Alper GÖRMÜŞ
Dostlarımızın acılarını dinlemek, hiç düşündünüz mü, neden dostlarımızın mutluluklarını dinlemekten daha kolay gelir bize?
“Bu ne biçim soru” diyorsunuz, değil mi, çünkü siz tersinin geçerli olduğunu düşünmüştünüz...
Haklısınız; sevimsiz, sinir bozucu bir soru soruyorum... Fakat lütfen samimi olun, nasıl olsa başkaları duymayacak! Kabul edin ki doğru bir soru bu.
Cevabı da kolay aslında: Öyledir, çünkü acılarını bizimle paylaşan dostumuz bize muhtaçtır, onu kaybetmekten korkmaksızın anlattıklarını can kulağıyla dinleriz.
Oysa mutluluğunu paylaşan dostumuz bizi ürkütür: Çünkü bu aynı zamanda dostumuzun bizimle paylaştıklarının bir bölümünü başkalarına transfer edeceğinin de habercisidir.
Ben, bu neredeyse doğal “insanlık hâli”ni aşabilmiş, onu terse çevirmiş çok az insan tanıdım...
Dostlarımızı kaybetmek korkusundan kaynaklanan bir başka “insanlık hâli” daha var... Aynı kalıbı kullanarak soracağım:
Hasımlarımızı eleştirmek, hiç düşündünüz mü, neden dostlarımızı eleştirmekten daha kolay gelir bize?
Cevap yine aynı: Çünkü hasımlarımızı eleştirirken kaybedecek bir şeyimiz yoktur, oysa dostlarımızı eleştirmek risklerle doludur.
Ben, inandıkları doğrultusunda hasımlarını kıyasıya ve “cesaretle” eleştiren birçok kişi tanıdım. Fakat aynı şeyi dostları ve doğal çevresi sözkonusu olduğunda da yapabilen çok az insan biliyorum...
Buraya kadar okuduklarınız, Aktüel’in son sayısı için kaleme aldığım, gazetemiz yazarlarından Hidayet Şefkatli Tuksal’ın portresinin de giriş bölümünü oluşturuyordu...
Bu satırlar, Tuksal’ın portresine şöyle bağlanıyordu:
“Bana, ‘peki, bunlar arasında seni en çok etkileyeni, en cesuru hangisi’ diye sorsanız, cevabım ‘tabii ki Hidayet Şefkatli Tuksal’ olur.”
Levent Yılmaz’ın filozofça yazısı...
Aslında, dostlarımızı eleştirmekle hasımlarımızı eleştirmek arasındaki zorluk farkı üzerinde daha önce hiç düşünmemiştim... Beni buna sevk eden şey, Levent Yılmaz’ın Taraf’taki tartışma üzerine kaleme aldığı “Taraf’ta ‘kriz’ var. Taraf’ta ‘kritik’ var, ama kritik bir durum yok” başlıklı yazıdaki şu satırlar oldu:
“(...) Münevverin ikinci görevi, siyasi açıdan, partisinin düşmanlarına saldırmak değil, kendi partisindeki yandaşlarına karşı durabilmektir. Çünkü düşmanlara karşı konuşmak kolaydır, herhangi bir yerde bunu yapabilirsiniz, ama dostlara, yandaşlara karşı gelmek, onlara karşı durmak, onları eleştirmek zordur. Ama bu önemlidir. Bu durumda, kendi tarafını sürekli sorgular, bu yakada kriz yaratır.”
Levent Yılmaz’ın filozofça yazısı şu iyimser satırlarla bitiyordu:
“Kriz çıkarmak lazım; ama krizin çözümüne de katkıda bulunmak gerekir. Taraf’taki kriz, sağlıklıdır. İyi krizdir. Durum kritik değildir.”
Eleştiriyi “düşmanlık” sayanların müdahalesi
Ben, dostlarımı (da) eleştirebilme cesaretine sahip olmadan önce, korkakça davrandığım pek çok tecrübe yaşadım. Fakat, hayatımın en tatsız pişmanlıklarının bir bölümünün, zamanı gelmiş bazı eleştirileri “dostluklar bozulmasın” diye dostlarımdan esirgemekle ilgili olduğunu idrak ettiğimden beri bunu yapmamaya gayret ediyorum. Sadece kişisel ve duygusal tecrübelerden söz etmiyorum; düşünce, ideoloji, siyaset alanlarında da böyle yapmaya, “onlar” kadar “bizimkiler” karşısında da eleştirel olmaya gayret ediyorum. Ne zaman “biz”le ilgili bir eleştiriye girişecek olsam eski“korkaklık” günlerimi hatırlıyor, ardından kendimi çimdikliyor ve gereğini yerine getiriyorum.
Fakat Taraf’la ilgili “ağır” diyebileceğim eleştirilere girişmeden önce hiç böyle bir endişe duymadım. Çünkü başta Ahmet Altan ve Yasemin Çongar olmak üzere, bu gazeteyi yönetenlerin, eleştirinin samimi olduğuna kanaat getirmeleri durumunda, velev ki haksız olduğunu düşünsünler, eleştirinin sahibine karşı duygularının ve davranışlarının değişmeyeceğine inanıyordum... Yani bu defa, eleştirinin “dostlukları zedelemek”, “dostları kaybetmek” gibi bir riski yoktu yani...
Nitekim her şey tam düşündüğüm gibi oldu: Orada burada benim “Taraf’a savaş açtığım”, “Taraf’ın bitişini ilan ettiğim”, “Ahmet Altan’ın yerine göz diktiğim” türünden zırvaların dolaştığı günlerde, telefonda Ahmet Altan’la ancak kardeşler arasında cereyan edebilecek sıcaklıkta telefon görüşmeleri yapıyorduk.
