Münir AKTOLGA
(Bu makale kısa bir süre önce yayınlanmış olan “Öğrenmek Nedir, Neden Öğreniyoruz, Nasıl Öğreniyoruz, Nasıl Bir Eğitim Sistemine İhtiyacımız Var” isimli kitaptan alıntıdır...[1]
Neden yeni bir eğitim sistemine ihtiyacımız var? Nasıl bir eğitim sistemine sahip olmalıyız ki, „katma değeri yüksek mallar üreterek“ dünya pazarlarında daha çok söz sahibi olabilelim?.. Küreselleşme sürecinde, yaşamı devam ettirme mücadelesiyle bilgi üretimi süreci arasındaki ilişki nedir?..
21. Yüzyıl koşullarında, küreselleşme sürecinde “patinaj yapmadan” -hiç duraksamadan, yerinde saymadan- ilerleyebilmenin yolu, her şeyden önce, “katma değeri -bilgi içeriği- yüksek mallar üretebilmekten” geçiyor... Bu açık!.. Peki, şimdiye kadar -Osmanlı’dan bu yana- biz ne yaptık? İki yüz yıldır “Batılılaşma süreci” adı altında Batı’da üretilen bilgileri insanlarımızın kafasına zorla sokarak “çağdaşlaşacağımızı-medenileşeceğimizi” sanmaktan başka ne yaptık!..
Ne kadar yol aldığımız ortada!.. Şimdi de, bu süreci tersine çevirip, “demek ki çözüm Batı’da değil Doğu’daymış” diyerek, aynı pozitivist toplum mühendisliği mekanizmasını bu sefer de bu yönde kullanmaya çalışıyoruz! Yani, “Batıcı-Kemalist nesiller yetiştirmek” yerine, “yüzü Doğu’ya dönük İslami nesiller yetiştirerek” problemi çözmeye çalışıyoruz!..
Sonra da diyoruz ki, “patinaj yapıyoruz, daha ileriye gidemiyoruz”!..
Açık konuşalım: 21. Yüzyıl’da -küreselleşme sürecinde- bugün artık gelişmenin, “patinaj yapmadan” ilerleyebilmenin, dünya pazarlarında daha çok söz sahibi olabilmenin yolu, hangi türden olursa olsun ideoloji peşinde koşan nesiller yetiştirmekten geçmiyor! ÖĞRENME NEDİR-BİLGİ ÜRETİMİ SÜRECİ nasıl bir süreçtir, öğrenmeyi, yani yeni bilgiler üretebilmeyi temel alan bir EĞİTİM SİSTEMİ nasıl olmalıdır sorularına doğru cevaplar verebilmekten geçiyor...
Daha önceki çalışmalarda, toplum mühendislerinin bu topluma hep kendi kafalarına göre yeni „bilgi temelleri“ kazandırmaya çalıştıklarını söylemiştik!.. Mübarek sanki kompüter bu, çıkar bir programı koy onun yerine başkasını!! Bu nedenle, şimdiye kadar bizim hiç -iç dinamiklerin etkileşmesiyle aşağıdan yukarıya doğru ortaya çıkan- doğru dürüst bir öğrenme-öğrenim sistemimiz olmamıştır!.. Bugün bile halâ nasıl bir eğitim sistemine sahip olmamız gerektiğini bilmiyoruz!.. E, bu durumda nasıl yeni bilgiler üreterek katma değeri yüksek mallar elde edeceğiz ki?..
Bakın ben bile bu satırları yazarken hep “eğitim sisteminden” bahsediyorum; yani ortada hep bir “eğiten” var bir de “eğitilen”!.. Tabi “eğitenler” daima Devletçi bir “Milli Eğitim Sistemine” göre bu işi yaptıkları -yapmak zorunda oldukları- için öğrenme olayı hiçbir zaman doğru dürüst kavranılamıyor. Bu nedenle, bu çalışmada “Eğitim”den bahsedilen her yerde siz işin aslının öğrenmek -ÖĞRENİM SİSTEMİ- olduğunu düşünün ve olayı bu şekilde kavramaya çalışın!..
Meselenin can alıcı noktası: “Bilgi mühendisliği”!..
Halen uygulamada olan eğitim sistemimizi “Milli Eğitim Sistemi” olarak tanımlıyoruz!.. Ve de tabi bu “Milli Eğitim Sistemi’ni” hayata geçirmek üzere oluşturulan bir “Milli Eğitim Bakanlığı’mız” var! Görüyorsunuz, zaten adı bile kendini ele veriyor!.. 21. Yüzyıl’da artık eğitimin “millisi” diye bir şey olur mu hiç? Ama bizim böyle bir soruyu sorma hakkımız bile yok; çünkü bu kavram -“millilik” kavramı- o kadar kutsal ki bizde, onu tartışma konusu yapmak bile zor!..
