Yıldıray OĞUR
Geçen hafta eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt İstanbul Selimiye Camii’ndeki devlet töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Eşinin vefatından dört gün sonra hayatını kaybetmesi trajikti.
Cenaze törenine hükümeti temsilen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar katıldı. Hayatta olan eski Genelkurmay Başkanları’nın hazır bulunduğu törene Cumhurbaşkanı Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu çelenk gönderdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da cenazeye katılmayıp, çelenk göndermeyi tercih etmişti.
Büyükanıt kudretli ve konuşan paşalar kuşağının son temsilcilerinden biriydi.
Fakat kariyerini bir arafta tamamlamıştı. Ardından yapılan haberlerde muhafazakar medya 2007 Cumhurbaşkanlığı krizi sırasında yayınladığı e-muhtırayı öne çıkarırken, laik ve sol medya ise o muhtıradan sonra Erdoğan’la Dolmabahçe Sarayı’nda yaptığı görüşmeyi hatırlattı ve “sırlarıyla veda etti” başlıkları attı.
Günün sonunda Büyükanıt, hem e-muhtırayı verdiği için muhafazakarları, hem de muhtırayı verdikten sonra Erdoğan’la Dolmabahçe’de anlaşıp geri adım attığı için laikleri kızdırmış olarak son yolculuğuna uğurlandı.
O yüzden arkasından yazılan bazı yazılarda hala e-muhtırayı vererek AK Parti’yi güçlendirdiği komplolarına sarılanlar oldu,
bazı eski Ankara gazetecileri ise FETÖ kumpaslarının hedefi olduğunu hatırlatarak müşfik ve demokrat başka bir Büyükanıt resmi çizmeye çalıştılar.
Halbuki Büyükanıt, askerin siyasetin merkezinde olduğu bir devrin paşasıydı.
27 Mayıs darbesi olurken Harp Okulu öğrencisiydi.
1961’de Harp Okulu’ndan mezun olurken okulun komutanı altı ay sonra, okulun öğrencileriyle ilk darbe girişimini yapacak Talat Aydemir’di.
İkincilikle bitirdiği okulda diplomasını veren Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay, 10 yıl sonra karşısına Harp Akademisi’ni birincilikle bitirirken bu kez Cumhurbaşkanı olarak çıkmıştı.
Genelkurmay Başkanı’nın bir üst rütbesinin Cumhurbaşkanı olduğu, askerlerin 10 yılda bir darbe yaptığı, ordunun Cumhuriyeti kollamak adı altında siyasetle ilgilenmesinin vazife olarak addedildiği bir TSK geleneği içinde yetişmişti.
27 Nisan e-muhtırası da siyasete ilk müdahalesi değildi.
Arşivleri karıştırınca karşımıza; 90’larda Genelkurmay Genel Sekreteri olarak yaptığı siyasi açıklamalar, 2000’lerin başında Genelkurmay İkinci Başkan olarak AB sürecinin “üniter devlet ve laiklik aleyhinde kullanılması”nı eleştirmesi, Kemal Derviş Telekom’u özeleştirmeye çalışırken, Başbakan Ecevit’i ziyaret edip TSK adına verdiği Telekom muhtırası, 2003’de bir sempozyumda yaptığı sert ulusalcı konuşma, Kürtçe tartışmaları için yaptığı “Esas sorun 500 yıldır Güneydoğu halkına Türkçe öğretememiş olmamız” çıkışı, Kıbrıs görüşmeleri sürerken Kıbrıs’a gidip yaptığı “Asker çekemeyiz” açıklaması, “Irak politikamız yok” eleştirisi, Şemdinli olaylarından sonra tutuklanan astsubay için söylediği “Tanırım iyi subaydır” açıklaması gibi pek çok örnek çıkıyor.
Tabii ki bunun zirvesi 27 Nisan gecesi yayınlanan e-muhtıraydı. Şimdi e-muhtıra denilip geçilince tam ne olduğu hatırlanmıyor bile. Sadece sonunu hatırlayalım:
“Son günlerde Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir. Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.”
O gece muhtıranın haberini bir haber kanalına telefonla bağlanıp veren, şimdilerde hükümete yakın olan bir Ankara temsilcisinin saklayamadığı heyecanını, ardından kanallara telefonla bağlanan yine şimdilerde “yerli ve milli” olmaları övülen CHP’nin o zamanki yöneticilerinin coşkusunu hatırlıyorum.
Bu muhtıradan 15 gün önce Büyükanıt’ın 12 Nisan 2007’de düzenlediği “basın bilgilendirme toplantısı” da o günleri hatırlamayan yeni nesil için bugün tahayyül etmesi bile kolay olmayan bir olaydı.
Üniformalı bir Genelkurmay Başkanı, karşısına ülkenin en önde gelen gazetelerinin ve televizyonlarının genel yayın yönetmenlerini ve Ankara temsilcilerini alarak, 1.5 saat boyunca televizyonlardan canlı yayınlanan bir basın toplantısı yapmıştı.
Cumhurbaşkanlığı seçimi için “Cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde bağlı bir cumhurbaşkanı seçileceğine inancımı ifade ediyorum” demiş, Kuzey Irak’ta Barzani yönetiminin devletleşmesine karşı askeri operasyon yapılması gerektiğini söyleyip, bunun için “Siyasetin karar alması gerekiyor” diyerek o günlerde hükümetin operasyona yanaşmayan tavrını eleştirmiş, “Türkiye’de azınlık yaratmaya yönelik faaliyetler” başlığı altında Kürt meselesi üzerine uzun uzun konuşmuştu.
