Münir AKTOLGA
İÇİNDEKİLER:
ÇAĞRININ BENCE EN ÖNEMLİ OLAN YANI..3
ZAMANIN RUHU NEYİ GEREKTİRİYOR, 21.YY’IN PROBLEM ÇÖZME YÖNTEMİ NEDİR?.4
ŞİMDİ, SÖZ TEKRAR ÖCALAN’DA.. 7
ÇÖZÜM SÜRECİNİN TARAFLARI, YA DA DİNAMİKLERİ..15
ÖCALAN’IN “DEMOKRATİK MODERNİTE SİSTEMİ”NEDİR..17
GİRİŞ:
ÇÖZÜM SÜRECİNİN TARAFLARI, YA DA DİNAMİKLERİ..
AK Parti, ve 21 Mart Çağrısıyla birlikte belirli bir kitle temeli olduğunu ispat eden Öca-lan..Yani, “çözüm sürecinin” şu an görünen iki tarafı-dinamikleri..
Daha ileri giderek-Çağrı’nın ötesine geçip Öcalan’ın görüşlerini ele almadan önce sürecin şu an belirleyici olan bu iki dinamiği üzerine birkaç şey söylemek istiyorum. İsterseniz önce AK Parti tarafından başlayalım. Bakın daha önce ne yazmışım bu konuda:[13]
“Şurası bir gerçek: Türkiye bugün küresel dinamikleri de arkasına alarak yükselen bir yıldız. Ülkenin bu noktaya gelmesinde AK Parti’nin oynadığı rol ise açık (şu son on yılda içerde ve dışarda izlenen politikaların buna katkısını kastediyorum). Bu nedenle, iyiki AK Parti ve Erdoğan var diye düşünüyorum. Hadi, Allah nazardan esirgesin demeyi de ihmal etmeyelim!..
“Bunlar tamam; ama bu noktaya nasıl gelindiğini açıklarken işi sadece burada noktalar da daha fazla kurcalamayı bir yana bırakırsak varılan sonuçların bizi yanlışsonuçlara götürebileceğini de unutmayalım. Çünkü evet, Türkiye AK Parti’nin ve Erdoğan’ınelinde bugün bu noktaya geldi, bu doğru, fakat burada esas başarı AK Partililerin ve Erdoğan’ın bireyler olarak üstün zekaya sahip-herşeyi bilen insanlar olmalarında falan değil!İşin sırrı iç ve dışdinamikler arasındaki kesişmelere paralel olarak, sürecin Türkiye’yi getirip bıraktığı yerle ilgili. Buna bağlıolarak zorunlu bir şekilde izlenen politikaların 21.yy’ın paradigmasıyla uyumlu olmasıyla ilgili.
“Ayrıca, Türkiye eskiden-19 ve 20.yy’larda-ulus devletler dünyasında olduğu gibi “Kapitalizmin Eşitsiz Gelişme Kanunu”na bağlı olarak (bir zamanlar Almanya ve Japonya’nın öne çıkmasına benzer bir şekilde) yükselen, bu paradigma içinde dünya pazarlarında daha geniş yer tutma çabasıyla şaha kalkan bir ülke de değil! Yoksa, eti ne budu ne ki Türkiye’nin, eğer öyle olsaydı şimdiye kadar bir kaşık suda boğuverirlerdi onu!. Bakın şu Erdoğan’ın konuşmalarına, BM’in-Güvenlik Konseyi’nin yeniden örgütlenmesinden bahsediyor. Hiç çekinmeden bir ABD’yi, Rusya’yı AB’yi, Çin’i eleştirebiliyor. Hepsini, “terörist devlet” olarak ifade ettiğiİsrail’e göz yummakla suçluyor[14]. Suriye konusunda açıyor ağzını yumuyor gözünü! Ve çıt yok! Niye? Obama’dan bile hiç ses çıkmadı! Neden biliyor musunuz, herkes söylediklerinin doğru-haklı olduğunu biliyor da ondan. O eleştirilerden sonra Obama çıkıpta bir laf etse dünya kamu oyuna ters düşecekti. Yeniden o eski “yankee” imajına sarılmış olacaktı! Bu nedenle, Erdoğan’ın haklı olduğunu bildiği için susuyor!
