Alper GÖRMÜŞ
6 Ağustos tarihli, “‘Ben palavrayım’ diye bağıran iddialar ve muhalif ruh hali...” başlıklı yazımın son paragrafı şöyleydi:
“Perşembe günü Türkiye’de gerçek hukuksuzlukların neden ‘muhalif ruh’u ‘kesmediğini’, neden ilave ve fakat uyduruk senaryolar yaratma ihtiyacı duyduğunu kendimce izah etmeye çalışacağım... Cevabı zor bir soru; bu konuda fikirleri olan okurlarımın görüşlerinden istifade etmek isterim.”
Bu yazıda önce bana yazan okurlardan bazılarının görüşlerini özetleyecek, sonra da kendi ilavelerimi dikkatinize sunacağım.
İki okurum, kendi çevrelerinde yaşadıkları ‘uyduruk senaryo’ örneklerini anlatmış. Bu yazıyı çok uzatacağı için o örneklere yer vermeyeceğim. Sizin de katkılarınızla bu tartışmayı sürdürürsek, sonraki yazılarda anlatabilirim.
Bu yazıda sadece ‘neden?’ sorusuna cevap teşkil edecek mektuplar gönderen okurların görüşlerini aktarmakla yetineceğim.
Uyduruk senaryolara ihtiyaç duymanın psikolojisi
Bir okurum esaslı bir psikolojik tahlil yapmış. Mektubunun o bölümünü kısaltmadan sunuyorum:
“İlk sorudaki ‘muhalif ruhu kesmeyen' gerçek hukuksuzluklar’ laik kesimin psikolojik ergenliğinde eriyip giden detaylardır sadece... Ayakları havada, içinde olduğu toplumu pek tanımayan, kendi hasletlerinin kalitesinden fazlasıyla emin ve hak ettiği dünyanın ona ebediyen sunulması gerektiği beklentisi içindeki laiklerin 'gerçeklerle' yetinmesini nasıl bekleyebiliriz? İtiraf etmem gerek ki bu noktada onlara doğal bir sempati duyuyor, ömrünü malikanesinde geçirmiş, elini soğuk sudan sıcak suya sokmamış eski saraylı hanımefendilere benzetiyorum. Layık oldukları hayatın görkemi ile mukayese edildiğinde, bu hanımefendinin malikanenin bostanında yaşanmış gerçek bir hukuksuzlukla 'gerçek' bir ilişki kurmasını nasıl bekleyebiliriz?
“İkinci sorunun ise söz konusu malikanenin çoğunlukla genç bey ve hanımefendilerinin yaşadığı tatminsizlikle ilişkili olduğunu söylemek isterim. Ebeveynleri gibi kendilerini merkeze alan ve öteki ile arasında aşılmaz bir hiyerarşi kuran bir tavır onları 'kesmiyor'. Onlar bostanda olup biten üzerinde kültürel ve kendilerince enetelektüel hakimiyetlerinin tadını çıkarmak istiyorlar. (Buna literatürde siyaset yapma güdüsü de denebiliyor). Ancak bu istek ötekilerle aralarındaki hiyerarşiyi daraltıyor ve mazAllah olası bir eşitlenmeyi ifade edebiliyor. Dolayısıyla ötekilerin söz konusu eşitliğe imkan vermeyecek şekilde 'alt düzey' davranışlar sergilemesi insanın yüreğini soğuttuğu gibi, akla da yakın geliyor. Ontolojik olarak hak etmeyenlerin 'gerçekte' başarılı olabilmesinin sırrı muhakkak ki söz konusu güruhun, yani ötekilerin 'insanlıktan düşkün bir gerçekliğe' yatkın olmalarındandır... Laik malikanenin sakinleri görmeyip duymasalar bile, ötekilerin bu tür arayış ve davranışlar içinde olduğunu 'bilirler'... O nedenle bu tür uyduruk senaryolar onları şaşırtmamak bir yana, ne denli bilgili ve haklı olduklarının bariz kanıtları olarak zihin ve gönüllerinde kalıcı yer alabilmekte.”
Hiyerarşik üstünlük duygusunu tatmin aracı olarak...
Okurum, şayet yanlış anlamıyorsam, laik kesimin ürettiği ‘senaryo’ların, bu kesimin hiyerarşik üstünlük duygusunu meşrulaştırmak ve tahkim etmek gibi bir işleve sahip olduklarını söylüyor. Çünkü salt somut hukuksuzluklar ve haksızlıklar zemininde bir muhalefet, zımnen, hiyerarşinin olmadığı gibi bir algıya yol açabilir. İşte muhalif ruh, nedenini anlamaya çalıştığımız uyduruk senaryolara, bu ‘eşitlik tehlikesi’ni bertaraf etmek ve muhalefet ettiği iktidar ile onu destekleyen toplumsal kesimlerin ‘düşük statülerini’ vurgulamak için başvurmaktadır.
