Yıldıray OĞUR
“Konuşulmayan, bu ülkenin giderek ama hızla totaliter bir sisteme kayışı. Maalesef ülke, bütün iktidarın tek elde toplandığı, tek kişinin veya bir yönetici zümrenin elinde toplandığı bir sisteme kayıyor....Ayrıca bu ülkedeki barolar da suskun. Özellikle taşra baroları Adalet Bakanlığı karşısında nedendir bilinmez daha sessiz... Farklı görüşlere, iktidarı eleştiriye tahammül yok. İnsanın iktidarla iyi geçinmek gibi bir zorunluluğu olur mu?”
Bugün bu cümleleri kim kurmuş olabilir diye sorulsa akıllara uzun bir isim listesi gelir. Ama herhalde o listelerin hiçbirine Metin Feyzioğlu’nun adı giremez.
Halbuki bu iddialı sözleri, 10 yıl önce Demokratik Sol Grubu’nun adayı olarak Ankara Barosu başkanlığına seçildiğinde Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajında Prof. Dr. Metin Feyzioğlu söylemişti.
Röportaj, Cumhuriyet gazetesine “Kurumlar susturuldu” diye manşet olmuştu.
Aslında tam da “Kurumlar Susturuldu” o günlerde Feyzioğlu’nun itirazını özetleyen bir ifadeydi.
2010 yılıydı. 12 Eylül referandumu yapılmıştı. O gün “Susturulan kurumlar” derken herkesin aklına iki kurum geliyordu: Ordu ve HSYK.
Atatürkçülüğüyle meşhur bir siyasetçinin torunu olmak dışında adı pek duyulmamış bir Ankara Hukuk Fakültesi ceza hukuku profesörü olan Feyzioğlu’nun sesi de bu dönemde yükselttiği itirazlar sayesinde duyulmuştu.
O günlerde Yassıada Mahkemeleri, Yedikule zindanlarına benzettiği Ergenekon davaları vesilesiyle sık sık televizyonlara çıkıp tutuksuz yargılanma, masumiyet karinesi gibi temel hukuk ilkelerini hatırlatıyor, “Korku ve endişe hukuk devletinin ve demokrasinin en büyük düşmanıdır. Bir süre sonra insanlar düşündüklerini söylemekten çekinirler, düşündüklerini yazmaktan korkarlar, sonunda düşünmekten korkar hale gelirler” gibi ifadelerle iktidara karşı ifade hürriyetini, muhalefeti savunan konuşmalar yapıyordu.
Zaten Ergenekon davaları ve referandum paketine karşı yükselen sesiyle muhalefetin önde gelen sözcülerinden biri olarak Ankara Barosu başkanlığına seçilmişti.
Dün verdiği röportajda baro başkanlarının yürüyüşü için “Doğru bir yöntem değil” demesine rağmen 10 yıl önce Ankara Barosu başkanlığı sırasında toplantı ve yürüyüş hakkının da güçlü bir savunucusuydu.
2011 seçim kampanyası sırasında Hopa’da Erdoğan’ı protesto gösterisinde çıkan olaylarda atılan gaz bombalarının etkisiyle kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Metin Lokumcu’yu anmak için Ankara’da düzenlenen izinsiz gösteride tutuklanıp, dört saat boyunca polis otobüsünde dövülen iki solcu üniversite öğrencisini, otobüse girip kurtaran Ankara Barosu başkanı oydu.
Yine 2012 yılında yine Ankara’da Cumhuriyet Bayramı’nda partiler ve sivil toplum örgütlerinin düzenlediği Birinci Meclis’ten Anıtkabir’e Seferberlik Yürüyüşü’ne izin vermeyip, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağıran büyük kalabalığa gazla ve tazyikli suyla müdahale eden Ankara polisi hakkında suç duyurusunda bulunan da oydu.
Aralarında Öcalan’ın avukatlarının da olduğu KCK davasında tutuklanan 50 avukata destek için Paris ve Berlin Barosu’ndan gelenlerle birlikte Çağlayan Adliyesi önünde “Savunmaya Özgürlük” pankartını tutanlardan biri de oydu. ODTÜ olayları sırasında gözaltına alınan gençlerin, Gezi olayları sırasında protestocuların yanındaydı
O günkü şartları “12 Eylül’de yaşamadığımız kadar büyük bir baskı altındayız” diyerek anlatıyordu.
Bu muhalif hukuk adamı performansıyla kısa sürede yıldızı parlamış, CHP Kurultayı’nda Parti Meclisi’ne en çok oyu alarak girmiş, 2013 yılında da Türkiye Barolar Birliği’nin başkanlığına seçilmişti.
