Halil BERKTAY

[24 Kasım 2013] Acil bir nedenle, muhalefet tarzları ve kültürlerini yazmaya ara vermek zorundayım. Daha yeni değinmiştim; Başbakan Erdoğan’ın kız-erkek birlikte oturulan öğrenci evleri ve/ya yurtlarının birer ahlâksızlık yuvası olduğunu imâ ederek bir kere daha özel hayatlara sataşması karşısında Bülent Arınç’ın duruşu iyiydi, olumluydu. Ama sonra o da gitti, 14 Kasım’da “Ayasofya mahzun” diye bir demeç verdi; camiye dönüştürülmesini beklediklerini söyleyerek, İslâmcı kesimlerin hepsi değilse bile bazılarının geleneksel özlemlerinden birini dile getirdi (21 Kasım: Haklı ve haksız muhalefet).
Arınç’ın buna hukukî gerekçe olarak , gayrimenkullerin kiralanmasıyla ilgili 6570 numaralı kanunda “İbadethaneler, ibadet dışında bir maksatla kullanılamaz” denmesini göstermesi de başlı başına ilginçti. Böylece İznik ve Trabzon’daki küçük Ayasofya’ların camiye dönüştürülmesinin dayanağını öğrenmiş olduk. Ya da, ben öğrenmiş oldum diyeyim. Fakat ne müthiş, ne ikna edici, tarihe ne güzel ışık tutan, vicdanları ne kadar rahatlatan bir gerekçe doğrusu!
Önce çok basit bazı bilgileri hatırlatayım. İstanbul Ayasofya’sının yaşamı başlıca şu dönemlere ayrılır: İS 532-537 arasında bir Doğu Ortodoks kilisesi olarak yapıldı ve 537-1453 arasında, onu yaratan toplum tarafından esas olarak buna uygun biçimde kullanıldı. Yalnız 1204’te Dördüncü Haçlı Seferi Kutsal Diyarlara gitmekten vazgeçip Konstantinopolis’e saldırarak ele geçirdiğinde, Lâtin İmparatorluğu’nun 1204-1261 arasındaki 57 yıllık ömrü boyunca bir Katolik katedraline dönüştürüldü. 1261-1453 arasında tekrar Doğu Ortodoks kimliğine kavuştu. Şehir 1453’te Osmanlılarca alınınca bu sefer cami oldu ve 1931’e kadar öyle kaldı. Önemli nokta: cami olarak ibadete 1931’de kapatıldı; dört yıl restorasyon gördü ve 1935’te müze olarak açıldı (bunun anlamına, Yusuf Halaçoğlu’nun son demagojik çıkışı bağlamında tekrar değineceğim). 2006’dan bu yana, III. Ahmet Çeşmesi’ne bakan tarafındaki bir bölümü hem Hıristiyan hem Müslüman ibadetine açık; ayrıca, minarelerinden günde iki defa ezan da okunuyor. Ancak 1935’ten itibaren ana mekânı — ister kilise, ister cami — herhangi bir ibadet için değil, müze olarak kullanılıyor.
Yani bunu vurgulamak bile gereksiz ama, bir ibadethaneden söz edeceksek, Ayasofya cami değil kilise olarak yapılmıştı ve şu âna kadarki 1476 yıllık ömrünün (2037’de 1500 yaşında olacak) 916 yılını da öyle geçirdi. Mesele, bu eşsiz binanın yapımı ve yaşamına yansıyan herhangi bir iradeye saygı göstermekse, herhalde burada tarihsel ve bilimsel anlamda öncelik Osmanlı İmparatorluğu’nun değil Bizans İmparatorluğu’nun, II. Mehmed’in değil Jüstinyen’in “kurucu irade”sinde olmalı. Gerçeği dobra dobra söylemek gerekirse, Osmanlılar bu eseri kendileri yaratmış değiller. İstanbul’da el emeği ve göz nuru temelinden tepesine kadar Osmanlıların olan yığınla cami var: Fatih, Beyazıd, Şehzade, Süleymaniye, Mihrimah, Rüstem Paşa. Ayasofya öyle değil; orası, el emeği ve göz nurunun özü, esası, çok büyük kısmı itibariyle Bizans. İslâm ve/ya Osmanlı uygarlığı bunu kendisi yaratmamış; uzun süre uzaktan, dışarıdan izlemiş ve gıpta etmiş; sonra zaptetmiş, ele geçirmiş; bir sonraki adımda hayran kalmış, kopya etmiş, aşmaya çalışmış. Kubbeli cami modeli için bir örnek ve hedef, bir ideal olmuş. Elbette tarihin tekerleğini geri çevirip Bizans’a veya Ayasofya’nın kilise haline dönmek hem olanaksız, hem arzu edilir değil; bunu savunmak absürd ve savunan da yok. Ama neden müze değil cami olmalı diye söylenenlere baktığımda, bu tarihî gerçeklerin hiçbirini bulamadığım için, bunların hep etrafından dolaşıldığı için, hatırlatmak gereğini duyuyorum.
