Fehim TAŞTEKİN
Restleşmelere ve suları test eden hamlelere bakıldığında Suriye’de herkesin final sahnesine hazırlandığını görüyoruz. Ruslar da Amerikalılar da Kürtlerin Ortadoğu’nun en dinamik gücü olduğunun farkında. Hâliyle bu ‘sinir savaşı’ bitmez.
Suriye küçük bir coğrafya olsa da bir dünya savaşını aratmayacak kadar denge ve çatışma unsuru barındırıyor. Bu diyarı akşam yatarken bıraktığı yerde sabah kalktığında bulana aşk olsun!
Evet, belli parametreler var ki ağır bir kaya gibi yerinden oynamıyor. ABD’nin Suriye’nin dişlerini sökmek için üzerine yıkılmış bir savaşın ateşini her fırsatta harlaması gibi… Rusya’nın Ortadoğu’da ayağını basabildiği yegâne yer olan Suriye’yi kimseye kaptırmak istememesi gibi… Ya da Suriye düştüğünde sıranın kendisine geleceğini adı gibi bilen İran’ın Şam’ı yalnız bırakmaması gibi… Ha bir de Türkiye’nin değişmeyeni vardı. Neydi o? “Esad meşruiyetini yitirmiştir, gitmeli!” Gördük ki ‘yanardöner” ittihatçıların amentüsü yokmuş. Parametre parametre değil, telis çuvalı gibi yukardan doldur aşağıdan salsın. Peki, nedir Ankara’nın asıl sabitesi? Sanırım Kürtler! Hayır, kesinlikle Kürtler.
Ya değişkenler? Orası buz pisti gibi; paten izleri birbirine karışıyor.
Mesele, Suriye’nin hangi tepesinde durduğuna göre değişiyor. Fırat’ın batısından yani Kürtlerin tarafından Fırat’ın doğusuna bakanlar ilk etapta şunu görür:
Türkiye ve ‘belli belirsiz ortakları’, IŞİD ile savaş adı altında sadece devir teslim törenlerinin yapılmadığı bir kolaylıkta Cerablus, Rai ve (militanların Melhame-i Kübra’nın yani kıyametten önceki son savaşın yaşanacağı yer diye koştuğu) Dabık’ı aldıktan sonra El Bab’a yöneldiğinde Rusya ve Suriye fazla ses çıkarmadı. Demek ki Kürtlerin ABD ile birlikte çalışmasından rahatsız olan Şam ve Moskova, Rojava’nın Türkler eliyle hırpalanmasını ve bu şekilde YPG-Pentagon ortaklığının bitirilmesini istiyor. Çünkü NATO’daki ortağı Türkiye’yi daha fazla küstürmek istemeyen ABD, TSK’nin havadan ve karadan yaptığı ateşleri durdurma iradesini göstermeyerek Kürtleri ortada bırakıyor. Bu durumda Kürtler mecburen Şam’la ittifaka yönelecek.
Bu tespit bir zaman dilimi için doğru. Ama işaret kazığını oraya sabitlemek de yanıltıcı olabilir.
Şöyle ki, Türkiye, YPG’nin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) IŞİD’den temizlediği Tel Rıfat’a geçen hafta boyunca hamleler yapınca beklenmedik bir karşı hamle geldi. İşaretsiz bir helikopter Türkiye’nin sahadaki ortaklarını vurdu. Bütün resmiyetiyle TSK’nin açıklaması şöyleydi:
“Esad rejim unsurlarına ait olduğu değerlendirilen bir helikopter tarafından, Tall Nayif’de bulunan muhalif unsurlara yönelik ‘varil bombalı’ hava saldırısı neticesinde 2 muhalif şehit olmuş, 5 muhalif yaralanmıştır.”
“Cümledeki beş yanlışı bulun” oyununa namzet bir açıklama!
Niye Tel Rıfat? Ve neden Dabık’a kadar sessizce izleyen Suriye, Tel Rıfat’a gelince müdahale etti?
Tel Rıfat, IŞİD’in elindeki El Bab yolu üzerinde duruyor. El Bab’ın altı Suriye ve Rusya’nın operasyon alanı. El Bab’a varıldığında oyunun kuralları değişecek. Bu bir. İkincisi, Tel Rıfat, IŞİD değil Suriye ordusu ve Rusya’nın da gözettiği, zaman zaman dolaylı olarak yardım ettiği YPG liderliğindeki SDG’nin kontrolünde. Suriye, IŞİD’in yerine alan güçlerin Türk destekli cihatçılar yerine müzakereye açık duran SDG olmasını tercih edebilir.
