Cemil KOÇAK
Atatürk Nutuk’ta dönemin muhalif isimlerini şiddetle eleştirir ve yererken, 1927 yılındaki bu değerlendirmelerini hayatının sonuna kadar sürdürdü mü acaba? Nutuk’u kutsal metin olarak görmüyorsanız bu sorunun yanıtına da hazır olmalısınız.
Dönemin muhalif isimleri Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Kâzım Karabekir, Refet Bele ve diğerleri Nutuk’ta deyim yerindeyse ağızlarının payını aldılar. Atatürk’ün haklarındaki değerlendirmeleri sert ve iddialıdır. Bu metni okuyan herkes isimleri geçenlerin hain olarak algılanmaması için hiçbir neden göremez. 1924 yılına kadar siyasal alanda kader birliği yapmış olduğu arkadaşlarını aradan sadece üç yıl geçtikten sonra Atatürk neden bu denli haşin yargılamaktadır sorusunu bir yana bırakıp; Atatürk’ün hayatının geri kalanında aynı değerlendirmelerine sadık kalıp kalmadığı sorusuyla ilgilenmenin zamanıdır. Tıpkı gerçek olaylardan esinlenmiş Amerikan filmlerinin yaptığını yapmaya çalışacağım. Bu tür dramatik filmlerin sonunda filmde/gerçek hayatta rol alan kişilerin bu dramatik finalden sonra neler yaptığından da kısaca ve kare kare söz edilir. Ben de sözünü ettiğim bu kişilerin 1927 yılından sonra neler yaptığından söz edeceğim. Atatürk’ün Nutuk’taki hükümleri sabit kalmamış ve zaman içinde değişmiştir. İsmail Arar, Atatürk’ün hükümlerinin tarih içinde hiç değişmediğini ve değişmeyeceğini ileri sürüyor. Bu iddiası doğru değildir. Çünkü tarihî olgularla uyuşmamaktadır. Bu bakımdan Şevket Süreyya Aydemir’in “Tek Adam”daki hükmü, yani Atatürk’ün aradan zaman geçtikten sonra görüşlerini değiştireceğine ilişkin yorumu bana daha gerçekçi geliyor. Belki de aynı yorumu Falih Rıfkı Atay “Çankaya” kitabında Nutuk’un hiç okunmamış olmasını dilemekle paylaşıyor.
Atatürk’ün ‘etrafı’ Cebesoy’u istemedi
1926 yılında İzmir suikasti davası nedeniyle İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanarak beraat etmiş olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucularından Ali Fuat Cebesoy, 1927’de askerlikten ayrılarak emekli de olmuştu. Kendisi “Sınıf Arkadaşım Atatürk” adlı anılarında belirttiğine göre, önce 1927 ve daha sonra da 1933 yılında Atatürk’le kendisinin Harbiye’den ortak eski bir hocasının aracılığıyla yeniden ilişki kurmuş ve 1933’te bir ara seçimde CHP listesinden Konya bağımsız milletvekili seçilmişti bile. Anılarında Atatürk’ün ölümüne yakın bir tarihte Savarona yatında da kendisiyle yakın temasta olduğunu anlatıyor. Ancak Dolmabahçe Sarayı’ndaki son günlerinde Atatürk’ü “etraf”ı nedeniyle ancak bir kez ziyaret edebilecektir. Bütün bu sürede aralarındaki ilişkinin eskisi gibi olduğunu da Cebesoy anılarında vurguluyor. Cebesoy, Millî Şef döneminde de 1939’da yapılan seçimde CHP listesinden Konya bağımsız milletvekili seçilecektir. 9 Ocak 1939’da bağımsız milletvekillerinden Cebesoy ile Refet Bele, CHP’ye katılacaktır. Cebesoy, milletvekilliği görevine 1943 ve 1946 yıllarında yapılan seçimlerde de devam edecektir. Millî Şef dönemindeki Refik Saydam ve Şükrü Saraçoğlu Hükûmetlerinde de bayındırlık ve ulaştırma bakanı olarak görev yapacaktır. Kâzım Karabekir’in ölümünden sonra meclis başkanlığına da seçilen Cebesoy, 1950 seçimlerinden hemen önce CHP’den istifa eder ve DP’ye katılarak seçimlerde DP’den milletvekili seçilir. 1954-1960 döneminde de yine DP listesinden fakat bu kez bağımsız olarak bu görevini 27 Mayıs 1960 darbesine kadar sürdürür. Fakat Yassıada’da yargılanmaz.
Refet Bele’ye vekillik verildi
Ali Fuat Cebesoy’la tıpatıp aynı siyasal kaderi paylaşan Refet Bele, 1935 yılında yapılan seçimde CHP listesinden İstanbul bağımsız milletvekili olmuştur. Bu, Cebesoy’un anılarında belirttiğine göre, Bele’nin kişisel girişimi ve Atatürk’ün de desteğiyle mümkün olabilmişti. O da tıpkı Cebesoy gibi Atatürk hayattayken siyasal yaşama geri dönebilmişti. Millî Şef döneminde de bu görevine devam edecek; 1939 yılında yapılan seçimde yeniden milletvekili seçilecek ve Cebesoy gibi bağımsız olmaktan çıkarak CHP’ye katılacaktır. Bele, 1946 yılında da milletvekili seçilecek ve bu görevini 1950 yılına dek sürdürecektir. Nihayet DP iktidarında 1950-1961 yılları arasında Beyrut mülteciler komisyonunda Türk temsilcisi olarak bulunacaktır.
