Sezin ÖNEY
Bugün, "Büyük Amerikan Tutulması" gerçekleşiyor. Yani 21 Ağustos 2017'de Amerika Birleşik Devletleri'nin üzerinde Kuzeybatı kıyısından Güneydoğu kıyısına kadar ülkeyi boydan boya geçecek bir Güneş tutulması.
Bu tutulma, sadece Amerika'dan izlenebilecek. Güneş tutulmasının gözlenebileceği yerlerde yaklaşık iki dakika boyunca, Ay'ın Güneş'le Dünya arasına girmesi sonucu, gündüz geceye dönecek. Buna karşılık, tutulma süreci, Ay'ın Güneş'in önüne geçecek biçimde ilerlemesi iki saati aşkın zaman sürecek.
Bu tutulmaya "tarihin en büyük tutulması" deniyor; bu sadece kısmen doğru. ABD'nin 1776'da kurulmasından bu yana kayda geçen en büyük tutulma – işin bu kısmı doğru. Ancak, dünya tarihinin en uzun Güneş tutulmasını, ne yazık ki hiçbirimiz izleyemeyeceğiz; en azından buralardan veya bu halimizle izleyecek halde olmayacağız. Zira, Dünya'nın en uzun Güneş tutulması, 16 Temmuz 2186'da gerçekleşecek. Güney Amerika'da Ekuador, Kolombiya ve Venezüela üzerinden geçecek bu tutulma, 7dakika 4 saniye sürecek. Daha önce, Milattan Önce 740'ta, 7 dakika 32 saniyelik bir Güneş tutulması gerçekleştiği hesaplanıyor.
NASA'nın verdiği bilgilere göre, Dünya tarihindeki Güneş bugün Türkiye saati ile 18:46'da tutulmanın ilk anları gerçekleşecek; tutulma önce parçalı olarak meydana gelecek. Saat 19:48'de ise tam tutulmanın ilk göze gözüktüğü an olacak. Tabii, bu gözleme şahit olmak için ABD'nin Oregon eyaletinde olmak lazım. Oregon'un başkenti Salem'de sabah saat 10:18'de gözlenebilecek bu tam tutulma...
Türkiye saati ile 21:25'te ise Ay, astronomik olarak Güneş'in tam kalbine yerleşmiş ve Güneş'i tamamen "örtmüş" olacak. Ve saat 23:02'de, Güneş'in tam tutulmasının son gözlendiği anlar yaşanacak. Saat 00:04'de, Ay'ın Güneş'in önünden çekilmesiyle, tutulmanın parçalı hâli de sona erecek.
Tutulmayı izlemek için en ideal mekân, Kentucky eyaletindeki Hopkinsville; işte burada tam 2 dakika 40 saniye boyunca Ay ve Güneş birleşecekler – böylelikle de gündüz geceye dönecek.
"Eklips", eski Yunanca'da ἔκλειψις (ékleipsis) sözcüğünden geliyor. "ἐκ- (ek-)", "dışarı" ve "λείπω (leípō)" da, "yok olmak"; dolayısıyla "eklips" de, varlığı sonlanmak gibi bir anlam taşıyor.
Astrolojik olarak da, Güneş tutulmalarının insanlar ve toplumların hayatında büyük değişimleri getirdiğine inanılıyor.
Tarihte de, Babillilerden Çinlilere kadar farklı toplumlarda, Güneş tutulmasının özellikle "lider konumunda" olanları etkilediğine yönelik inanışlar vardı. Güneş tutulması başta olmak üzere astronomik gelişmeleri izlemek üzere gözlerini gökyüzüne diken ve metodik incelemeler yapan Babilliler, "sahte kralların" Güneş tutulmasının etkisiyle "eklips düşüşü" yaşayacağına inanırdı. Tarihin kayda geçen en eski Güneş tutulması Milattan Önce 1375'te, Ugarit'te Mayıs ayına denk gelecek şekilde gerçekleşirken yazılı tarihe geçti. Ugarit, bugünkü Suriye'nin Lazkiye yakınlarındaki bir antik liman-ticaret merkezi; bir depremle yok olmadan önce çok önemli bir merkezdi.
