Ekrem DUMANLI
Bu ülkede her dönem birileri “ur”a benzetilir, “virüs” muamelesine tabi tutulur, “hain” ilan edilir ve “kökünün kazınması gerekir” diye kara propaganda yapılır. Sağcılar, solcular, Aleviler, Kürtler, gayrimüslimler, dindarlar...
Toplumun bir kesimini suçlu gösterebilmek için en ağır sıfatlar kullanıldı bu insanlar için. Kimine faşist dendi kimine komünist ve gırtlaklar çatlarcasına “Kahrolsun!” diye bangır bangır bağırıldı. İrtica deyip en masum ibadet hakkını suç sayan insafsız zihniyet ile Ermeni, Rum, Süryani vatandaşımız hakkında “hainlik” ithamında bulunan müktesebat arasında hiçbir fark yoktu. Kürtlerin en tabii, insanî ve demokratik haklarını suç sayan kafa, Türklerin din ve tarihiyle barışık olmasını da kriminal bir çerçeveye oturtabiliyordu. Halkın bir bölümünü hain sayan o korkunç anlayış yüzünden bu ülke onlarca senesini yitirdi ve baskı rejimi kılıktan kılığa girerek hükümranlığına devam etti.
Şimdilerde birileri ‘Cemaat’i geçmişte pek çok örneği yaşanan linç kültürünün mağduru haline getirmek istiyor. “Paralel devlet” gibi tamamen hayal ürünü ve her tarafa çekilebilecek bir suç ihdas ediliyor önce. Bu öyle bir hayalî itham ki bugün bu söylemi her fırsatta höyküren adamlara bir gün birisi aynı suçu yöneltse (tarifin muğlaklığı nedeniyle) cuk diye oturur.
Suç olması için somut bir delil olması ve cebir, şiddet, silah gibi “yasa dışı örgüt” unsurlarının var olması gerekir. Onlar yoksa iftira vardır. Hele casusluk! Vatansever bir kitle ile ilgili casusluk gibi akla hayale gelmedik alçak bir suçlamayı yapanlar ya hukuktan anlamıyor ya da öfke ve nefretlerine mağlup düşerek hukuku ayaklar altına alıyorlar. Onca müvesvis iddianın basit ve somut bir delile dayanmaması tesadüfle izah edilemez. Manipülatif dedikodu ve güdümlü kuşku üzerine insanları zan altında bırakmak büyük bir günahtır; aynı zamanda suçtur...
Seçim öncesi yaşanan bir tablo, sosyolojik bir gerçeği ortaya çıkarıyordu: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin toplantısına katılmış 82 yaşındaki bir baba, yıllardır AK Parti için çalıştığını, evlatlarının Hizmet’e gönül verdiğini, seçimden sonra çocuklarının zulme maruz kalmasından endişe duyduğunu söyledi. Bahçeli’nin sözlerindeki samimiyet dolu teselli cümlesi alkış tufanına dönüştü birden: “Yalnız değilsiniz!”
Türk milliyetçiliği üzerine siyaset yapan MHP lideri Devlet Bahçeli böyle diyor. Öte yandan siyasî yelpazenin karşı hattında siyaset yapan BDP’den seçim sonrası çok net ve gür bir sada yükseldi. BDP Başkanı Selahattin Demirtaş, “Cemaat’e yönelik linç kampanyasını hoş görmeyiz...” dedi. Demirtaş’ın demokratik tavrı, bir zamanlar kendini müstazaf olarak görenlere bir ders niteliğindeydi.
Tabii kendilerini bir zamanlar “müstazaf” görenlerin bir kısmı devlet emrine amade ‘müstekbir’ haline geldi. Ancak sosyal ve siyasi yelpaze zulüm safında öbeklenmiyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nde, Saadet Partisi’nde, Büyük Birlik Partisi’nde insanlar linç kampanyasını görüyor. Hatta fanatik ufuksuzlar hariç AK Parti tabanı da aynı düşüncededir. Çünkü Cemaat, hiçbir zaman illegal bir işe tenezzül etmedi; etmez de. Her görüşten insanın belli bir oranda yakınlık duyduğu ve sempati ile baktığı Hizmet, bu ülkenin en demokrat ve sivil hareketlerinden biridir. Alevi’si Sünni’si, Kürt’ü Türk’ü, sağcısı solcusu, laiki antilaiki vs. bu hareketle belli bir oranda temas kurmuş, Hizmet’in yurtiçinde ve dışındaki hizmetlerini takdir etmiştir; etmektedir...