Katıldığı ilk Adli Yıl töreninde Başbakan Erdoğan’ın yüzüne karşı yaptığı sert hukuk devleti eleştirileryle yıldızı iyice parlamış, hatta 2014’de Danıştay’ın kuruluş yıldönümü töreninde yaptığı konuşmadaki eleştirine kızan Başbakan, Cumhurbaşkanı’nı da yanına alıp salonu terk etmişti.
Sırf Başbakan, Feyzioğlu’yla bir daha karşılaşmasın diye yargı yılı açılış töreni kanunundaki madde dahi değiştirilmiş, Yargıtay 2015 yılındaki adli yıl açılışına Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu’nu davet etmemiş, bunun üzerine o da kendi adli yıl açılış törenini düzenlemişti.
Adının Sözcü yazarları tarafından CHP genel başkanlığı için önerildiği, hakkında Ekşi Sözlük’te sayfalarca “delikanlı, yiğit, cesur, korkusuz, gözü kara, dobra, dürüst adam gibi adam” maddelerinin yazıldığı zamanlardı. Bu rüzgarla 2017 yılındaki seçimlerde 420 oydan 419’unu alarak yeniden Türkiye Barolar Birliği başkanlığına seçildi.
Peki ne oldu da 2017 yılında onu oy birliğiyle başkanları seçen barolarla bugün karşı karşıya geldi, artık Cumhuriyet’te, Sözcü’de, Ekşi Sözlük’te yerden yere vuruluyor, yandaşlıkla suçlanıyor?
Hikayenin sonunun böyle bitmesini anlamak kolay değil.
Hatta Facebook’ta eşinin başörtüsü takmaya başladığıyla ilgili fotomontajlar dolaştırarak bu değişim açıklanmaya çalışılıyor
Anlamak için hikayenin başına dönüp eksik parçaları tamamlamak gerekecek.
Ergenekon davalarında hukuku savunan, iktidara karşı çıkan sol muhaliflerin hak mücadelelerine destek veren, Türkiye’nin korku cumhuriyetini dönmesini eleştirip, ifade hürriyetini savunan Prof. Feyzioğlu madalyonun bir yüzüydü.
Madalyonun diğer yüzünde ise 2007’deki 367 krizi sırasında, AK Parti kapatma davasında ve başörtüsü yasağında hukukun ve özgürlüklerin değil devletin, askeri-sivil bürokrasinin yanında duran bir Prof. Fevzioğlu vardı.
2007 Cumhurbaşkanlığı krizi sırasında Ankara Hukuk Fakültesi Dekanı olarak “Ya millet egemenliğini ya da teokrasiyi seçeceğiz. Çünkü ikisinin uzlaşması mümkün değil. Ya laik devlet olacak ya da din devleti" diye konuşmalar yapmıştı.
2008 yılında AK Parti kapatma davası açıldığında Hukuk Fakültesi dekanlarının, davayı açan Cumhuriyet Başsavcısı’na yönelik eleştirileri kınayan açıklamasının imzacıları arasındaydı.
2010 yılında Ankara Barosu Başkanı iken başörtüsü meselesiyle ilgili “Siyaset kurumu türbanı çözmeden, yargı kararlarında hiçbir değişiklik olmadığı bir ortamda YÖK Başkanı’nın üniversiteye türbanlıları alacaksın şeklindeki yazısını üzüntüyle karşılıyorum, kınıyorum. Siyaset bu çözümü üretmeden dayatmayla, diretmeyle çözüm olmaz. Türbana özgürlük diyen nereye kadar özgürlük diyor? Kamu hizmeti veren açısından da türban taksın diyor mu demiyor mu? Örneğin bu görüşteki kişiler devlet hastanelerinde türbanlı doktor, adliyede türbanlı hakim istiyor mu? Ben kamu hizmeti veren kişiler türban takmasın diyen bir kişiyim. Yani bu adımı kabul ettirdikten sonra arkadan ikinci adım gelecek endişesini taşıyorum” demişti.
Baro Başkanlığı sırasında, aralarında Saadet Partisi’nin hukuk profesörü genel başkanı Mustafa Kamalak’ın eşinin de olduğu başörtülü avukatlara mazbata vermemişti.
Peki nasıl oluyor da daha yeni bir başörtülü başsavcı atamış, 10 yıl önceki eleştirilerine benzeyen bir tek adam yönetimi kurmuş iktidarla ilişkileri çok iyiyken, iki yıl önce onu oy birliğiyle seçmiş barolar istifası için bağırıyor, sırtlarını dönerek onu protesto ediyor, eylem yaptıkları alana sokmuyor?
