Umut ÖZKIRIMLI
“İnsanlar ölmesin, çocuklar öldürülmesin, anneler ağlamasın”demenin terör propagandası sayıldığı,‘müzakere koşullarının kazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulması’nı talep eden 1128 akademisyenin bizzat Cumhurbaşkanı tarafından ‘aydın müsveddesi’, ‘karanlık ve cahil’ olarak nitelendirildiği ve haklarında soruşturma başlatıldığıbir ülkede Kürt sorununun sağlıklı bir şekilde tartışılamaması şaşırtıcı değil. ‘Sağlıklı’dan kastım elbette steril, suya sabuna dokunmayan, apolitik analizler değil. Nesnel olmak, tarafsız olmayı gerektirmiyor; zaten nesnellik iddiasıyla kaleme alınan yorumların da her tarafından ince ince – bazen oluk oluk! – siyaset akıyor.
Sözünü ettiğim güneydoğuda yaşanan insanlık dramından Kürt tarafını, yani PKK ve HDP’yi sorumlu tutan, devlete yönelik en ufak eleştiriye ‘Ama hendek… ama barikat…’ diyerek karşı çıkan analizler. Bu tür yorumların başka bir versiyonu da özerklik ilanlarına odaklanıyor ve ‘özyönetim’ ilanlarının zamansızlığından dem vuruyor.
‘Hendeğin hedefi?’
‘Ama hendek, ama barikat…’ temalı analizlerin en temel sorunu‘bağlamsızlık.’ Açacak olursak, bugünü açıklarken, bırakın uzak geçmişi, son bir-iki senedir yaşananları bile yok saymak, çatışan aktörler arasındaki asimetriyi dikkate almamak ve sorunun milliyetçilikle bağını gözardı etmek.
Örneğin ‘Akil İnsanlar Heyeti’nde de yer alan Vahap Coşkun’a göre,“Hendeğin önü de, arkası da, sağı da, solu da tek bir sonuç üretiyor: Ölüm, tahribat, yıkım.” Siyasete, ‘demokratik mücadeleyle elde edilen kazanımlar’a sırtını çeviren Kandil kendi çıkarları uğruna, belki bir ayaklanmayı tetiklemek, belki de müzakere masasına güçlü oturabilmek için şehirleri yangın yerine çevirmiş durumda (‘Hendeğin Hedefi’, Serbestiyet, 12 Aralık 2015 ). Belki. Peki ama aşağıdaki soruları sormadan bu analiz yeterli olur mu?
Demokratik kazanımlar!
1. Hangi ‘demokratik kazanımlar’? 2.5 sene süren bir ateşkes dönemi yaşamadı mı bu ülke? Bu sürede Kürt tarafının talep ettiği hangi adımlar atıldı? Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı mı imzalandı? Anadilde eğitim hakkı mı tanındı? Demokratikleşme yönünde adımlar mı atıldı?
2. Ya tam tersi yönde atılan adımlar? İç Güvenlik Yasası? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Dolmabahçe mutabakatı’nın hemen ardından sarf ettiği, “Kardeşim ne Kürt sorunu ya? Artık böyle bir şey yok” ya da “Ben oradaki toplantıyı da doğru bulmuyorum. Başbakan Yardımcısı’yla parlamentodaki bir grubun yan yana o resmi vermesini, doğru bulmuyorum”sözleri? (Mutabakatı PKK bozdu diyenler “Dolmabahçe mutabakatını kim bozdu? Bir çarpıtmanın hikayesi” başlıklı yazıma bakabilir)
3. Siyasete sırtını çeviren kimdi peki? 6-7 Ekim Olayları’nın sorumluluğunu HDP’ye PKK mı mal etti? 7 Haziran seçimlerine kadar HDP’yi hedef alan, bir gecede farklı illerde 100’den fazla HDP bürosuna saldırı düzenleyen kimdi?
4. Diyarbakır, Suruç ve Ankara’dan yaşanan katliamlar? Bu katliamların sorumluları bulundu mu? İsimleri, bağlantıları gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanan kişiler Ankara’da 100’den fazla insanın canına kıydığı halde görevinden alınan ya da istifa eden tek bir kişi oldu mu?
Tersine Başbakan Ahmet Davutoğlu kamuoyuyla dalga geçercesine sorumlunun PKK-IŞİD ‘kokteyli’ olduğunu iddia etmedi mi? Eğer öyleyse neden bu ve benzeri olayların hemen ardından yayın yasağı getirildi? Neden bu soruşturmalardan hiçbir sonuç alınamadı?
5. PKK radikal çözümü dayatıyor diyelim. Barışçıl çözümü savunan, ılımlı isimlerin başına neler geldi peki? Haydi sivil siyasetin temsilcisi partinin eş başkanlarının başına gelenleri geçelim (Yüksekdağ’ın başına gaz fişeği atılması, Demirtaş’ın arabasının kurşunlanması, vs.) Ya Tahir Elçi? Yalın bir gerçeği dile getirdiği için hedef tahtasına konulmadı mı? Elçi soruşturmasında en ufak bir ilerleme kaydedildi mi?
