Serdar KAYA

Öğrenciler arasında rekabet kaçınılmaz. Ancak, bu gerçek, rekabetin ne üzerindenolması gerektiği sorusunu ortadan kaldırmıyor. Yani, hangi alanlardaki başarıyı ödüllendirmeliyiz? Ya da, hangi alanlardaki beceriler, üniversite eğitimi almak durumunda olan bir insan için daha vazgeçilmezdir?
Bu sorulara farklı cevaplar verilebilir. Dahası, bu farklı cevapların hepsi (farklı gerekçelerle de olsa) aynı anda doğru da olabilir. Türkiye özelinde, bu soruları belki daha geniş bir perspektiften de sormak gerekli: Üniversite mezunlarımıza baktığımızda, daha çok hangi kritik alanlarda yetersiz olduklarını görüyoruz? Ya da, eğitim sistemimiz öğrencilere hangi temel becerileri kazandırmaktan uzak?
Bu şekilde sadece üniversite adaylarını değil, üniversite mezunlarını da hesaba katmak, şu soruları da dikkate almayı mümkün kılıyor: Eğitim sistemimiz, hayati öneme sahip olan hangi becerileri hiç test dahi etmiyor? Yani, Türkiye’de insanlar kimi temel konularda doğru düzgün sınanmadan üniversite diploması alabiliyorlar mı? Şayet alabiliyorlarsa, bu temel konular hangileri?
Türk eğitim sisteminin mantık açığı
Bu sorulara benim cevabım şu: Türk eğitim sisteminin en öncelikli problemi, müfredatından eğitim kadrosuna dek her alanında ciddi bir mantık açığına sahip olması. Hatta, Türkiye’de en temel mantık hatalarına karşı körlük ve kayıtsızlık o denli ileri bir safhada ki, üniversite mezunları bile bu yöndeki hatalarına işaret edildiğinde, (hatayı fark etmek ve düzeltmek şöyle dursun) çoğu zaman muhataplarının tam olarak neden söz ettiğini anlamakta dahi zorluk çekiyorlar – ve daha da kötüsü, böyle bir zorluk yaşadıklarının da farkında olmuyorlar.
Böyle bir eğitim sisteminin, tamamı bir mantık hatasının üzerine bina edilmiş olan tezler savunan insanları doktor ilan etmesi de nadir değil. Bu şartlar altında, belki buna şaşırmamak da gerekli. Ancak, bütün bunlar, Türkiye’de, üniversitelere girmeye hangi kriterler doğrultusunda hak kazanmak gerektiğini belirlemeden çok önce, genel anlamda eğitimin insana neler kazandırması gerektiği üzerinde bir farkındalık ve uzlaşının ortaya çıkması gerektiğini ima ediyor.
Beşeri sermaye
2006 yılında gösterime giren İdiyokrasi adlı komedi filmi, mantığı dışlayan bir eğitim sisteminin bir ülkenin beşeri sermayesine vereceği zarar hakkında düşünmemize yardımcı olabilir. İdiyokrasi, günümüzde zeki ve eğitimli insanların az, eğitimsiz olanların ise çok çocuk yapmalarından ötürü ortaya çıkmış olan korkunç bir gelecekte geçer. Bu gelecekte, yüksek zeka genleri havuzdan elenmiş, hayatın her alanı gerizekalılık sınırındaki insanların yönetimine geçmiştir. Doktorlardan hakimlere, politikacılardan bürokratlara dek herkes, zeka itibariyle, kendi branşlarındaki en temel gerçekleri dahi idrak edemeyecek seviyededir. Dolayısıyla, hiçbir iş yolunda gitmemekte ve gelişme kaydetmek bir yana, mevcudu muhafaza etmek dahi mümkün olmamaktadır.