Bu kentin kalıntıları arasında bulunan kil tabletler ve bugünkü Irak'ta bulunan Ninova kentinde Asurluların Milattan Önce 31 Temmuz 1063'te tuttuğu kayıtlar, "gündüzü geceye çeviren gökyüzü olaylarından" bahsediyor. Babilli astronomların yapabilmeyi başardığı, "Saros Döngüsü" ile Ay ve Güneş tutulmalarının tam zamanlarını hesaplamaktı. Her Saros Döngüsü, 18 yıl, 11 gün, 8 saat sürüyor ve Güneş, Ay ve Dünya aynı geometriyle, düz bir çizgiye denk gelecek şekilde sıralanıyordu. Dolayısıyla da, her Saros Döngüsü tamamlandığında, aynı Güneş veya Ay tutulmaları tekrarlanıyordu. Babilliler, bu hesabı gökyüzünü çok dikkatli biçimde gözleyerek yapmışlardı.
12-14 yüzyıllık süreçlerde, yeni hizalanmalar ve yeni Saros Döngüleri oluşuyor; 70-80 döngü sonrası tutulmaların derecelerinde değişim yaşanıyor ve farklı "tutulma aileleri" başlıyor. Artık bu gibi detayları çok daha iyi biliyoruz. Ve NASA gibi merkezlerin, Saros Döngüsü dışında kullanabilecekleri birçok hesap biçimi var; kaldı ki, bilgisayarlar tüm hesaplamaları yapıyor. Ancak, günümüzden yaklaşık 3250 yıl önce astronominin temellerinin coğrafyamızda atılıyor olmasının son derece çok heyecan verici bir yanı var. Tabii, günüzde uğraştığımız saçmalıkları düşününce, bu coğrafyanın ecdadının yaptıklarından daha da etkileniyor insan...
Roma İmparatorluğu'nda filozof ve yazar Seneca, yaklaşık iki bin yıl önce, birçok toplumun neden gökyüzünü binlerce yıl önceki toplumlar kadar incelemediğimizi sorguluyordu. "Hangi kıyıya yelken açtığınızı bilmiyorsanız, hiçbir rüzgâr lehinize değildir" diyen Seneca'nın bilgeliğine elbette sahip değilim; ama, neden tüm dünya olarak varlığımızı sadece "daha çok bilmek", "daha çok keşfetmek" üzerine değil de, tüketmek üzerine kurduğumuzu gerçekten anlayamıyorum. Bizler, kendimizi elbiselerle dekore etmeye ve emlâkla, maddiyatla kökleştirmeye çalışırken; koskoca bir kozmos, bu Dünya ve tüm ötesine gizli yaşamlar var.
Tamamen doğaya bağlı yaşayan Avustralya'da Aborjinler, Asya Pasifik'te Tahiti ve Hawai halkları ve Kızılderililer gibi halklar, tutulmaları Güneş ve Ay'ın aşkının nişânesi ve kavuşma zamanı olarak görüyor, kutsuyorlardı.
Babilliler, bir yandan bilimsel gözlemlerle gökyüzü olaylarını kayda geçiriyor ve gözlem yoluyla hesaplamalar geliştiriyor, gökyüzüne ilişkin teorileri ortaya atıyordu. Öte yandan da, gökyüzü olaylarıyla günlük hayata, siyasete, tarihsel gelişmelere ilişkin tahminlerde bulunmaya çalışıyorlardı. Babillilerin, "Enuma Anu Enlil", yani Fırtına Tanrısı Anu ve Gökyüzü Tanrısı Enlil'e ithaf edilen tabletlerinde, gökyüzünde gezegenler ve yıldızların gözlemlerini, gerçekleşecek olayların öngörüsü yapılıyordu. Babilliler ve onlardan çok daha öncesinde, kralların kaderi ile Ay ve Güneş tutulmaları birbirilerine bağlanmıştı. Hatta, bir tarihi kayda göre, Milattan Önce 1861'de, bugünkü Irak'ın Güneyinde yer alan tarihi Isin şehir devletinde, Kral Irra-imitti, Güneş tutulmasının yaşamını tehdit edbileceği düşüncesiyle bir bahçıvan olan Enlil-bani'yi tahtına geçirir. Ancak, gerçek Kral Irra-imitti gerçekten de tutulma esnasında ölür ve bahçıvan Enlil-bani de, 24 yıl sürecek başarılı bir hükümdarlık dönemine başlar. Isin kentinden kalma kayıtlarda, Enlil-bani'den "bir adamın kafasında ateş olunca" diye de söz ediliyor. Görünen o ki, Güneş tutulmasından korkan asıl kralı pek de özleyen olmamış. Çin hanedanlıkları başta olmak üzere, "hükümdarın yerine tutulma döneminde bir temsilci geçirme" âdeti başka kültürlerde de var. Hitit Kralları da, "kadere çalım atmak" için, tahtlarını tutulmalar esnasında devretmeye razı geliyorlarmış. Tutulma döneminden korunmak için yerine bir mahkûmu geçiren Büyük İskender de, "kaderi aldatamamış" gözüküyor. Milattan Önce 323 yılında gerçekleşecek toplamda üç Ay ve Güneş tutulmasından korunmaya çalışan Büyük İskender, o yıl birden hastalanıp ölüveriyor.