Hendekleri tanklarla kapatmak
Bütün bu yaşananları yok sayarak hendekleri açıklayabilir misiniz?
Mesele PKK’yı eleştirmekse, orası kolay. PKK, Ceylanpınar cinayetini üstlenerek savaşı başlattı; en azından devlet içindeki savaş isteyen odakların eline koz verdi. Ve evet, savaşı şehirlere taşımanın bedelini umursamadı. İyi ama hendeklerin arkasında sadece PKK militanları yok ki! O gencecik çocuklar neden hendeğin içinde?
‘Ama hendek… ama barikat…’ analizcisinin bakış açısıyla sorarsak, neden PKK’nın savaş çağrısının alıcısı var? Son 2.5 senedir yaşananları es geçerseniz bu soruya nasıl yanıt vereceksiniz?
Devam edelim.
6. Çok yazılsa çizilse de ‘ama hendekçi’nin ısrarla görmezden geldiği ‘asimetri.’ Devlet ve PKK bir midir? Devlet, hukuku istediği zaman, istediği gibi askıya alabilir mi? Gerek anayasa, gerek uluslararası anlaşmalara aykırı olduğu sayısız hukukçu tarafından belirtilen sokağa çıkma yasaklarının amacı nedir?
Hendeklerden kurtulmanın yolu meskun mahale tankla girmek, çatılara keskin nişancı yerleştirmek, sokağa adım atanı kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden vurmak mıdır? Halkı elektriksiz, susuz, aç bırakmak, göçe zorlamak mıdır?
7. Hukuktan geçtik, sivillerin cenazelerinin günlerce sokakta bırakılmasını, cenazeleri almaya kalkan yakınlarının vurulmasını, hatta cenazelerin ailelere verilmeden gömülmesi için yasal düzenleme yapılmasını nasıl açıklayacaksınız? 13 yaşındaki Cemile’nin cesedinin buzlukta bekletilmesinin sorumlusu da PKK mıdır? NATO’nun en büyük ikinci ordusu bir çocuğun ailesi tarafından gömülmesini sağlamaktan aciz midir? O çocuğun ailesi yaşananlardan ‘sadece’ PKK’yı mı sorumlu tutar?
8. Cezasızlık? Devlet, haberimiz olmadan 1931 tarihli İsyan Mıntıkasında İşlenen Ef’alin Suç Sayılmayacağı Hakkında Kanun’u yeniden yürürlüğe mü soktu? Ne diyordu o kanunun 1. Maddesinde? (Kısaltarak veriyorum) “Erciş, Zilan, Ağrı dağı havalisinde meydana gelen isyan bölgesinde … yapılan takip ve tedip (örnek oluşturacak şekilde cezalandırma) hareketleri münasebetiyle … askeri kuvvetler ve devlet memurları … tarafından isyanın ve bu isyana alakadar vak’aların tenkili emrinde … işlenmiş ef’al ve hareket suç sayılamaz.”
Özel tim mensupları buna dayanarak mı okullarda, ırkçı mesajlarla bezeli kara tahtalar önünde poz vermektedir?
Kurdun dişine değen kan
Ve gelelim zurnanın zırt dediği yere.
9. Neden PKK var? Neden Kürt milliyetçiliği diye bir şey var? Milliyetçilik matah bir şey değil elbette, ama evinin duvarına, dükkanının kapısına ‘Kurdun dişine kan deydi, korkun’ diye yazılan birinin ‘dünya vatandaşı’ olmasını mı bekliyorsunuz?Cesedi yerlerde sürüklenen Hacı Lokman Birlik’in yakınları‘Devletimiz büyük’ diye mi düşünür, hendeğe mi girer?
Çoğunluk ikisini de yapmıyor, biliyoruz. Kaçıyor, uzaklara. Ya kalanlar? Ya kaçanların çocukları? Devlet bu tutumunu sürdürdükçe PKK’yı bitirseniz de yerine QKK kurulmaz mı sanıyorsunuz?
10. Yukarıda verili kabul ettiğimiz bir önermeye geri dönelim. Hendek siyasetini dayatan PKK mıdır, yoksa 6-7 Ekim’den sonra yaygınlaşan bir uygulamaya sahip mi çıkmıştır? Daha basitçe ifade edersek, PKK’nın gençlere söz geçirecek gücü var mıdır?
Kürt siyasetçileri yıllardır “Konuşabileceğiniz son nesil biziz”demiyor muydu? Ahmet Türk’ün bundan tam beş yıl önce dile getirdiği “Bu gençlerin anne-babaları politik geçmişleri sebebiyle kontrollü olabiliyor ama bunlar öyle değil. Tam tersi bir uca da sürüklenebilirler, çok radikal işler de yapabilirler. Serseri kurşuna dönüştüler” sözlerini hatırlatalım mı?
