Halil BERKTAY
[8-11 Mart 2017] Gerçekçi olalım. Salt olgular üzerinden gidelim. Neler görüyoruz, Donald Trump’a, ekibine ve şu âna kadarki performansına baktığımızda?
(1) Seçim kampanyasını Amerika’nın Beyaz Hıristiyan çekirdeğinin korku ve önyargıları üzerine kurdu. Bu kesimin marjinal alan ve sektörlere tıkılmış, yoksulluk ve işsizlikten bunalmış alt katmanlarının öfkesine sahte günah keçileri sundu. İster içerdeki, ister dışardaki bütün “öteki”lere karşıtlığını kuvvetle sezdirdi. Güya ırkçılık yapmadan ırkçılık yaptı; güya nefret demeden nefret söylemleri geliştirdi. Bütün “esmer”leri kriminalize etmenin yolunu buldu.
Güneyden gelen göçmenleri hedef tahtasına yerleştirdi. Legal-illegal ayırımını bulandırdı; yasadışı yollarla ülkeye girenlerin sayısını çok abarttı; ayrıca hepsini hırsız, haydut, uyuşturucu kaçakçısı ve kullanıcısı, ırz düşmanı ve katil gibi gösterdi. Meksika duvarını önce zihinlerde inşa etti. Özel olarak Müslümanları ise “İslâmî terör”le birleştirdi. Seçildiği takdirde ülkeye sokmayacağını, doğrudan doğruya dinî kimlikleri üzerinden duyurdu. Geniş kitleleri bu kadar kaba bir yabancı düşmanlığı afyonuyla uyutmaya kalkışmasını, “Önce Amerika” (America First) sloganının şemsiyesi altına aldı. Bunu, bedelini herhalde yeryüzünün kalanının ödeyeceği “Amerika’yı Yeniden Büyük ve Güçlü Kılma” (Making America Great Again) projesinin ilk ayağı olarak sundu.
(2) Çok garip, dengesiz ve saldırgan bir kişilik sergiledi. Halen de sergiliyor. Karşımızda hayli yontulmamış bir zorba, tipik bir bully durmakta. Belki, daha önce hiçbir kamu görevinde bulunmamış olmasının da bunda bir payı var. Herhalde şirketlerini keyfince bağıra çağıra yönetmiş; işadamı olarak kapalı kapılar ardında, pek kimse farkına varmaksızın başvurmaya alıştığı vülger kabalık ve hoyratlıkları şimdi hiç tereddütsüz kamusal alana taşıyor. Üstelik kendisiyle çok meşgul ve derisi de tecrübeyle kalınlaşmış olacağına alabildiğine ince; “Donald Trump hakkında kim ne demiş”in aşırı alınganlığı içinde, kızıyor, sinirleniyor, ağzına geleni söylüyor, asla lâfın altında kalmamak uğruna sağa sola tweet’lerle cevap yetiştirmeye kalkıyor. Bu konuda görevleri sona eren istihbarat şeflerince uyarılmış olmasına rağmen, bildiğini okumakta ısrar ediyor. Bu da sadece kırdığı cevizlerin çoğalması sonucunu veriyor.Basınla ve yargıyla dalaşması özel bir konu. Ayrıca ve somut örneklerle değineceğim.
(3) Kendisi de, ekibi de derslerini çalışmadan halkın önüne çıkıyor ve katıksız bilgi hatâlarına düşebiliyor. Bizzat Donald Trump, başkan olmanın, hattâ herhangi bir tam-zamanlı politikacı olmanın nasıl bir konsantrasyon gerektirdiğini (yarım yamalak ve/ya sırf hamaset ve şecaatle yapılamıyacağını) belki yeni yeni anlıyor. Üstelik etrafında çok fazla akrabası, aile efradı, sırf militan destek ve sadakatiyle oraya gelmiş destekçisi var. Profesyonel yelkencilerden değil amatörlerden oluşan bir tayfayla okyanus yarışına çıkmış gibi. Konularına hâkim olmayınca, hepsi büyük bilgi hatâları yapabiliyor, ya da açık kapatayım derken büsbütün saçmalayabiliyor. Bu da kendileriyle özellikle internette felâket dalga geçilmesine yol açıyor.
