Berrin Sönmez
İnfaz paketiyle cinsel istismar hükümlülerinin tahliye edilmediği yönünde yaygın ve yanlış bir kanaat hakim topluma. Son anda gündeme gelen onuncu madde meclise sunulamadığı için çoğunluk, istismarcıların affedilmediğini düşünüyor. Gariptir o madde önergesine eylem yaptığımızda da “yok öyle bir teklif” denmişti ama Lütfü Türkkan “bize geldi kabul etmedik” mesajıyla, durumu netleştirdikten sonra sesler kesilmişti. Şimdi de çoğunluk cinsel suç hükümlülerinin çıkmış olabileceği görüşünü reddediyor. Oysa kabul edilen geçici dokuzuncu maddeye komisyonda eklenen bir fıkraya dayanarak, iktidarın tüm siyasi partileri kapı kapı gezip ikna etmek için gösterdiklerini bildiğimiz o resmi nikahlı 264 ve toplamda 300 kişilik listeyi oluşturan mahkumların, açık cezaevine geçme ve oradan izinli çıkma hakkından yararlanmadığını kimse söyleyemez. İktidar söylemiyor da zaten.
Peki, ellerindeki listede yer alan isimler kuvvetle tahmin ettiğim gibi izinli çıkma haklarını kullandılarsa “iktidar neden hâlâ çocuğun cinsel istismarı suçunu affetmek için gösterdiği çabayı sürdürüyor” sorusu akıllara gelebilir. Belli kişilerin affından çok daha derin nedenlere dayanıyor olmalı, “erken evlilik” adı verilerek çocuğun cinsel istismarı suçunu meşrulaştırma çabası. Ki Mehmet Muş “bayramdan sonra” diyerek bayram öncesi istismarcılara “müjde” vermişti. Keza diğer bir grup başkan vekili Özlem Zengin de “15 Temmuzdan önce mutlaka” sözüyle pekiştirmişti meş’um vaatlerini. Ve artık muhalefetle mutabakat arayışından vazgeçme ihtimali de AKP kulislerinden “bir defa dayak yeriz, geçer, gider” şeklindeki siyasi öngörüsüzlükle haberlere yansımıştı. Israrla gündemde tutuyorlar yani belki gerçekten yaparlar ama yapamayacak olsalar da çocuğa karşı işlenen cinsel suçları affetme fikrini sıcak gündemden düşürmüyorlar. On üç yaşındaki kız çocuğa tecavüz eden on beş yaş büyük yetişkin, evlenir ve bu evliliği beş yıl sürdürürse cezası affedilecek. Bu ülkenin iktidar partileri işi gücü bırakıp yetişkinlere, bir kız çocuğa beş yıllık, “sürdürülebilir tecavüz garantili af” vaat etmesi, bütün çocuklar için güvenlik sorunu yaratmaktadır. Çocuklar cinsel istismar failleriyle evlilik ve maddi çıkar hesaplarıyla pazarlığa oturan aileleri karşısında toplum tarafından yalnız ve savunmasız bırakılmış oluyor, af gündemiyle.
12 Eylül darbesinin oluşturduğu YÖK sistemiyle “kul taifesi” kılınan akademi. 15 Temmuz sonrası, darbe girişimi fırsat bilinerek çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler aracılığıyla hepten yoksullaştırıldı. Pek azı müstesna “yüzde yüz biat” esasıyla işgal edilen akademik kadrolarda artık iktidarın politik hedeflerini gözetip, göze girmek için o hedeflerin de üstüne çıkacak şekilde “bilimsel” dayanak üretmeye çalışacak mebzul miktarda akademisyenle yüzleşiyoruz her gün. Sosyal medya eylemi sonrası basına yansıyan ve akabinde eğitim programından çıkarılıp yeniden gözden geçirileceği üniversite tarafından duyurulan “aile içi çocuğun cinsel istismarının nedenleri” ara başlıklı çocuk gelişimi ders dokümanları, içeriğiyle şaşırtmıyor bile. Şaşırtmıyor ama öfkelendiriyor ve bu tür zihniyet çarpıklığının bilimsel bulgu gibi sunulması çocukların hayatına mâl oluyor.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi ilgili dokümanı incelemek üzere geri çektiğini belirtirken kullandığı ifadeyle de itiraz edilen asıl sorunu kavrayamadığını göstermiş, işin kötüsü. Fakültenin açıklaması “aile içi cinsel istismar” kavramının kullanılmasına itiraz edildiğini zannetmiş gibi görünüyor. Oysa itiraz cinsel istismarın nedenleri arasında asıl suçlu dışında ve mağdur çocuk başta olmak üzere herkesi kusurlu göstermesiydi.
