Fehim TAŞTEKİN
Kriz yedinci yılını doldururken değişen şey vekil örgütlerle yürütülen savaşta asillerin de sahaya doğrudan girmesi oldu. ABD, IŞİD’le mücadele adı altında Fırat’ın doğusunda çok sayıda yerde üslendi. Türkiye, Cerablus-El Bab-Azez cebinden sonra PYD-YPG’yi bitirme adına Afrin’e girmiş durumda. Ayrıca ‘gerilimi düşürme bölgeleri’ oluşturma planı çerçevesinde İdlib’de Suriye ordusu ile silahlı güçler arasına girme çabası içinde.
Suriye’deki savaş yeni enstrümanlarla dallanıp budaklansa da aslında her şey aşağı yukarı aktörlerin başlangıçtaki temel motivasyonlarına uygun gelişiyor. ABD ve İsrail açısından asıl amaç İran ve Rusya’nın Arap dünyasındaki yegâne müttefiki Suriye’nin belinin kırılmasıydı; Hamas, Hizbullah ve diğer direniş örgütlerine destek veremeyecek hale sokulmasıydı. ABD’nin IŞİD’e karşı Kürtlerle kurduğu ortaklık bu temel hedeften sapıldığı anlamına gelmiyor.
Rusya için öncelik onlarca yıldır üs edindiği bir müttefikin korunması ve ABD’nin Ortadoğu’ya tek taraflı düzen verme heveslerinin önlenmesiydi.
İran için ‘Direniş Ekseni’nin çökmemesiydi.
Komşuda tezgâhlanan silahlı isyan için sıçrama tahtası olan Türkiye ise yeniden Osmanlı fesini kafasını oturtmanın derdindeydi. Tabii Şam’ın efendisi olmayı düşlerken “Kürtler gün yüzü görmesin” önermesine yaslanan politika, sonradan Suriye’de gündemin ilk sırasına otursa da başından beri vardı.
Hangi grupların destekleneceği konusunda aralarında kavga olsa da Körfez ülkelerinin derdi de Arap Birliği’nde ayrıksı duran, bölgede istenmeyen örgütleri destekleyen ve İran’ın bölgesel nüfuzuna imkân veren Suriye rejiminin yıkılması ve uyumlu bir iktidarın oluşturulmasıydı.
Kriz yedinci yılını doldururken bu temel veriler üzerinde değişen şey vekil örgütlerle yürütülen savaşta asillerin de sahaya doğrudan girmesi oldu.
ABD, IŞİD’le mücadele adı altında Fırat’ın doğusunda çok sayıda yerde üslendi.
Türkiye, Cerablus-El Bab-Azez cebinden sonra PYD-YPG’yi bitirme adına Afrin’e girmiş durumda. Ayrıca ‘gerilimi düşürme bölgeleri’ oluşturma planı çerçevesinde İdlib’de Suriye ordusu ile silahlı güçler arasına girme çabası içinde.
Altı yıldır Suriye ordusunun sınır hatlarına doğru operasyonlarının önünü kesecek ve Nusra Cephesi başta olmak üzere silahlı gruplara kalkan olacak şekilde Suriye’yi defalarca vuran İsrail’in yeni bahanesi ‘İran’ın askeri yayılması’. Donald Trump’la birlikte Amerikan yönetimi de rejim değiştirme hedefini bazı ayarlamalarla güncellerken İran’ı önlemeyi öncelikli hedef olarak tayin etti. Bu, aynı zamanda Amerikan varlığını ve süreçlere etki etme kapasitesini sürdürmeye matuf bir gerekçe.
Elbette ABD’nin durumundan farklı olarak Rusya ve İran’ın Suriye’deki savaşa müdahil olması Suriye’nin davet ve onayına tabi. Bununla birlikte İran’ın Irak, Suriye ve Lübnan’a kadar geniş bir alanda ABD ve İsrail’in hesaplarını bozacak şekilde müdahale imkanlarına kavuştuğu da bir realite. Bu da Tel Aviv ve Washington için alarm nedeni. Bakınız Irak’ta Asaib Ehl’ül Hak gibi IŞİD’le savaşta güç kazanan Haşd el Şaabi unsurları Amerikan güçlerine “Ülkeden defolun yoksa sıradaki savaşımız sizinle olacak” diyecek noktaya geldi.
Bu temel çerçeve üzerinden 10 Şubat’ta İsrail ile Suriye arasındaki atışmanın ne anlama geldiğine bakabiliriz. İsrail, İran’a ait olduğunu iddia ettiği bir insansız hava aracını Golan civarında vurduktan sonra sınırdan 300 km ötede Humus’un doğusundaki T-4 üssünü bombaladı. Bunun karşılığında Suriye hava savunma sistemi bir İsrail jetini düşürdü. İsrail de farklı hedefleri bombalayarak intikamını aldı. İsrail’in hedef aldığı insansız hava aracı Suriye’de, Suriye’nin hedef aldığı uçak da İsrail hava sahasında vuruldu.
