Ümit KIVANÇ
İsrail’le ticarî ilişkilerin kesilmesini talep ederek "Filistin İçin Bin Genç” adıyla faaliyet gösteren inisiyatif, talebini duyurma amacıyla Beyoğlu’nda, İstiklal Caddesi’nde bir araya gelip gösteri yapmaya kalktı ve polisin abartılı şiddetine mâruz kaldı. Gösterici grubun Gazze konusunda boynu eğik iktidar seçmenine hitap edebilme kabiliyeti yüksek. Aralarındaki başörtülü genç kadınlar taze konjonktürde muktedirlerin gözüne saatli bomba gibi görünüyor olmalı. Hattâ, ne saatlisi!.. Taşıyıcı kolonlara yerleştirilmiş tahrip kalıpları gibi.
Seçimdeki “İsrail muhabbeti etkisi” henüz güvenilir şekilde ölçülemedi. Şahsen, iktidar seçmeninin, başka hiçbir sebep olmaksızın, sırf Filistinli Müslümanlara sırt çevrildi, “düşmanla” iş birliği yapılıyor diye iktidar partisinden kolay kolay oyunu esirgeyeceğini sanmıyorum. Yapan olduysa, bunca yıldır bunca hak-adalet çiğnemeye, çalma çırpmaya, iktidardan düşmemek için kanlı yollara başvurmaya en azından sessiz kalarak omuz verip sonra birdenbire Gazze halkı için insafı, vicdanı, adalet hisleri ayağa kalkan görüldüyse -tuhaf ahaliyiz, olmaz değil-, seçim sonucuna damga vuracak sayıda değillerdir diye tahmin ediyorum. (Erbakan’ın Oğlu Partisi’ne yönelişin bir tepkiler-saikler kombinasyonunun ürünü olduğunu sanıyorum.)
AKP destekçileri nezdinde “Aman İsrail’le muhabbete halel gelmesin!” tutumundan duyulan rahatsızlığı belki “karşı tarafın” bu meseleyi sahiplenmesi artırmıştır. İsrail’e akaryakıt, çelik, patlayıcı ve silah imalatında işe yaradığı söylenen birtakım parçalar taşıyan gemilerin gidiş-gelişini, iktidarın muhtemel şerrinden korunabilmek için evini barkını terk etmek zorunda kalan muhalif gazeteciden (Metin Cihan’dan) öğrenmeleri, bu ikiyüzlülüğün belgelerini yayan, paylaşan insanların kendilerinden saymadıkları kimseler olması, sanırım olayın kendisi kadar sinir bozucu olmuştur. Zira bu etken, aynı zamanda, tapınılan devlete nihayet hakim olmuş muhayyel “Müslümanlar”ın düpedüz gaflet ve delalet ve hattâ hıyanet cinsinden sistematik tavırlarının teşhirini daha cafcaflı, daha gösterişli hale getirdi.
Üstelik, İsrail’le muhabbetin bir türlü kesilemeyişinin gerisinde yatanı bir türlü kavrayamayış da vahameti artırıyor. Bırakın geçen güne kadar iktidarı destekleyen -bundan ilk defa bu seçimde vazgeçmiş- seçmen kitlesini, muhalifler de anlayamıyor ki vazgeçilmez derin muhabbetin altında yatanı. Kiminle konuşsak, ilk cevap: “ekonomi”! Peki, bu kadar mı yani? Yani İsrail’den gelecek para bile böylesine vazgeçilmez mi? Sayıları derleyip aktarmaya üşeniyor değilim, değerli okurlar, bundan özellikle kaçınıyorum, çünkü erişebileceğimiz sayılara güvenip bu konuda fikir yürütmemizin hiç mi hiç sağlıklı olmayacağını sanıyorum. Böylesine ısrarla sarılınan ilişki hakkında öğrenemeyeceklerimiz mutlaka bilebileceklerimizden fazla kalacaktır. Akla gelen ikinci ihtimal, Ankara’nın, Suriye ve Irak başta, İsrail’in hemen dibinde, belki çevresinde kalkışacağı işlerde, Tel-Aviv’in üstü örtülü rızasına, en azından ses çıkarmamasına ihtiyaç duyacak olması. Bizim bilmediklerimizi bilen birileri belki bu ihtimali kurcalayarak bir şeyler çıkarabilirler. Biz şimdi ne desek spekülasyon olacağından ihtimale işaret etmekle yetinebiliyoruz. Ve elbette üçüncü olarak, Ankara’nın, şimdilerde Suriye ve Irak sınırlarının ötesine uzanan “Kürt politikası” nedeniyle, -yakın tarihe de uzanacak şekilde!- Tel-Aviv tarafından sıkıştırılabileceği ihtimali var. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun kalemini her fırsatta işaretlemek üzere bu şıkkın etrafında gezdirdiğini gördük.
