Kemal BURKAY
Son günlerde Zaman gazetesinde Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’le yapılıp yayımlanan bir söyleşinin ardından Dersim olayı ile ilgili tartışmalar yeniden ısındı ve ortaya yeni belge ve bilgiler döküldü. Daha da önemlisi Başbakan Erdoğan, Dersim’de yapılanları bir katliam olarak niteledi ve bu nedenle devlet adına özür diledi, o dönemin tek partisi ve devletle özdeşleşmiş CHP’yi de özür dilemeye çağırdı.
Millet uyutulmayacaksa komisyon da kurulsun
Dersim üzerine tartışmalar hâlâ tüm hızıyla devam ediyor. Tartışmanın bir yönü, Dersim’in devlete karşı bir kalkışma, bir isyan olup olmadığıdır. Bazı çevreler, -ki bunlar arasında CHP ve MHP de var- bugüne kadar savunulmuş resmi devlet tezine uygun olarak Dersim olayını bir isyan olarak niteliyorlar. Bu tezi savunanların bazıları ise “Gerçeğin anlaşılması için arşivler açılsın, bir araştırma komisyonu kurulsun” diyor. Oysa hem Dersim olayı eski tarihe ait bir olay değil.
Dersim’in birçok canlı tanığı hâlâ sağdır ve konuşmaktadır- hem de ortaya dökülmüş olan belge ve bilgiler zaten 1937-38 yılında, yani 73-74 yıl önce yaşananların ne olduğunu ayan beyan ortaya koyuyor. Bu nedenle gerçeği anlamamız için tozlu raflardaki dosyalara başvurmaya, işi komisyona havale etmeye hiç de gerek yok. Buna rağmen arşivler –eğer bu arada ayıklanıp yakılıp kül edilmediyse- elbette açılsın ve bir komisyon da eğer işi uzatıp kamuoyunu uyutma işinde kullanılmayacaksa varsın kurulsun.
Öte yandan bugüne kadar ortaya dökülmüş çok sayıda resmi belge; üst düzey devlet adamlarının raporları, bakanlar kurulu kararları, o dönemin devlet ve hükümet başkanlarının konuşmaları var ki bunlar Dersim’in‘tedip ve tenkil’ planının daha 1926’lardan itibaren adım adım hazırlandığını ve hayata geçirildiğini ortaya koyuyor. Son günlerde medyaya çarşaf çarşaf yansıyan, nice köşe yazısına konu olan bu belgelerden birbir söz etmeme gerek yok.
Radikal gazetesi de bizzat bu belgelerin kamuoyuna yansıtılmasında önemli bir hizmet gördü. Bu belgeler aynı zamanda, Dersim’e yönelik ‘Tedip ve Tenkil’ planının kendi başına bir şey olmadığını, ansızın, bir karakol baskınıyla, bir köprü yıkımıyla filan ilgili olmadığını ortaya koyuyor. Dersim katliamı, Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayıp Cumhuriyet döneminde de sertleşerek devam eden Kürt politikasının bir devamıdır.
Daha doğrusu bu, Lozan’la ortaya çıkan yeni devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içinde tek dile, tek soya dayalı bir ulusal devlet kurma çabasının ürünüdür. Bu politika en açık biçimde önce İttihat ve Terakki ile başladı ve 1. Dünya Savaşı sırasında Ermeni kıyım ve sürgününe yol açtı. Lozan’dan sonra Rumların da sürgün ve mübadele ile Anadolu’yu terk etmelerinin ardından yeni sınırlar içinde ‘sorun’ olarak Kürtler kaldı. Sistem, Kurtuluş Savaşı sırasında izlediği Kürtlerle ittifak politikasını terk ederek Kürtleri yok sayma, Kürt dilini ve kimliğini yok etme ve onları Türkleştirme, yani asimilasyon işine girişti.
Yanlış politikanın ürünü
Bu politikanın Kürtler arasında tepkilere yol açacağı belliydi. Ortaya çıkan tepkiler ve en küçük hak talebi isyan sayıldı, Kürtlerin üzerine askeri güçler sürüldü; Kürt direnişleri, silahlı silahsız ayrımı yapılmadan acımasızca bastırıldı. Kürtlere karşı yok sayma ve şiddet, Cumhuriyet döneminin, Kemalist rejimin başlıca yöntemi oldu.