Gökyüzü ile yeryüzünü birleştirmek sadece Mezopotamya, Anadolu ve Balkanların tarih öncesi kültürlerine de özgü değil. Babilliler ile eş zamanlı olarak ve öncesinde, Antik Çin'de de, gökyüzü gözleniyor ve tutulmalara büyük önem veriliyordu. Türkiye'de son yıllarda bir protesto şekli olarak karşımıza çıkan "tencere-tava çalmak", Antik Çin'de, özellikle Güneş tutulmalarında kötülükleri uzak tutmak için yapılıyordu. Ejderhaların, Güneş'i yuttuğu ve "aydınlık" günlere dönülmesi için kötülüğü temsil eden ejderhanın kovalanması gerektiğini düşünen binlerce yılın öncesi Çinlilerle böyle bir bağımız var yani...
Gökyüzü ve yeryüzünün köşe kapmacası
Astronomi ve astroloji, aynı madalyonun ikiyüzü olarak beraberce gelişirken, bazı tarihî dönüm noktaları da, gerçekten de tutulmalarla eşzamanlı olarak da gelişiyordu. Bambu parçaları üzerine yazılmış, Milattan Önce 296 tarihli "Bambu Günceleri" (竹書紀年; Zhúshū Jìnián), Shang Hanedanlığı'nın çöküşü ile Zhou Hanedanı'nın yükselişi bir Ay tutulmasına bağlanır. Görünen o ki, Zhou Hanedanı'nın Kralı Wen, Ay tutulmasını "zaferinin işareti" olarak görmüş ve Shang Hanedanı'na karşı harekete geçmiştir. Ancak, gücün bu şekilde el değiştirmesi, doğru zamanlamaya dayanan bir tesadüf müdür yoksa "göklerden gelen bir mesaj" mı?
Tutulmalar kimi zaman, "iktidarın devamı için rıza üretmekte" de kullanılmış. Örneğin Aztekler'de... Milattan Sonra 1300-1521'de varlığını sürdüren Aztek İmparatorluğu'nda rahipler, "4 Ollin" yılında, bir Güneş tutulması sonrası gerçekleşecek büyük bir depremle dünyanın sonunun geleceğine inancını savunuyordu. 4 Ollin yılı da, Güneş'in onuruna insanlar başta olmak üzere çeşitli kurbanların verilmesi sayesinde sürekli ileri öteleniyordu.
"Göklerden gelen mesaj"algısı, sadece korkular ve kaygılara değil, kimi zaman da barışa ve çevrilen temiz sayfalara da vesile olmuş... Örneğin, Yunan tarihçi Herodot'un naklettiği üzere Milattan Önce 585 yılında Lidyalılar ve Medler arasındaki bir savaş, Güneş tutulmasının muazzam görüntüsünün bir "mesaj" olarak algılanması sonucu barış anlaşmasıyla noktalanmış.
İzafiyet Teorisi'nin kanıtı
1915 yılında, Albert Einstein ardı ardına tam dört makale yayınlayarak, "Görecelilik Kuramı" ile ilgili dünya bilimine damgasını vurdu. "Görecelilik Teorisi" (Theory of Relativity), meşhur Sir Isaac Newton'un, 1687 tarihli, klasik mekaniğe dayalı "Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica"sına karşı çıkıyordu.19. yüzyılda, Einstein'ın "hayalini kurduğu’’ yeni bir boyut idi. Çok fazla adını da vermiyorum; bilemiyorsunuz ki – sonuçta 21. yüzyıl Türkiyesi... 19. yüzyıl Einstein'ı bile çok fazla boyut şu an... Hattâ Newton'un her türlü çalışması da, çok çok öte bir noktada bizlere...
