Kemal CAN
Türkiye'de yaşamakta olunan şeyi yorumlarken ideolojik zeminli totaliterizm, Putinesk Asya otoriterliği, Baasçı rejimler gibi örnekler, rekabetçi otoriteryanizm, Bonapartizm veya "şirket devlet" modelleri kullanılabiliyor. Pek çok benzerlikler ve farklar işaret ediliyor. Ancak bunları tartışırken, Türkiye'nin hiç de boş sayılamayacak bir demokrasi deneyimi olduğunun, birçok özelliği ile kolay yönetilir butik bir ülke olmadığının hatırdan çıkartılmaması gerekir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yemin edip, kendini başkan ilan etmesinden ve kabinesini açıklamasından sonra, artık yeni bir durumun başladığı, bir şeylerin de bittiği konusunda genel bir kabul oluştu. Ama başlayanın ve bitenin ne olduğu, ne kadar etkili olacağı ve ne kadar süreceği konusunda farklı isimlendirmeler ve değerlendirmeler devam ediyor. Sadece izleyenlerin değil, yapanların da kafası hayli karışık gibi. Bu hafta, Gazete Duvar’da yayınlanan iki yazı ilham verici bir tartışmanın girişi olabilecek tezler içeriyor.
Kronolojik sırayı takip etmeyip, önce 10 Temmuz tarihli Ümit Akçay’ın “Kriz ve otoriterizmin yükselişi” yazısından bir alıntı: “Kısacası, büyük ekonomik krizler önemli ekonomik ve siyasal sonuçlar doğuruyorlar. Bu sonuçların yönü ise, genellikle, kriz anında toplumlardaki güç dengesinin kimden yana olduğu tarafından belirleniyor. Bir başka ifadeyle, bir ekonomik krizin ekonomi politikalarında değişim yaratması için, yöneten sınıfların buna mecbur kalması gerekiyor.”
Sadece AKP’nin değil hakim sınıfların, ekonomik güç odaklarının, örgütlü çıkar çevrelerinin ve dünya ekonomik sisteminin de içinden geçtikleri krizi yapısal dönüşümlerle aşmayı deneyecek yeni bir modeli yok. Tıkanmış, çökmüş birikim modelini tazeleyecek bir önerileri de. Erdoğan’ın seçim kampanyası da, ortaya çıkarttığı kabine de bunun kanıtı. Aslında AKP ve Erdoğan iktidarının bir süredir yaptığı krizi erteleme, idare etme, oluşacak tepkiler için başka kanallar açma, oluşturma çabası global trendin uyumlu bir parçası. Bu noktada İlhan Uzgel’in 9 Temmuz tarihli yazısı konuyu bir iç mesele olmaktan çıkartacak bir perspektif sunuyor:
“Bu yeni sağ, dışlayıcı ve otoriter siyaset anlayışı neoliberal küreselleşmenin 2008’de içine girdiği krizi aşmanın bir yolu olarak ortaya çıktı ve sorunu iktisaden çözmek kapitalist sınıfın işine gelmeyince, Batı kapitalizmi dönüşümü siyasette aramaya başladı. (…) Türkiye yaşadığımız otoriter dalganın ilk ve etkili bir örneklerinden biri olarak sesli olarak eleştiriliyor ama belli ki bu modelin nasıl bir seyir izleyeceği, toplumsal ve siyasal tepkinin boyutlarının ne olacağı Türkiye üzerinden test ediliyor.”
SÜREKLİ PAZARLIK
Hakim sınıfların ve uluslararası sistemin, yönetimlerin demokratikliği ile ilgisinin iddia edildiği gibi özgürlükçülük odaklı olmadığı, otoriter sağ popülist iktidarlarla çok derin yaklaşım sorunları yaşamadığı ortada. Ancak, bu yol arkadaşlığı aralarında bir çelişki olmadığı, bazı gerilimler yaşanmadığı anlamına gelmiyor. İster içeride, ister dışarıdaki güç merkezleri, siyasi iktidarlara sadece kendi politikalarıyla, hatta çıkarlarıyla uyumlu olup olmamaları açısından değil, ortak çıkarlar konusunda pazarlığa açık olup olunmaması ve ikna-zorlama imkanları açısından da bakıyorlar. Elbette devamı veya idare edilmesi istenen ekonomi politikalarıyla ilgili rıza üretebilme kapasitesi de iktidarların desteklenmesi veya katlanılması açısından en önemli kriter. Bu gevşek, zaman zaman çatışmalı ilişki, mecburiyet sıkıntısını yumuşatan dinamik bir sürekliliği mümkün kılıyor.
AKP ve özellikle Erdoğan, özelleştirmeden AB sürecine, küreselleşme ile uyumlanmadan borçlanma odaklı birikim modeli tazelenmesine kadar geniş bir alanda kolay toplumsal rıza üreteceğini vaat ederek iktidara geldi. Elverişli konjonktür ve “başarılı” telafi mekanizmaları eliyle bu rızayı nisbi bir memnuniyet ile de perçinledi, büyüttü. Önüne çıkan bütün gerilimlerde de, ana vaatlerini ve kendisi için taşıyıcı olan ana aktörleri pazarlık mesafesinde tutmayı başardı veya onlar da Erdoğan ile bu mesafeyi korumayı seçti. Fakat, bu ilişkinin tek taraflı bir hizmet sözleşmesi gibi işlemediği, zaten işlemesinin de mümkün olmadığı ortada. Elbette, bu pazarlık ilişkisinin diğer tarafındaki Erdoğan da, alan genişletme ve alan ihlali konusunda hiç pasif olmadı, kazandırırken fazladan kazanmayı da kabul ettirme konusunda aşırılıklar gösterdi.
