Murat BELGE
Birikim’de son yazımda Emre Kongar’ın Asyaî Üretim Tarzı üstüne yazılarından yola çıkarak bu konudaki düşüncelerimi bir kere daha yazdım (Osmanlı’da Kurumlar ve Kültür adlı kitabıma “Ek”’te yazmıştım.) Emre Kongar’ın bu gibi konulara el atmasının nedeni, anlaşılıyor ki, Tayyip Erdoğan’a karşı kurulan cepheyi homojen bir “Kemalist cephe” olarak tutma politikasının teorisyenliğini üstlenmesine bağlanıyor. Çünkü Asyaî Üretim Tarzı kavramından başlayarak İdris Küçükömer’in Düzenin Yabancılaşması kitabına varıyor ve oradaki “Türkiye’de Sol ve Sağ” analizinin yanlış olduğunu söylüyor. Bu da, AKP hakkında ama özellikle iktidarının ilk yıllarındaki AKP’ye destek vermiş benim gibi yazarlar hakkında olumsuz düşüncelerini dile getirmesine imkân hazırlıyor. Böylece Emre Kongar İdris Küçükömer’den “Yetmez ama Evet” sloganına uzanan bir çizgi buluyor.
Bir süreden beri, örneğin Şerif Mardin hakkında yazdıklarıyla, Türkiye’de demokrasi sorununu demokrat bir zihniyetle ele almış herkesin ne kadar yanıldığını yazan ve bu arada Türkiye halkının 1950’de serbest seçimde oy kullanacak siyasî olgunluğa erişmemiş olduğunu da söyleyen bir “düşünür”, Emre Kongar. AKP ve Erdoğan üst üste bir yığın seçim kazandığına göre, bu ülke halkının hâlâ oy verme “ehliyeti”ne sahip olmadığı da bu argümanlarından belli. Neyse, Emre Kongar’ın kendisi hakkında başkaca bir şey söylemeyi düşünmüyorum. Ancak burada çok kısaca özetlediğim bu “görüşler” yalnız Emre Kongar’a ait değil. Böyle düşünen bir kesim var. Çoğu da iyi niyetli tartışmaya açık insanlar. Onun için ben de bu hikâyeyi bu konumdan bakınca nasıl gördüğümü anlatmak istiyorum.
İdris Küçükömer’in önemli saptaması “Türkiye Solu” diye bilinen kesim hakkındaydı: “Bu ülkede “sol”, aslında sağdır,” diyordu. Bu sonuca nereden varmıştı? İdris’i görece de olsa yakından tanıyanlar onun 27 Mayıs’ı izleyen günlerde Talât Aydemir ve grubuyla yakınlaştığını bilirler. İdris bir komünist olarak, ülkede komünizme yol açacak bir hareket yapabileceğini düşündüğü için Aydemir’le bu yakınlığı kurmuştu. Ancak, bu cuntacı subaylarla konuştukça onların siyasî fikirlerini daha yakından tanımaya başladı ve dehşete düştü. Komünizme gidecek yolu açmasını beklediği adamlar –kendileri de pek farkında olmadan– koyu faşisttiler! Bunu anlamak İdris’in bütün hayatını sarsarak değiştirdi; her şeyi yeniden düşünmeye başladı. Düzenin Yabancılaşması bu toptan değişimin sonucunda yazıldı.
Mustafa Kemal hareketi, bu toplumda bütün “Batılılaşmacı” girişimler gibi, “yukarıdan aşağıya” işleyen bir hareketti. Kurtuluş Savaşı, en ciddi yanı Yunanistan’la savaşı içeren, son analizde Dünya Harbi’ni kazanan güçlerle girişilmiş bir mücadeleydi. Ama hep olduğu gibi, aynı zamanda içeride ne olacağını da belirleyen bir mücadeleydi. Mustafa Kemal Kuvâ-yi Seyyâre gibi yöntemleri (ya da Mustafa Suphi’nin gelişini) dışlayıp düzenli ordu kurmakla bu mücadelenin sınıf karakterini de belirlemiştir (örneğin Yorgun Savaşçı’nın anlattığı gibi).
Bu normal. “Batılılaşma” gibi bir hareketin “yukarıdan aşağıya” işlemesi, seçkinlerin tavrını yansıtması da normal. Bu sorunları bilenler, bunları düşünenler zorunlu olarak seçkinlerdi. Bu seçkinler, ayrıca, “solcu” falan da değillerdi. Olmak zorunda da değillerdi (“Solcu” olanlar bir avuçtu da, onların nasıl “solcu” olduğu ayrı bir konu). Cumhuriyet kurulduktan sonra “Halkevleri” gibi politikalar uygulamak da hareketi “halklaştırmak” bakımından yetersiz kalmaya mahkûmdu.
Sonuç olarak bunlar hepsi normal – belirli ölçülerde hattâ iyi. Yirmilerde “sosyalizm yapacağız” diye Sovyetler Birliği’nin peşine takılmış bir “Türkiye Halk Cumhuriyeti”nin otuzlarda ve sonrasında ne olacağını düşündüğümde gözümün önünde sevimli sahneler canlanmıyor.
