Ali Türer
Bu ülkede “muhafazakâr ” deyince AKP, MHP, Refah Partisi gibi partilere oy veren İslamcılar, Milliyetçiler, Cemaat, Tarikat üyeleri akla geliyor. Ergenekoncuları destekleyip Çözüm Sürecine destek vermeyen, 12 Eylül Anayasasının değiştirilemez ilkelerini, vatandaşlığın Türk kimliği ile tanımlanmasını kahramanca savunan Ulusalcıları nereye koyacağız? Kafalarında nasıl bir Türkiye tasavvuru var biliyor muyuz?
Evet, bugün kendilerini “Ulusalcı” olarak tanımlayanların çoğu eski yol arkadaşlarımız. 12 Eylül öncesinde “Toprak işleyenin, su kullanın” diye Ecevit’in arkasından birlikte az koşmadık. Çeşitli sol örgütlerde birlikte çalıştık. Faşist saldırılara birlikte göğüs gerdik; sendikaların örgütlenme, hak arama mücadelelerine hep beraber omuz verdik. 1 Mayısta alanları birlikte doldurduk. 12 Eylül sonrasında darbecilerin saldırılarına muhatap olurken de, göğüs gererken de kader birliği içindeydik.
Sonra ne oldu? Sovyetler Birliği ve onun öncülük ettiği sosyalist blok çöktü. Moral dayanaklar ciddi darbe aldı. Reel sosyalizm ulaşılır bir hedef, somut bir program olmaktan çıktı. Büyü bozuldu, boşluğa düştük. Sol, solculuk ideolojik alt yapı içinde mücadele verilen bir alan olmaktan çıktı; daha çok bir yaşam, bir yaklaşım biçimi halini almaya başladı (en azından birçoğumuz için).
Hal böyle olunca “Her şey devlet için” düşüncesi içinde yetişen, Atatürk Türkiye’sini (1940’ları) 1970’lerde bulamadıkları için devletteki zafiyeti sosyalizm aracılığı ile aşmaya çalışanlarla; solu eşitlik ve özgürleşme mücadelesi içinde kendini bulma yolculuğu olarak görenler arasında bir ayrışma oldu. Atatürk’ün yerine geçici olarak Lenin’i koyanlar, Mahirlerin, Denizlerin, Kaypakkayaların, İ.Bilenlerin bir dönem peşine takılanlar asıllarına rücu etmeye başladılar. Hikâye kabaca budur.
Bu eski yol arkadaşları bu gün de hala Sabahattin Ali’nin “Aldırma Gönül” parçası ile teselli buluyorlar. Ama Sabahattin Ali’nin altın dönem olarak gördükleri dönemde, MİT’te görev yapan bir subay tarafından öldürülüp (1948), Bulgaristan sınırına atıldığını galiba hatırlamak istemiyorlar. Sözleri Nazım’ın, bestesi Livaneli’nin “Karlı Kayın Ormanında” parçasını çok seviyorlar. Ama öykündükleri rejim, orduyu ayaklanmaya kışkırttı diye (1938) Nazım’ı 28 yıl hapse mahkûm etmişti, 12 yıl cezaevlerinde süründürmüştü, nedense bunu unutuyorlar.
Bu eski yol arkadaşları hala “Çal Bella” ile maziyi yad ediyorlar, fakat hemen arkasından yeni muktedirlerle mücadele azmini “damarlarındaki asil kanda” bulabiliyorlar; Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ile iman tazeliyorlar. İşin ilginç tarafı solun bu moral dayanakları ile içlerine işlemiş ayrımcılığı bir biçimde bağdaştırırken bunda bir tuhaflık da görmüyorlar. 10. Yıl marşının “Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” dizleri ile coşarken 1938’de Dersim’de yaşananlar, İstiklal Mahkemeleri ile görülen hesaplar, Varlık Vergisi (1942) uygulamaları, zorunlu göç ve mübadelelerle Anadolu’nun fakirleşmesi, sermayenin el değiştirmesi nedense akıllarına gelmiyor. Bunların hatırlatılmasından da rahatsız oluyorlar.
