Yıldıray OĞUR
Şehre gelen bir film olarak çözüm süreci…
Nisan ortasında kar bile yağan Ankara’da sert siyasi iklimi değiştirip Akdeniz yapabilecek film yeniden gösterimde.
İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla yaşananlara bakınca ortada bir süreç kalmadığını hatta kalmaması gerektiğini düşünenlerin sayısı hızla artmaktayken, Cumhurbaşkanı’nın bayram sonrası için randevu verdiği DEM İmralı Heyeti Beştepe’ye gitti ve Erdoğan ile 1 saat 20 dakika görüştü.
27 Şubat’taki Öcalan’ın açık çağrısı üzerinden geçen 40 gün süreçte bir fetret devrine dönmüştü.
Kandil vaad ettiği fesih kongresi için bir türlü tarih vermiyor, ayak sürtme hissi veren bahaneler ileri sürüyor, “Öcalan da gelsin, iletişime geçsin, devlet adım atsın” gibi şartlar ileri sürüyordu.
19 Mart’tan sonra yaşananlar da buna mazeret olarak gösterilmeye başlanmıştı.
Özellikle Kürt siyaseti ve kamuoyunda da 19 Mart sonrası olanlar sürece güvensizliği artırmıştı.
Aslında en baştan beri sıralama belliydi; Öcalan’ın çağrısı, PKK’nın kongrede kendisini fesh etmesi ve ardından Meclis’te atılacak adımlar.
PKK’nın fesih kongresini toplamak için devletin kongre sırasında operasyon yapmaması dışında atacağı bir adıma ihtiyacı yoktu.
Kandil’den gelen ayak sürten açıklamalar, devlette 2015 dejavusu hissi yarattı.
Tam 10 yıl önce 28 Şubat 2015’de Taksim’de bir otelde değil, Dolmabahçe’de bakanlarla birlikte okunan Öcalan’ın silah bırakma çağrısından birkaç gün sonra PKK komutanları televizyona çıkıp Öcalan gelmeden silah bırakma kongresinin toplanamayacağını söylemişlerdi.
O anda çözüm süreci bitmiş, Erdoğan da Dolmabahçe toplantısından haberi olmadığını söylemişti.
Peki, neden 2015 dejavusu yaşanmadı?
Aslında 27 Şubat çağrısından sonra süreci sağlamlaştıran adım 10 Mart’ta Suriye’de Ahmed eş-Şara ve Mazlum Kobani’nin anlaşması oldu.
Suriye’de işler Türkiye’deki süreçten hızlı ilerledi. Geçen hafta YPG güçleri, Halep’te kontrolleri altındaki ilk Kürt mahallesinden törenle çekildiler. Çatışmaların yaşandığı Tişrin Barajı’nda da anlaşmaya varıldı.
YPG’li olmasa da Suriye’nin Milli Eğitim Bakanı artık evde Kürtçe konuşan Afrinli bir Kürt.
İlk çözüm sürecinin çöktüğü Suriye, ikinci çözüm sürecinin yükseldiği yer olmaya başladı.
Suriye’de ABD’nin ve Trump’ın Türkiye’ye rağmen YPG’ye destek vermeyeceği de Trump’ın Erdoğan’ın Suriye’deki egemenliğini kutlayan üst üste açıklamalarıyla belli oldu.
İsrail’in ABD olmadan Türkiye’nin rağmına YPG ile iş tutması da zaten mümkün değildi. Bozucu bir etkisi olamayacağı da Türkiye-İsrail arasında başlayan Suriye’de çatışmasızlık hattı temaslarıyla netleşti.
İran’a güvenerek, Suriye’de Türkiye’ye karşı cephe almak da bu konjönktürde akıl karı olmayan bir tercih olurdu.
Kandil’in Suriye’de “yeni fırsatlar çıkar” beklentileri boşa düşmüş oldu. Türkiye ve Şam yönetimiyle anlaşmak en rasyonel formüle döndü.
O yüzden Kandil’den gelen son açıklamalarda Rojava’dan bir bahis yok.
Ama 19 Mart’tan sonra Türkiye’de yaşananlardan bahis var.
19 Mart sonrası yaşananlar çözüm sürecinde odak kaybına neden oldu. Kürtlerde de iktidara güvensizliği artırdı.
Dost muhalif çevreler, DEM Parti’ye “böyle bir iktidarla nasıl anlaşırsın, otoriter rejimi pekiştirirsin” basıncı yapmaya başladı.
DEM’in gösterilere katılıp katılmaması, olan biteni eleştiren açıklamalar yapıp yapmaması tartışıldı.
Özellikle Kandil’de kendisini fikren daha fazla CHP ve sol çevrelere yakın hisseden isimler, böyle bir dönemde, bu iktidarla çözüm olamayacağını söylemeye başladılar.
Bu da bir dejavu hissi yarattı.
Çünkü ilk Çözüm Süreci Gezi ve ardından 17/25 Aralık süreçlerine denk gelmişti. Kürt siyaseti protestolara katılma baskısı altında kalmış, böyle bir dönemde çözüm süreci otoriter rejime destek olarak görülmüş, Gezi’ye katılmayacağız diyen Demirtaş, sonra meşhur “seni başkan yaptırmayacağız” açıklamasını yapmıştı.
