Fehim TAŞTEKİN
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan NATO’nun İsveç ve Finlandiya ile genişleme hamleleri karşısında önce Madrid’de, ardından Vilnius’ta imzalanan belgelerde müttefiklerin iç siyasetine çomak sokan bir şantaj kartı elde etti. Finlandiya martta dereyi geçmişti. 11-12 Temmuz’daki Vilnius zirvesinin ardından İsveç’in üyelik onayı da TBMM’den geçinceye kadar PKK, PYD, YPG ve FETÖ dosyalarında Stockholm’ü kıvrandıracak baskılar kesilmeyecektir.
TBMM onayından sonra da NATO’nun müttefiklere yönelik yeni programları söz konusu olduğunda “oyun bozan” tavırlar tekrarlanabilir. NATO içinde ilk kez oluşturulan ‘Terörle Mücadele Özel Koordinatörlüğü’ Erdoğan’ın müttefikleri sıkıştıracağı bir kanala dönüşebilir. İsveç ile bakanlar düzeyinde oluşturulacak ikili mekanizma da Kürtler ve Gülen Cemaati ile bağlantılı dosyalarda muhatabını bunaltacak bir kanal işlevi görebilir. “İsveç, YPG/PYD’ye ve Türkiye’de FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek vermeyeceğini yineler” ifadesinin altına imza atarak elini Erdoğan’a kaptırdı bir kere.
Bu oyunun ne kadar uzayacağı biraz da ABD tarafında F-16, AB tarafında vizeler, ekonomik teşvikler ve paraya bağlanmış sığınmacılar anlaşmasına dair pazarlıkların nasıl seyredeceğine bağlı.
Erdoğan’ın NATO kozunu ayarında kullanmadığı takdirde ters tepeceği ortada. Malum ekonomik olarak Türkiye’nin kamburu çok şişik; Erdoğan’ın fazla diretme ya da talepkâr olma şansı yok. Erdoğan NATO’daki sorunların bir Türkiye sorununa dönüşeceği noktaya kadar ortamı gerip sonra zembereği aniden boşaltarak rahatlama sağladı. Günün sonunda yüzünü güldürdüğü kişi, kendisine randevu bile vermeyen ABD Başkanı Joe Biden oldu. Erdoğan’a “diktatör” diyen Batı medyası Vilnius dönemecinden sonra “istediğini alıncaya kadar yürümeye devam eden usta bir pazarlıkçı” övgüsünü yapıyor.
***
İsveç düğümü açıldıktan sonra uzlaşmanın yansımalarını görmek için bakılması gereken iki adres var: Washington ve Brüksel. Kuşkusuz olayın sıcaklığıyla Atlantik’in iki yakasıyla ilişkilerde tatlı bir esintiden söz edilebilir. Amerikan cephesinde Biden yönetiminin F-16 paketindeki Kongre engelini aşmasının kolaylaştığı çıkarımları yapılıyor. Yine de mesele kısa sürede karmaşıklaşabilir. Biden, Yunanistan ve Türkiye’nin askeri kapasitesini birlikte artırma cinliğiyle Senato ve Temsilciler Meclisi’nde “Türkiye’nin komşularını tehdit ettiğine” dair endişeli tayfayı sakinleştirmeyi umuyor. Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Menendez’e bakıldığında biraz yumuşadığı izlenimi veriyor. Fakat konuyu ustaca Yunanistan ve Kıbrıs’a getirerek “Türkiye’nin komşularına yönelik saldırganlığının sona ermesinin temin edilmesini” istiyor. Yunanistan ordusunun Türkiye’ye karşı ‘niteliksel bir askeri üstünlük’ kazanacak şekilde güçlendirilmesi halinde F-16 paketine onay verilebileceğini düşünüyor. Sadece o değil Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Başkanı Cumhuriyetçi Mike McCaul da Yunanistan’a F-35, Türkiye’ye F-16 verilerek bir denge kurulmasından söz ediyor. Yunanistan’a ödül, F-35 programından çıkartılmış Türkiye’ye ceza gibi bir uzlaşma önerisi. Ankara bunu hazmedebilir mi?