Bizim “Milli Eğitim Sistemimiz” aslında hiçbir zaman yeni bilgiler üretmeyi amaç edinmemiştir! Biz hep, “eğitim” yoluyla pozitivist anlamda “yeni nesiller” -“yeni bir millet”- yaratmaya” odaklanmışız! Ya, başkaları tarafından daha önceden üretilmiş bilgileri hazır lokmalar gibi alıp yutarak, ezberci bir “bilgi temeliyle” “yeni nesiller yetiştirip” “yeni bir millet” yaratmaya çalışmışız, ya da -özellikle son zamanlarda- bunun tam zıttını yapmaya çalışarak (bu sefer de sil baştan iki yüz yıl öncesine geri dönerek) dini ideolojik bir yol gösterici haline getirip “kendi hikayemizi” yazmaya çalışarak!.. Yıllarımız hep böyle, “hayır, yeni nesiller ve millet öyle değil böyle yaratılır” diyerek, her şeye sil baştan yeniden başlamayla geçmiş-geçiyor!..
Halbuki, bu şekilde “yeni bir millet ve toplum yaratmaya” yönelik ideolojik hedeflerle yola çıkarak, tıpkı bir robotun hafızasına belirli bilgileri yükler gibi bilgi mühendisliği yapıp insanların kafasına belirli “bilgi kalıplarını” istif ederek bir yere varılamıyor. Çünkü, ezberciliğe dayanarak sahip olunan bu türden “bilgiler” hiçbir zaman “dışardan gelen enformasyonlar” olmanın ötesine geçemiyorlar.
Ama işin doğrusu, başkalarının ürettiği bilgileri bir kenara iterek “Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışmak” da değildir!.. Nerede ne varsa bütün o “bilgileri” bir enformasyon olarak alıp, onları daha önceden sahip olduğumuz bilgilerle değerlendirip işleyerek, yeni bilgiler üretebilmek gerekiyor...
Tabi, hangi türden olursa olsun, pozitivist felsefenin özünde analitik düşünme, düşünerek yeni bilgiler üretme diye bir şeye yer olmadığı için, bütün bu söylenilenler “bilgi mühendisleri” açısından lüzumsuz şeylerdir!!.
Bir örnek verelim: Suyu temsil eden H2O’yu, tıpkı yutulacak bir hap gibi, “al bunu öğren” diye öğrenciye verirseniz nasıl öğrenecek öğrenci bunu?.. Bunun gibi birçok başka bilgiyi daha öğrenme nesnesi olarak (birbirinden kopuk ansiklopedik bilgiler şeklinde) öğrencilerin önüne koyuyorsunuz, ne yapacak öğrenci bunları? Tek yolu var, ezberleyecek! İmtihanlar bittikten sonra da, bu bilgileri hafızasında tutma zorunluluğu ortadan kalkacağı için, unutup gidecek tabi! Kısacası, “benim oğlum bina okur, döner döner gene okur” sözü boşuna üretilmemiştir bizde!..
Evet, Türkiye’de “enformasyonla” “bilgi” eş anlamda kullanılıyor!..
Ve bu “yanlış”, basit, hani “madem ki böyle kullanılıyor varsın kullanılsın” denecek düzeyde bir yanlış değildir! “İnformation”,“Enformation”, “haber”, “mesaj” ve bilgi -“knowledge”, ya da “Wissen”- tamamen ayrı kavramlardır. Bakın, “enformasyon” kavramının Türkçesi bile yok bizde!!.[2] “Enformasyon, mesaj, haber” demektir. Hangi dile ait olurlarsa olsunlar bu kavramlar işin sadece bir yanına, hep dışardan hammadde olarak alınana işaret ederler. Bilgi ise, dışardan alınan bu hammaddenin -enformasyonların- daha önceden sahip olunan bilgilerle içerde değerlendirilerek işlenmesiyle bir ürün olarak ortaya çıkıyor!..
Şöyle bir örnekle açıklamaya çalışalım:
Örneğin, A ve B gibi iki insan arasındaki telefon görüşmesini, ya da karşılıklı konuşmayı ele alalım. A, B ’ye bir şey söylediği zaman bu B için bir enformasyondur bilgi değildir. B, bu enformasyonu alır ve onu kendi içinde daha önceden sahip olduğu bilgiyle (“Wissensbasis”) işleyerek bir çıktı-cevap oluşturur. İşte, B ’nin yaptığı bu işe dir ki, “Informationsverarbeitung”-“information processing”, yani enformasyonu değerlendirerek işleme süreci diyoruz. “Bilişim” kavramı da, ancak bu anlamda kullanılırsa, yani “information processing”-“Informationsverarbeitung” anlamında kullanılırsa doğrudur. A için “bilgi”, ancak B ’den gelen “enformasyonu” işleyerek oluşturulan ürün olabilir. Ama, daha sonra A ’nın çıktısı da -bu A için bir bilgi bile olsa- B’ye ulaştığı zaman hemen öyle B için bir bilgi olmaz! İlk adımda, bu da gene A’dan gelen bir hammadde-enformasyondur!.. Ve B‘de bu enformasyonu kendi içinde sahip olduğu bilgiyle işleyerek -“information processing” yaparak- kendisi için bir bilgi haline getirir. Yani, A için bir bilgi olan, B için bir enformasyondur. Ve tersi... Bu nedenle, hiçbir zaman “bilgi işleme süreci” diye bir şey olamaz!! İşlenen daima enformasyondur. “Bilişim” de enformasyonu işleme sürecidir...
