İhsan DAĞI
Suriye işi başımızı çok ağrıtacak. Önceki gün Topkapı'ya yönelik 'tuhaf' saldırı bunun bir işareti.
Libyalı bir kişinin Suriye plakalı bir araçla gelip Topkapı'da yaptığı eylem herhalde 'Muhteşem Yüzyıl' dizisinin harem entrikalarıyla değil, Ortadoğu'daki güç mücadelesiyle alakalıydı. Üstelik kimin kim adına hareket ettiğini anlamanın kolay olmadığı bir mücadele bu...
Ortadoğu'da kimse iktidardan 'gönüllü' bir şekilde çekilmiyor. İktidar için 'pazarlık' da yapılmıyor; savaşılıyor. Suriye rejimi ve onun destekçilerinin yaptığı tam da bu. Çünkü 'düşük' bir hayat onlar için 'hayat' değil, ölmek daha yeğ. O yüzden 'ölene kadar savaş'ı deniyorlar.
Beşşar Esed gidecek, ama giderken kendisiyle birlikte kimleri ve neleri götürecek? Boşuna 'bütün bölgenin kan gölüne döneceği' tehdidini savurmuyor. Suriye meselesi sadece Suriye'den ibaret değil. İran'dan başlayıp Irak'a, oradan Suriye ve Lübnan'a inen, Filistin'e Hamas üzerinden dokunarak Ürdün'e kadar bulaşan, öte yandan da İran'dan Körfez'e sarkan karmaşık bir bölgesel hesaplaşmaya dönüşebilir bu iş. Dahası, Rusya'nın da gelişmelere müdahil olma isteğini unutmamak lazım.
Kısaca, bölge içi dengeleri sarsacak derin bir krizden söz ediyoruz. Bütün bunlardan dolayı başlangıçta, Suriye'nin 'tedrici ve düzen içinde' dönüşümünü öngören Türkiye yaklaşımı yerindeydi. Ancak Suriye'deki rejim ve güç ilişkileri bizim sandığımız kadar basit olmadığından Esed, destekçileri ve rejimin gerçek sahipleri iktidarlarından vazgeçmediler.
Her halükarda şu anda ok yaydan çıkmış durumda. Suriye ve Türkiye ilişkilerinin Esed gitmeden 'normalleşmesi' artık imkânsız. Daha da ötesi, Türkiye'nin son zamanlarda pek gurur duyduğu Ortadoğu'daki 'yükselen gücü', Suriye 'düşmeden' restore edilemeyecek. Esed'in Şam'da oturmaya devam ettiği bir senaryo Türkiye'yi bölgesel politikada 'kâğıttan kaplan'a dönüştürecek, 'düzen kurucu' rol oynadığı iddiasını gülünç hale getirecek.
Kısaca, Suriye politikasında Türkiye, 'kazan kazan' politikasından 'ya hep ya hiç' politikasına savrulmuş görülüyor. Ya siyasal hedefi olan Suriye'de rejim değişikliğini gerçekleştirerek 'dönüştürücü güç'ünü sergileyecek ya da geri çekilecek ve bölgesel politikasının dilini, araçlarını ve hedeflerini gözden geçirecektir. Bu, başka ülkelerde 'rejim değişikliği' politikası izleyen her ülkenin başına gelir; hedef gerçekleşirse bölgesel ve küresel profilleri yükselir, hedef ülkedeki 'nüfuz'ları tavan yapar, ancak rejim değişikliği hedefini gerçekleştiremezlerse de 'rezil' olurlar. Suriye örneğinde Türkiye'nin yaşadığı açmaz bu.
Ancak şunu da belirtelim; rejim değişikliği gerçekleşse bile bunun 'sürdürülebilir' olması, başarı üretmesi veya fiyaskoya dönüşmesi de 'patron' ülkeye, onun imajına yazar. Dolayısıyla bir defa bu sürece müdahil olan ülke kolay kolay kendini geri çekemez, 'angajman' sürekli hale gelir.
Son dönemde Suriye'ye ilişkin izlediği politikalarla Türkiye her şeyi 'rejim değişikliği'ne bağlamış durumda. Dolayısıyla geri adım atması zor. Yılın başlarına dönüp hatırlayalım, Batı ülkeleri Türkiye'yi Suriye konusunda itelemeye kalkıyorlardı; şimdilerde ise Türkiye, hem Arap dünyasını hem de Batı'yı harekete geçirmeye çalışan bir aktör. Ancak 'harekete geçirdiğimizi' sandıklarımız birden 'geri çekilirlerse' iş tek başına bize kalır.
Tam bu noktada olayın daha çetrefilli bir başka boyutuna da dikkat çekmek gerek. Rejim değişikliği nasıl sağlanacak, Esed nasıl gönderilecek? Hem Batı hem de Arap dünyası Esed'in gönderilmesi konusunda hemfikir. Ama 'nasıl gönderileceği' konusunda bir mutabakat yok. Bunun nedeni ise pek konuşulmamakla birlikte basit; Esed'in nasıl gönderileceği, aslında, ardından kimin 'geleceği'ni de belirleyecek. Yani, Esed'i kim gönderirse Suriye'yi o güç 'yeniden yapılandıracak'. Dolayısıyla mevcut diplomatik manevralar biraz da Esed sonrasının 'paylaşımı'yla alakalı.
Bazıları 'bir taşla iki kuş' vurmak da isteyebilir. Türkiye, Esed'in gönderilmesinde fiili bir kaldıraç rolü oynamaya başladığında kendini birden yapayalnız bulabilir. Esed rejimiyle birlikte Türkiye'nin de batması üzerine kurulan bir senaryoya ne dersiniz? Suriye'de rejimi değişime zorlayabilen bir Türkiye'nin edineceği prestij ve gücü bölgesel ve küresel aktörler almaya hazır mı sizce?
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023