Hukuki bir kavram olarak suç anlamı taşıyan ve ara başlıkta kullanılan istismar kelimesi nedenler sayılırken suç olma vasfını yitirip “cinsel aktivite” sayılmış. Annenin çalışması, yokluğu hatta hastalığı neden gösterilip kadın suçlu ilan edilmiş. Ancak yetinilmemiş ve “6-8 yaşında kız çocuk olmak” istismarın nedeni sayılmış. Açıköğretim önlisans programında öğretiliyor gençlere. Bırakın bilimi insanlıktan uzak nedensel tasnifin yaratacağı zihniyet, geleceğin toplumunu nasıl şekillendirir, iktidarın istediği “kindar değil dindar nesil” için bulunan “ince işçilik” yöntemlerinin bir parçası mıdır? Ve şu yazdıklarımdan çok daha önemli binlerce soru sıralanabilir. Ensest mağdurları sadece kız çocukları değilken ve ensest bir cinsel aktivite değil suç olarak tanımlanmışken çocuk gelişimi dersinde gençlere “kız çocuğun artan baştan çıkarıcılığı” ifadesiyle kız çocukların cinsel gelişiminin kodlanarak öğretilmesi tanıtılması tahammül fersa. Bu ifade, yanlış hükmün yanlışlığını gizlemek için muazzam bir pekiştirme hamlesi sergiliyor. Cümleye bakınca o dersin öğrencisi ilkin kız çocuğun baştan çıkarıcılığı sözünün, tartışılmaz bilimsel bir gerçek olduğunu düşünür. Zihnine baştan çıkarıcı kız çocuğu yerleştirir ilkin ve o maddede öğrenmesi gereken özelliğin sadece kız çocuktaki o baştan çıkarıcılığın “6-8 yaşlarında arttığı” bilgisi kalır. Zihniyet dönüşümü böyle bilimsellik görüntüsü altındaki sözüm ona akademik külliyat ile ders notlarıyla gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Nesiller boyu sürecek zihniyet çarpıklığı yaratma potansiyeli var. Zira o ön lisans öğrencileri, lisans tamamlama programlarına geçebildikleri takdirde bahse konu kitaptan sınıf geçtikleri için çocuk gelişimi dersinden muaf olarak eğitimlerini tamamlayıp, öğretmen olabilirler. Ama gençlerin hakkını yememek kitap içeriği sadece öğrencilerin erişimine açık olduğu halde bugün hepimiz yazılanları öğrenmemizi ve tartışmanın başlamasını onlara borçluyuz. Şükür ki artık tek bilgi kaynağı okullar ve eğitimciler değil. Öğrenciler sunulan bilgilerdeki çarpıklığı görüp itiraz edebiliyor ve topluma yansıtabiliyorlar. İktidarın sosyal medyayı baskı altına almaya çalışması boşuna değil tabii.
İktidarın, toplum mühendisliği çabalarının bir parçası olarak gündemde tutmayı tercih ettiği, erken evlilik adıyla çocuk cinsel istismarını yasallaştırma politikası, sır değil. Sır olmadığı gibi başarma ihtimali de yok. Fakat zarar gören de pek çok. İktidarı bu konuyu gündemden düşürmeye, kesin olarak istismara af teşebbüsünden vazgeçtiğini ilan etmeye zorlamalıyız. Çünkü toplum, nasıl olsa affedilecek düşüncesiyle kız çocukları tecavüzlü ile evlendirmeyi seçiyor. Yargı kararlarını şekillendiriyor böyle bir gündem. Elbistan’da 12 yaşındaki kuzeni ile evlenen ama “yaşının küçük olduğunu bilmiyordum” sözleriyle kendisini savunan suçlu beraat ettirildi mesela. Yetmedi bir de Yargıtay onandı bu karar. Kız çocukların güçlü kadınlar halinde yetişmesini önlemek için erken evlik adıyla istismar gündemden düşürülmüyor. Türkiye sosyolojisi bilinçli olarak bu yönde şekillendirilmek isteniyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025