Tel Rıfat, Kürtlerin Kobani ile Afrin arasında Cerablus üzerinden başaramadıkları koridor için alternatif bir güzergâhta yer alıyor. Türkiye’nin önceliği de zaten Kürtlerin koridor planlarını bozmak.
Rusya’nın Türkiye’yi oyuna sokan yeşil ışığı, kuzeyde IŞİD’in bulunduğu şeritle sınırlıydı. Rus-Amerikan anlaşması da herkesin bulunduğu bölgede çatışmaları dondurmasını öngörüyordu. Türkiye, El Bab, oradan da Rakka’ya kadar gitmeyi gündemine alınca bu yeşil ışık kırmızı ışığa dönüverdi. Burada Rusya’nın S-300-S400’leri Suriye’ye gönderdiğine dair açıklamasına ve Suriye ordusunun Türk uçaklarının vurabileceğine dair uyarılarını da hatırlatalım ki kırmızı ışığın rengi faş olsun.
Afrin Kantonu’ndan bir yetkiliye “SDG’nin Tel Rıfat’ta ne kadar savaşçısı var? Türkiye yüklenirse Tel Rıfat’tan çekilirler mi” diye sordum. Verdiği yanıtlara göre bölgede Ceyşu’l Suvvar, Cephetü’l Akrad (Kürt Cephesi) ve YPG-YPJ’den oluşan yaklaşık 2 bin savaşçı var. En fazla Arap yoğunluklu Ceyşu’l Suvvar öne çıkıyor ancak YPG-YPJ olmadan bu cephe tutulamaz. Set Şehba’ya kadar giden Türkiye destekli gruplar birkaç kez püskürtüldü. Çatışmalar daha çok Arap köylerinde gerçekleşti. Kürt köylerinde direniş daha fazla olabilir. YPG-YPG varlığı sürdükçe de Türkiye’nin öne sürdüğü grupların bu bariyeri aşması zor.
Elbette Türk hükümetinin, önüne kattığı grupları El Bab’a sokup Halep’i tehdit eder pozisyona gelerek dengeleri değiştirmek gibi bir hayale kapılmış olması muhtemel. Uluslararası koalisyon Musul’a odaklanmışken fırsatları değerlendirmek! Mantık bu.
Bütün bu hikayenin arka planını anlatacak şey elbette Erdoğan’ın Putin’le yaptığı Halep pazarlığıdır. Bu gelişmeler olurken dönüp Halep mutabakatına ne olduğuna bakmalı. Putin, Erdoğan’dan Nusra’nın Halep’ten çıkartılmasını talep ederken aslında Türkiye’yi satranç tahtasında kıskıvrak yakalayacağı bir köşeye itti. Erdoğan, Nusra’yı Halep’ten çıkarma konusunda taahhüt altına girerek iki şey yapmış oldu: Birincisi kendisini El Kaide’nin hamisi durumuna soktu. Bu uluslararası platformlarda Erdoğan’ı sıkıntıya sokacak bir koz. İkincisi aslında yerine getiremeyeceği bir sözü vererek hem Putin’e karşı borçlu kaldı hem de Halep’te oyuna giremedi. El Kaide kendisine destek veren ele teşekkür eder ama kendi gündeminden de kolay kolay sapmaz. Nusra çekildiğinde Halep cephesi çöker. Bunu El Kaide ve müttefiklerine yaptırmak için ilişkinin boyutunun başka bir boyutta olması gerekir.
Erdoğan sözünü yerine getiremeyecekse Putin, Türkiye’nin Suriye’deki operasyonlarına daha fazla derinlik katmasına neden göz yumsun?
Suriye’ye başka bir tepeden bakan da “Halep’e karşılık Kürtler mi” diye sorabilir. Malum Türkiye, Rojava’nın bir statüye kavuşmasını büyük bir tehlike olarak görüyor. Ankara açısından özerkliğin Şam tarafından tanınması senaryoların en kötüsü. Bu yüzden müdahale tehdidinin dozajı sürekli artıyor.
