Yıldıray OĞUR
DEM Parti uzun uzun tartışmalar, ertelemelerden sonra nihayet İstanbul adaylarını açıkladı.
Her parti en çok oy alacak adayla seçime girmek ister. Bunun için anketler yaptırır, istişareler yapar, nabız tutar. Sonunda bazen isabetsiz bir aday belirler ama niyet her zaman kazanmaktır.
Ama bu kez bir parti anketlere, lehte aleyhte bütün yorumculara, sokaktan yükselen seslere göre aday gösterilse en yüksek oyu alacak adayını bile isteye göstermedi.
Başak Demirtaş yerine eş başkan adayları olarak Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni’nin adı açıklandı.
Beştaş, Kürt siyasetinin önemli ve özgül ağırlığı olan isimlerinden biri. O yüzden heyecan yaratmasa da iddiasız bir aday değil.
Peki ya Murat Çepni?
Eski HDP İzmir Milletvekili. Rize İkizdere doğumlu. Rize’de doğup büyümüş. Rize’nin solcuları genelde Lazlardan olur. Ama Çepni Laz değil, İkizdereli. Samsun’da yaşamış ama hala aksanını koruyacak kadar bir Rizeli.
Ama aday gösterilmesinin sebebi herhalde Trabzonlu İmamoğlu’na karşı DEM Parti’ye ancak yanlışlıkla oy verebilecek İstanbul’daki Rizelilerin oyunu almak değildir.
Çünkü Çepni, klasik değil sosyalist bir Rizeli. Sosyalistlerin de azınlık olarak bir hizbinden.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin Samsun il temsilciliğini yapmış.
ESP, MLKP’nin siyasi kanadı olarak biliniyor. DEM-PKK ilişkisine benzer ilişkileri var.
Çepni, yasal, meşru siyasette, çevre hareketleri içinde yer almış, İkizdere’deki maden direnişinde önlerde durmuş bir isim.
“Ölümsüzlüğünün yıldönümünde” Stalin’i anacak kadar da ortodoks bir sosyalist.
Peki, nasıl oldu da bu kadar marjinal bir Rizeli Stalinist sosyalist, Kürtlerin partisinden önce milletvekili oldu, şimdi de İBB için aday yapılabildi?
Çünkü MLKP; Rojava’da YPG ile birlikte savaşıyor.
Daha birkaç ay önce Rize Fındıklı doğumlu 60 yaşında bir MLKP’li Suriye’de bir SİHA saldırısında öldürülmüştü.
MLKP’nin PKK ile kurduğu bu ittifak siyasette de HDP-ESP ittifakı olarak sürüyor.
Suruç’ta IŞİD saldırısında hayatını kaybeden gençlik grubu da Kobani’ye yardım götüren ESP’nin gençlik kollarının üyeleriydi.
HDP’nin şimdi hapiste olan eski eşbaşkanı Figen Yüksekdağ da ESP kontejanından eşbaşkan olmuştu.
Yani Rojava’da verilen askeri destek, marjinal bir sosyalist partiyi ve hareketi, Kürtlerin Meclis’te üçüncü büyük gruba sahip partisine ortak ediyor.
Çünkü Kandil’in birinci gündemi Türkiye değil, Rojava.
DEM’in şimdiki eş başkanı Tülay Hatimoğulları ise SYKP’li. Adını ilk defa duymuş olanlar çoğunlukta olabilir. Bu bir cehalet değil.
SYKP yani Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi de HDP’nin ve DEM’in kurucu ortaklarından. Muhtemelen küçük bir Kürt aşiretinden daha az üyesi var.
Üstelik Tülay Hatimoğulları bu partiyi kuran sol gruplarından Toplumsal Özgürlük Platformu’ndan.
Bu daha çok Hataylı Arap Alevilerinin içinde yer aldığı bir sosyalist grup. Eski bir sosyalist hareketin devamı.
Böyle marjinal bir partiden bir Arap Alevisi sosyalistin DEM Parti’ye eşbaşkan olması da benzer hassasiyetlerin sonucu olabilir.