Bu arkadaşlarımız yaşam biçimlerinde son derece modernler, laikler, sorarsanız her biri insan hakları savunucusu. Fakat biraz sıkıştırırsanız Cumhuriyetin kadim bekçileri ve koruyucuları olarak Kürtlerin ana dilde eğitim gibi bir talep ile ortaya çıkmalarına müthiş içerlediklerini görüyorsunuz. “İstedikleri zaman bu ülkede Cumhurbaşkanı, Başbakan, Hâkim, Savcı olamıyorlar mı, daha ne istiyorlar?”diye isyan ediyorlar. Bu talepleri bölücülük olarak tanımlıyorlar.
Kürtlerle aynı semti, aynı kahveyi aynı sahili paylaşmak istemiyorlar; bulundukları ortamda Kürtçe konuşulmasından rahatsız oluyorlar. Biraz yakından ilgilenirseniz hallerinden, tavırlarından siyasal birliğin kurucu kimliğine sahip bireyler olarak, zihinlerinde kendilerine bir tür asli vatandaş anlamı yüklediklerini ve bunun da kabul görmesini beklediklerini fark edersiniz. Bunun müktesep hakları olduğu, aldıkları eğitim ile zihin ve duygu dünyalarına kazınmıştır. Kendini Türk ile eşit gören, o öz güven içinde davranan bir Kürt onları rahatsız eder. Yeri gelip söze aşağılayıcı bir tarzda “Bu Kürtler…” diye başladıklarına çok tanık oldum.
Aynı problemli durum dini inancı güçlü komşuları ile olan ilişkilerinde de görülür. Dini inancı güçlü olanları bir biçimde küçümserler, çağdaş yaşam onlar için bir tür üstünlük göstergesidir. Bulundukları ortamda başörtülü ya da türbanlı bir kadın varsa ona cüzamlı muamelesi yapmıyorlarsa da en azından görmezden gelirler. Haşema giymiş bir kadınla aynı plajda denize girmek keyiflerini kaçırır. Laikliği bir tür dinden ayrıksı durma hakkı olarak algıladıklarını fark edersiniz. Bu duygularına saygı gösterilmesini beklerler.
Bu arkadaşlarımız olayların üzerinde ve dışında kalmayı çok iyi bilirler. Bir tür sorunun kaynağını dışarıda arama uzmanı oldukları söylenebilir. Sütte leke var, kendilerinde yoktur. Ülkedeki her olumsuz operasyonda Amerikan Parmağını ve yerli işbirlikçilerini görürler. Her şeyi komplo teorisi ile açıklamayı kabul etmediğiniz yerde kolayca bir Amerikancı olup çıkabilirsiniz. Anti-Amerikancı ve devletçi olmaları onları “solcu” yapar.
Ama diğer yandan sorunu hep dışarıda aramaları, kendilerinin çözümün bir parçası olabileceklerini görmelerini de kaçınılamaz biçimde engeller. O nedenle birçoğu kötümserdir, bardağa hep boş tarafından baktıklarını görürsünüz.
Bu yüzden belirli bir ideoloji içinde hareket ettikleri de söylenemez. Atatürk ilkelerine ve Atatürk Milliyetçiliğine bağlılık, pragmatik, pozitivist (bilimci), devletçi, laik gelenekle hareket etmek sorunları çözecek yegane sihirli değnektir. Yılda okudukları bir iki kitap, Sözcü, Oda TV, Ulusal kanal gibi temel başvuru kaynakları; birer düşünür, analist ve siyasetçi olarak her şeyi açıklamaya yeter.
Bunları yazarken kinaye kullanarak eleştiri yapıyorum sakın sanılmasın. Gözlemlerime dayanarak bir tür çözümleme yapmaya çalışıyorum sadece.
