İsmet Berkan
Sedat Peker, 2021 yılının ilk yarısında Türkiyeli bütün Ak Parti muhaliflerinin kahramanıydı. Bazıları onu yere göğe sığdıramıyor, onun bir devrimci olduğunu söylemeye kadar vardırıyorlardı işi.
Oysa hepimiz biliyoruz, Sedat Peker bir suç örgütü lideri. Peker kendisi de gizlemiyor, açıkça söylüyordu: Bu ifşaatları dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya çok kızdığı için yapıyordu. Ona göre polisler, kendisinin yurt dışında olduğunu bile bile eşinin ve küçük çocuğunun oturduğu evi sabaha karşı basar, eşinin iç çamaşırları dahil her şeyi didik didik ederken doğrudan bakan Soylu’nun talimatıyla hareket ediyordu.
Herhalde bu arama biçimi ve aramanın kendisi, o suç örgütlerinin “racon”unda ayıp bir şey olmalıydı ki, Peker çok kızmış, aylarca hepimizi her pazar sabahı meşgul eden videolarını yayınlamaya ve bazı suçları ifşa etmeye başlamıştı.
Peker’in ifşaatlarının pek çoğu sonradan gazeteciler tarafından doğrulandı. Bazıları vahim suçlardı bunların. Ama tek bir tanesi için bile bir savcılığın ifşaatları ihbar kabul edip soruşturma başlattığını, usulen de olsa bir şeyler yaptığını görmedik.
Düne kadar.
Ne oldu, ne değişti de dört yıl önce hiçbir savcının suç olduğunu düşünmediği konulardan birinin bir ucu bugün suç olarak görüldü ve dün operasyon yapıldı, bunu bilmiyoruz.
Yaygın kanaat, Süleyman Soylu’nun güçten uzaklaşması üzerine bu operasyonun mümkün olduğu ama ben buna da çok katılmıyorum. Çünkü bu varsayım, aslında suçu önlemek için şahin gibi bekleyen ama güçlü insanlar izin vermediği için bunu yapamayan soruşturmacılar olduğunu varsayıyor. Ben bu varsayıma katılmıyorum.
Neyse, arka plandaki sebep nasıl olsa bir gün ortaya çıkacak, şimdilik onun üzerinde durmayalım, sadece “zamanlama manidar” demekle yetineyim.
Bilen biliyor, Sedat Peker’in onlarca ifşaatı içinde en çok Sezgin Baran Korkmaz konusuyla ilgiliyim. İlgilenme sebebim SBK vakasında gördüğüm insan hikayesinin bana çok çarpıcı gelmesi, sadece ülkemiz için değil evrensel insan gerçekliği için de önemli unsurlar barındırması. Dostoyevski yaşasa SBK’dan roman konusu çıkarmayı, onu esin kaynağı olarak kullanmayı düşünürdü bence.
SBK, Karslı, bir hayli yoksul bir Kürt ailenin çocuğu. Küçük yaşta bir başına İstanbul’a gelmiş. Eğitimi yok. Hayatta hiç.bir şeyi yok.
Bir bekar evine minicik haliyle kiracı olmuş, yani bir sürü başka insanla aynı evi paylaşmış, bir yatağı olmuş sadece. İstanbul Kadıköy Çarşısında ayakkabı boyacılığı yaparak hayatta kalmaya çalışmış. Boya sandığı çalınınca bir dönercide bulaşıkçı yamağı olmuş. Orada akşamları müşteri tabaklarında artan dönerleri toplayıp Kadıköy’ün meşhur Salı Pazarında satmış. Patronuna yakalanınca pişkinlikle “Çöpe gidiyordu bu dönerler” demiş.
Bu hikayeleri kendisi gururla anlatıyor. Yaptığının yalan söylemek, hırsızlık ve dolandırıcılık olması aklına bile gelmiyor. Türkiye’nin yeni kuşaklarında bu nedense yaygın bir durum. Temel ahlakla bağları, ahlaki bir hata yamaktan çekinmeleri yok. En fazla hataları yüzlerine vurulursa utanıyorlar ama hatanın kendisi bir vicdan azabı yaratmıyor. (Dostoyevski’nin ilgisini çekecek noktalardan biri tam bu.)