Şeyh Sait Ayaklanması’ndan itibaren Kürtlerin Türkleştirilmesi, bu nedenle Kürtçenin yasaklanması, Kürtçe konuşanların cezalandırılması, Kürt aşiretlerinin Batı’ya sürülerek oradaki yoğun Türk nüfus içine serpiştirilip dil ve kültürlerinin unutturulması tüm raporlarda yer alır ve bu politika Dersim’i de kapsar. Hatta planlı bir şekilde Dersim’in tedip ve tenkili en sona bırakılır.
Kürdistan’ın diğer bölgelerini sessizleştirdikten sonra, iç kesimdeki Dersim’in kuşatılması uygun görülür. Her şey bu plana göre işler ve Şeyh Sait, Ağrı ve irili ufaklı bir dizi başka harekâttan sonra sıra Dersim’e gelir. Ordu bu bölgede geçmişten beri aşiretler halinde yarı özgür bir hayat yaşayan, Kürtçenin Kurmanci ve Dımıli (Zazaca) lehçelerini konuşan, Alevi inancına mensup Kürt aşiretlerini de ‘terbiye etmek’, sürüp öteki TC yurttaşları gibi tek renge boyamak için harekete geçti. Askeri birliklerle bölgeyi kuşattı, bazı küçük direnişleri bahane ederek, çocuk-kadın, genç-ihtiyar ayrımı da yapmaksızın acımasızca kıyım yaptı. Devlet güçlerine karşı hiç silah kullanmamış, hatta kendini onun şerrinden ve belasından korumak için devlet yanlısı davranmış diğer aşiret ve aileleri de buna dahil etti.
Böylece sözde bölgeye devlet otoritesinin yanı sıra medeniyet de götürdü! Yani kırım ve sürgünle büyük bölümü insansızlaştırılan bu bölgeye, çok sayıdaki kışla ve karakolların yanı sıra yol götürüldü, okullar açıldı, onlara ‘dil öğretildi’. Onlar sözde, “ağa, şeyh, seyit gibi sömürücü unsurların tasallutundan kurtarıldılar”. İç ve dış kamuoyuna böyle yansıtıldı.
Oysa bu, özrü kabahatinden büyük bir açıklamadır ve Dersim de dahil, bölge insanıyla alay etmektir. Kürt halkının bir dili, kültürü, tarihi vardı. Bu binlerce yıla dayanan bir dil ve kültürdür. ‘Medeniyet götürmek’; bu dili, kültürü yok etmek ve bunun hatırına onları ezmek, katletmek olamazdı.
Feodal unsurlarla mücadele ise bir safsatadır. Buna niyeti olan bir devlet her şeyden önce bölgede toprak reformu yapardı. Oysa Türk devleti tüm tarihi boyunca buna yönelmedi, aksine kendi politikasına evet diyen feodal unsurlarla ittifakı tercih etti.
Kısacası, Cumhuriyet döneminde Kürtler bakımından var olan sorun ve yaşadıklarımız, Dersim’den sonra da süregelen tüm bu acılı olaylar, Kürt halkının temel hak ve özgürlüklerini tanımayan, dil ve kültürlerini yok ederek onları Türkleştirmek isteyen böylesi yanlış bir politikanın ürünüdür. Adil ve eşitlikçi bir çözümü başaramayan Cumhuriyet yönetiminin, Kemalist rejimin bu politikası çok zalim uygulamalara ve kanlı, acılı olaylara yol açtı. Bugün de ne yazık ki hâlâ sorun insan hak ve özgürlüklerine uygun, adil bir çözüm bulmuş değil ve acılı olaylar devam ediyor.
CHP nerede yanlış yapıyor?
Dersim olayı, söz konusu tarihte sadece bir halkadır ve son halka olmadığı bugün de görülüyor. Başbakan Erdoğan’ın bu konudaki açık sözlülüğü ve devlet adına özür dilemesi ise Cumhuriyet tarihinde bir ilktir, onurlu ve cesur bir adımdır ve bir dönüm noktasıdır. Bunu küçümsemek, önemsiz göstermek için bin dereden su taşıyanlar görülüyor. Bazıları, Erdoğan’ın bunu CHP’yi köşeye sıkıştırmak için yaptığını söylüyor.“Sorumluluk CHP’ye ait değil, devlete aittir” diyorlar. Celal Bayar, Karabekir ve Fevzi Çakmak gibi muhafazakâr kesimin sahiplendiği politikacıların da o dönemde CHP içinde olduklarını ve Dersim kırımında önemli roller aldıklarını söylüyorlar.