Her şeye rağmen politik intikam güdüsü ile zulüm yapmaya kalkışmak isteyen, suç üretmeye kalkışan, suçlu imajı çizmek için çırpınan kişilere rastlanabilir. Üstelik tarih huzurunda ve Mahkeme-i Kübra’da hesap veremeyecek bu insanlar, geçmişte yapıldığı gibi bir lince başvurabilir. Ancak unutmamak lazım ki her zulüm önce maşeri vicdana çarpıp döner ve Âdil-i Mutlak her zulmün hesabını sorar. Bu arada konjonktürel havaya kapılarak suizan eden, gıybete gömülen, iftiraya sığınan, hakarete prim veren insanlar kaybeder.
Netice hep aynıdır: Bir dönem sürekli kötülenen, suçlanan, “kökü kazınmak” istenen hiçbir kitle yok edilememiştir; edilemez de. İstisnası yok. Hiçbir topluluk devlet eliyle yürütülen zulüm sonucunda tarihe karışmamış; hatta zaman içinde daha güçlü hale gelmiştir. Neden?
Çünkü toplumsal gerçekliği olan hiçbir hareket baskıyla, zulümle yok edilemez. 12 Eylül darbesi yapıldığında on binlerce insan tutuklandı, onlarca idam kararı verildi. Solculuk mu bitti? Sağcılık mı tükendi? O günün despot darbecilerinden geriye bir şey kalmadı; ama mazlumların fikri hâlâ yaşıyor, yaşatılıyor. Bugün hâlâ insanlar kendini sosyal demokrat, sosyalist, solcu görüyor. İnsanlar hâlâ kendilerini ülkücü, milliyetçi görüyor. O akımların devamı milyonlarca oy alıyor. 28 Şubat’ta “virüs” ilan edilenler, “irtica” ithamıyla karşı karşıya getirilenler zaman içinde iktidara yürüdü…
Denenmiş, her denemede aynı sonuç alınmış bir zulüm yolunda yeniden yanlış bir metodu tecrübe etmek, zulme davetiye çıkarmak, tarih karşısında yerin dibine girecek kadar mahcup olmak anlamına geliyor. Bu gerçeği görmek için yakın tarihimize kısa bir bakış yeter; tabii aklıselim hâlâ kalmışsa!
Camiye de siyaset sokarsan...
Geçenlerde Hakan Şükür feryat ediyor: “Camiye bile kin sokulmuş, çok üzgünüm.” Şaşırtıcı bir açıklama. Haberleri okuyunca anlıyorsunuz ki Türk futbolunun dünyaca tanınmış yıldızı Hakan Şükür, hocası Ekrem Karaberberoğlu’nun vefatı üzerine camiye gidiyor. Cenaze namazı kılınmış, çıkıyor. Ne var ki densizin biri oradan “Ülkemize ihanet ettiniz...” diye bağırıyor. İhanet? Bu kadar kolay ha! Kahraman gibi davet edilen ve AK Parti’den milletvekili seçilen Hakan, bazı politikalarını yanlış bulduğu için partisinden istifa edince “hain” oluyor, öyle mi?
Tek bir hadiseden bahsediyor olunsa “bir meczubun dengesiz bir çıkışı” deyip geçersiniz; ancak gelinen nokta öyle demiyor. Maalesef siyaset, camideki insanları bile kutuplaştıracak zehirli bir dil kullanıyor. Bu zehir zemberek dili “muhafazakâr” siyasetin gölgesinde hazırol vaziyetinde bekleyen medya körüklüyor. Seviyesiz laflar üretiyorlar, hakaret ediyorlar, ötekileştiriyor, ihanet suçlamasına bile tevessül ediyorlar. Serâpâ hata! Serâpâ vebal! İslam’ın hükmü açık: “Bir insan, diğerine kâfir derse ya söyleyen, ya muhatapları kâfirdir.” Milyonlarca ehl-i kıbleye kâfir diyenin akıbeti çok fecidir maazallah!
