Bayram ZİLAN
7 Haziran Seçimleri hariç, Doğu ve Güneydoğu’nun 1.Partisi Ak Parti’ydi. Kürtler, Ak Parti kurulduğu günden itibaren, değişim, reform ve demokratikleşme süreçlerine destek vermiş, Ak Parti’nin “Yeni Türkiye” inşaatına tuğla taşımış, ter dökmüştü. Ama ilk kez 7 Haziran Seçimlerinde Kürtler Ak Parti’ye bir “ders verme” ya da sarı kart gösterme ihtiyacı” hissetti.
Bunun sebeplerini kabaca üç başlık altında toparlamak mümkün.
1-Ak Parti’nin “Post-Barış”a (barış sonrasına) hazırlıksız yakalanması.
Bu kısım, Ak Parti’nin okumakta zorlandığı en büyük sosyolojiyi ifade ediyor. Zira Türkiye’nin son 30 yılı çatışma ve şiddetle geçmiş 100 yıllık sorununu eşi benzeri görülmemiş bir cesaret ve kararlılıkla çözme iradesi gösteren Ak Parti, silahlı kanadın tasfiyesi veya siyasallaşması sonrası bölgede değişmesi muhtemel sosyolojiyi PKK’nın tek başına yönetmek istediğini göremedi. Görseydi, silahı ve şiddeti bir mücadele aracı görmeyen diğer bütün Kürt fraksiyonlarla ilişki kurar, yeni bir sivil toplum (medya, vakıf, dernek, sermaye vs) oluşturmak için “ön açıcı” olurdu.
2-Ak Parti’nin pratiği ve teoriği arasındaki hissedilir dil dengesizliği.
Yaptıklarını, Kürtlerin ritüelleri, sembol ve simgeleri üzerinden anlatma ve çok daha kuvvetli bir gönül bağı kurma imkânı varken, tesiri ve etkisi olmayan, hatta yer yer rahatsızlık veren ifadelerle yaptıklarını anlatmaya çalışan bir Ak Parti.
3-Çözüm Süreci’nde paydaş ve muhatap seçiminde yapılan yanlışlıklar/eksiklikler
İslami kesimlerle yahut HDP/PKK çizgisi dışında kalan “öteki Kürtler”le temas kuramamak. Bu toplum kesimlerini barış masasına oturtmamak, Kürtlerin anayasal haklarını, hak ve özgürlük taleplerini sadece HDP ile müzakere etmek.
Tüm bunların yanı sıra, aday seçimi, “seçmen güvenliği ihtiyacı”nın daha pragmatist bir yaklaşımla “sandık güvenliği ihtiyacı” olarak görülmesi gibi etkenler 7 Haziran’da Ak Partili bazı Kürtlerin tercihini değiştirdi.
Öte yandan “barajı geçersem barışın sigortası olurum, geçmezsem başınıza bela olurum” mottosuyla Batı’daki Türklere saz, Doğu’daki Kürtlere Serhildan Marşı çalan bir HDP vardı.
Ve tabi neredeyse 40 yıldır var olan silahlı bir örgütü, yere izmarit dahi atmayan, ekolojik/çevreci bir kültür hareketine dönüştüren makyözlerin yaptığı yanıltıcı makyaj, beyaz rezidansında şarap yudumlarken yokluk ve yoksulluktan mobilize bir hayat süren Kürt gençlerinin kulağına “sen aslansın, seni kesseler bir şey olmaz, hadi şu Erdoğan’a bi dur deyiver, sokağa çık” diye günde 3 öğün sufle çekenler, yaşasa belki ilerde doktor, mühendis olup insanlara ve insanlığa hizmet ederek hayatını geçirecek Kürt gençlerinin ölü bedeninde devrim romantizmi devşiren lümpen Cihangir Solcuları ve fi tarihinde söylediği bir söz nedeniyle kısa yoldan “liberal” etiketi kazanıp o günden bugüne üzerine bir şey katmadığı için dinozorlaşan ve bugün savunduğu tezlerle “darbeci” sayıldığının farkında olmayan “kapalı devre aydınlar”ın kara propagandası da oy kaymasının tuzu biberi oldu.