DEM Parti’den son seçimde Meclis’e giren milletvekillerinin bir kısmı bu adlarını düzenli haber takip eden insanların bile duymadığı sol hareketlerden geliyor.
Mesela şimdi partinin Barzani’ye bile işbirlikçi diye atar yapacak, Demirtaş ile polemiğe girecek kadar ileri gitmiş isimlerinden Sezai Temelli, 2015’e kadar sadece İstanbul Üniversitesi SBF’de öğretim görevlisi bir Eğitim-Sen’li sendikacıydı.
Geri kalan milletvekillerinin önemli bir kısmı ise adlarını Kürtlerin bile pek bilmediği, yasal olarak kimseyi zan altında bırakmamak için üretilmiş o kavramla söylersek “Kürt hareketinin” sağlam kadrolarından oluşuyor.
Öcalan’ın avukatları, KCK, DTK gibi davalardan hapis yatmış gençlik, kadın hareketinden isimler…
Bu yüzden mesela Diyarbakırlıların DEM Parti milletvekilleri içinde en çok tanıdığı isim Cengiz Çandar olabilir.
DEM Parti’nin MYK’sında, HDP’den ve önceki partilerden farklı olarak bu sağlam kadrolardan isimsiz isimler ağırlıkta.
HDP’deki Sırrı Süreyya, Ahmet Türk, Altan Tan gibi kendi ağırlığı olan isimler yerine, örgütün güvendiği, sözden çıkmayacak kadrolar işbaşında.
DEM Parti’nin ön seçimle belirlediği yeni belediye başkan adayları da böyle isimlerden oluşuyor. Mardin’de Ahmet Türk bile sandıktan zor bela çıkabildi.
Çoğu hapis görmüş, haklarında bir iddianame yazmak ya da soruşturma açmanın kolay olduğu bu isimlerin tercihi bile kayyum atanmasına karşı iktidarla bir işbirliği olduğu tezini yalanlıyor.
Sokağın sesini duyan Demirtaş ile DEM Parti arasındaki siyasi, duygusal makas da bu yüzden açılıyor.
Sokaklar, Kürtler Demirtaş’ı lider olarak görse de bu partinin kadrolarını ilgilendirmiyor ya da etkilemiyor.
Çünkü Kandil de Kürtlerin yaşadığı dünyadan bambaşka bir dünyada yaşıyor artık.
PKK’nın yayın organlarından ANF’de Başak Demirtaş’ın adaylıktan çekilmesinden sonra Atakan Roni takma adıyla çıkan yazı bu alternatif evren hakkında bir fikir veriyor:
“2024 yılına Kürt Özgürlük Hareketi büyük bir siyasi ve askeri hamle ile psikolojik üstünlük sağlayarak, bölgesel ve küresel düzeyde etki yaratan gelişmelerin önünü açtı. Önder APO’ya özgürlük temelinde yürütülen dalga dalga tüm dünyaya yayılan özgürlük hamlesi her gün yeni ve yaratıcı eylemlerle yeni bir aşamaya yükselerek, dünya halkları içinde heyecan ve umut yaratıyor.”
Yazının Demirtaş’ın adaylığına doğrudan değinen kısmı ise şurası:
“Uluslararası komploya karşı mücadele temelinde özgürlük yürüyüşü sürerken yeni bir komplonun ayağı Ankara, Bağdat ve Hewlêr’de örülmeye çalışılıyor. Örülmeye çalışılan komplo büyük özgürlük yürüyüşüne karşı mutlak kölelik dayatmasıdır. AKP-MHP faşizmi Kürt soykırımını gerçekleştirmek için yürüttüğü bu saldırıların Kürt halkı ve dostları tarafından yeteri kadar anlaşıldığı söylenemez. Günümüz bilim-teknik ve iletişim ağlarında ortaya çıkan gelişmeler yeni bir iktidar tekniği ortaya çıkardı. Sanal medya ve sınırsız enformasyon ile toplum yirmi dört saat hakikatten uzaklaşmakta ve algı operasyonlarının nesnesi olmaktadır. Kürt soykırımı planlarına karşı yirmi dört saat mücadele yürütülmesi gerekirken ‘kim aday olmuş, kim niye çekilmiş’ tartışmaları algı operasyonları ve yeni iktidar biçimi olarak psiko-iktidar yönlendirmeleridir.”