Biraz daha açarsak: Salt somut hukuksuzluklar ve haksızlıklar üzerine yürütülecek bir teşhir-propaganda faaliyeti kendi başına ‘karşı taraf’ın düşük statüsünü açığa çıkarmaya yetmez. Çünkü bu türden hukuksuzluklar ve haksızlıklar pekâlâ ‘bizim’ iktidarımızda da karşımıza çıkabilir, nitekim geçmiş iktidarlar(ımız) döneminde böyle örneklere rastlanmıştır.
Fakat uyduruk senaryolarla oluşturulmaya çalışılan ve ‘karşı taraf’ın kimliğinin bir parçası kılınmaya çalışılan şey, ‘bizde’ asla olmayan ve olmayacak olan bir şeydir. Bu özellikler ancak daha düşük statülü bir kimliğin parçaları olabilir ve ‘biz’ o özellikleri onlara yapıştırarak kendimizi hiyerarşik olarak üstün kılarız.
Bence okurumun palavra üretiminin hangi psikolojik ve sosyo-psikolojik ihtiyaçtan kaynaklandığına dair izahı gayet ikna edici.
Feyza Şişman adlı okur ise twitter’da meselenin yine psikolojik yanıyla ilgili sayabileceğim bir tweet paylaşmış. Şöyle diyor:
“Ben de çok yanıt aradım, neden gerçekten? (...) Gerçek nefret kadar keskin; korku, parçalanmışlık ve kaybetmek kadar kesif duygular yaratmadığı için mi?”
Feyza Şişman sanırım, ‘statü’ olarak kendilerinden aşağıda birileri tarafından yönetildiklerine inananların biriktirdiği büyük öfke ve nefrete işaret ediyor ve bu duygularını ancak işte böyle uydurulmuş senaryolarla dindirebildiklerini söylüyor ki, bence bu izahta da önemli bir doğruluk payı var.
‘Bostan’da üreyen senaryolar...
Galiba meselenin psikolojik boyutu neredeyse bütünüyle laik-sol muhalefetin bu ‘hiyerarşi’ ve ‘statü’ iddiasıyla bağlantılı... Mektubundan alıntı yaptığım ilk okurumun ‘bostan’ metaforunu hatırlayın; birileri malikânede, birileri de bostanda yaşarken hiçbir sorun çıkmıyor, malikânedekiler sinirlenmiyor, dolayısıyla bostandakilerle ilgili uyduruk senaryo üretme ihtiyacı duymuyorlardı. Fakat ne zaman ki malikânedekilerin çocukları ile bostandakiler temas etmeye başlıyor, işte o zaman sinirler de gerilmeye başlıyordu.
Nasıl gerilmesin? Bostandakiler, her şeylerine, hatta ‘çağdışı’ tüketimlerine bile saygı gösterilmesini istiyorlardı. Kendisini “satıhta bir muhalif” sayan başka bir okurumun dediği gibi:
“Parayla iPhone, dildo, kahve almak makbul; ipek başörtüsü, tesbih, Kuran almak değil. Bütün tüketimler eşittir, ama bazıları daha eşittir misali, ölümüne savunulan bireysel hakların, başkalarının ellerinde, onların istediği şekilde bireyselleşmesi bizi çıldırtıyor.” (Bu okurum bana çok uzun ve çok ilginç bir mektup yazmış, belki ilerde tamamını yayımlarım. Fakat burada, kendisini nasıl tanıttığına dair, mektubunun ilginçliği hakkında da ipuçları barındıran satırlarını aktarmadan geçemeyeceğim: “Yaş 32, yer İstanbul, artı mürekkep yalamışlık, artı yurtdışı yaşamışlık, artı beyaz Türklük... Satıhta bir muhalif posteri olarak üretilebilirim. İnançsızlık, var; yabancı dil, iki tane; Batılılık, had safhada. Yaşamımı ‘yerli ve milli’ kaplara sığdırmak nâmümkün. Milli sporcu olmuşluğum var, ama Amerika üniversite şampiyonluğum bana çok daha fazla şey ifade ediyor. Silah altına girmemek için önce kumbara bir üniversiteye, sonra da muaf olmak için direkt devlete para verdim.”)