Rojava’yı kuşatma stratejisine yönelik ABD’nin tutumu bir kenara Rusya da ortada bir hile yoksa “Halep’e karşılık Rojava” gibi bir denklemin içine kolayca girmez. Bir kere Türk-Rus yakınlaşmasına rağmen Rusya, ABD’nin Suriye’ye sirayet etmesini engellemek için Kürtleri yakın planda tutuyor. Üstelik Ankara’nın hiç hoşlanmayacağı bir yoldan. Belki Türkiye’nin YPG mevzilerini vurmasına Kürtlerin çaresizlikten Şam eksenine kaymasını sağlamak ve pozisyonunu zayıflatmak gibi bir beklentiyle göz yummuş olabilir. Bilmiyoruz. Ancak öyle olsa bile bu, Rusya’nın Kürtleri göz ardı ettiği anlamına gelmez. Mahmut Bozarslan’ın Al Monitor’da yayımlanan yazısına bakılırsa Rusya Dışişleri ve Savunma Bakanlığı’ndan bir heyet Himeymim Üssü’nde Kürtlerle Suriyeli yetkilileri buluşturdu. Ruslar masaya anayasanın yeniden yazılması, Suriye’nin federatif bir sisteme geçmesi, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin ismini Suriye Demokratik Cumhuriyet olarak değiştirilmesi, YPG-YPG ve Asayiş’in bölgenin doğal yapıları olarak görülmesi gibi önerilerle geldi. Bunlar Kürtlerin ‘Hayır’ diyebileceği şartlar değil. Peki, Suriye tarafı ne diyor? Belli değil. Belli olan şu: Rusya, Kürtleri, Şam eksenine çekecek bir müzakere süreci için çabalıyor. Bu hamle Suriye’de güçler dengesini de etkileyecek bir boyuta sahip. Eğer müzakereler ilerlerse o zaman dönüp “Sayın Putin ile görüştüm. Artık Halep halkını huzura kavuşturalım dedim” diyen Erdoğan’a bir kez daha bakmalı. A’dan Z’ye alfabenin hangi harfine denk gelir bilmiyorum ama Erdoğan’ın alternatif planında buna yer yok. B, C, ya da her ne ise Türkiye’nin özerk yapıları çökertip Esad’a kemiksiz bir Rojava teslim etmekten başka bir alternatif düşünebildiğini sanmıyorum. Bunun Rusya’nın da seçeneği olduğuna dair hiçbir işaret yok.
Hâl buysa Putin neden Erdoğan’ın oyun oynamasına göz yumuyor? Muhtemelen Putin’in yaptığı Türkiye’yi Suriye sahasında kale değiştirmeye itmek. Rusya Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkan Yardımcısı Franz Klintseviç’in Türkiye’nin Rusya, İran, Irak ve Suriye arasında kurulan istihbarat paylaşım havuzuna dahil olduğunu açıklaması pek manidar. Bu doğruysa Batı ile papaz olup Doğu ile dans eden Türkiye, Putin’in oyun sahasına çoktan girmiş demektir. Bu, “Dostum Erdoğan”dan “Adamım Erdoğan”a doğru ilerleyen bir hikâyeyi andırıyor ama bir oyunun içinde başka bir oyunun perdesi açıldığından vaziyet hâlâ çok sisli.
Kürtlerin şansı iki küresel güç arasında denge unsuru hâline gelmeleri. Bu bakımdan ‘Kemiksiz Rojava’ düşleyenlerin planları ABD’ye de ters. Rojavalı yetkililer, ABD’nin Ankara’yı yatıştırma gereği duysa da Kürtlerden şu aşamada vazgeçemeyeceğinden emin. Amerikalılar ağırlığını koyarak Türkiye’yi Menbic’e giderken nehrin önünde durdurdu. Amerikan Özel Kuvvetleri’nin Tel Ebyad’da ABD bayrağı asmasının tek mesajı vardı: Fırat’ın batısı Kürtler için kırmızıçizgiyse Fırat’ın doğusu da Türkiye için kırmızı çizgidir.
Amerika da oyununu böyle oynuyor.
Restleşmelere ve suları test eden hamlelere bakıldığında Suriye’de herkesin final sahnesine hazırlandığını görüyoruz. Obama giderayak kaza yapmadan dosyayı yeni başkanın kucağına bırakmak niyetinde. O yüzden tercihi Türkiye’yi de Kürtleri de Rusları da idare etmekten yana. Yeni başkan kim olursa olsun Amerikan kurumsal yapısı, şapkalarından birini Kürtlerin podyumuna attı bir kere. Ruslar da Amerikalılar da Kürtlerin Ortadoğu’nun en dinamik gücü olduğunun farkında. Hâliyle bu ‘sinir savaşı’ bitmez.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları

















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025