Kandil de hükümetin sallandığı, Batı’daki desteğini kaybettiği bu fırsattan yararlanılması gerektiğini düşünmüştü.
Ama bu kez Kürt siyaseti bu mahalle baskısına gelmedi.
İmamoğlu’nun tutuklanması ve sonrasında yaşananlar eleştirildi, sembolik olarak protestolara katılım çağrıları yapıldı ama kitlesel olarak DEM’li Kürtler protestoların içinde olmadı. Hatta DEM Eş Başkanı Bakırhan “CHP’nin eylemci kitlesi değiliz” dedi. Demirtaş ise olan bitenle ilgili açıklama yapmadı.
(Demirtaş’ın sessizliğini eleştirenlere verecek güçlü cevapları da vardı. Demirtaş’ın hapiste olmasına neden olan dokunulmazlıkların kaldırılmasına CHP de el kaldırdı, hatta öncü oldu. Demirtaş hapse girerken de ülkenin Batı’sından pek ses çıkmadı.)
Bu kez Kürt siyasetinde çözüm sürecini her şeye rağmen koruma kaygısı baskın geldi.
Mahalle baskısına karşı bu hassasiyet de iktidarın ve Erdoğan’ın sürece olan inancını artırdı.
Erdoğan, ilk çözüm sürecinde İmralı’ya giden HDP heyetleriyle görüşmemişti.
En son 2012’de adı BDP’yken görüştüğü DEM ‘in İmralı heyetiyle görüştü.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde devletin atabileceği, bundan sonra atılacak adımların da garantisi olan en büyük adım böylece atılmış oldu.
Aslında öncesinde de güven artırıcı adımlar atılmıştı.
Mesela iki hafta önce MSB kaynaklarından medyaya düşen “PKK’nın kongresini bir an önce toplaması” açıklaması devletin yapabileceği türden bir “kongreyi toplayın, askeri operasyon olmayacak” açıklamasıydı.
Sonra Bahçeli yine devreye girdi, yine el yükseltti, “kendinizi fesh edeceksiniz gelin Malazgirt’te 4 Mayıs’ta kongrenizi toplayın” diyerek en üst perdeden garanti vermişti.
Ardından yine Bahçeli, Kandil’den ve DEM’den gelen önce Meclis’te adım atılsın, af çıksın açıklamalarına Türkgün’e yazdığı makalede “Fesih sürecinin uzun vadeli beklenen başarıya ulaşması için siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan yeni atılımlar ve kapsamlı reformlarla milli birliğimiz daha da güçlendirilmeli, toplumsal uzlaşı, adalet ve eşitlik esas olmalıdır” diyerek devletin fesih açıklamasından sonra reform sözünü tekrarladı.
Bu arada Öcalan bayramda biri DEM Parti milletvekili olan akrabalarıyla görüştü, sürece olan desteğini yenileyen açıklamalar yaptı.
Daha fazlasının Kandil’e gittiği de anlaşılıyor.
Çünkü Öcalan’ın bayram görüşmesinden sonra Kandil’den süreçle ilgili, “önce devlet adım atsın”, “Öcalan ile iletişim kurmamız lazım” gibi bir açıklama henüz gelmedi.
Ve sonra da Erdoğan’ın Ramazan’dan sonra İmralı heyetine randevu vereceğim açıklaması geldi. Erdoğan bu görüşmeye verdiği önemi bir gün önce Meclis grubunda “Cumhur İttifakı olarak büyük bir titizlikle, büyük bir sabırla yürüttüğümüz bu süreci inşallah ülkemizin hayrına olacak şekilde neticelendireceğiz. Yarın DEM heyetini kabul ederek hem kendileriyle görüşecek, hem de terörsüz Türkiye hedefine ulaşma irademizi teyit edeceğiz” diyerek gösterdi.
Beştepe’deki 1 saat 20 dakikalık görüşme İmralı Heyeti’nin diğer parti liderleriyle yaptığı görüşmeden farklıydı.
Bu sadece siyasi bir bilgilendirme, temas toplantısı değil, doğrudan bir süreç toplantısıydı.
Çünkü görüşmede MİT Başkanı İbrahim Kalın da vardı.
Sahibinin kim olduğu, nasıl başladığı tartışılan son çözüm sürecinin başından beri esas yürütücüsü olan MİT Başkanı da böylece ilk kez kamuoyu önünde sona doğru ilerleyen süreçle poz vermiş oldu.
Kulislere yansıyan bilgilere göre görüşme fotoğraflar ve açıklamalara yansıdığından daha iyi geçti.
Bunun en somut göstergesi bu görüşmeden sonra DEM İmralı Heyeti’nin Adalet Bakanı ile görüşeceğinin açıklanması.
Bu da artık süreçte atılacak adımların müzakere edildiğini gösteriyor.
Sonra da heyet yeniden İmralı’ya gidecek.