SBK arada neler olduğunu anlatmadan bir ileri sıçrıyor kendini anlatırken, birden onu elinde minik bir sermayeyle buluyoruz. Birileri yurt dışından tamamen ilgisiz bir makineyi ithal etmek istemişler ama sonra bu makinelere gümrükte el konulmuş. SBK gümrük tasfiye ihalesine girip bu makineleri alıyor, onları tamamen farklı bir alet olarak pazarlıyor. Bu sahtekarlıktan biraz daha parası oluyor.
Üçüncü adım yine bir dolandırıcılık: Otomobillerde benzin tüketimini çok azalttığını iddia ettiği bir başka aleti satıyor. Ondan da kendisi için güzel para kazanıyor. Aletin otomobillere hiçbir faydası olmadığını söylemeye gerek yok herhalde.
Elindeki sermayeyle bu kez “çökme” işlerine giriyor. İflas halinde bir fabrika buluyor, sözde batık iş adamını kurtarmaya girişiyor ama arada fabrikaya “çöküyor” onu başka şehre taşıyor, araziyi satıyor, makinaları hurdada satıyor vs vs.
Çok çalışkan SBK ve herhalde bir de şeytan tüyü var, tanıştığı herkesi bir biçimde etkiliyor. Bırakın İngilizceyi Türkçesi doğru dürüst değilken İstanbul’da Amerikalı bir Ermeni ile tanışıyor. Los Angeles mafyasının önde gelen isimlerinden biri olan bu Ermeni onda bir şey görüyor olmalı ki, onu Amerika’da bir Mormon aile birlikte çevirdikleri düzene kenardan ortak ediyor. Mormon aile “bio yakıt” ürettiğini öne sürerek Amerikan Hazinesinden teşvik alıyor yüzlerce milyon dolar. Ortada aslında bu yakıt yok. Hadi bu onların dolandırıcılığı.
Aile bu dolandırıcılıktan kazandığı parayı işte o Ermeni mafyayla birlikte aklıyor. Ermeni mafya SBK’yı işin içine sokuyor, ailenin yüzmilyonlarca doları Türkiye’ye geliyor.
SBK bu sayede “çökme” işini geliştiriyor. Amerikalıların parasıyla onlara bir “varlık yönetim şirketi” kuruluyor, üstelik bu şirkete devletten alması zor olan lisanslar da alınıyor.
Varlık yönetim şirketi dediğiniz, bankaların tahsil edemediği alacaklarını sattığı şirket. Bu sayede SBK bankalara borçlu, borcunu ödeyemez durumdaki şirketleri ve iş insanlarını daha kolay saptayabilir hale geliyor. Ve bu saptadığı şirketlerden bazılarına da “çöküyor.”
Mesela Amerika’da yaşayan Türk iş insanı Yalçın Ayaslı’nın Türkiye’deki havayolu şirketi BoraJet bunlardan biri. Zavallı Ayaslı on yılı aşkın süredir SBK ile mahkeme mahkeme uğraşıyor, İstanbul’da Ortaköy’deki güzelim yalılarını ona kaptırdı. (Bu acımasızlık Dostoyevksi’nin ilgisini çekecek nokta.)
SBK’nın böyle çöktüğü yerlerden bir başkası işte dünkü soruşturmaya konu olan meşhur Paramount Otel. Onu bir Çek vatandaşının kurduğu bir şirket üzerinden devralıyor.
SBK’nın sermayesi baştan beri karanlık, Amerikalılardan gelen sermaye bu karanlığı daha da büyütüyor; çünkü o sayede SBK kendi “çökme” işini genişletiyor. Bir sigorta şirketi satın almayı başarıyor mesela. Satanlar Hollandalı, satış gerçek parayla yapılıyor.