Suriye onlarca yıl sonra ilk kez bir İsrail uçağını düşürmüş oldu. Üstelik İsrail hava sahası içinde.
Tel Aviv’in argümanlarına bakarsanız her şey normalmiş gibi geliyor.
“İsrail’i haritadan silmekten bahseden İran, İsrail’in çeperlerine dayanıyor!”
“İsrail egemenlik haklarını korumak zorunda!”
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu son saldırıyı meşrulaştırmak için “İran yüzsüzce İsrail’in egemenliğini ihlal etti. Suriye topraklarından İsrail’e insansız hava aracı gönderdiler” ifadelerini kullandı. Netanyahu’nun egemenlik iddiasında bulunduğu Golan, İsrail’in işgal ettiği Suriye toprağı. Ayrıca vurulan araç İran yapımı olsa bile bu tek başına bir şeyi ispat etmiyor. Bölgede savaşan birçok taraf insansız araç kullanıyor.
Golan çevresinde Nusra ve müttefiklerine destek veren İsrail, Şam ve çevresindeki saldırılarında ise “Hizbullah’a giden silahları imha ettiği” gerekçesine sarılıyordu. Şimdi ise Suriye’de doğrudan İran’la yüzleşmekten bahsediyor. Suriye tarafının açıklamasına göre İsrail’in vurduğu T4, bölgede IŞİD’e karşı yürütülen savaşta insansız uçak üssü olarak kullanılıyor. Haliyle Golan’a yüzlerce kilometre öteden insansız hava aracı gönderilmesi pek mantıklı gelmiyor.
Ayrıca bazı kaynaklara göre İran unsurları Deyr el Zor savaşından sonra bu üsten ayrılıp T3 üssüne geçti. Saldırı sırasında T4 üssünde Ruslar ve Suriyeliler vardı.
Sonuçta hedef tanımı ne olursa olsun vurulan ülke Suriye’dir; operasyonlar da Suriye’nin askeri kapasite ve yeteneklerini düşüren sonuçlar doğurmaktadır.
Bu salvoların, Suriye ordusu ve müttefiklerinin Deyr el Zor’dan sonra Golan cephesinde Kuneytra’ya yönelmesi ve Hama kırsalından İdlib’e hızla ilerlemesinin ardından gelmesi tesadüf değil. Rus uçağının İdlib’de düşürülmesi ve Amerikan güçlerinin Deyr el Zor civarında hükümet güçlerine saldırıp 100 savaşçıyı öldürmesi de Şam lehine değişen dengelere karşı bir tepki olarak görülebilir. Bunları birbirinden ayrı okumak zor.
Son atışmayla ilgili teknik gerekçelerin ötesine geçecek olursak geniş resimde olan şu: İsrail, ülke topraklarını tekrar kontrolü altına almasının ardından Suriye yönetiminin 7 yılda edindiği savaş tecrübesiyle bu kez işgal altındaki topraklara yönelebileceği senaryosunu ciddiye alıyor. 2006’da Lübnan, 2009 ve 2014’te Gazze’de olduğu gibi yeni bir savaş patlak verirse bu kez Filistin, Lübnan ve Suriye’de aynı anda birden fazla cephenin açılma ihtimali bu senaryonun can alıcı noktası.
Yani İsrail saldırganlığının altında yatan neden işgal altındaki topraklarla ilgili yeni bir durumun oluşma ihtimali. Bunu peşinen önlemek ve caydırıcılığını korumak istiyor.
Güney Lübnan’daki işgalin yarattığı Hizbullah’ın 2013’ten bu yana Suriye’de edindiği tecrübe ve donanımla savaş kapasitesini artırması güç dengesini değiştirdi. Şimdiye kadar bütün Arap ordularının karşısında büyük bir dokunulmazlık içinde hareket eden İsrail için Hizbullah artık ‘caydırıcı bir güç’.
Ateş çemberinden geçen Suriye sahnesinde ortaya çıkan yeni dinamikler, İsrail’e göze alamayacağı riskleri yakından hissettirdi. Burada mevzubahis İsrail’in ateş gücü ve savunma üstünlüğü değil. Tel Aviv’e düşecek bir füzenin yol açacağı panik, Şam’a düşenininkinden kat be kat fazla olacaktır. Üstelik Hizbullah eğer yeni bir savaş çıkarırsa İsrail’e aynı anda 10 bin füze göndermekten bahsediyor. İsrail bu tehdidi ziyadesiyle önemsiyor.
