Kadri GÜRSEL
Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri almasının herhangi bir ekonomik rasyonalitesi yoktur. Savunma ve güvenlik bakımından ise NATO üyesi Türkiye’nin, ittifakın muarızı Rusya’dan bu stratejik silah sistemlerini satın alıp konuşlandırmak yoluyla kaybedeceklerini, kazanacağı kapasiteyle mukayese ettiğimizde, kayıplar hanesi yine ağır basacaktır.
Bu durumlarda S-400’lerin hangi amaçla, hangi tarihsel, psikolojik ve politik etkilerin sonucunda alındığı bir soru olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye’nin S-400 alınca ortak üreticisi olduğu F-35 projesinden dışlanacağı, bu uçakları doğrudan tedarik yoluyla dahi envanterine katamayacağı başından beri belliydi ve öyle oldu. Türkiye, uzun pistler için geliştirilmiş konvansiyonel varyant olan F-35A’lardan 100 adet alacaktı. Kısa pistlerden havalanıp dikine iniş yapma özelliğini haiz F-35B’lerden de 16 adet tedarik edilmesi planlanıyordu. Standart uçağın birim fiyatları baz alınarak kabaca hesaplandığında F-35 tedarikinin Türkiye’ye maliyeti 11 milyar 500 milyon ABD Doları civarında olacaktı. Türkiye’den toplam dokuz firmanın parça üretimi marifetiyle projeye dahil olmalarının Türk savunma sanayine sağlayacağı kazanç da 2039’a kadar 12 milyar dolar seviyesinde tahakkuk edecekti.
Türkiye S-400 alımı nedeniyle projeden çıkarılmasaydı, başlı başına bir stratejik varlık olan bu beşinci nesil savaş uçaklarının tedarikini neredeyse bedavaya getirmiş olacaktı.
İleride şartlar değişir ve Türkiye’ye F-35 ambargosu kalkarsa Türk firmalarının ortak üretime yeniden katılımı söz konusu olamayacak çünkü bu firmaların dışlanması sonucu doğan üretim açığı yakın zamanda başka ülkeler tarafından kapatılacak. Bu durumda Türkiye F-35 almak isterse yine parasını ödeyecek ama bunun savunma sanayiine hiçbir katkısı olmayacağı için bahse konu tedarik ‘net maliyet’ oluşturacak.
Rusya’dan 2 milyar dolara satın alındığı söylenen S-400’lerin F-35 zararı nedeniyle Türkiye’ye şu an için gerçek maliyeti 14 milyar dolardır.
Türkiye’nin S-400 alımı nedeniyle uğrayacağı kayıpların hanesini büyütecek olan bir başka önemli husus da ABD’nin uygulayacağı yaptırımlar. Kaybın etkisi, yaptırımların büyüklüğü nispetinde olacak elbette. ABD Kongresi, Türkiye’nin kısa adı CAATSA olan ‘Amerika’nın hasımlarına yaptırımlarla karşı koyma yasası‘ vasıtasıyla ‘cezalandırılması’nı isterken ABD Başkanı Donald Trump, F-35 yasağının ötesine geçen yaptırımlara karşı.
Trump’ın geçen salı Cumhuriyetçi senatörlerle bir araya geldiği toplantıda Türkiye’yle yaşanan S-400 krizi de ele alındı. Özetle, senatörler Trump’a Türkiye’ye karşı CAATSA’yı çalıştırmasını istediler, Trump da onlara bu fikre olumlu bakmadığını söyleyerek toplantının diğer gündem maddesine geçilmesini istedi. Öncesinde Trump ve senatörlerin Türkiye ile krizi görüşmek için toplandıkları haber verilmişti ama bu konuya kısa bir süre vakfedildi.
Trump’ın Türkiye’ye karşı ‘havuç’, Kongre’nin ise ‘sopa’politikası izlemekten yana olduğu biliniyor.
Bu ‘havuç’, Türkiye’nin S-400 zararının tanınacak ticari imtiyazlar yoluyla karşılanması ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin önemli oranlarda artırılması olabilir mi? Öyle ise, Trump bu politikayı Kongre’nin muhalefetine rağmen uygulayabilir mi, bu ‘havuç’Ankara’yı S-400’leri konuşlandırma kararlılığından vazgeçirir mi? Bu soruların cevaplarını almak için aylarca beklemeyiz sanırım.
Önümüzdeki haftalarda değilse bile en erken eylülde cevabı gelecek bir başka soru da Trump ile Kongre arasında Türkiye’ye CAATSA yaptırımlarının tatbik edilmesi açısından bir dengenin oluşup oluşmayacağı.
Denge oluşursa CAATSA düşük dozda uygulanır; oluşmazsa, Kongre’nin Türkiye’ye karşı ağır yaptırımlar içeren bir paket taslağını yaz tatilinin sonunda gündemine alması ve ardından hızla yasalaştırması yüksek ihtimal olarak değerlendiriliyor. Bu Türkiye için elbette ki çok daha kötüdür.