Hangisi olursa olsun -belki hepsi bir aradadır-, iktidarın İsrail’le muhabbet tutumunun içerideki konumunu böylesine sarsacağını hesaplamadığı belli. Çünkü iktidar koalisyonunu ayakta tutan gövdeden hiçbir uzvun buradan kopmaya cesaret edemeyeceğini veri almaya alıştılar. Haksız değildiler elbette. Ama insan evladı bazen her şeye sonsuza kadar katlanamayabiliyor. Eğer burada tehlike görselerdi -özellikle Tayyip Erdoğan görseydi- mutlaka, göstermelik de olsa İsrail hükümetine yönelik bazı sert çıkışlar, kınamalar, tehditvârî duyurular falan yaparlardı. Kaldı ki, gizli hatlardan görüşüp, “kamuoyu baskısı yüzünden sevkiyata ara veriyoruz, biraz da küfür kıyamet gideceğiz” mesajı verip işleri herkesin bu kadar gözüne sokmadan yürütmek de imkânsız değildi. İsrail’le ticaretin nasıl hayasızca sürdürüldüğünden bizi ABD veya Rusya gizli servisleri falan haberdar etmedi sonuçta; bir gazeteci tamamen açık kaynaklardan derlediği bilgileri aktardı. Böylesine yüzsüzce apaçık olmayabilirdi.
Açıkçası bu kadar pişkinliğin, riyakârlığın gayet nazik ve tehlikeli bir konuda, hiç tedbir alınmaksızın ve uluorta sürdürülmesini nâçiz köşeyazarınız da anlayamadı, muhterem okurlar. Bu yüzden, işte, yukarıda değindiğim tesbite sığındım: hesaplayamadılar, küçümsediler. Ve bu “kibir faktörü”, şüphesiz dindarlığın kendinden menkûl erdemine basarak yükselmiş birileri için ayaklarının altından zeminin çekilmesi demek. Bu durumda belki de başa, AKP’nin demokrasi, hak-adalet vaatleriyle ortaya çıktığı günlere dönüp, artık şüphesiz siyaseten değil, ama hiç değil, buna karşılık felsefî düzeyde, varoluşsal sorun çerçevesinde, ahlâk ve vicdan konularını yeniden konuşmalıyız. İsterlerse, ahiret korkusu bağlamında.
Çünkü yalnız dünyanın gözü önünde soykırıma girişmiş İsrail’le ticareti kesmeyi aklından bile geçiremeyen oportünist, faydacı, bir yandan da korkak politikacılardan falan söz etmiyoruz. Dinin koruyucu kalkanı arkasında çıkarcılık ve riyakârlığın donattığı sahnede programa çıkanlar, seçim kaybedince iftar çadırı kapatan dinibütün belediye kadroları artık. Yoksul halka faydadır diye iftar çadırı kuran siyasetçinin seçim kaybedildiğinde herhalde öfkeyle, muhtemelen nefretle, kesinlikle intikam duygusuyla, her hâlükârda akla hafsalaya sığmaz bir hainlikle bu hizmeti kesmesi, tıpkı çocuk istismarını hasıraltı etmek için taklalar atanlarınki gibi bir ihanet olmalı, şu meşhur “değerler”e. Değilse, kimin bu “değerler”den ne anladığından başlayıp bizzat değerlerin ne ölçüde sahici olduğuna uzanan tartışmalara zemin doğar. Her hâlükârda sonunda yine geliriz aynı soruya, dini siyaset aracı yapmış kişilerde, özellikle muktedir konumlara yükselmiş olanlarında sahiden ahiret korkusu olup olmadığı sorusuna.
Normal olarak bu, hiçbir memleketin siyasî hayatını toptan ilgilendiren bir soru olmazdı. Ancak bizde mevcut iktidar büyük ölçüde din istismarı siyasetine dayanıyor. Ve ahlâk, vicdan ve insafın özellikle en çok aranacağı yerdeki yokluğundan doğan muazzam obruk -ki azamî derinliğine AKP marifetiyle ulaşmıştır- hepimizin ortak alanda toplanıp dertlerimizi halletmemizi imkânsızlaştırıyor. Devletin çektiği jiletli elektrikli telleri aşınca ulaşılacak açık alanı obruk fiilen yok ediyor. Bunlardan ötürü, öncelikle halledilmesi gereken varoluşsal meseleler çıkıyor karşımıza.
Ha belki “Erdoğan ya da AKP iktidarda yalnız değil ki,” diye hatırlatanlar çıkacaktır. Devletin bilmediğimiz yerlerindeki bildiğimiz ama tanımadığımız güç odaklarını ve MHP’yi hesaba katmamızı istiyor olabilir bu dikkatli kimseler. Konuştuğumuz bağlamda onları hesaba katmamız gerekmiyor, sayın seyirciler. (Artık hepimiz sayın seyircileriz; soykırım izliyoruz koltuklarımızdan, kanepelerimizden.) Hak-adalet tanımayan güncel Türk-İslâmcı iktidarın bu ortaklarının İsrail’in marifetine ilişkin yegâne duygusu kıskanmaktır zannederim. Bir de haset; tıpkısını yapamıyor olmaktan doğan. Şu ya da bu vesileyle memleket nüfusunun şu ya da bu kesimini ortadan kaldırmaya yönelik türlü kanlı tezgâhlardan geçip bugünlere geldiklerinden, duygudaşlıkları elbette benzer işleri becerenlerledir. Onlar için İsrail’le ticareti kesmeme belki de yegâne açık sözlü davranış sayılabilir.
AKP içinse… Bakarsınız yarın öbür gün öğreniriz ki, ahiret korkusu zaten “AKP ve MHP oylarıyla red” ya da KHK’yla iptal edilmiş.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları





























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024