Beyaz Saray Basın Sekreteri Sean Spicer ve Başkan Danışmanı Kellyanne Conway bu açıdan özellikle temayüz ettiler. Bu bölümde açık tahrifata değil, sadece bunlardan türeyen seçme gaflara değineceğim (özel olarak yalan konusu ise aşağıda ayrıca ele alınacak). (3.1) 21 Ocak 2017’deki ilk basın toplantısında Spicer, Başkan Trump’ın yemin törenine katılan kalabalıkları kasten küçük gösterdikleri gerekçesiyle medyayı fena halde azarladı. Buna karşı her türlü mecradan, daha önce verilen bütün bilgilerin doğru olduğu, yani asıl Spicer’ın gerçekleri çarpıttığına dair somut kanıtlar yayınlandı (işin bu faslı, aşağıdaki yalan kategorisine giriyor). Fakat yeni yönetim kendini “düşmanlar” karşısında galebe çalmış gibi görüyor ya; susup geçiştiremediler ve başka bir iddialaşmaya girdiler. (3.2) Trump’ın seçim kampanyası sırasındaki stratejistlerinden, sonradan kıdemli danışmanlığını üstlenen Kellyanne Conway, hemen ertesi gün, yani 22 Ocak’ta çıktığı bir Meet the Press (Basınla Buluşma) programının moderatörü, NBC ve MSNBC’nin önde gelen ismi Chuck Todd’un bu tür gerçek dışı iddialar yüzünden yönetimin inandırıcılığını yitirmesi hakkında sorduğu bir soruya, Sean Spicer’ın “alternatif gerçekleri” (alternative facts) dile getirdiği şeklinde bir yanıt verdi. Devam edecekti ama Todd sözünü kesti (Amerikan basını o kadar uslu ve itaatkâr değil) ve “Bir dakika. Alternatif gerçekler mi? Alternatif gerçekler gerçek değildir. Gerçek dışı sözlerdir (falsehoods)” diye taşı gediğine koydu. Sonraki hafta içinde Conway çeşitli anlam kaydırmalarına başvurdu. O ilk “alternatif gerçekler” lâfı adım adım “alternatif enformasyon”a ve oradan da “eksik enformasyon”a dönüştü. Ama bu taktikler (asıl mesleği de avukatlık olan) Conway’in sosyal medyada ti’ye alınmasını önleyemedi. George Orwell’in ünlü 1984 romanındaki “ikilidüşün” (doublethink) ve “yenikonuş” (newspeak) kavramlarına atfen, “alternatif gerçekler” ifadesi “Orwell-vâri” (Orwellian) olarak nitelendi. O kadar ki, 22-26 Ocak arasındaki dört günde 1984’ün satışları yüzde 9500 (= 95 misli) arttı; kitap Amazon.com’un çok satanlar listesinde birinci sıraya yükseldi ve Penguin yayınevi acele 75,000 yeni baskı sipariş etmek yoluna gitti.
(3.3) Henüz bu patırtı yatışmadan, gene Kellyanne Conway’in bir başka tuhaflık yapmakta gecikmedi. (Bu sırada Donald Trump nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan yedi ülkeden ABD’ye girişleri kısıtlayan ilk başkanlık emrini çıkarmış ve yaygın tepkiler doğmuştu. Conway çeşitli demeçlerinde Amerika’ya yönelik “İslâmî terör” tehlikesinin ne kadar büyük olduğunu göstererek Trump’ı savunmaya kalkıştı. Bu bağlamda,Cosmopolitan dergisine 29 Ocak 2017’de verdiği bir mülâkatta ve ardından, MSNBC televizyonunun 2 Şubat’ta çıktığı Hardball with Chris Matthews başlıklı (sert servis veya sert sorgulama) programında, “Bowling Green katliamı”ndan dem vurdu. Oysa böyle bir şey yoktu, hiç olmamıştı. Kentucky eyaletinin üçüncü büyük kenti olan (yaklaşık 63,000 nüfuslu) Bowling Green’de, tâ 2011’de iki Iraklı mülteci “teröristlere ve El Kaide’ye maddî destek sağlamaya kalkışmak” gerekçesiyle tutuklanmıştı; o kadar. Trump’ın başdanışmanının altı yıl sonra bunu alıp muhayyel bir “Bowling Green katliamı”na dönüştürmesi, twitter’da tavana vurdu; “gündemin doruğu” veya “ttt” (top trending topic) haline geldi. İnsanların espri duygusu harekete geçti. “Katliam”ın “kurban”ları için “bağış” toplamayı amaçlayan anonim bir web sitesi kuruldu. Kentucky ve New York’ta “katliam”ı anmak için matem törenleri düzenlendi. (3.4) Donald Trump da başdanışmanından aşağı kalmak istemedi anlaşılan. 18 Şubat Cumartesi günü düzenlediği bir mitingde taraftarlarına hitap ederken, gene o ilk “yedi ülke yasağı”nı savunmak uğruna, Avrupa’nın terör olaylarına sahne olan ülkelerini sayıp dökmeye girişti ve bu bağlamda “dün gece İsveç’te olanlara bir bakın” (look at what’s happening last night in Sweden) diye bir cümle sarf ediverdi. Oysa 17 Şubat gecesi (veya önceki günlerde, hattâ haftalarda) İsveç’te böyle herhangi bir terör eylemi yaşanmadığından, İsveç hükümeti ABD yönetiminden ne demek istendiği konusunda resmî bir açıklama talep etmek yoluna gitti. Trump’ın cevabı, 19 Şubat Pazar günü “bir televizyon haberi”nden söz ettiğini tweet’lemekle sınırlı kaldı. Fox News’da yayınlandığı söyledi ama (tipik bir muğlaklıkla) günü ve zamanını belirtmedi. “Dün gece İsveç’te olanlar” ifadesinin netliğine karşın, Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Huckabee Sanders bunu alıp, Başkan Trump’ın herhangi bir olaydan değil de genel olarak yükselen suç oranlarından söz ettiği şeklinde dönüştürdü.