Trump’ın CAATSA yaptırımlarını öteleme yetkisi var ama Kongre’yi oluşturan Senato ve Temsilciler Meclisi’nden üçte iki çoğunluğun desteğini alarak geçen yasaları veto etme yetkisi yok.
2017’de yasalaşan CAATSA, Senato’dan 2’ye karşı 98, Temsilciler Meclisi’nden de 3’e karşı 419 oyla, Cumhuriyetçi ve Demokrat üyelerin neredeyse tamamının desteğiyle geçmişti. Bu durum göz önüne alındığında, eski Savunma Bakanı Vekili Patrick Shanahan’ın, Ankara’daki muadili Hulusi Akar’a gönderdiği 6 Haziran tarihli ‘ültimatom’da, Kongre’nin yaptırımlar bahsinde güçlü bir kararlılık içinde olduğunu vurgulaması bir anlam kazanıyor.
Trump sorumluluk üstlenmez ve meydanı Kongre’ye bırakırsa Türkiye, ekonomisini de sarsması muhtemel ağır yaptırımların hedefi olmakla kalmayabilir. Daha fazlası mümkündür; Kongre’deki lobiler bu S-400 krizini Türkiye’yle özel hesaplarını görmek için bir fırsata çevirebilirler.
Öte yandan Trump Kongre’yle anlaşıp uygulanacak CAATSA yaptırımlarının kendi içinde ‘dengeli ve orantılı’ olmasını sağlar ve bu sayede Türkiye en hafif yaptırım rejimine maruz kalırsa, bundan yine de savunma sanayi kuruluşları ve silahlı kuvvetlerinin olumsuz etkileneceği muhakkaktır.
Türkiye’nin Rusya’dan S-400 almasının muhtemel sonuçlarından bazıları bunlardır.
Lakin bu durum Türkiye’nin yüksek irtifa hava savunma sistemlerine ihtiyacının bulunduğu gerçeğini değiştirmiyor. O zaman şu soru akla geliyor: Amerikan Patriot sisteminin tedariki şu veya bu nedenle mümkün olmadıysa, Türkiye S-400 almaya mecbur muydu?
Düşünce Kuruluşu EDAM’ın Başkanı Sinan Ülgen’in 17 Temmuz tarihli Twitter paylaşımlarda da belirttiği gibi, “Bu noktaya gelmek zorunlu değildi. Patriot da tek alternatif değildi. Ortak üretimi konuştuğumuz Fransız-İtalyan Eurosam konsorsiyumundan ilk aşamada hazır alım yapılabilirdi. Üstelik bu sistemler NATO altyapısına entegre olabileceği için hem hava hem füze savunması için kullanılabilirdi. F-35 programında kalırdık. Savunma sanayi firmalarımızın 12 milyar dolarlık üretim portföyü korunurdu. CAATSA yaptırımlarını da konuşmaz olurduk.”
Ama böyle olmadı.
Şimdi S-400 alımının ülkemize çıkaracağı gerçek maliyetlerin üstelik sadece bir kısmını konuşuyoruz.
S-400, bir çözüm olmak bakımından, Türkiye’nin halen kurumsal aidiyet ilişkisi içinde olduğu savunma ittifakı ve işbirliğinin mantığı dairesinde akıldışı bir tercih.
Ama Ankara’daki iktidar, karşı önlem alınması gereken acil ve gerçek tehdidin tam da bu ittifakın içinden, velhasıl ABD’den geldiğini algılıyorsa, işte o zaman bu zarar yazdıran S-400 tedarikinin bir mantık zeminine oturduğu sonucuna varabiliriz. Neticede beka ve güvenlik tesisinin, her türlü ekonomik mülahazanın üzerinde olduğunu kabul etmek gerekir.
Rusya’yla S-400 pazarlığının 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından başlaması bir tesadüf değil. Ankara’daki iktidar, bu darbe girişimine Amerikan devletinin bir biçimde dahli olduğunu tespit etti ve sonrasında buna göre pozisyon aldı. S-400’ler bu bağlamda tezahür eden iki yönlü bir arayışın enstrümanıdır: Hem tehdit algılanan ABD’ye karşı hava savunmasının tesisi için stratejik nitelikte bir güvenlik arayışıdır, hem de ABD’nin muarızı olan güçlü komşu Rusya’dan bu ülkeye karşı bir güvence arayışıdır.
Fetullahçı örgütün darbe girişimine gelene kadar, ABD’nin Soğuk Savaş’ın ardından Ortadoğu’ya yönelik, müttefiklerinin kaygılarını göz ardı eden müdahale ve tasarrufları Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ikrah getirmesine neden olmuş, bu kuvvetli tepki, güç kazanan Avrasyacı damarın da etkisiyle S-400 alımında kolaylaştırıcı rol oynamıştır.
Krizin temelinde derin güvensizlik vardır. Bu güvensizlik taraflara daha fazla zarar vermeden izale edilebilir mi? Mesele budur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları













































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.03.2020
5.03.2020
26.02.2020
20.02.2020
17.02.2020
4.02.2020
19.01.2020
9.01.2020
6.01.2020
3.01.2020