Erdoğan bir politikacıdır elbet, onun bu konuda ön alırken, aynı zamanda rakibi CHP’yi de köşeye sıkıştırmak istemesi anlaşılır bir şeydir. Yine Dersim’e karşı hazırlanan ve adım adım uygulanan planda devlet başkanı olan Atatürk’ün ve 1937 Eylülü’ne kadar başbakan olan İsmet Paşa’nın yanı sıra, onun ardından başbakanlığı devralan Bayar’ın ve o dönemin önde gelen diğer askeri ve sivil devlet sorumlularının payı var.
Ne var ki tüm bunlar, devletin tüzelkişiliğinin yanı sıra, o dönemde tek parti iktidarını temsil eden ve devletle bütünleşmiş olan CHP’nin bu politika ve uygulamalardaki birinci derece sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Örneğin bugün Suriye halkına kan kusturan Baas Partisi ve Esad yönetimi, yarın diktatörlük çöküp gittiğinde ve eğer Baas da bir şekilde siyasi hayatına devam edebilirse, bugün yaptıkları için devleti suçlayıp kendisini temize çıkabilir mi?
Belli ki CHP bu karanlık tarihe, o dönemde yapılmış nice zulme, haksızlığa sahip çıkıyor ve özeleştiri yapma olgunluğunu ve cesaretini gösteremiyor. Üstelik bu ayak diremeyi, hâlâ geçmişteki yanlış politikaları savunarak yapıyor. ‘Devrimin meşruluğu’na ve ‘olayları her dönemin kendi koşulları içinde değerlendirme gereğine’ sığınıyor. Başkasına Türkçe öğretme hatırına on binlerce yoksul insanı, çocuk, kadın, genç ve ihtiyarı kırıp geçirmenin ne tür bir devrimcilik olduğu bir yana, eğer koşulları böyle diye her olayı hoş göreceksek, Kuzey ve Güney Amerika ve Avustralya yerlilerinin soyunun kurutulmasını, 2. Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında yok edilen Yahudileri ve İttihat ve Terakkicilerin Ermeni halkına yaptıklarını da anlayışla karşılamamız, yargılayıp mahkûm etmememiz gerekir.
Özür dilemek onur işidir
Ne yazık ki bugün Dersim olayıyla yüzleşmekten kaçınan CHP’ye, MHP’ye ve yandaşlarına hâkim olan zihniyet bu türdendir. Bu zihniyet tehlikelidir ve onu ısrarla sürdürenler, belli ki koşullar uygun düşse, fırsat bulsalar, bugün de aynı şeyleri yapacaklar. Zaten MHP Genel Başkanı Bahçeli, Dersim kırımını devlet açısından haklı bulmakta, pervasızca savunmaktadır. Tanrı Kürtleri ve Türkleri bu ilkel, acımasız zihniyetin yol açabileceği belalardan korusun.
Sonuç olarak, Dersim olayı hem Kürt tarihinin bir acılı sayfası hem de Osmanlı-Türk tarihinin utanç verici sayfalarından, kara deliklerinden biridir. Ancak bugüne dek tarih adına insanlarımıza ezberletilmiş yalanları ortaya sererek, bu tür kara delikleri aydınlatarak, yapılan zulüm ve cinayetlerden dolayı onun mağdurlarından özür dileyerek ülke ve toplum bu utançtan kurtulup sağlığına kavuşabilir.
Tarihte işlenen bu tür kötülükler nedeniyle özür dilemekle bir millet küçülmez, büyür. Onu yapabilen liderler ise onurlu kişilerdir ve kendi halklarına da saygınlık kazandırırlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları


















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.02.2022
28.08.2021
16.05.2020
12.05.2020
8.05.2020
4.05.2020
29.01.2020
18.10.2019
10.10.2019
24.03.2020