Yani kod adıyla yazı yazan muhtemel PKK yöneticisi bu adaylık tartışmasından duyduğu rahatsızlığı anlatıyor.
Çünkü Kandil’den dünyaya bakan bir PKK yöneticisi, teknolojik atılımla askeri olarak varoluşunu tehdit eden, ittifaklarla etrafını saran bir düşman olarak “AKP-MHP faşizmi” ni görüyor.
Ama Türkiye’de siyaset yapan bir Kürt siyasetçisi Türkiye’yi dört yıl daha yönetecek ve çözüm için diyalog kurulması gereken otoriter bir iktidar görüyor.
İkisi de aynı davayı paylaşsa da bir silahlı örgüt bakışı ile bir siyasetçi bakışı arasındaki fark bu.
Selahattin Demirtaş’ın Başak Demirtaş’ın adaylıktan çekilmesi sonrası yazdığı yazıdaki şu bölüm bu bakış farkını net ortaya koyuyor:
“DEM Parti ile AKP arasında bir görüşme trafiği var mı bilmiyorum. Ama eğer yoksa bu, iki parti için de büyük bir eksikliktir. Tüm partiler ülkenin, toplumun sorunlarının çözümü için görüşebilmelidir, konuşabilmelidir. Bu son derece meşrudur, hatta geldiğimiz süreç itibarıyla bir görev, bir sorumluluktur.”
DEM Parti içindeki Türk-Arap sosyalistler ve Aleviler de bu açıdan Kandil ile aynı frekanstalar.
Onlar için de ilk öncelikli düşman “AKP-MHP faşizmi.”
Klişe ve boş gösteren bir tabir olan “faşistlikten” daha fazla aslında ilk meseleleri İslamcı karşıtlığı ve laiklik hassasiyeti.
O yüzden Türkiye’deki herhangi bir seçime baktıklarında Kürtlerin kazanımlarından önce, AK Parti’yi geriletmeyi temel hedef olarak görüyorlar. Kürtlerin kazanımının da tek yolunun bu olduğunu düşünüyorlar.
Onlar için İstanbul’u AK Parti’nin değil, CHP’nin yönetmesi hayati bir mesele.
DEM Parti’ye biçtikleri rol de ittifaklar içinde kalarak ya da ittifak kurmasa da CHP aleyhine hareket etmeyerek AK Parti’nin şehirleri kontrol etmesini engellemek.
Demirtaş ise son mesajında açıkça 31 Mart’ın böyle “aşırı derecede önemsenmesine” karşı çıkıyor:
“Bizim için 31 Mart seçimlerinden çok, 1 Nisan ve sonrası önemlidir. 31 Mart seçimlerini aşırı derecede önemseyenler de bizim demokrasi, adalet, barış arayışımıza, ciddiyetle yaklaşmalıdırlar.”
PKK içindeki özellikle Alevi kadroların ve DEM Parti içindeki sosyalistlerin konu AK Parti olunca “İslamcı” karşıtı hassasiyetleri, Kürt duyarlılıklarının önüne geçiyor.
Çözüm sürecinde de bu meselenin AK Parti ile çözülüyor olması benzer bir dirençle karşılanmıştı.
Demirtaş ve benzer Kürt siyasetçilerin dünyasında ise Kürtlerin dertleri ve çıkarları önde. Demirtaş, son mahkeme savunmasındaki İslam vurgularıyla da bu siyasetle arasındaki mesafeyi açmıştı.