“Peki nereden geliyor Erdoğan’ın bu “haklı olma” durumu, nedir bu işin altında yatan sır? Türkiye’den korktukları için mi susuyorlar? Hayır tabii ki! Erdoğan’ın çıkışlarının 21.yy paradigmasına uygun olmasında yatıyor işin sırrı. Peki ne midir bu paradigma? Çok basit: “Savaşarak değil, kazan kazan politikalarına sarılarak hep beraber zenginleşelim” anlayışıdır bu..Daha çok bilgi üreterek, daha ucuza daha iyi kalitede mallar üreterek, biribirimizle barış içinde rekabet edelim ve birlikte kazanalım-gelişelim, büyüyelim, küresel zincirin halkaları haline gelelim anlayışıdır.. İşte Türkiye’nin ve Erdoğan’ın sırrı budur! Bizim Anadolu kapitalistlerinin tutunduğu ip de budur!..
“Peki, o koca koca devletlerin, onların kıdemli politikacılarının, onlar bir yana, dünyanın dörtbir yanındaki aydınların, bilimadamlarının çözemedikleri bu sırrı AK Parti ve Erdoğan nasıl çözdü, nasıl oldu da 21.yy’ın bütün problemlerini çözebilen bu müthiş silahı ellerine alabildiler onlar, herkesten daha akıllı oldukları için mi? Elbetteki hayır! Hayat, içerde ve dışardayaşanılan bütün o süreçler-tabi bunda jeopolitik konumun da rolü var-Türkiye’yi öyle bir yere getirdi ki, yaşamı devam ettirme mücadelesinde zorunlu olarak çözülmesi gereken problemlerin ancak 21.yy’ın gerçeklerine dört elle sarılınarak çözülebileceği ortaya çıktı.
“Çok basit! İçerdeki durum ortadaydı. İçerde, Osmanlı’dan bu yana Devlete bağlı olarak geliştirilmiş, iç pazarı sömürmekten başka bir yeteneği olmayan tekelci asalak bir sermaye ve onun egemenliği üzerine kurulmuş köhne-Devletçi bir sistem vardı. Bu nedenle, ağızlarıyla kuştutsalar bile bunların karşısında hiçbir rekabet şansları yoktu Anadolu kapitalistlerinin. E, içerde şansı olmayanın dışarda da bir varlığı olamazdı zaten.
“Bu kördüğümü önce Özal çözdü. Ve öyle oldu ki, sistem, kabukları kırılıpta dışarıya açılıverince önüne çıkan problemleri çözme sürecinde ne yapması gerektiğini hemen anladı. İçerdeki ve dışardaki rakipleri karşısında tek bir şansı vardı onların: Demokrasi ipine sarılmak! Barışiçinde daha iyisini, daha ucuza üreterek rekabet edebilmek. Bunun için de işbirliği!..
“İşte Erdoğan’ın ve Türkiye’nin sırrı budur. Ama bütün bunlar problem çözme pratiği içinde kendiliğinden gerçekleştiği için, olayın özünü halâ onların kendilerinin bile tam olarak anlayamadıklarını düşünüyor insan! Şöyle geriye doğru bakarak, nerelere geldiklerinigörünce, vay anasına be, biz neymişiz falan diye düşündüklerine, olup bitenlerden kendi nefislerine pay çıkarmaya çalıştıklarına inanası geliyor insanın! İşte tehlikeli olan budur. Süreci kendi nefsine maletme hastalığıdır. Özellikle Erdoğan’ın bu konuda çok dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Öyle kolay kolay ortaya çıkmıyor bir Erdoğan. Bu nedenle, hem biz neye sahip olduğumuzu bilelim, hem de onlar kerameti kendinden menkul şeyhler olmadıklarını bilsinler!.
“Bugün, atalarımızın at sırtında fetihler yaparak gittikleri yerlere giderek oraları yeniden fethetmek mi istiyorsunuz, bunun artık tek bir yolu var: Demokrasi ipine sarılarak, daha çok demokratikleşmek, küreselleşmesüreciyle daha çok bütünleşmek. Bunu hiç unutmayın”!.
Altını çizmek istediğim ikinci nokta ise Öcalan ve onun durduğu yerle ilgili:
Aslında ben Öcalan’ı çok iyi anlıyorum!.