Ulusalcılar belki Türkiye’nin %20’sini oluşturuyor, bilmiyorum. Fakat Türkiye’nin en eğitimli, çağdaş yaşam biçimini içselleştirmiş, daha çok beyaz yakalı olarak tanımlayabileceğimiz, orta gelir düzeyine sahip bir kesiminden söz ediyoruz. Bu yüzden kendi dışındaki kültürel, siyasi kesimleri davranışlarıyla etkileme kapasiteleri var. İktidara gelen ya da muhalefete düşen siyasi partiler evrimleşirken, yollarına devam ederken, sorunlara çare üretirken bu kesimin geleneğinden beslenmeden yollarına devam edemiyorlar.
En eğitimli birinci kesimin içine sol liberal tutumlarıyla bilim insanlarını, entelektüelleri, aydınları koyalım; sonuçta Türkiye’nin yukardan aşağı en eğitimli ikinci kesiminin ruh hali üzerinde, siyasal davranışları üzerinde konuşuyoruz. Çözümlemeye çalıştığımız bu sorunlu ruh hali; bu kesime ayrıksı ve tepkili duran dini alışkanlıklara dayalı yolculuk eden daha az eğitimli muhafazakâr kesimlerinin lidere endeksli sürü davranışları, cinsiyet ayrımcılığı da içeren daha sorunlu ruhsal yapıları hakkında kanımca bir fikir veriyor. Sonuçta Türkiye’nin modernleşme sürecinde şekillenen sosyal-psikolojik yapısı bir biçimde ortaya çıkıyor.
Ulusalcılarımızda tanık olduğumuz bu ayrımcı, dışlayıcı ruh halinden esin almasa, Cumhurbaşkanlığına soyunduğu şu kritik seçim arifesinde R.T.Erdoğan, muhafazakâr kesimden alacağı oyları bir iki puan daha arttırmak için nefret söylemine başvurabilir miydi? Muhaliflerine “Alevi olduğunu, Zaza olduğunu açıklamaktan neden korkuyorsun” diye seslenebilir; “Affedersiniz ama bana Ermeni de dediler” aşağılamasında bulabilir miydi?
Acaba diyorum, Selahattin Demirtaş; etnik kimliklerin ötesinde, aşağıdan yukarıya katılımcılık temelinde ortak bir siyasi birlik, çağdaş- demokratik bir Türkiye kurma çağrısı yaparken Ulusalcılarımızın dikkatini çekmiş, kafalarında karışıklık yaratmış olabilir mi?
Merak ediyorum, pazar günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde Çatı Adaya gönülsüzce oy vermeye hazırlanan Ulusalcılarımız, ikinci tura R. T. Erdoğan ile Selahattin Demirtaş kalacak olsalardı, 24 Ağustos’ta sandıkta ne yaparlardı?
Keşke bunu test etme fırsatımız olabilseydi diyorum!
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- ÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ?
23.11.2025 - PATRON KİM?
15.11.2025 - BİR ÖĞRETMEN YETİŞTİRME HİKAYESİ
6.09.2025 - ULUSAL KİMLİK DAVASI
18.07.2025 - BOŞ UMUT, SONU HÜSRAN
12.06.2025 - TEHLİKELİ SULARDA SİYASET
22.12.2024 - AÇMAZDA SİYASET
3.12.2024 - ÇİFTE STANDART KULLANAN İKİ YÜZLÜ SİYASET ÜZERİNE
26.09.2024 - SİYASET VE MESLEKİ ETİK ÜZERİNE
2.09.2024 - TARİHDEN DERS ALMAK
5.08.2024
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları




































































































































Gürcan Arıtürk
Siteniz çok güzel, fakat aradığım yazıyı bir türlü tam olarak okuyamadım. Sezin Öneyin Dünyayı Değiştiren Öpücük (1) yazısı, 10.11.2011 tarihli, bir türlü tam olarak görüntülenmiyor, yazıyı bana gönderirseniz sevinirim, hoşcakalın.