Demirtaş’ın mektubundaki şu cümleler, iki bakış arasındaki farklılığın iyice açıldığını gösteriyor:
“Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi, DEM Parti’nin ısrarla kurmaya çalıştığı üçüncü yol siyasetini görünür kılmak içindi. “Biz koltuk, makam, rant için değil, halkın acil ihtiyacı olan demokrasi, adalet, barış için siyaset yapıyoruz” demek içindi. “Hayır, bu değerler benim belediye koltuğumdan kıymetli değil” diyen varsa bundan sonra adaletten, demokrasiden dem vurmasın.
– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi sıkılı yumrukları açmak, tokalaşmayı hatırlatmak içindi. Bunun kıymetini anlayamayanlar bundan sonra yumruk yediklerinde ah vah etmesinler en azından.
DEM Parti de bu özgüvenle hareket etmeli, iktidar partisi dahil ana muhalefet ve diğer tüm partilerle görüşebiliyorsa görüşmeli, ilkeler çerçevesinde ve demokrasinin gelişimi için uzlaşabiliyorsa uzlaşmalıdır.
Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi bu yönleriyle, DEM Parti dışındaki siyasi aktörlerce doğru değerlendirilmemiştir. Bu nedenle, başka kıymetli arkadaşlarımızla seçim yarışına girileceği anlaşılmaktadır. Oysa biz bu siyasi hamleyi seçimden çok toplumsal barış için önemsiyoruz.”
Kandil ve PKK için Demirtaş aynı zamanda kendi zahmetleri, fedakarlıkları, iktidarları üzerine konan ve popülaritesi gençler arasında kendilerini hatta Öcalan’ı dahi geçmiş ciddi bir rakip.
2015’den beri büyüyen bir tehlike bu. Öcalan, bizzat Demirtaş’ın yüzüne karşı “Önderlik tedbirlerimi alıyorum” demişti. Kandil içinse, kendi gündemlerinden farklı, Türkiye gündemiyle siyaset yapan bir isim Demirtaş.
Yani bütün dünyası “uluslararası komplo, Öcalan’a tecrit, AKP’nin özel savaş taktikleri” olmayan daha başka meseleleri olan biri.
Ve tabii o önceliklere göre de hamleler yapan, bu hamleleriyle Kürtleri yönlendirebilen biri.
2019’daki İstanbul seçimlerinde Kürtleri Öcalan’ın mektubu değil, Demirtaş’ın çağrısı yönlendirmişti.
Kılıçdaroğlu’na destek açıklamakta da Demirtaş herkesin önüne geçmişti.
Başak Demirtaş’ın İstanbul adaylığı Demirtaş’ın popülaritesinin daha da büyümesine, hapishanedeyken sandıkta Demirtaş’ın gücünü görünmesine neden olacaktı.
Kandil, parti içindeki ağırlığını kullanarak, sonucu DEM Partisi’nin rağmına da olsa bunu engellemiş oldu.
Böylece hem “AKP’nin geriletilmesini” en öncelikli hedef olarak gören sol kanat mutlu oldu hem de Demirtaş’ın partinin önüne geçmesinden rahatsız olanlar.
Sonuçta DEM Parti en çok oyu alacak adayı çıkarmamak gibi siyasetin tabiatına aykırı bir kararı verdi.
Karardan İstanbul’da İmamoğlu’nun kazanmasını isteyenler mutlu.
Ama böyle vesayet altındaki, irrasyonel, organik olmayan bir DEM Parti’nin desteği 14 Mayıs’ta görüldüğü gibi iktidarın her zaman elinde bir koz olacak, kaybettirebilecek de bir destek.
Bu pragmatizmi 2019’da iktidar Öcalan’dan mektup alarak kullanıp zararını görmüştü, şimdi de muhalefet için en azından uzun vadede zararlı olabilir.
O yüzden Türkiye demokrasisi için 31 Mart’ta kimin belediyeleri kazanacağına fazlasıyla kendini kaptırmış olanlar, Başak Demirtaş’ın adaylığı meselesine de sadece bu açıdan bakanlar, Türkiye’de demokrasinin geleceği için Kürt siyasetinde hangi bakışın kazanacağı üzerinde de daha derin düşünmeli.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları


















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026