Hoşgörüsüzlüğün, ölçüsüzlüğün bu noktaya gelmesinde vebali olanların başında, siyasetin kaptan köşkünde yaşayanlar geliyor. Bunda şüphe yok. Fitnenin önüne geçmesi gerekenlerin başında ulema olmalıydı, heyhat! Ne yazık ki Diyanet, o civanmertliği gösteremedi. AK Polis, AK Yargı, AK medya, AK eğitim gibi parti kurumları inşa edilirken AK Diyanet gibi bir olguyla daha karşılaştık. Oysa siyaset her yere girebilir; ama cami ve kışla gibi mekânlara asla bulaştırılmamalıdır. Cami avlusundan adım atan herkes partisini, ideolojisini, cemaatini, tarikatını dışarıda bırakmak zorundadır. Çünkü ibadet için girdiğiniz o mukaddes mekânda siz sadece ve sadece Allah’ın kulu ve Hz. Muhammed’in ümmetisinizdir.
Camiye siyaset bulaştırmanın bedelini tarih boyunca çok ağır ödedi İslam dünyası. Hazreti Ömer’den, Hazreti Osman’dan beri aklını siyasetle bozmuş fanatik meczuplar, o mukaddes mekânları kana buladı. Yezid bir damla su bile vermedi Hüseyin Efendimiz’e. Aynı içtihada râm olmadığı için mü’minleri vahşice öldüren Haricîlere göre kendilerinden daha dindar kimse yoktu yeryüzünde…
Ey Müslümanlar! Allah için Allah’ın ölçülerine dönün. Yani, Müslüman’a yakışır şekilde Allah bir şeye ne kadar değer veriyorsa siz de o şeye o kadar değer verin. Buna dinimiz ‘şeaire tazim’ der. O şeair içinde iman her faziletin başıdır; onu İslam ve ahlak destekler. Meseleye Allah’ın ahkâmı açısından baktığımızda siyaset dediğiniz şey dinin milyonda biri bile etmez. Aslolan imanla kabre girmek, İslam’la dopdolu yaşamak, ahlakla serfiraz olmak ise -ki Kur’an ve sünnet öyle der- bu siyasal taşkınlık ve tekebbür beyhudedir. Dinin merkezine siyaset konamaz; çünkü dinin kati hükümleri buna müsaade etmez. Bu gerçeğe rağmen siz şahsî tercihinizi siyasete odaklıyorsanız; bari bu fanatizmi camiye taşımayın, evlerin arasına Çin Seddi örmeyin! Vallahi de yazık olur sizlere, billahi de yazık olur...
Türk okullarına uzanan el
‘Cemaat’i sevmeyen insanlar için bile Türk okulları bir övünç kaynağıdır. O okullar bir destandır; öğretmeniyle, öğrencisiyle, gözyaşı ve alın teri dökeniyle. Siyaset üstüdür, siyaset dışıdır, siyaset ötesidir. Bir yönüyle Türkçedir; diğer yönüyle dünya dillerinin gönül havzına akmasıdır. Dünyanın dört bir yanına giden yiğit Anadolu çocuğunun evrensel barışa imza atmasıdır.
Son günlerde hemen her alanda bir dengesizlik hali yaşanıyor. Ve maalesef o cinnet hali, Türkiye’nin en önemli markası Türk okullarını bile pespaye siyasetin küçük hesaplarına feda etmek istemektedir. “Paralel yapı” gibi uydurma bir suçun bu güzelim okullarla ve oradaki masum insanlarla uzaktan yakından alakası yok ki zulüm oraları hedef tahtasına koymuş olsun. Uydurma suçları uyduruk propagandalarla kalıptan kalıba sokup insanların âhını almayı göze alabilirsiniz; ancak unutmamak lazım ki, bu ülkeye gönül veren insanların onuru haline gelmiş o güzelim mekteplere zarar vermeyi düşünenler korkunç bir günaha girmiş olur ve bu anlamsız/ölçüsüz husumetin hesabını veremez.
Allah’tan korkmak gerekmez mi?
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları




































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015