Erdoğan’ın ve AKP’nin iktidar serüveninde, toplumsal rıza üretimi açısından hayati öneme sahip ideolojik hassasiyetler, kimlik siyaseti ve kültürel aidiyet evreni gibi konular hep fazla görünür oldu. Zaten ihtiyaç duyulan fonksiyon da, bu aşırı görünürlüğü gerektiriyordu. Rövanşist, teşhirci ve mütecaviz ideolojik tavır, muhalefet dilini de biçimleyerek amaca uygun biçimde süreklilik kazanan bloklar yarattı. İktidarın kendi tabi olduğu kurallar ve inançlar bütününü değil, ötekilerin itaat için zorladığı şartları çevreleyen İslamcılık, korku ve hedefini kaybetmiş tepkinin dışa vurumuna dönüşen milliyetçilik devrevi olarak aynı potada farklı dozlarda karıştırılabildi. Bu haliyle AKP ve Erdoğan iktidarı, hedefine kilitlenmiş ideolojik bir yeni rejim yürüyüşünden çok, dünyadaki diğer örneklerdeki gibi süper eklektik otoriter sağ popülist dalgalara daha çok benziyor.
2007 e-muhtıra olayı, Ergenekon-Balyoz ve 17-25 Aralık süreçleri, Cemaat’le kapışma ve 15 Temmuz, çözüm süreci ile MHP ittifakı gibi çok hareketli bir olaylar dizisi, bu iktidarın devlet içinde ve devletle ilişkide ilerleme sürecini oluşturuyor. Ekonomik elitlerin ekonomi politikalarıyla bağlantılı olarak sürdürdüğü pazarlıklı, al-verli, alan daraltmalı-alan ihlalli macerasına benzer bir hikaye burada da var. Kimin kime mecbur kaldığının veya teslim olduğunun, kimin kimi neye veya ne kadar zorladığının belirsizleştiği bir süreç. Ancak, sürecin karmaşıklığı, kapalılığından çok, çok taraflı oluşundan geliyor ve çoğu zaman farklı gibi görünen seçenekler aynı anda yürürlükte olabiliyor. En önemli organ ele geçirilmiş gibi göründüğünde, ele geçirildiği düşünülenin belirleyiciliği artabiliyor. Kimin kimi yedeklediği, kimin kimi taşıdığı karışabiliyor veya aslında çoğu zaman her taraf için de söylenen doğru olabiliyor.
YOLCULUK NEREYE?
Tekrar toparlamak gerekirse; Türkiye’de yaşamakta olunan şeyi yorumlarken ideolojik zeminli totaliterizm, Putinesk Asya otoriterliği, Baasçı rejimler gibi örnekler, rekabetçi otoriteryanizm, Bonapartizm veya “şirket devlet” modelleri kullanılabiliyor. Pek çok benzerlikler ve farklar işaret ediliyor. Ancak bütün bunları tartışırken, Türkiye’nin ne kadar kötü pratikler üretmiş olursa olsun hiç de boş sayılamayacak bir demokrasi deneyimi olduğunun, birçok özelliği ile kolay yönetilir butik bir ülke olmadığının hatırdan çıkartılmaması gerekir. En önemlisi de, bu iktidarın içinde biçimlendiği dönemin genel karakteri dikkate alınmalı. Elbette, bütün dünyada esen neoliberal krizden negatif olarak ayrışmaya başlamış olmasını da hesaba katmak gerek.
16 Nisan referandumu ve 24 Haziran seçimleriyle Erdoğan, kendi iktidarı için rıza üretme konusunda bütün pazarlık alanlarında bir avantaj elde etmiş oldu. Fiilen yürüttü iktidar biçimini yasal olarak uygulamaya sokarak da önemli bir aşamayı geçti. Fakat, 7 Haziran 2015’ten bu yana AKP’nin iktidarın devamı konusunda ürettiği destek, ekonomi politikaları konusunda bir rıza olarak okunmaya çok elverişli değil. Çünkü bu seçimlerde ölçülen şey bu değil. Yeni bir model önerisi veya aktör ihtimali yaratamayan ekonomik güç odaklarının da, mevcut olanı devam ettirmeye itiraz etmeyi ertelemeleri de çok istikrarlı bir anlaşma anlamına gelmiyor.
Son kabineye özel sektörden bazı isimlerin alınmasıyla sınıfsal desteğin yükseleceği iddiası da, söz konusu isimlerin ağırlığıyla pek doğrulanmıyor. Mevcut kabine koalisyonda hakim sınıf için hayli zayıf bir temsil tablosu veriyor. Aynı tablo, giderek daha parçalı ve aslında kırılgan hale gelen siyasi koalisyon için de geçerli. Erdoğan’ın yakın dönemde elde ettiği seçim sonucu ve itirazların hayli geri çekilmesiyle sağladığı geçici onayla yelteneceği alan ihlallerinin ekonomide ve siyasette nasıl reaksiyon alacağını göreceğiz.
Erdoğan iktidarının devlet içine ilerleyişi konusunda da gerek kabine, gerek şimdiye kadar ortaya konulan hazırlıklar hızlı yıkım sürecini takip edecek bir kurucu enerji göstermiyor. Yakın bir vadede ciddi krizler üretmeye aday yönetsel dağınıklığın, şimdilik onay vermiş gibi duran güç merkezleri için yeni fırsat kapıları açması olası. Özetle, AKM’yi yıkmayı bir icraat başarısı olarak göstermekle, yeni yapılacak “opera binasına” işlev kazandırmak aynı şey değil.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları







































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025