Ama o, sigorta şirketinin kasasında duran parayla gidip Bodrum’daki oteli kendi muvazaalı şirketinden satın alıyor. Böylece Bodrum’da oteli devralmak için kullandığı parayı, 20-25 yıl içinde otelden kazanmayı umduğu para dahil daha neredeyse anında cebine koyuyor. Otel de bedavaya geliyor, otelden edeceği kârı da peşin tahsil ediyor ve otel hala onun.
Kafanız sahtekarlığa, dolandırıcılığa, hırsızlığa çalışınca finansal deha olmak zor değil; eğitimsiz bir adam bile olabiliyor, görüyorsunuz.
Hayat, SBK’yı Kars’ta doğduğu fakir köy evinden Türk iş dünyasının devlerinin Boğazdaki yalılarına kadar götürüyor. Rahmi Koç’la tanışıyor, onun yalısına gidiyor. Orada Koç’un kız kardeşinin kocası İnan Kıraç’la tanışıyor.
İnan Kıraç kimseye söylemediği bir derdini ona açıyor: Ortakları Jan ve Klod Nahum’la kavgalı bir ayrılık sürecindedir, Nahum’ların elindeki Kıraça Holding hisselerini alması, karşılığında onlara para vermesi gerekmektedir. Bu işe aracı olarak SBK’yı sokuyor. SBK’ya parayı veriyor, ondan hisseleri beklemeye başlıyor. Bu arada Noter huzurunda çeşitli belgeler imzalıyor SBK ile. Bunlar içinde en önemlisi SBK’ya 45 milyon dolar borçlu olduğunu gösteren belge.
SBK, Nahum kardeşlerle masaya oturuyor ve bu hisseleri onlardan alıyor ama sonra İnan Kıraç’a vermiyor. Vermediği gibi üste bir de “Bana 45 milyon dolar borcu var” deyip Kıraç’a haciz gönderiyor. (Bu aç gözlülük ve doymak bilmeme hali de Dostoyevski’nin ilgisini çekecek noktalardan biri.)
İşte bu olay sebebiyle bir zamanlar “Türkiye’ye yabancı yatırım getiriyorum” diye huzuruna çıktığı, yan yana fotoğraflar çektirdiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın radarına bu kez başka tür bir insan olarak giriyor. Çünkü İnan Kıraç onu Erdoğan’a şikayet etmiş.
Sonrasında devlet bileğini büküyor, SBK kaçıyor. Bir süre direnmek istiyor ama direncini kaybedince İnan Kıraç’a hisselerini geri veriyor, Nahum kardeşlere de Türkiye’de sahip olduğu sigorta şirketini (Unico Sigorta) devrediyor. Böylece Bodrum’daki otel de Nahum kardeşlere geçiyor ister istemez.
Şimdi dün ansızın hepimizin sular seller gibi bildiği (bu yazıyı tek bir arşiv materyaline bakmam gerekmeden yazdım mesela) ve en azından benim defalarca yazdığım bu roman konusu, savcılığın radarına giriverdi ve soruşturma başladı. SBK Amerika’da, bence döneceği de yok, orada Amerikan devletine borçlarını ödedi, mahkemeden bir ceza almamayı umuyor ve orada iş yapmaya çalışıyor.
Ama belki de maksat SBK değil. Bakın dün savcılık Paramount Hotel’e el koydu bile. Oysa diyorum ya otel bir sigorta şirketine ait, sigorta şirketi de Jan ve Klod Nahum’a.
Yarın aynı savcılık Kıraça Holding’in kapısına gelir, hisselerine el koyarsa ne olacak?
Can Holding soruşturmasında Ciner’in başına gelenleri görünce, Tekfen’in Can ailesine satışı Rekabet Kurumu’ndan dönen hisselerinin yine de Can’da kabul edilip bu holding yönetimine el konulduğunu görünce, TMSF’nin yarın Karsan’ın sahibi Kıraça Holding’in yönetimine oturmayacağının bir garantisi var mı?
Dünkü operasyon sadece bir başlangıç. Devamını merakla izleyeceğim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları



















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
19.01.2026
15.01.2026
9.01.2026
7.01.2026
5.01.2026