Bunun yanı sıra ABD’nin Suriye’deki ortağı Suriye Demokratik Güçleri’ne saldırılara son verilmesi şartını dillendiren Kongre üyeleri de var. Biden’la görüşme muradına eren ve devamını ironi eşliğinde temenni eden Erdoğan, Kongre’nin bağlayıcı olduğu gerçeğini içselleştirmiş gözüküyor. AB ile ilişkilerde de ince ayarlar beklenebilir ama yeni sayılabilecek herhangi bir sayfanın açılmasının zemini yok. Erdoğan içeride Avrupa sahnesinde oynanabilecek bir oyun yazmıyor. Pazarlıkçı şantaj siyasetiyle AB yolu açılmaz.
Erdoğan, İsveç pazarlığı sürerken orantısız rest ve jestlere kalkıştı. İsveç’e yönelik teröre destek suçlamasıyla veto kartını sonsuza kadar masada tutamayacağı aşikârdı. Zirveye giderken İsveç’in NATO’ya alınmasına karşı Türkiye’nin AB’ye üyelik şartını masaya sürdü. Erdoğan’ın bu hamleden muradı, otokratik rejim inşa ederek tıkadığı AB sürecini diriltmek değil, ucube rejimin sindirildiği yeni bir ilişki biçimi kabul ettirmekti. Somut olarak beklenti şundan ibaret: Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, Schengen rejiminin kolaylaştırılması ya da vize serbestliğinin sağlanması ve genel anlamda ekonomik ortaklığın büyütülmesi.
Fakat İsveç’in Türkiye’nin AB üyeliğine destek sözünün pratikte fazla değeri yok. AB sürecinin kriterler manzumesi ortada. AB’nin ağa babalarının ne düşündüğü de. Türkiye 2006’dan bu yana uyum hedefinden fersah fersah uzaklaştı.
***
Buna mukabil Rusya ile ilişkiler bir hasar tespit çalışmasını elzem kılıyor. Erdoğan Vilnius yokuşunda jest olarak görülebilecek iki hamlede bulundu ki ikisi de Rusya ile ilişkileri hedef alıyordu. Biri Ukrayna’nın NATO üyeliğine orantısız desteğiydi. Diğeri esir takasıyla Türkiye’de kalmaları gereken Azov komutanlarının Kiev’e teslim edilmesiydi.
Erdoğan seçim badiresini atlattıktan sonra Batı ile Rusya arasında daha geniş manevra alanları bulduğunu gösterdi.
Kuşkusuz gürültü çıkarsa da Erdoğan, NATO’ya hizmet eden liderlerin önde gideni. Ruslar da bunu göz ardı edemeyecek kadar Erdoğan’ın motivasyon kaynaklarına vakıflar. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov’un “pembe gözlük takmadıklarını” söylemesi Erdoğan’dan beklenmedik bir şeyle karşılaşmadıklarını teyit ediyor. Rusya’dan gelen bütün yorumlarda aşağı yukarı aynı vurgu var: Türkiye bir müttefik değil.
Rusya’nın odaklandığı nokta Ukrayna’nın NATO’dan beklenmedik bir vaat koparıp koparamayacağıydı. Erdoğan’ın Kiev lehine ABD, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi ağır topları sipere itecek kadar ileri bir atış yapmasının Ukrayna için düşünülen plana etki etme ihtimali yoktu. Ukrayna lideri Volodimir Zelenski en azından savaşın bitiminde hızlı bir NATO üyeliği için davetiye bekliyordu. İttifak, Üyelik Eylem Planı’nı (MAP) şart olmaktan çıkartarak Ukrayna için sürecin hızlandırılacağı izlenimi yarattı. Yanıltıcı elbette. Bir de NATO-Ukrayna Konseyi’nin kurulmasıyla ilişkilere siyasi kanal açıldı. (Bunu hasımları Rusya ile diyalog için de yapmışlardı.)