Düne kadar istediğini istediği zaman ve istediği yerde vuran İsrail artık birilerini hedef alırken sonuçlarını da iki kez düşünmek durumunda. Bu güçler dengesi açısından önemli bir kırılma. İsrail kendi askeri kapasitesiyle tersini çeviremediği bir güç denklemi karşısında ABD’nin garantörlüğüne ilaveten 2015’ten beri Rusya’nın sunabileceği güvencelere bel bağlıyor. Moskova’ya defalarca yapılan ziyaretlerin ana gündem maddesi Golan çevresinde fiili bir tampon bölge oluşturulması ve Hizbullah’ın sınırdan uzak tutulmasıydı. Rusya kontrolsüz bir askeri restleşmeyi önlemek için İsrail’in saldırılarına göz yumdu ve İran bağlantılı unsurları sınırlardan uzak tuttu. Sorun şu ki İsrail’in tampon olmasını istediği bölgede Nusra ve müttefikleri etkin. Günün sonunda buraya da sıra gelecek. Şam’daki kaynaklara bakılırsa bölgede uçan insansız hava araçlarının misyonu da bu örgütlere karşı yürütülen operasyonlarla ilgiliydi.
Rusya bir yere kadar dizginleyici bir rol oynasa da İsrail’in istediği garantiyi sonsuza kadar ve mutlak surette veremez.
Suriye’nin bir İsrail uçağını düşürmesinin Arap dünyasında bulduğu karşılık da abartılı anlamlar içermekle birlikte önemli. Hasan Sivri’nin aktarımlarına göre Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC), Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi (FDHKC), FHKC-Genel Komutanlık, Filistin Direniş Komiteleri, Hizbullah, Lübnan Komünist Partisi, Lübnan Halk Hareketi, Tunus Halk Hareketi, Yemen Yüksek Devrim Konseyi, Bahreyn Ulusal Demokratik Hareket, Irak Hizbullah’ı ve Nuceba Hareketi Suriye’yi selamlayıp bunun İsrail’in yenilmezlik efsanesini yıkan bir başlangıç olduğunu kaydeden mesajlar yayımladı. Bu uzun zamandan beri sönümlenen Filistin direnişinin yeni bir ivme kazanabileceğinin de işareti.
İsrail Ordu Sözcüsü Avihai Adrai’nin saldırıdan hemen sonra “Operasyon bizim açımızdan bitmiştir” demesi, İsrailli yetkililerin gerilimi tırmandırmaktan yana olmadığını belirtip ABD ve Rusya’dan acilen devreye girmesini istemesi, ordunun hükümete gerilimi düşürme tavsiyesinde bulunması ve İsrail basında “Tamam ödeştik, abartmayalım” kabilinden yorumların öne çıkarılması Tel Aviv’de artık hesapların yeni angajman kurallarına göre yapıldığına işaret ediyor. Her ne kadar Netanyahu bunu kabul etmese de durum bu yönde.
Kayda değer bir bilgi de İsrail uçağını düşüren atışın ortak bir kararın sonucu olduğu yönündeydi. Direniş güçlerinin bu kararı 2016’da aldığı söyleniyor. 2017 baharında İsrail’in düzenlediği saldırıya karşı Suriye hava savunması devreye sokulmuştu. Bu bir işaret fişeğiydi.
Hava savunma sistemini kuran Rusya’nın da İdlib’te Rus uçağının düşürülmesi ve Deyr el Zor’da müttefiklerinin vurulmasına karşılık bir İsrail uçağının düşürülmesine göz yummuş olması muhtemeldir. Ki Kremlin’den yapılan açıklama tehlikeli sonuçlara yol açacak gerilimlerden kaçınılması uyarısını içeriyordu. Haklı olarak Rusya’nın ABD’ye “Sen benim müttefiklerimi vurursan kendi müttefikin de vurulur” mesajı verdiğini düşünenler çıktı.
Sonuçta İran yapımı bir insansız uçak Golan semalarında uçmuş olabilir ama İsrail jetinde devriye giren kalkan Rus sistemi. Tabii İsrail “Beni SAM füzesiyle vurdular” diye Moskova’ya çıkışabilecek durumda değil.
Bedel ödetmekten çekinmeyen İsrail’in bundan böyle çekineceği şey bedel ödemek olacaktır. Ve en önemli kartı caydırıcı bir güç olabilmekti. İran’la doğrudan kendi topraklarında ya da Suriye ve Lübnan’da hesaplaşmaktan bahseden İsrail ilk kez kendi sınırlarını gördü. Daha önce Kuneytra civarında vurulan Hizbullah’ın İsrail’e Şebaa Çiftlikleri’nde misilleme yapması bu efsanedeki ilk gedikti. Uçağın düşürülmesiyle gedik büyüdü. Fakat durumu abartmaya da gerek yok; uçağın düşürülmesi, direniş cephesinin İsrail saldırganlığını dizginleyecek kadar caydırıcı pozisyon kazandığı anlamına gelmiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025