(3.5) Son örnek, emekli sinir ve beyin cerrahı, bir zamanlar Cumhuriyetçi Parti’nin Trump’a rakip başkan aday adayları arasında yer alan, Trump’ın ise Konut ve Kentsel Kalkınma Bakanı (Secretary of Housing and Urban Development) yaptığı Ben Carson’a ait. Önce arkaplanı kısaca belirtelim. Ben Carson hayli sofu bir Hıristiyan. Protestanlığın bir alt mezhebi olan Yedinci Gün Adventist Kilisesi’ne mensup. Tanrının dünyayı yaratırken dinlendiği yedinci Sebt veya Şabat gününü, diğer Hıristiyanlar gibi Pazar değil Yahudiler gibi Cumartesi olarak kutluyorlar. Hazreti İsa’nın çok yakında yeryüzüne ikinci defa geleceğine inanıyorlar (Advent). Belki en önemlisi, Tevrat ve İncil’i harfiyyen doğru kabul ediyorlar. Bu iman katmanı yüzündendir ki Ben Carson, geçmiş yıllarda da çeşitli gariplikleriyle kamuoyunun dikkatini çekmişti. (a) 2012’deki bir konuşmasında, bilim âleminin evrenin başlangıcı kabul ettiği “Büyük Patlama”dan (Big Bang) bir “peri masalı” diye söz etmişti nitekim. (b) Kasım 2015’te ise, aslında 17 yıl önce çekilen bir videosu ortaya çıkmıştı. Bu videoda Carson, Mısır piramitlerinin (herkesin bildiği gibi firavun mezarları olarak değil) Tevrat’ta (ve Kuran’da) sözü edilen Hazreti Yusuf tarafından “tahıl depoları” olarak yaptırıldığını anlatıyordu. O sırada hâlâ Cumhuriyetçi aday adaylarından olan Carson, sorulduğunda, görüşünü aynen koruduğunu söylemişti. (c) Bu olaydan az önce, Ekim 2015’te Carson, sırf ABD’deki yaygın silâh satın alma kolaylığını (ve dolayısıyla silâh üretici ve satıcılarının çıkarlarını) savunmak adına, “eğer halk [Alman halkı ve/ya Yahudi halkı?] silâhlı olsaydı Hitler’in amaçlarına ulaşması olasılığı hayli azalırdı” gibi benzersiz bir görüş serdetmesiyle de kayda geçmişti.
Ben Carson’ın başka kimsenin düşünemediği tarih yorumlarında bulunma özgünlüğü son meyvasını 6 Mart Pazartesi günü verdi. Tam anlamıyla “çiçeği burnunda” bir Konut ve Kentsel Kalkınma Bakanı olarak göreve başladığı ilk gün, bakanlık personeline hitaben yaptığı konuşmada, “Amerikan rüyası”ndan dem vurdu. Yüzyıllar boyu çeşitli “göçmen” (immigrant) kuşaklarının nasıl bu kıtaya ve ülkeye “hayallerinin” peşinde geldiğine değindi. Ve bu bağlamda, kendisi de siyah (ama ruhen tam bir Cumhuriyetçi Beyaz Amerikalı?!) olan Carson, Afrika’dan getirilen siyah kölelerden de “göçmenler” (immigrants) olarak söz etti. “Buraya esir gemilerinin ambarlarında geldiler, daha da az para karşılığı daha da çok ve uzun çalıştılar. Ama onların da bir rüyası vardı” dedi (There were other immigrants who came here in the bottom of slave ships, worked even longer, even harder for less. But they, too, had a dream).
Kıyamet koptu tabii. 15. yüzyıl sonlarından 19. yüzyıl ortalarına kadar süren Atlantik köle ticareti insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biridir. Batı Afrika’da, yerel krallıklar ve savaşağaları arasında nisbeten dar ölçekli bir köle ticareti beyazlar gelmeden de mevcuttu. Avrupalılar ise sermayeleri, gemileri, denizaşırı piyasa vizyonları ve büyük kâr hesaplarıyla işi çok büyüttü. Kısmen, aynı küçük kral ve savaşağalarını taşeronlaştırıp onlardan çok daha fazla köle siparişi ve alımına giriştiler. Kısmen de iç bölgelere kendi köle akınlarını düzenlediler. Resmen insan “avladılar”; hepsini zorla kıyıdaki limanlara yürütüp barracoon denen geçici zindanlara kapattılar; oradan da gemilerin sintinelerine çifter çifter zincirleyip korkunç koşullarda okyanus ötesine sevkettiler. Böyle böyle, 10-12 milyon Afrikalı siyah köle Amerikalara ihraç edildi. Hangi “göçmen”lik? Hangi gönüllülük? Hangi yeni hayat “rüya”sı veya “hayal”i? Zavallılar nereye gittikleri hakkında bile en küçük bir fikir sahibi değillerdi.
En az yüzde 15 kadarının (belki iki milyonunun) yolda öldüğü ve çöp gibi denize atıldığı tahmin ediliyor.
Devam edeceğim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları



















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024