsilesinden dolayı düşmanla işbirliği yaptığının sanıldığı, fakat yapılan soruşturma sonucunda Mahmut Bazancir’in yurtsever bir çevreden olup ajan olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle başta aile fertlerine, aile çevresine ve tüm halkımızdan özür dilediğimizi belirtiyor, başsağlığı diliyoruz.”
Hem kendinize cinayet işleme hakkı tanıyacaksınız, hem de sanki yanlış bir adrese gidilmiş gibi, yanlış bir bilgi açıklamış gibi, yanlışlıkla cinayet işlediğinizi açıklayıp, utanmadan özür dileyip başsağlığı dileyeceksiniz. Peki, bunun düzetilmesi mümkün mü, öldürdüğünüz insanlar bir daha hayata dönebiliyor mu? Bazencir kaçıncı yanlış cinayetinizin kurbanı oldu?
Hiçbir kurumun veya kimsenin, suçu ne olursa olsun, bir insanın öldürülmesine karar verme hakkı olamaz. İnsan hakları savunucuları ve örgütleri, yıllardır idamın bir ceza infazı olmadığını, aksine bir cinayet olduğu tekrar tekrar söyleyip kampanyalar düzenliyorlar. Bundan sadece devlet mi etkilenmeli, sizin bazı muafiyetleriniz mi var; bu çabaların size dönük hiçbir etkisi söz konusu değil mi?
Peki, oturup kalkıp insan hakları ihlallerinden söz edip, mağdur olduklarını düşündükleri her durumda insan hakları savunucularını harekete geçirmeyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmeyi ihmal etmeyen bir örgüt, hangi hakla insanları kurşuna dizip hayatlarına son verme hakkına sahip olabiliyor?
Hiçbir kurumun ve insanın sizi idam etme, öldürme hakkı olmadığına göre, neden sizin hoşunuza gitmeyen, hatta yanlışlıkla hoşunuza gitmediğini zannettiğiniz insanları yakalayıp kurşuna dizme hakkınız olsun? Kendinizi özgürlük hareketi gibi bir sıfatla adlandıracaksınız, ama insanlardan sadece size karşı itaat ve suskunluk isteyeceksiniz. Kimse sizin yanlış kararlarınıza ve cinayetlerinize karşı sessiz kalmaya mecbur değildir.
Gerçekleştirdiğiniz binlerce iç infaz ve cinayetleriniz karşısında, yaydığınız korku ve tehditlerinizle insanların sessiz kalmalarını bir ölçüde başarabiliyorsunuz. Hatta bu türden cinayetlerinize sempatiyle bakan destekçiler de bulabiliyorsunuz. Ama unutulmaması gereken bir husus daha var. Bu güne kadar Stalin ve Hitler gibi dünyanın en büyük katillerini örnek alarak cinayetler ve zorbalıklarla, ortalığa kana bulayarak itaatkâr bir toplum inşa etmeyi denemeye kalkanlar çok oldu, ama bu şekilde özgür ve demokratik bir toplum inşa edildiğine kimse şahit olmadı.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları







































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2019
26.12.2018
18.12.2018
15.12.2018
29.11.2018
20.11.2018
14.11.2018
6.01.2018
30.10.2018
23.10.2018