Kazım Karabekir’le sonuçsuz girişim
1936 yılında yani Nutuk’un okunmasından dokuz yıl sonra Atatürk, benzer siyasi kaderi paylaşmış olan Kazım Karabekir’le de yeniden temas kurmak ister ve bunun için de bu sırada kendisiyle çoktan barışmış olan Cebesoy’u görevlendirir. Cebesoy, Karabekir’i İstanbul’da Atatürk’le karşılaştırmak isterse de, anılarında yer aldığı şekliyle bazı yanlış anlamalar ve Atatürk’ün “etraf”ının bu ilişkinin kurulmasına karşı çıkması sonucunda Dolmabahçe’de öngörülen bu buluşma gerçekleşemez. Karabekir, bu tarihten sonra Atatürk ile temas kurmaz ve yeni bir buluşma da söz konusu olmaz. Cumhurbaşkanı olduğunda İsmet İnönü, zaman yitirmeksizin Karabekir’i CHP’den önce milletvekili ve daha sonra da 1946 yılında meclis başkanı yapacaktır.
Resmi alanda temize çıkarma girişimi
Atatürk, son derece ağır şekilde suçladığı Cebesoy’la Nutuk’un okunmasından sadece altı ve Bele ile de sekiz yıl sonra yeniden temas kurmuş ve onları resmî planda da temize çıkarmak istemişti. Sadece bu durum bile Atatürk’ün bu isimler için Nutuk’ta ortaya koyduğu değerlendirmelerinin geçici olduğunu ve bir süre sonra da değiştiğini açıkça ortaya koyuyor. Atatürk, diğer iki isim, Kâzım Karabekir ve Rauf Orbay ile de yeniden temas kurmak istemişti. Onları da yeniden siyasal hayat içine almak istiyordu. Bu mümkün olamamıştır. Ancak burada önemli olan Atatürk’ün niyeti ve girişimidir. Demek ki Atatürk, bu iki isim için de Nutuk’ta ortaya koyduğu değerlendirmelerini değiştirmiş olmalıdır.
Ya İsmet İnönü’nün başına gelenler?
İNÖNÜ, 1937 yılının sonbaharında başbakanlıktan ayrılmak zorunda kalmıştı. Her ne kadar Nutuk’ta adından her zaman övgüyle bahsedilen bir isim olsa da, bundan sonra adı siyaset sahnesinden tamamen silinecek; yeniden Cumhurbaşkanı oluncaya kadar ismi basında kesinlikle yer almayacaktır. İnönü’nün münzevî hayatı, onun geçmişteki siyasî yaşamını da etkileyecektir. İnönü günlüğünde “Lozan gününde kimseye bir kelime yazdırtmadılar” derken, siyasî mazideki başarılarının da resmî tarihten silinmek istendiğine işaret ediyordu. Yılların Lozan kahramanı İsmet Paşa, başbakanlıktan ayrılmak zorunda kaldığı içindir ki, geçmişteki siyasî başarılarından da koparılmak isteniyordu. Güncel politik konjonktür birdenbire geçmişi de kapsamıştı. Artık geçmiş hiç de eskisi gibi görünmüyordu. Bir de şöyle düşünelim: Eğer Nutuk, 1937 yılının sonbaharında okunsaydı, İnönü acaba Nutuk’ta nasıl değerlendirilirdi? Benim bu spekülatif gibi görünen tarih sorusuna vereceğim yanıt şöyledir: 1937 yılında meydana gelen bu dramatik gelişmeden sonra İnönü’nün siyasetin tamamen dışında kalması ve hatta yaşamının güvence altında dahi bulunmaması, bize açıkça gösteriyor ki, İnönü’nün ismi ve resmi, sadece günlük hayattan ve güncel politikadan değil, fakat muhtemelen resmî tarihin içinden de çıkarılacaktı. Görünen bütün eğilimler buna işaret ediyor. 1937 yılının sonbaharında kaleme alınmış olan bir Nutuk’ta, İsmet İnönü’nün Millî Mücadele ve sonrasındaki gelişmelerde hangi değerlendirmelerle yer alacağını sormanın yalnızca spekülatif bir soru olmadığını, fakat aksine Nutuk’a ilişkin yorum, saptama ve değerlendirmelerimizde bize yeni bir görüş açısı kazandıracak anlamlı ve önemli bir soru olduğunu düşünüyorum. Benim kişisel izlenimim, bu takdirde İnönü’nün Nutuk’ta en azından bugünkü hâli ile yer alamayacağı yönündedir.
Nutuktan
“Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası programı en hain dimağların mahsûlüdür; bu fırka, memlekette suikastçilerin, mürtecilerin tahassungâhı, ümidi istinadı oldu; harici düşmanların, yeni Türk devletini, taze Türk Cumhuriyetini mahvetmeye matuf planlarının sühûleti tatbikatına hizmete çalıştı.” “Terakkiperver ve cumhuriyet kelimelerini kullanarak, bize ve münevveranı millete karşı din bayrağını gizlemek tedbirlerinde bulunanlar, memlekette umumî irtica ve isyan yapmak için dahil ve hariçte tertipler ve teşvikler yapmakla meşgul olanların mevcudiyetinden bihaber farz olunabilirler mi?”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları

















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016