Geriye bir tek şey kalıyor ve Ayasofya müze değil cami olsun diyenlerin de söylediği tek şey o aslında: fetih ve fetih hakkı. 21 Kasım’da bu konuya ilk el attığımda yerim ve zamanım kalmamıştı ama, şimdi dönüp, bu fikri kimler, nasıl savunuyor diye internette dolaştığımda, karşıma hep bu sözler çıkıyor. Bir kere şu görülüyor: Arınç’ın Ayasofya’nın “mahzun”luğundan dem vurması kendi buluşu veya bir tesadüf değil; “Mahzun Ayasofya” bazı Türk-İslâm sentezcisi mahfillerde başlı başına bir konu, sürekli işlenen bir topos ve aynı zamanda bir sinyal, bir seferberlik parolası; şiirlere ve makalelere başlık oluyor. İkincisi, sürekli tekrarlanan argüman, “fetih hakkı” olarak “bizim” (yani cami) olması gereken Ayasofya’nın her nasılsa “biz”den alındığı ve dolayısıyla “biz”e geri verilmesi. Bunun içine bol miktarda savaş ve şiddet imgeleri ile gene bol miktarda Batı düşmanlığı da karışıyor. Hıristiyan Batı, uşaklığını yapan Kemalist Cumhuriyet ve laiklik aracılığıyla kapattırmış gibi imâlara yer veriliyor. Bu zeminde, çok geniş bir (amansız ve imansız) düşmanlar cephesine karşı ikinci bir fetih isteniyor.
Sadece birkaç örnek: “Mahzun Mabed” (Millî Gazete, 10 Şubat 2013). “Batının kilidi var! kapısı açılmıyor! / (…) / Açılman için Fatih’i mi bekleyeceğiz? / Müslüman liderle camiye çevireceğiz / (…) / Fatih’in askerleri cesur, düşmanı boğdu (…)” (Adem Armağan,Ayasofya Mahzun). “Fethin Sembolü sayılan cami” (Millî Gazete, 10 Şubat 2013). “Hani o ilâhî devir, ilâhî nizamlar? / (…) / Şu muhteşem minberde, / Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde, / Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?” (Osman Yüksel Serdengeçti).
“Ayasofya bu gün bile hâlâ ölü bir mezar sessizliğinde, içi bomboş. Bugünkü haliyle Ayasofya, taş ve sütun yığını halindedir. Ayasofya, şimdiki haliyle içinde mum yanmayan, istavroz ve günah çıkarılmayan bir kilise görünümündedir” (Millî Gazete, 10 Şubat 2013). “Ayasofya puthaneye çevrilmiş ve eski kudsi vaziyetinden çok uzaktaydı. Çünkü, bu karanlık perdenin ardında milyonlarca mü’mini cehenneme sürükleyen amansız ve imansız bir ateşin alevleri yükselmekteydi” (aynı yerde). Ve şimdi bence tâyin edici cümleler: “Ayasofya fethin sembolü olarak kalmaya devam etmeli. Çünkü, İslam alemi ikinci bir fethe aç” (aynı yerde).