Eleştiriyi “düşmanlık” sayan bir rejimin zihniyet kalıplarıyla büyümüş ve farkında olmadan onu tevarüs etmiş “sağcı”, “solcu”, “muhafazakâr” vb. zevatın asla algılayamayacağı bir hâl...
“Belge, bilgi” yayımladık ama “pay” istemiyoruz
Aslında, doğru bildiğim gazetecilik bakış açısından Taraf’ı eleştirmeye çok daha önceden niyetlenmiştim... Ne var ki, “dostları kaybetmek”, “yalnız kalmak” gibi endişeler karşısında çoktandır “şerbetli” olsam da; ilaveten yukarıda dediğim gibi bu defa böyle bir “risk” algılamasam daTaraf’a karşı özellikle “yeni (paralel) merkez medya”dan kaynaklanan kampanya beni bundan sürekli olarak alıkoyuyordu... Eleştirilerimin bunlarla karıştırılmasından, Taraf’ı yıpratma kampanyasının bir parçası olarak kullanılmasından korkuyordum...
Yaz aylarının ortasında, bu kampanyanın elini en serbest tutanlarından birinin yazdığı satırlar korkumu daha da büyüttü. Bu kişiye göre, Taraf’ın iktidara yönelik eleştirilerinin nedeni, “eski Türkiye”yle hesaplaşmada önemli bir rol oynamasına rağmen “yeni Türkiye”den umduğu payı alamamış olmasıydı:
“Erdoğan, iktidarı Ankara’nın elinden alırken olup bitene alkış tutan ‘solcular, liberaller, sosyalistler’ şimdi onun bu yeni devleti idare etmesini ve kullanım hakkını kıskanıyorlar.
(...)
“Birilerinin onlara gazeteler marifetiyle devlet yönetilemeyeceğini, o dönemin geride kaldığını nazikçe anlatması gerekiyor. Belge, bilgi yayınladı diye kimsenin Yeni Türkiye’den pay talep edemeyeceğini de elbette...” (Mustafa Karaalioğlu, Star, 25 temmuz).
Açık söylüyorum; bu yazıyı okuyunca, kelimenin bildiğiniz anlamıyla korktum. Taraf’a böyle bir suçlamada bulunabilecek bir kendinden geçmişlik, eleştirilerimi bu kampanyanın bir parçası kılabilir, beni de yaptığıma pişman edebilirdi.
Bir ara, “eski Türkiye” ile hesaplaşmada karınca kararınca bazı “belge ve bilgi” yayımlamış bir gazeteci olarak Karaalioğlu’na hitaben, “Yeni Türkiye’den biz sadece özgürlük ve adalet istiyoruz, onun dışındaki bütün ‘pay’lar sizin olsun” diye yazasım geldi ama, elim ona da gitmedi...
Neticede o yazı, girişmeyi düşündüğüm “gazeteme eleştiriler”i birkaç ay daha ertelememden başka bir sonuca yol açmadı.
Şemdin Sakık’ın andıcından sonra elim varmıyor
Sonrasını biliyorsunuz: Bu yöndeki kararlılığım, 7 ekim tarihli Taraf’taki “Hür Ordu’ya jandarma servisi” haberine kadar sürdü. Çünkü bu manşet, doğruluğuna inandığım gazetecilik ölçülerine göre, bir gazetenin haberciliği için “alarm verici” nitelikteydi.
Nitekim, taşıdığım “eleştirilerimin Taraf’a zarar verecek biçimde kullanılması” korkusuna rağmen, o manşete itiraz ettim ve böylece başlattığım “gazeteme eleştiriler”i bugüne kadar getirdim.
Tartışmayı içimizde sürdürmeyi tercih edebilir, “kamusal alan”a taşımayabilirdim... Nitekim bazı okurlarımızdan bu yönde eleştiriler de aldım. Fakat ben, bu zemini kullanarak, sadece “biz”i değil bütün meslektaşlarımızı ilgilendirdiğini düşündüğüm için “açık” bir tartışma yürütmeyi, sakıncalarına rağmen daha doğru buldum.
Bugün bu sayfada, haftalardır sürdürdüğüm “genel çerçeve” parantezini kapatacak, “somut örnekler üzerinden Taraf eleştirisi” bölümünün ilk yazısına yer verecektim.
Üç yazıdan oluşacak bu son bölümün iki yazısını yazıp bitirmiştim zaten... Fakat başlıkta da dediğim gibi artık bu köşeye Taraf eleştirisi koymaya elim varmıyor.
Hayır, eleştirimi kendi kötücül amaçları için kullanmaya kalkanların varlığı değil asıl neden; onları zaten baştan beri öngörmüştüm.
Asıl neden, Şemdin Sakık’ın Ergenekon mahkemesindeki tanıklığını, Ahmet Altan gibi benim de, devlet içinde birilerinin Taraf’a yönelik operasyonunun bir parçası olarak yorumlamam...
Ben, Sakık’ın PKK’nın iki numaralı adamıyken şahit olduklarına dair tanıklığını önemsemeye devam ediyorum... Fakat şahit olmadığı şeylerle ilgili yorumlarının, onunla temas kuranların “teşvik”lerinin bir ürünü olduğuna inanıyorum.
Vicdanım, devlet içindeki esrarengiz kanatlardan, belki hükümetten birilerinin de bilgisiyle Taraf’a karşı açık bir operasyonun sürdürüldüğü koşullarda, bu diziyi burada kesmem gerektiğini söylüyor bana.
Bitmiş iki yazıyı, bana gelen okur eleştirileriyle birlikte genel yayın yönetmenimiz Ahmet Altan’a ileteceğim, üçüncü bölümde yazmayı düşündüklerimi ise ona doğrudan anlatacağım.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları













































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025