Dipsiz bir kuyuya düşmüşsün ve ancak o zaman görmeye başlıyorsun bir takım şeyleri. Kolay değil, iki yüz yıllık bir devşirme sistemi bu ve sen de bunun ürünlerinden birisin. Büyü ancak o zaman bozuluyor! Ve bağırıyorsun oradan bütün gücünle!.Kim duyar seni! Senin o arkadaşların bile duymazdan geliyorlar çığlıklarını. Çünkü onlar halâ eski paradigmaya hizmet etmekle meşguller!.Hepsi “devrimci”, hepsi “solcu”! Sen? Onların gözünde sen devletle uzlaşmaya çalışan zavallı bir mahkumsun! İşte insanı mahfeden korkunç bir diyalektik!.Soruyorum ben size şimdi, Öcalan’ın 21 Mart Çağrısı’nı kaç kişi anladı kendi saflarından! Onlar halâ şaşkınlık içindeler. Bugüne kadar yücelterek kullandıkları “liderleri” birden o kuyunun içinden sesini yükselterek, “yeter artık hizaya gelin” diye kükrüyor! Hayır deseler olmayacak, kendilerini inkâr etmiş olacaklar. “Evet” diyorlar, ama bu evet her an kıvırtmaya, Öcalan’ı harcamaya dönük bir evet. Allah kolaylık versin Öcalan’a!
Bu bir. Öcalan’a ilişkin olarak ikinci bir nokta da şudur: Böyle durumlarda en büyük tuzak insanın kendi nefsidir. Düşünün ki tek başınızasınız ve artık o devletçi devşirme büyüsü bozulmuş, siz birtakım şeyleri görmeye başlıyorsunuz. Korkunç bir ruh halidir bu. Her an, vay anasına, ben neymişim diyerek iflah olmaz bir narsizmin içine düşebilirsiniz. Bu konuda hem kendisinin, hem de ona gönül bağıyla bağlı olan insanların çok dikkatli olmaları gerekir diye düşünüyorum[15]..
Şimdi, yazının bu son kısmında, daha çok Öcalan’ın kendi kaleminden onun görüşle-rine yer vermek istiyorum. Arada ben de düşüncelerimi söyleyeceğim tabi..
------
[13]“Eğer kim olduğunuzu bilmek istiyorsanız hangi süreçlerin ürünü olduğunuzu, yani kendi tarihinizi iyi bilmek zorundasınız” www.aktolga.de Aktüel Köşe Yazıları
[14]Bu arada İsrail Türkiye’den özür dilemek zorunda kaldı, niye? Bazı AK Partililer bunu da Erdoğan’ın karizmasına-nefsinden kaynaklanan güce falan bağlıyorlar! İşte benim altını çizmek istediğim tehlike budur. Erdoğan’ın gücü, onun, kerameti kendinden menkul bir şeyh olmasından kaynaklanmıyor! Onun gücü, kendi varoluş koşullarının zorunlu olarak 21.yy paradigmasıyla örtüşmesinden kaynaklanıyor. Erdoğan, pragmatist bir lider olarak hayatın önüne koyduğu yolda ilerliyor o kadar. Bütün mesele, hayatın-21.yy gerçeğinin Türkiye’nin ve Erdoğan’ın önüne çıkardığı o yolla ilgili. Bunu bir an bile olsa gözden kaçırdığın an bitersin. Bu unutulmasın.
[15]Şimdi bakın, bu satırları kaleme alırken bile benim içimde halâ acaba gerçekten böyle mi durum endişesi var! Yani, Çağrı’yı temel alarak diyoruz ki, Öcalan 21.yy dinamiklerinin zorlamasıyla bazı şeyleri görüyor ve bunları en zor koşullar altında da olsa haykırmaya çalışıyor..Dikkat ederseniz burada hep Çağrı’yı olumlu yönde yorumlama-anlama çabası-isteği var. Ama öte yandan bir de düşünüyorsunuz, acaba biz hayal mi görüyoruz! Al bak işte KCK Sözleşmesi duruyor ortada halâ, Öcalan’ın söylediklerinde de burada yer alan görüşlerden farklı birşey yok aslında! Fark sadece söylenilenlerin yorumundan kaynaklanıyor! Eğer durum böyleyse o zaman biz neyi tartışıyoruz ki! Çağrı’yı falan bir yana bırakalım, esas olanı, yani KCK Sözleşmesindeki görüşleri tartışalım!.Ama eğer böyle yaparsak da o zaman Çağrı güme gidecek!! O zaman kardeşim bir tek çözüm yolu var bunun. Çağrıyı ayrı olarak ele alıp destekleyeceksin; bakacaksın, eğer ilerde olayı başka zemine çekme gayretleri falan ortaya çıkarsa da o zaman herkes kendi yoluna devam edecek!..
DEVAM EDECEK...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları













































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023