Kısacası, bizim “Milli Eğitim Sistemimiz”, bir torna makinası gibi çalışarak robot-“devşirme” insan yetiştiren (üretilen bu malzemeyle de bir “millet yaratmaya” çalışan) toplum mühendisliği harikası bir ucubedir!.. Bu, dün de böyle idi, bugün de böyledir malesef.[3]
Osmanlı torunu -II. Mahmut’un torunları- İttihatçı atalarımız demişler ki, “Batı’lı ülkeler nasıl olsa bu olayı -bilgi üretme olayını- çözmüşler ve yeni bilgiler üretip duruyorlar. Bu noktadan sonra bize düşen artık bunları -onların ürettikleri bilgileri- alarak bu bilgilere sahip olmaktır”!!. Öyle ya, düşünmeye ne lüzum vardı, düşünmek zaman kaybı idi, zaten yeteri kadar zaman kaybetmiştik!.. Hem sonra, çok fazla düşünülürse bu arada başka zararlı fikirler-bilgiler de üretilebilirdi!! O “fetihçi” toplumsal genlerini aktif hale getirerek “al Batı’dan” -ya da, şimdi moda söylem olduğu gibi, “al Doğu’dan”!!- ve tepe tepe kullan!! İşte bizim her birimizi programlanmış birer robot -devşirme insan- haline getiren “Milli Eğitim Sistemi” anlayışımız budur!!. Ve zaten bu yüzdendir ki, sonuç olarak süreç içinde adeta iki yapay “mahalle-“millet” haline gelmişiz!!. Bir türlü tek bir kültüre -bilgi temeline- sahip bir toplum haline gelemememizin nedeni budur!.. Bu nedenle, önce bu pozitivist işleyişin -devşirme insan yetiştirmeye dayanan “bilgi mühendisliği” anlayışının- değişmesi lazım! Yoksa, aynı ezberci “eğitim” mekanizması devam ettiği sürece, siz istediğiniz kadar “bütçeden eğitime ayrılan payı” arttırın, hiçbir şeyi değiştiremezsiniz! Her seferinde, yönü başka tarafa dönük daha çok ezberci insan yetiştirmiş olursunuz, o kadar!!.
Öğrenme olayını tanımlarken hep, “dışardan alınan enformasyonların daha önceden sahip olduğumuz bilgilerle -bilgi temeliyle- işlenmesinden, değerlendirmesinden” bahsediyoruz. Peki, nedir o toplumsal olarak “daha önceden sahip olunan bilgiler”, yani “bilgi temeli” ve bu işi nasıl başaracağız?..
Ben diyorum ki, yaşanılan yaşanılmıştır bir kere, isteseniz de artık yaşamı-tarihi geri döndüremezsiniz!.. Bu nedenle, bizim yapmamız gereken, süreç içinde ortaya çıkan farklılıklarımızı zenginliğimiz kabul ederek (çünkü, “farklılıklarımız” dediğimiz şeyler “kültür” adını verdiğimiz, bilinç dışı farklı bilgi temellerimizdir) hiçbir şeyi elimizin tersiyle itmeden, şu ana kadar sahip olduğumuz değerlere -bunlar ister “Batılı”, ister “Doğulu” değerler olsun- sahip çıkarak, eldeki malzemeyi nasıl değerlendirip işleyebileceğimizin yolunu bulmaya çalışmak, bu denli farklı malzemeden nasıl yeni sentezler üretebileceğimiz konusunda kafa yormaktır…
[1]https://www.kitapyurdu.com/kitap/ogrenmek-nedir-neden-ogreniyoruz-nasil-ogreniyoruz/557976.html&filter_name=m%C3%BCnir%20%C3%B6grenmek
[2]Ben önceleri Almanca’sından esinlenerek “informasyon” diyordum. Sonra beni uyardılar ve “o kelimenin Türkçesi informasyon değil enformasyon’dur” dediler!! Peki, Almanca’sını değil de Fransızca’sını kullanınca işin özü değişiyor mu!? Ya da, gene aynı pozitivist bir mantıkla Türk Dil Kurumu’nun uydurduğu “Türkçe” kavramları kullansanız değişiyor mu!?
[3]„Pozitivizm” konusunda bak: http://www.aktolga.de/t8.pdf „Pozitivizm, Dinin Yerine Bilimi Koyarak Yapılan Bütün o Yukardan Aşağıya Toplum Mühendisliği Faaliyetlerinin Felsefi, İdeolojik Temelidir”...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları

















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023