Bu ‘beyaz Türk’ okurumun benzerleri kahir ekseriyetle ‘uyduruk senaryolar okulu’nda süper metinler yazmaya soyunurken, o kendini bu illetin dışında tutabilmiş.
Onun uyduruk senaryolara neden ihtiyaç duyulduğuna dair izahı da öbür okurların ‘hiyerarşi’, ‘statü’ temelli izahlarına epeyce yaklaşıyor:
“İnsanın iyi bir insan olduğunu hasımına göstermesinde hiç bir haz yoktur. İnsan iyi olduğunu, iyi bildiklerine göstermek ister. (...) Modern muhalif algoritması çalışmaya başladığı zaman, sonucu hep aynı veriyor. Çocuk gibi geliyor değil mi kulağa? Ama gerçek. Önce iyi insanla kötü insanı ayrıştırıyorlar, sonra olguları pay ediyorlar. Ondan sonra da yapılanı kutbuna göre bir kesime mal ediyorlar.”
Siyasete bakış ve uyduruk senaryolar ihtiyacı
Meselenin psikolojik boyutu konusunda benim, okur mektuplarından derlediğim bu izahlara ilave niteliğinde bir sözüm yok. Yani, ben de meselenin psikolojik boyutunun neredeyse bütünüyle laik-sol muhalefetin ‘hiyerarşi’ ve ‘statü’ iddiasıyla açıklanabileceği kanaatindeyim.
Fakat ben psikolojik boyut kadar belirleyici olmasa da, laik-sol muhalefetin siyasi geleneğinin, siyaset algısının ve siyaset yapma biçiminin de uyduruk senaryolar imâlatında bir faktör olduğunu düşünüyorum.
Psikolojik boyutta nasıl laik-sol muhalefet kendisini farklı ve üstün görüyor ve bunun altını çizmek, kendisini iyice ayrıştırmak için uyduruk senaryolara ihtiyaç duyuyorsa, siyasi boyutta tam tersine, kendisiyle ‘onlar’ arasında bir fark göremediği için uyduruk senaryolara ihtiyaç duyuyor.
Biraz kapalı olduğunun farkındayım, açmaya çalışayım...
Eleştirdiğiniz şeyi aynıyla siz de taşıyorsanız, eleştirinizin etkili olmasını bekleyemezsiniz... Dışarıya itiraf etmezsiniz ama, aslında kendinizi bile ikna edemezsiniz...
Tartışma konumuza dönelim... Laik-sol muhalefetin mesela hukuksuzluklar, yolsuzluklar, liyakatsiz atamalar, adam kayırmalar vb. konularda yürüteceği muhalefet ne kadar sahici ve dolayısıyla etkili olabilir? Daha iktidara gelmeden bile benzerlerini kendi desteklediği partilerde gören biri, ‘gerçek’ üzerine kurulu böyle bir iktidar teşhirinden ne kadar etkilenir? (Kaldı ki kendi gündelik hayat pratiği de, yukarıda sıraladığım fenalıklara karşı göğsünü gere gere ‘hayır’ diyebilecek bir arka plan sunmamaktadır; on sene önce kaçak bina yapmıştır, daha dün bile bir işini görmek için tapuda rüşvet arayışına girmiştir ya da ‘elektriği kaçak olarak nasıl kullanabilirim’ diye beyin cimnastiği yapmıştır, vb.)
Öte yandan, kullandığı hak ve özgürlükleri ‘hak verilmez alınır’ düsturunca söke söke almış değildir, onlar ona bahşedilmiştir ve dolayısıyla öznesinin sadece kendisinin olduğu uzun süreli, sabırlı bir siyasi mücadele yürütme yeteneğinden yoksundur.
Yani kendisinin, kendi siyasi geleneğinin, reel olarak desteklediği partilerin defoları ortada dururken... İlaveten siyasi tembellik, yüz yıldır birike birike artık bir ihtiyat haline gelmişken, o koşullarda gerçek hukuksuzluklar temelinde yürütülecek bir muhalefet ne kadar etkili olabilir? Bu temelde yürütülecek bir muhalefet, ondan beklenecek ‘öfke yaratma’ işlevini ne ölçüde yerine getirebilir?
Kanaatimce, ‘öfke yaratma’ kapasitesi yüksek uyduruk senaryolar, işte bu siyasi arka plan ve koşullar nedeniyle de bir ihtiyaç olarak beliriyor.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları













































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025