Bunlar tamam, ama Mustafa Kemal’den ve hareketinden, bunun kadrolarından, iki adım daha atsa sosyalist olacak bir hareket çıkarsamak olacak şey değil. Sosyalist hareketin birinci özelliği düzene muhalif olmasıdır; Mustafa Kemal’in CHP’si ise düzeni kuran partiydi. Atatürk kendisi değil ama yakın çevresi, Yunus Nadi, Falih Rıfkı, Mahmut Esat, Recep Peker, Şükrü Kaya v.b. hepsi Mussolini hayranıydı.
Ama bu “intelligentsia”, henüz oluşamamış kapitalizmin, “burjuva demokratik” değil “burjuva anti-demokratik devrimi”ni yapan kadroları, toplumun “ilerici” (ve gereğinde “sol” –Nevzat Tandoğan’ın dediği şekilde) güçleri olarak tanıtmayı başardı. Bu yaygın ideolojiye ilk ciddi darbeyi vuran kişidir İdris Küçükömer.
Hindistan’da Congress Party’den komünist olmasını bekler miyiz? Sun Yat Sen ya da Cang Kai Şek komünist olabilir miydi? Kerenski kötü bir adam değildi ama Bolşevik olabilir miydi?
Her neyse, İdris böylece “Bu toplumda “sol” aslında sağdır” dedi. O halde, mantık, “sağ”ın da sol olmasını gerektiriyor. Aslında hiç de gerektirmiyor ama böyle bakılmasını da normal karşılamak gerek. Hem zaten İdris kendisi de öyle baktı, kitabında öyle yazdı da.
Bunu, Marksizm’in öteki ölçütüne bakarak yaptı: Ekonomik ölçüte. Türkiye’de bu bürokratik kesim yolları tutmuştu. O dar çevrenin dışında kalan geleneksel-muhafazakâr kesim için tek ciddi hareket alanı ekonomik alandı. Böylece, bu kesim, Demokrat Parti iktidarıyla başlayarak, üretici güçleri geliştirdi. Bu anlamda bir “solculuk” yaptı.
Hikâyenin bu kısmını ben o yıllarda da kabul etmemiştim. Kapitalizm yapmakla yarım yamalak da olsa “sol” olunacağına aklım ermez. Ama bir toplumda gerçek anlamda bir “sol”un çıkışı önlenebilir. Türkiye’de olan da budur. Gene bir toplumda sağın çeşitli stratejileri, birden fazla çizgisi olabilir. Türkiye’de olan gene budur. Kenan Evren’le Tayyip Erdoğan’ın birbirlerine hiç benzemeyen bir yığın özellikleri var; bu, birinin “solcu” olmasını gerektirmiyor.
Kaldı ki, Demokrat Parti’nin üretici güçleri geliştirecek hamleleri yapmasında “Tek-Parti dönemi”nde kapitalizm için yapılmış ilk birikimin önemli bir rolü olduğunu düşünürüm. Bu çerçevede geçmiş sağ çizgilerin ve bugün de Erdoğan’ın bu katkıya vefasızlık yaptıkları kanısındayım (Demokrat Parti durumunda Marshall olgusunu da hesaba katmak gerekiyor).
Üretici güçlerden yola çıktı ama İdris, siyasî sorunu da aklından çıkarmadı. Özellikle de sözkonusu kitabını yayımladıktan sonra.
12 Eylül’ün solmaya başladığı dönemdi. Ben de Yeni Gündem’in editörüydüm. Hedeflerimden biri, İslâmcılar’la bir diyalog kurmaktı. İletişim elbette sol bir yayıneviydi ama demokrasinin asgari müştereklerinde bir araya gelebilen herkese de kapısını açık tutmalıydı. Böyle bir durum, daha uzun vadeli bir düşünce alışverişinin kapısını da açabilirdi.
O tarihlerde İslâmcı kesimden bir dostum, İdris Küçükömer’le tanışmak istediğini söyledi. Kitabını okumuş, bunları yazan kişiyi merak etmiş. Tanıştırabilir miyim? Evet, tabii. İdris’le konuştuk, o yıllarda Sirkeci’de Şehir Lokantası vardı. Orada bir öğle yemeği masasında buluştuk. Biz İdris’le rakımızı içiyoruz. Çok uzatmadan İdris lafa girdi. Mealen, Komünist-İslâmcı yakınlaşmasının kolay bir şey olmadığını söyledi ve bu konuda çok temel bir sorunun çok eskilere dayandığına değinerek sözü Gazalî-İbn Rüşd tartışmasına getirdi. “Bugün İslâmcılar bu soruya ne cevap veriyor?” İslâmcı dostumuzdan alabildiğimiz cevap bunların ikisinin de çok muhterem kişiler olduğuydu.
Sanırım anlattığım bu anekdottan otuz yıl sonra, bugün, bu cevap fazlaca değişmiş değil. Ama bu soru, gerçek içeriğiyle, İdris Küçükömer gibi “eksantrik” sayabileceğimiz bir kişinin eksantrik merakından ibaret değil artık. Pek çok güncel soru’nun ve sorun’un bununla ilişiği var ve “o da muhterem, bu da muhterem” diye kazanıldığı sanılan zaman aslında çok şeyler kaybettiriyor.
Bugün de bu konularda çok fazla mesafe alamadım. Demek ki daha bir süre bu konularda gezineceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları



































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025