11. Milliyetçiliğin doğası hakkında en ufak bir fikriniz yok mu? Kültürel birliğini sağlamış, siyasallaşmış bir halk, özellikle de jeopolitik koşullar bu kadar uygunken talep ettiği haklardan vazgeçip boyun eğer mi? 90 yıldır işe yaramayan asimilasyon şimdi mi işe yarayacak? ‘Sri Lanka modeli’ne özeniliyorsa bu iki örneğin birbirine hiç benzemediğini, Sri Lanka’daki savaşın sadece son aşamasında 40 bini aşkın insanın öldüğünü Türkiye’yi yönetenlere anlatacak tek bir Allahın kulu yok mudur?
Akademiyi siyasete alet etmek
Tüm bunları ‘Ama hendek… ama barikat’çılar bilmiyor mu? Büyük çoğunluğu, en azından Vahap Coşkun gibi bu sorunla içli dışlı akademisyenler, biliyor. Çok değil bundan üç yıl önce Radikal İki’ye yazdığı bir yazıda “İdari ve adli bürokrasiyi de arkasına alan hükümet, Kürt meselesinde silahın gücünü esas alan bir yolu takip ediyor. Siyasi talepleri bu gücü kullanarak yasaklıyor, siyasi faaliyetleri de peşinen ‘suçlu’ ilan ediyor ve bir bütün olarak siyaseti rayından çıkarıyor” diyen Coşkun’dan başkası değil. Aynı yazıda hükümetin BDP’yi kriminalize ettiğini iddia eden Coşkun yazısını şu öngörüyle noktalıyor: “Hükümet, siyasi alanı zehirleyen ve bizi özgürlükten uzaklaştıran mevcut güzergahını takip ettiği oranda, Kürt meselesinin daha da derinleşmesi sürpriz olmayacaktır.” (Kürt Meselesini Derinleştirmek, Radikal İki, 22 Temmuz 2012 )
Aradan geçen üç yılda Vahap Coşkun’un fikirlerini değiştiren ne olmuştur, bilemem. Açıkçası ilgilenmiyorum da. Beni ilgilendiren, daha doğrusu rahatsız eden iki şey var.
Birincisi, nesnellik/tarafsızlık iddiası taşıyan bu metinlerin mesleğin en temel kurallarını hiçe sayarak akademiyi siyasete alet etmesi.
Tekrar ediyorum, mesele tarafsız olmak değil; böyle bir şey zaten mümkün de değil. Coşkun ya da başka meslektaşlar ‘devlet yanlısı’, ‘PKK karşıtı’, şu ya da bu olabilirler. Ben ve başkaları da devlet terörüne odaklanabiliriz. Ama bunu yaparken, bir, tarafsız olduğumuzu iddia edemeyiz; iki, akademik unvanımızla yazıyorsak mesleğin gereklerini yerine getirmeli, ‘nesnel’ olabilmeliyiz.
Ben, yaşananlarda PKK’nın sorumluluğunu reddetmiyor, açıkça yazabiliyorum. Coşkun ve diğerleri ise yukarıda bir kısmını sıraladığım soruları sormadan analiz yapıyor, PKK için sarf ettikleri sözlerin onda birini devlet, AKP iktidarı ve onun tartışılmaz lideri Erdoğan için sarf edemiyorlar.
İkinci nokta daha önemli. Bu tür metinler, sorunu tüm boyutlarıyla anlamamızı engelleyerek çözüm yolunu tıkıyor. Coşkun, Kürt sorununun PKK’nın silah bırakmasından ibaret olmadığını bilmiyor mu? Ya da PKK’nın anlaşma sağlanmadan, devlet güvencesi almadan silah bırakmayacağını? Müzakere masasını kimin devirdiğine inanırsak inanalım, masaya dönmek için ilk adımı kim atmalı? Seçilmiş, vergilerimizle desteklediğimiz devlet mi, tam olarak kimi temsil ettiği bile belli olmayan silahlı bir örgüt mü?
Bu soruların yanıtını Coşkun da, AKP’ye yakın diğer akademisyenler de biliyor elbette. Peki yanıtını bildikleri bu soruları sormaktan kaçınanların yaşanan acıda payı yok mudur?
Bence vardır. Ve bu, o acıları yaşayanlar tarafından unutulmayacaktır.
Not: Özyönetim meselesi hakkında yazılanlar da bundan farklı değil. Bu konuda Şükrü Hanioğlu tarafından kaleme alınan “‘Ya Özyönetim Ya Çatışma Siyaseti’ Anlamlı mı?” başlıklı analizi de bir sonraki yazımda ele alacağım.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları














































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.03.2020
25.02.2020
10.02.2020
16.12.2019
5.01.2019
19.10.2019
12.10.2019
6.08.2019
2.07.2019
24.03.2020