Tabii ki herkes zamanın şartlarına, şahsi beklentilerine göre değişebilir, tecrübelerden öğrenebilir.
Ama bu kez galiba değişen kişi Metin Feyzioğlu değil.
Feyzioğlu, Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu’nun torunu. Doğum sırasında annesini kaybedip, babası da evi terk ettiği için dedesi tarafından yetiştirilmiş. Sadece dedesinin soyadını taşımıyor, onun siyasi mirasını da güçlü biçimde temsil ediyor.
Güçlü bir Atatürkçü olan Turhan Feyzioğlu’nun siyaseten tek bir pozisyonu vardı; Her zaman devletin yanında olmak.
27 Mayıs darbesinin ardından bakan olurken, ortanın soluna kayan CHP’yi komünistlikle suçlayıp ayrılarak Cumhuriyetçi Güven Partisi’ni kurarken, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı için el kaldırırken, “anarşik olaylara” karşı Erbakan’la yan yana gelme pahasına Milliyetçi Cephe hükümetlerine katılırken de hep devletin yanındaydı. O yüzden 12 Eylül’de darbe yapan Kenan Evren’in aklındaki ilk Başbakan adayı oydu.
Aslında Metin Feyzioğlu da dedesi gibi her durumda devletin yanında duruyor.
10 yıl önce Ergenekon operasyonlarına karşı askeri ve sivil statükonun yani devletin yanındaydı, bugün de bekasının tehlikede olduğunu söyleyen yeni statükonun yani yine devletin yanında.
Bu pozisyona da bir günde gelmedi. 17/25 Aralık’tan sonra Başbakan Erdoğan’ı ziyaret etmiş, Ergenekon ve benzeri davalardaki tutuklu asker ve sivillerin tahliye edilmesine etkili bir rol oynamıştı. Hendek olayları ve 15 Temmuz darbesinden sonra iktidara daha fazla yaklaşmış, bir yıl önce o katılamasın diye kanunu değiştirilen Adli Yıl’ın Beştepe’deki açılışına katılmıştı.
10 yıl önce askeri ve sivil bürokrasi yani devlet tehlikede olduğu için sesini yükselmiş, ifade hürriyetini, muhalifleri, sokaklarda gösteri hakkını, hukuk devletini, tutuksuz yargılanmayı savunmuştu.
10 yıl sonra yine devletin tehdit altında olduğunu düşünerek bu kez sokaklarda yürüyüş yapan kendi barolarının karşısında ve iktidarın yanında duruyor.
Artık onu hukukun temel ilkelerini hatırlatırken değil, savaşta sivilleri öldürmenin meşru gerekçelerini açıklarken, fikirleri yüzünden içeride olan insanların ne kadar suçlu olduklarını anlatırken, sokaklarda gösteri yaparak değil, külliyede Cumhurbaşkanı hararetle alkışlarken görüyoruz.
Aslında değişen Feyzioğlu değil, değişen devletin sahipleri.
Değişen 10 yıl önceki devleti değiştirmeye, demokratikleştirmeye çalışırken çözüm süreci, Alevi, Kıbrıs, Ermenistan açılımları yaparken bugün statükoyu, devleti temsil eden AK Parti iktidarı.
Fevzioğlu yalnız da değil, bir zamanların sıkı muhalif ulusalcı paşaları, Kemalist siyasetçileri, gazetecileri de ya tamamen ya da çeşitli meselelerde iktidarın yanında duruyor. 10 yıl önce savundukları hukukun temel ilkelerini, tutuksuz yargılanma hakkını unutmuşa benziyorlar.
İki yıl önce oybirliğiyle başkan seçtikleri Fevzioğlu’yla bugün karşı karşıya gelen baroların ve muhaliflerin kaçırdığı nokta tam da burası. Onlar hala tartışmanın Kemalist resmi ideolojiyle, İslami iktidar arasında olduğunu zannediyor, hala bu iktidara karşı Anıtkabir’den mesaj verebileceklerini düşünüyorlar.
Halbuki Türkiye’deki en büyük ideoloji devlettir. İktidarın yanında durmak milli bir spordur. Kemalist, solcu, İslamcı, milliyetçi olup her kriz anında devletin yanında saf tutmak mümkündür. Bugün her ideolojinin devletperestleri bir araya geliyor. Kayahan’ın meşhur sözündeki gibi.
Yolu devletten geçen herkes bir gün bir yerde buluşur.
Esas soru sizin nerede duracağınıza karar vermenizdir...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları



















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026