Bu örneğin abartılı olduğunu kaydetmekle birlikte, şu soruyu yine de sormak gerekli: Türkiye’de de (genetik nedenlerden olmasa da) benzeri bir yetersizlik sorunu yaşıyor olabilir miyiz? Ya da, Türkiye’de (rasyonalitenin sistemli olarak dışlanmış olmasından ötürü) insanlar kapasitelerinin çok altında bir seviyede düşünüyor ve hareket ediyor olabilirler mi? Ya da, bizler, ülkemizde hakim olan düşük seviyeyi kanıksadığımız ve dünyayı da zaten çok fazla bilmediğimiz için, gelişmiş ülkeler ile aramızdaki düşünsel uçurumdan büyük ölçüde habersiz yaşıyor ve ortadaki problemin boyutunun ciddiyetini fark dahi etmiyor olabilir miyiz?
Ne yapmalı?
Mantık açığı, sinsi bir hastalık. Zira, yapısı gereği, varolduğu ölçüde fark edilmesi zorlaşıyor. Ne var ki, Türkiye’de insanlar en azından eğitim alanında (tam olarak ne olduğunu bilmeseler de) bir şeylerin epey yanlış gittiğinin farkındalar. Bu farkındalığın sonuçlarından biri de, okullarda umduğunu bulamayan insanların kendi çabalarıyla açıklarını kapamaya yönelmeleri. Türkiye’de yıllarca yabancı dil dersi gördüğü halde ilgili lisanı düzgün bir şekilde konuşamayan ve bu nedenle gerek kurslara giderek gerekse yurtdışına çıkarak bu konuda kendisini yetiştirmeye çalışan çok sayıda insanın varolması, bu durumun yaygın örneklerinden sadece biri.
Öğrencilerin eğitim sisteminin içinde harcadıkları onca zaman ve emek düşünülecek olursa, Türkiye’de okulların aslında öğrencileri mağdur eden kurumlar oldukları dahi söylenebilir. Bir şekilde bir üniversiteden mezun olan, ancak branşlarında aslında pek de ciddi bir alt yapıya sahip olmadıklarını hissettikleri için ciddi bir hayalkırıklığı yaşayan yüzbinlerce insan da bu mağdurlar ordusuna dahil edilebilir. Peki bu konuda ne yapılabilir? Ya da, insanlar, eğitim sisteminin kendilerini düşürdükleri durumdan kurtulma adına neler yapabilirler?
Bu soruya verilen belki de en yaygın cevap (maalesef) okumak. Bu yaklaşım, bilginin kitaplarda bulunduğu ve okumak suretiyle edinilebileceği varsayımına dayanıyor. Halbuki, okumaya başlamadan önce, okumayı öğrenmek gerekli. Bu ise, okunan metnin sıhhatini sınayabilecek ve karşı karşıya geldiği mantık dizilerindeki olası arızaları tespit edebilecek bir seviyeye erişmiş olmakla mümkün.
İngilizce, mantık ve yöntem
Takriben dokuz senedir yazı yazıyorum. Bu süre zarfında aldığım mesajları kategorilere ayırsam, nicelik itibariyle birinciliği herhalde hakaret içerikli olanlar alır. İkinci sırada ise – ilginçtir – okuma listesi talep edenler var. Ancak ben bu yönde taleplerde bulunanlara (şayet spesifik bir arayış içinde değilseler) kitap okumak yerine, (1) çok iyi derecede İngilizce, (2) mantık, ve (3) yöntem öğrenmelerini tavsiye edegeldim.
İngilizce öğrenmeyi gerekli kılan birincil neden, Türkçe kaynakların yetersiz olması. İngilizcenin rasyonel düşünmeye yardımcı olan teknik yapısı ve güncel Türkçe ile mukayese edilemeyecek kavramsal zenginliği ise, ikincil nedenler arasında.
Mantık ise, işin okumayı öğrenme kısmı ile ilgili. Mantık hatalarının yapılarını ve bu hataları formülize edebilmeyi öğrenmek, nihayetinde de bu konuda soyut seviyede düşünmeye alışarak karşılaşılan somut argümanlardaki problemleri tespit edebilecek hale gelmek, okumayı öğrenme adına kat edilmesi gereken belki de en büyük aşamalar.Mantığa Giriş kategorisindeki kaliteli ders kitapları ya da ABD’deki GMAT, GRE gibi standart testlerin eleştirel düşünce eksenli soruları, bu konuda başvurulabilecek olan en iyi kaynaklar arasında.