Böyle bir şey olabilir mi — Türkiye bu kadar geçmişte yaşamaya devam edebilir mi? 1919-22’nin Millî Mücadele’sinin sonunda gelen kurtuluş (istirdad) günlerinin (Rum, Rus, Fransız, Ermeni) düşman süngüleme sahneleriyle kutlanmasının da ötesinde, 1453’teki fethin 1953’ten itibaren giderek daha büyük törenlerle (daha doğrusu, çocuksu müsamerelerle) kutlanır hale gelmesi, Ayasofya’nın camileştirilerek yeniden fethedilmesine kadar uzatılabilir mi? Kemalist ulus-devletin temsil ettiği Türk milliyetçiliği varyantı, Yunan milliyetçiliğiyle olan kan dâvâsını, Bizans’tan tek bir taş bulunacak olsa yerine konmaması politikasına dönüştürmüştü (bu yolda MİT’in gizli talimatı vardı bir zamanlar). Şimdi AKP’nin kısmen dayandığı ve temsil ettiği siyasal islâm, aynı kan dâvâsını Bizans’tan kalma ne varsa tekrar camileştirerek sürdürmeye kalkabilir mi? Her şey bir yana; sırf uluslararası kamuoyu, Türkiye’nin dünyadaki yeri ve dış politika açısından merak ediyorum: zaten biraz Batı karşısında (bence tamamen değilse bile önemli ölçüde haksız nedenlerle) izolasyona sürüklenmiş ve dış dünya ile haber bağlantılarını Oryantalist-İslamofobik bedhahlarına kaptırmış görünen AKP hükümeti, bir de bu saldırgan ideoloji doğrultusunda, apaçık evrensellik karşıtı olacak ve öyle de teşhis edilecek bir adımla, Ayasofya Müzesi’ni kapatıp cami yapmayı göze alabilir mi?
Bakalım, göreceğiz. Şimdilik, beni pazar sabahı her şeyi bırakıp alelacele bu yazıyı yazmaya sevk eden olay var ortada. Bülent Arınç’ın 14 Kasım demecinin ardından, vesayetçi derin devletin 1990’lardaki kaskatı politikaları doğrultusunda on küsur yıl boyunca Türk Tarih Kurumu’nu (TTK) tek bir “Ermeni Masası”na indirgemesiyle ünlü, bu açıdan YÖK’teki Kemal Gürüz ve Erdoğan Teziç’lerin muadili, aşırı milliyetçi, TTK’dan nihayet uzaklaştırıldığı anda kendini MHP’ye atıp milletvekili olan Yusuf Halaçoğlu, fırsatı kaçırmayıp ortaya fırlamış ve TBMM’ye bir kanun teklifi vermiş, Ayasofya’nın camiye çevrilmesi için. Kendince bazı payandalar da bulmuş: Güya Atatürk’ün, 1934’teki Bakanlar Kurulu kararının altındaki imzası sahteymiş ve bu, Ayasofya’nın müze olması kararının geçersiz sayılması için yeterliymiş.
İllâ Atatürk’ü tenzih edecek ve bu işten sıyırıp bir kenara koyacak. MHP’nin aynı anda hem Türk-İslâm sentezcisi, hem Atatürkçü olma çabasının yol açtığı bir taktik kıvranış. Hayli komik tabii. Kim cüret etmiş de atmış bu sahte imzayı? Tâ 1934’ten öldüğü 1938’e kadar, Atatürk hiç mi fark etmemiş bu numarayı? Zaten 1931’deki kapatmada mündemiç olan bu ikinci, 1934 kararını benimsemiyorduysa, neden kaldırtmamış? Bu sefer karşı kutuptan, aşırı sağdan, Torosyan masalları düzeyinde bir uydurma. Birilerinin iyiden iyiye basireti bağlanmış; zaten çok derin olmayan tarihsel düşünme yeteneğini, politik oportünizm tamamen felce uğratmışa benzer.
Fakat manzara ibretlik ve korkunç şüphesiz. Bülent Arınç’ın araladığı kapıdan MHP ve Yusuf Halaçoğlu giriyor. Oldu mu sayın Arınç? Haksız mıyım? Yaptığınızı beğendiniz mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları



















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024