Işık enerjisinin ne kadar esnediği ve kırldığı ile ile ilgili 17. ve 19. yüzyıl arası teoriler, günümüz Türkiye'sine de çok yabancı tabii-gerçekten çalışan, düşünen, araştıran, merak edenler dışındakilere.
Tam da bunun için 29 Mayıs 1919 Güneş tutulması, Albert Einstein için hayatının dönüm noktasıydı: "Görecelilik Teorisi"ni kanıtlaması için gerekli gözlem o an, o tutulmada gerçekleşecekti... O dönemin gerçekten de Britanya İmparatorluğu olan ülkenin Kraliyet Astronomu sıfatı taşıyan Sir Frank Dyson, 29 Mayıs 1919 Güneş tutulmasında, Einstein'ın teorisini kanıtlayan bulguları elde etti. Işığın bükülmesini kanıtlayan bu muhteşem insanlar, bizlere Dünya yüzüne gelmiş geçmiş tüm politikacılardan çok şey kattılar.
Örneğin, Antik Yunan'da astronom Hipparchus, Ay'ın Dünya'dan uzaklığını neredeyse tamamaen doğru ölçen insan... Hipparchus ile gelmiş geçmiş birçok politikacımızı karşılaştırsak, kimin insanlığa kattığı nedir?
Şimdilerdeyse, "Güneş tutulması" konusunda merak gene politikacılar üzerine...
"Büyük Amerikan Tutulması" da, başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere, birçok liderin kaderi ile ilintilendiriliyor. Astrolojik olarak Trump'ın yıldız haritasında burcunun İkizler ve yükselen burcunun Aslan, Mars'ının da gene Aslan'da olması "manidar" olarak yorumlanıyor.
Yıldızlar, çizgiler ve ötesi... Tıpkı Amerikan bayrağında olduğu gibi.
Bu gece, tutulmayı Amerika'da veya canlı yayınlardan ekranlarda gözleyebilecekler veya "klasik" bir gündüz ya da geceyi yaşayacaklar, farkında olmadan binlerce yıllık bir insanlık ve doğa ritüelinin parçası olacaklar. Antik dönemlerden kalan ilk yazılarda dediği gibi, "Gündüz, gece olacak...’’ Ama gerçekten de farklı bir gece olacak, çünkü normalde fazla gözükmeyen Merkür gezegeni çıplak gözle de daha bir seçilir olacak. Bu gece, isterse sadece bu açıdan olsun, gökyüzünde şenlikli bir gece olacak. Kader çizgileri, bilinmezler ve bilim; benim tek bildiğim 21 Ağustos 2017'deki bu Güneş tutulmasından 16 Temmuz 2186'ya; eğer vakitlerini ayırıp da bugünün Türkiye'sine bakarsa geleceğin insanları kahkahalarla gülsünler mi, oturup ağlasınlar mı bilemeyecekler...
O kadar çok hayat, o kadar hırs, o kadar çok yetenek, o kadar çok nefret, o kadar çok sevgi, o kadar çok aşk, o kadar çok iyi ve o kadar çok kötü; o kadar çok biz ve o kadar çok onlar var ki...O kadar çok yaşam ve nefes...
Bu gece, sizi bilmem ama ben yıldızlarla beraber olacağım. Yıldızlara bakmış ve bakacak olanlarla beraber. Tüm ruhu, kafası, kalbi özgür ruhların da nerede olmuş, olurlar ve olacak olsunlarsa olsunlar, gözlerinin gökyüzünde olacağını biliyorum. Bugün, bu gece ve gündüz; Dünya ile Ay ve Güneş, biz ve siz; geçmiş, bugün ve gelecek birleşecek. Sakın başka kimseye randevu vermeyin.
Yoksa, bir daha ki randevumuz 2 Temmuz 2019'a; bir daha ki "Büyük Amerika Tutulması"na, Şili ve Arjantin'de.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024