Son olarak, yöntem ise, bilgiye nasıl ulaşılabileceği ve bir argümanın nasıl sınanabileceğini öğrenme adına merkezi öneme sahip. (Yöntem, biraz daha profesyonel yardım gerektiren, yani otodidakt olmaya daha az müsait olan bir konu olduğu için detaylandırmıyorum.)
Okumayı öğrenmenin daha eğlenceli yolları
Okumayı (yani düşünmeyi) öğrenmenin daha eğlenceli yolları da yok değil. Başlangıç seviyesinde de olsa, akıl yürütmeye ve problem çözmeye dayalı film ve dizileri izlemek de bu konuda ufuk açıcı olabilir.
Bu çerçevede belki de ilk akla gelen dizi House, M.D.‘dir. ABD’deki özel bir hastanede teşhis uzmanı olarak çalışan Doktor House, nadir görülen, çözülmesi zor vakalarla ilgilenir. Dizinin her bölümünde, zor bir problemi çözme adına ortaya atılan açıklamalar ve her olası açıklama doğrultusunda yapılan testler havada uçuşur. Bu süreçte güçlenen ve zayıflayan açıklamalar doğrultusunda teşhise ulaşılır.
İkinci ve aynı derece başarılı bir örnek, bir hukuk dizisi olan The Good Wife olabilir. Hukuk, okuduğunu anlama, yorumlama, soyutlama ve bu doğrultuda akıl yürütme gibi yeteneklerin en kritik öneme sahip olduğu branşlar arasındadır. Dizinin özellikle mahkeme sahneleri, benzerine az rastlanır kalitede argümantasyon örnekleri içerir.
Üçüncü bir örnek ise, Criminal Minds olabilir. Dizi, büyük ölçüde, FBI bünyesindeki (gerçekte de varolan) Davranışsal Analiz Birimi‘ndeki psikologların, suça bakarak suçlunun profilini çıkardıkları ve bu profile dahil olan kriterler doğrultusunda çemberi daraltarak aradıkları kişiyi buldukları gerçek vakalardan mülhemdir. (Thomas Harris’inKuzuların Sessizliği gibi klasikleşmiş romanları da aynı prensip üzerinde kuruludur.)
Bu diziler (ya da Pi ve The Aura gibi aynı doğrultudaki filmler), insan aklının nasıl kullanılabileceği konusunda çok iyi örnekler içerir. Dikkatli seyirciler, bu yapımları gerekli saygı ve itina ile izlerlerse milli eğitimin okullarında hiçbir zaman öğrenemeyecekleri kadar önemli şeyler öğrenebilirler.
Bazı sorular
Bizim de böyle film ya da dizilerimiz var mı? Eğer yok ise, neden yok?
Bizim dizilerimiz neden daha çok Orta Doğu ülkelerinde kendilerine alıcı buluyor? Gerçekten iyi bir şekilde pazarlansalar, acaba ne kadarı Batıda ya da genel anlamda gelişmiş ülkelerde alıcı bulur? Daha da önemlisi, bu yapımlar bir şekilde farklı ülkelerde yayına verilecek olsa, daha çok hangi sosyoekonomik gruptan insanların ilgisini çeker?
Sonsöz
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz,
Görünür kişinin rütbe-i aklı eserinde
Ziya Paşa
–––––
[Önümüzdeki pazar: "Mantıklı" bir üniversite sınavı]
Yazı arşivi: Eğitim konulu diğer yazılar
Fotoğraf: Harvard Üniversitesi, Massachusetts (21 Ağustos 2007, Serdar Kaya)
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.06.2019
17.06.2018
6.04.2015
23.03.2015
16.03.2015
20.01.2015
15.01.2015
17.11.2014
1.10.2014
12.08.2014