Çözüm sürecinde işlerin yolunda gitmesi, Beştepe’den gelen yüzlerin güldüğü fotoğraflar Türkiye’nin bu çalkantılı ortamında muhalefet açısından sinir bozucu olabilir.
İki halin birbirinden bu kadar zıt biçimde yaşanıyor olması pek çok insanın sürece olan inancını da azalttı.
Fakat “bu şartlarda çözüm süreci mi olur, otoriterleşmeyi meşrulaştırıyorsunuz” tazyiki sadece duygusal tepkiler değil aynı zamanda gerçeği de ıskalıyor.
DEM’lilerin bu suçlamaya verecek en az yarım asırdır birikmiş cevapları var.
Çünkü DEM Partililerin geldiği geleneğin ve Kürtlerin bu 50 yılda çok zor zamanları oldu ve Batı’daki laik muhalefet onların başına bunlar gelirken diye başlayan ahlaki pozisyonlar almadı.
Ama yine de bu siteme cevap vermek için geçmiş defterleri açmaya hiç gerek yok.
Çünkü çözüm süreci, otoriterleşmeyi meşrulaştıran bir işlev görmüyor, tam tersine demokrasiye ve hukuka açılan bir çıkış kapısı haline geliyor.
Bugün iktidarı barış, demokrasi, hukuk perspektifinde tutan bir Batı çıpası yok.
Batı uzun süredir Türkiye’yi dönüştürücü çıpa etkisini kaybetmiş durumda. Hatta tam tersine yükselen popülist dalgalar demokrasileri içine çeken bir girdaba dünüşüyor.
Muhalefetin Batı’ya seslenerek elde edeceği bir kazanım yok. Hatta bu çağrılar içeride kötü yankılanıyor.
Türkiye’de demokrasi ve hukukun yeni çıpası çözüm süreci.
Çözüm süreci konusu açılınca Devlet Bahçeli demokratik reformlar öneriyor, Erdoğan 500 km ötede İstanbul’da CHP’li belediye başkanının ittifak görüşmesi yüzünden gözaltına alındığı DEM Parti ile sıcak fotoğraflar veriyor.
Bir anda konu umut hakkı, ceza indirimleri, siyasi af, Anayasa değişikliklerine geliyor. Diyalog, uzlaşma, barış gibi kavramlara geçiliyor.
Pragmatik nedenlerle, siyaseten ya da uluslararası konjonktür, bölgesel krizler nedeniyle…
İsteyen istediğini seçebilir ama son dönemde Türkiye’de geleceğe dair seçimler dışındaki tek hazırlık, tek pozitif gündem, herkese acı veren enflasyonla mücadele dışındaki tek büyük bir sorunu çözme iradesi çözüm süreci…
Ekonomik program gibi, iktidar bu sürece de büyük bir siyasi yatırım yapıyor. Her türlü tepkiyi göze alıyor, fedakarlık yapıyor ve ülkede olan biten diğer işlerden onu ayırıyor.
En azından Cumhurbaşkanı’nın planının her alanda bir sertleşme ve otoriterleşme olmadığı, çözüm süreci söz konusu olduğunda ılımlı, esnek bir pozisyon aldığı görülüyor.
Ankara kulislerine göre Erdoğan, sürecin son halinden dolayı mutlu ve heyecanlı.
Cumhurbaşkanı’nın motivasyonu sürecin başarılı olma ihtimali arttıkça yükseliyor.
O yüzden çözüm sürecini korumak için diyaloğa ve esnekliğe de açık.
Bunun somut örneği DEM İmralı Heyeti ile Beştepe’deki zirve öncesi ve sonrası atılan adımlar.
19 Mart sonrası yaşananlar, çözüm sürecinde odak kaybına neden oldu. Sürecin hem iktidar hem DEM cephesi bundan rahatsızdı.
Özellikle muhalif çevrelerden eleştiriler alan DEM Partililerin elini de güçlendirmek ve tekrar sürece güveni ve ilgiyi artırmak için Beştepe’deki görüşmeden hemen önceki gece Mahir Polat ev hapsiyle tahliye edildi ve görüşmenin olduğu gün de protestocu gençler tahliye oldu.
Ankara kulislerine göre bu tesadüf değildi, süreç için atılmış adımlardı.
Kemal Burkay, meşhur Gülümse şiirini 1963 yılında 26 yaşındayken Ankara’da yazmıştı.
Bir darbe, iki darbe girişiminden henüz çıkmış Ankara’da yaşayan, Kürtlerin kanaat önderlerinin bir gece toplanıp hapse atıldığı görmüş bir Kürt genci kasvetli başkente bir film gelip iklimin değişmesi umudunu koruyordu.
Çözüm süreci de bu aralar şehre gelen tek iyi film. Henüz Akdeniz yapamasa da iklimi yumuşatıyor, demokrasinin yeni çıpası oluyor.
Demokrasi olmadan barış olmaz klişesi yerine belki de Türkiye’de barışla demokrasi olur mu üzerine düşünmeye başlamak gerek.
Özellikle muhalefet geminin bu çıpaya bağlı olmasından sadece memnun olmalı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları


















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026