Avrupa’da belli kesimler Rusya’yı durdurmanın tek yolunun Ukrayna’yı ittifaka almak olduğunu savunuyor. Bunun nükleer savaş dahil cehennemin kapılarını açacak senaryoları tetikleyebileceği ihtimali umurlarında değil. Ama karar verici asıl aktörler kırmızı çizginin nerede olduğunu görüyor: NATO’ya açık davet, Rus işgalinin genişlemesiyle Ukrayna’yı geri döndürülemez bir bölünmeye götürebilir. Üyelik ise çatışmaları NATO’nun savaşına dönüştürür. Ukrayna severler bile bu riski göze alamıyor. Bunun yerine kaçamak seçenekler öne çıkartılıyor. NATO’nun bu zirvede yaptığı da şu oldu:
Kiev’deki beklentinin aksine zaman çizelgesi koymadan “Müttefikler hemfikir olduklarında ve koşullar yerine getirildiğinde Ukrayna'yı İttifak'a katılmaya davet edecek konumda olacağız” diyerek ipe un seren ucu açık bir yolu benimsedi. Üzerinde durulması gereken nokta bu. Nitekim Zelenski de pek gücendi, “saçma” ve “tuhaf” diyerek küplere bindi. "Görünüşe göre Ukrayna'yı ne NATO'ya davet etmeye ne de üye yapmaya hazırlar. Bu da Rusya ile müzakerelerde Ukrayna'nın NATO üyeliğini pazarlık konusu yapmak için bir fırsat penceresi bırakıldığı anlamına geliyor" dedi. Sonra sırtını sıvazladılar, alkışladılar, alkışlattılar; daha fazla silah, F-16 pilotları için eğitim, istihbarat paylaşımı ve siber destek vaadiyle gönlünü aldılar. ABD’den misket bombaları, Fransa’dan uzun menzilli füzeler, Almanya’dan iki Patriot bataryası, 11 ülkelik koalisyondan pilotluk eğitimi vs…
Zelenski de öfkesini bastırıp “Ukrayna heyeti bugün önemli bir güvenlik zaferiyle eve dönüyor” diyecek noktaya geldi. G-7 grubu “Rus saldırganlığını caydırmak ve Ukrayna ekonomisini güçlendirmek” için ikili müzakerelere girmeyi kabul etti. Silah ve para yardımıyla Ukrayna’yı “vasal devlet” statüsüne taşıyacak müzakereler! (Japonya’nın da içinde yer aldığı G-7 grubu NATO belgelerinde artık kötü niyetli hibrit tehdit olarak çerçevelenen Çin’i kuşatma stratejisinde de Trans-Atlantik İttifakı’nın doğu yönelimini de belirliyor.)
***
2008 Bükreş zirvesinden beri aşama aşama Ukrayna’yı Rusya ile kapışmanın ön cephesi haline getiren ama asla ittifaka alarak koruma sunmayan bir siyasetin ileri düzeyde sözcülüğünü yapmak da Erdoğan’a düşüyor.
Vilnius’tan dönüşte Erdoğan, Rusya lideri Vladimir Putin’le yüz göz olabileceği ortamı yeniden yakalamak için yaratıcı hamleleri düşünmek durumunda. Ve bunları doğalgaz faturaları kışı görmeden yapması gerekiyor. Ödemesi ertelenmiş borçlar, nükleer santral, Suriye dosyası, Karadeniz’de istikrar, Türkiye’ye park eden Rus paraları, Güney Kafkasya’da barış süreci, Zengezur koridoru gibi düşünülmesi gereken meseleler var. Ayrıca 17 Temmuz’da süresi dolan tahıl koridoru anlaşmasını ivedilikle Putin’le konuşması lazım. Üstelik bunu arabulucu olduğu anlaşmayı çiğneyip güven kaybına uğramış bir lider olarak yapacak. Erdoğan dün zirvenin bitiminde taraflardan davet gelirse arabuluculuğa hazır olduğunu tekrarladı. Kremlin de görüşmenin gündemde olmadığı yanıtını verdi. Rusya şimdilik yanıt verme hakkını saklı tutup pragmatik davranarak Azov komutanlarının cepheye dönmesine değil de Ankara’nın Kiev’e obüs topu ya da SİHA verip vermediğine odaklanmayı tercih edebilir. Ruslar sert bir karşılaşmada Ankara’nın tercihinin her zaman NATO olacağını biliyor. İyi ve kötü günde kapının nereye kadar açılıp nereye kadar kapanacağının hesabını yapıyorlar. Türkiye de Batıyla yumuşama sayesinde ekonomik rahatlık sağlasa bile çıkarların çakıştığı ya da çatıştığı pek çok başlıkta Ruslarla yine çalışmak mecburiyetinde. Rusya tarafında Erdoğan’ın pragmatizmi nelere kadir onu da bekleyip göreceğiz. Batıdaki övgülerin sövgüye dönmesi uzun sürmez.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025