Ne var ki, üstad Sezai Karakoç’un o harika sözlerini gün aşırı yüzlerine vurmak zorunda kaldığımız bir ülkedeyiz ve maalesef bu uzunca bir süre değişmeyecek gibi.
Kaderin üstünde bir kader çizen mucizelerin sahibi, 1 Kasım’da, cetvelle bir halkın kaderini çizmeye çalışan mühendislerin oyununu yerle yeksan etti.
Ne hikmettir ki, Ak Parti 7 Haziran’da hem MHP’ye, hem de HDP’ye aynı anda kayan seçmenlerini yine “aynı anda” geri topladı. Bu başarı öyküsü bile başlı başına bir doktora tezi konusu olmayı hak eder nitelikte.
Çünkü normalde ya HDP seçmenini kaybedersiniz, ya da MHP seçmenini. İkisini aynı anda kaybetmek zordur. Kürt meselesinde çok radikal kararlar verir, açılımlar yaparsanız, Türk milliyetçilerini rahatsız eder ve onları kaybedersiniz, bu normaldir. Tam tersi de aynı sonucu doğurur. Kürtlerle ilgili adım atmaz, hak ve özgürlük bahsinde cimri olursanız, Kürt seçmenler sizden kopar. Bu da normaldir. Ama Ak Parti 7 Haziran’da her iki seçmeni birden kaybetti. 1 Kasım’da da her iki seçmeni birden geri kazandı. Hem MHP’li hem de HDP’li seçmeni aynı anda, eşzamanlı olarak kazanmak ise Ak Parti’yle ilintili olduğu kadar MHP ve HDP’nin “siyasi basiretsizliği” ile de ilintilidir.
MHP’ye giden oylar, Bahçeli’nin koalisyon görüşmelerinde fenomenleri bile kıskandıran “hayırcı” duruşu nedeniyle geri geldi. Bir de kendisine milliyetçi diyen, resmi internet sitesinin ana sayfasında “önce vatan” diyen MHP’nin, terörle mücadelede parmak sallayıp “ne halin varsa gör Davutoğlu” demekten başka bir şey yapmaması ve Ak Partiyi yalnız bırakması etkili oldu. Ve tabi Çözüm Süreci’nde PKK’ya çok taviz verdiğini düşündükleri için terk ettikleri Ak Parti’nin aslında taviz vermediğinin, vermeyeceğinin yapılan operasyonlarla anlaşılması. Özetle, terörle mücadele, MHP seçmeni açısından bir “turnusol kağıdı” işlevi gördü.
HDP’ye giden oyların geri gelmesi ise, Ak Parti’nin 5 ayda yaptıklarından daha fazla bir yorumu hak ediyor. Zira Kürtlerin geri gelişi, Ak Parti’nin 7 Haziran’da Kürtlerin verdiği mesajı alması ile ilgili değil. Çünkü istisna kıpırdanmaları saymazsak Ak Parti’nin pratize ettiği bir siyasal revizasyon henüz yok ortada.
Öyleyse Kürtler nasıl geri geldi?
Bugüne kadar Ak Parti’yi bir sigorta olarak gören Kürtler, ilk kez “risk olduğunu bile bile” sigorta olmadan iradesini HDP’ye teslim etti. HDP’yi görece “tek başına” denemek istedi. Bu, Kürtler için bir tür yüzleşmeydi.Gelecek simülasyonuna girdiler ve HDP’li bir geleceğin maliyetini görme şansı elde ettiler.
Her ne kadar bazı çevreler “eleştirse” de bu aslında çok hayırlı bir süreçti.
Kürtler bu 5 aylık simülasyonda siyasallaşacak PKK’nın ve iradesiz HDP’nin “bölge tahayyülünü” gördü. Adına Demokratik Özerklik denen “şeyin” bileşenlerinin aslında Demokratik Hendek, Demokratik Molotof, Demokratik Roketatar, Demokratik Baskı, Demokratik Şiddet ve en önemlisi de “Demokratik Ölüm” olduğunu gördü…
Kürtler, artık HDP’li veya PKK’lı bir geleceğin nasıl bir gelecek olduğunu çok net biliyor. Sigortanın yokluğunda çıkan kısa devrelerin çıkardığı yangınları da…
İşte tam bu noktada (yazının uzun olmasının yaratacağı dezavantajı da üstlenerek) çıkarımlarda bulunmak ve ev ödevleri çıkartmak son derece önemli. Çünkü önümüzde fark edilmeyi bekleyen Kürtler açısından kırılmış bir fay hattı ve bu kırılmayla ortaya çıkan “üçüncü yol”lar var.
Öncelikli olarak Ak Parti’nin; bugünden itibaren enerjisini 23 Milyon seçmene tahakküm kurma kibrini ambalajlayıp “kutuplaştık” diye satan bir avuç jakobene cevap yetiştirmeye harcamak yerine, yarım kalan “sivilleşme, demokratikleşme ve reform” sürecini tamamlamaya harcaması gerekiyor.
Öte yandan PKK’nın bölgede marjinalleştirilmesi için en uygun şartların oluştuğunu görmesi, bunun için toplumsal dinamikleri sahaya sürmesi, bölgedeki monopolik siyasal ortamdan kendini göstermeye fırsat bulamamış siyasi partilerin, fraksiyonların, vakıf ve derneklerin görünür olması için destek olması, ön açması gerekiyor.
Savaş ve Barış taraftarlarının ayrışacağı bir süreçte ortaya “katalizörler” çıkartmak önemlidir. İşte Kandil ve HDP’yi ve tabiki PKK tabanını, barış ve savaş taraflarına ayrıştıracak olan katalizör de “Öcalan ve Barzani”dir. Bu, Ak Parti’nin keşfine açık olarak öylece durmaktadır.
Bir başka yüzleşme konusu da “Kürt gençleri”dir.
Düşük yoğunluklu savaş koşullarının ve PKK ideolojisinin yarattığı göç ve çarpık sosyal kentleşmeyle gelen kimliksizleşme ve dejenerasyon, babaları ömrü boyunca odaya/eve her girdiğinde ayağı kalkan bir geleneğin mensuplarının çocuklarını bugün babalarını tehdit eder hale getirdi. Acı ama gerçek olan şu ki, evlatların babalarından korktuğu bir dönemden babaların evlatlarından korktuğu bir döneme evrilmiş bulunmaktayız. Bölgede bir savaş nesli yetişti ve bu eğer Ak Parti tarafından keşfedilip onarılmazsa ilerde çok büyük yaralar açacağa benziyor. Zira tam olarak geleneğinden, tarihinden, kültür ve medeniyetinden kopartılarak yetişmiş bir kuşak var karşımızda. Bu çok tehlikeli. Çünkü mezkûr kuşak, Kürt toplumunun geleneklerine en yabancılaşmış Kürt gençlerinden müteşekkil bir kuşak.
Tüm bu sorumluluklar Ak Parti’nin omuzlarındadır.
Ev ödevi Ak Parti’nindir.
Çözüm Süreci bir gün yeniden masamızda olacak. Bu sorunu çözecek olan “biz”iz.
Hans, Peter gelip çözmeyecek.
Yine iş başa düşecek, Ahmet Davutoğlu, Tayyip Erdoğan ve Türkiye halkı el ele çözecek.
Bir başka yalın gerçek de şu:
“2.Sykes Picot çizimleri” yapmak isteyenlerin planını ters yüz etmenin,
Yeniden küllerinden doğup bu coğrafyanın makûs kaderini değiştirmenin,
Ortadoğu halklarını sömürgeci oryantalistlerin bitmez/tükenmez salyalı iştahlarından kurtarmanın,
Ve her şeyden önemlisi barış, kardeşlik ve huzuru bu coğrafyanın yalın ayaklı çocuklarına miras bırakmanın tek yolu Kürt ve Türk ittifakı ile mümkündür.
1 Kasım sonuçları gösterdi ki, Türk-Kürt ittifakını bozmak isteyen Londra, Washington, Berlin ve Tel-Aviv’e yine Türk ve Kürtler geçit vermiyor, “Selahaddin-i Eyyubimizi durduramazsınız” diyor.
Kollarımızı sıvamamızın, ayağa kalkmamızın zamanı geldi.
Öyleyse, haydi,
Hemen, Şimdi...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları


















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.05.2024
7.05.2024
3.05.2024
29.04.2024
26.04.2024
18.04.2020
25.02.2020
12.02.2020
19.01.2020
15.01.2019