Sonra da bir kısmı bugün haklı olarak iktidarın medya üzerindeki tahakkümünü eleştiren gazetecilerin bir Genelkurmay Başkanı’na sorulmaması gereken sorularına cevap vermişti.
Gazeteciler ile Genelkurmay Başkanı arasındaki şu konuşmaların bundan sadece 12 yıl önce bütün Türkiye’nin izlediği bir canlı yayında yaşandığına bugünden inanmak kolay değil:
Cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde bağlı bir cumhurbaşkanı seçileceğine inancımı ifade ediyorum.. Bundan bir kuşkunuz mu var?
-Daha fazla ne diyeyim
Genel gidişten memnun musunuz. Belli adayların isimleri dolaşıyor ortalıkta. Hele bir tanesi var ön planda. Sizin bu tanımınıza onlar uyuyorlar mı?
-Kişiler bazında konuşmuyorum
Seçilecek şahsın bu kriterlere uyup uymadığına bir karar vereceksiniz demek ki, o süreci nasıl bekliyorsunuz, tutumunuz ne olacak TSK olarak?
-Cumhurbaşkanlığı konusunda daha fazla konuşmak istemiyorum.
Subay eşlerinin türban takması yasak. Acaba başkomutanının eşi türbanlı olursa alt taraftaki subayların başkomutana bakışı nasıl olur?
-Sorunuzu aldım.
Yani Türkiye “bugünlere” kolay gelmedi!
Bugünlerin demokraside, hukukta, medyadaki sakatlıkları, o günlerin sakatlıklarının devamı ya da onların kötü bir rövanşı.
Ama tabii ki değişenler de var.
O günlerde Kürdistan kırmızı çizgisi yüzünden ordunun Kuzey Irak’a askeri müdahale etme isteğine karşı çıkan bir AK Parti iktidarı vardı, bugün neredeyse Büyükanıt’ın o konuşmada Kuzey Irak için söylediklerini Kuzey Suriye için söyleyen bir hükümet var.
O günlerde e-muhtıra için suçu AK Parti iktidarında bulan MHP lideri ve açıktan muhtıraya destek veren o günün İşçi Partisi lideri bugün AK Parti iktidarının iki önde gelen destekçisi, e-muhtıraya karşı cevabı hazırlayan AK Parti’nin önde gelen isimlerinin çoğu ise partinin dışında, bazıları yeni parti kurma hazırlığında.
O günlerde Cumhurbaşkanı’nın başörtülü eşi için koparılan krizde hükümeti suçlayan köşe yazarlarından bazıları şimdi iktidara yakın gazeteleri yönetiyor, oralarda yazıyor, cumhurbaşkanlığı uçağında ve Beştepe’deki resepsiyonlarında ağırlanıyor. O günlerde muhtıraya karşı çıkmış isimlerin çoğu ise artık buralara davetli değil.
O günlerin Cumhuriyet mitinglerinin ateşli konuşmacılarından biri bugünlerde her akşam ekranların hükümeti destekleyen ateşli tartışmacılarından biri oldu, o günlerde 367 kararını savunmuş bir hukuk fakültesi dekanı bugün Barolar Birliği başkanı olarak başka hukuksuzlukları savunuyor, muhtıra sırasında Büyükanıt’ın yaveri ve özel kalem müdürü 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’den tutuklandı, Genelkurmay Başkanı olmaması için Büyükanıt’ın kimliği hakkında FETÖ merkezli karalama haberlerine imza atan gazeteciler bugün en önde gelen FETÖ avcılarına dönmüş durumda, o günlerde Büyükanıt’ı suçlayan iddianameyi yazan savcı da bugün hapiste...
Yani 12 yıl önceki Türkiye, bugünküne hiç benzemiyor.
En büyük değişim ise CHP’de yaşandı.
Büyükanıt’ın muhtırasını, o muhtırayla paralel olarak çıkan 367 kararını, ordu destekli Cumhuriyet mitinglerini hararetle destekleyen CHP yönetiminden bugün geriye çok az isim kaldı.
Kılıçdaroğlu, geçen ay hem CHP’nin başörtüsü tavrıyla ilgili net bir özeleştiri yaptı, hem de Karar’a verdiği röportajda askerin siyasete müdahalesini, CHP’nin o günlerdeki tutumunu eleştiren açıklamalarda bulundu. CHP’nin muhtemel Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu zaten partiye 2009’dan sonra girmiş yeni bir siyasetçi.
Ama CHP’de hala bu eski siyasi çizgiyi savunan, daha laik, milliyetçi ve Kemalist eski CHP’yi geri isteyen bir kanat var.
Bu kanat CHP’ye yakın medyaya, entelektüel kesime de hala hakim.
Son olarak “Beştepe’ye giden CHP’li kim” tartışmasında onları yeniden hatırladık.
CHP’deki bu kanadın gönlündeki genel başkan Muharrem İnce.
İlginçtir iktidara yakın medya da bir zamanlar statükocu, darbeci diyerek suçladıkları bu eski CHP’lilere bugün “yerli ve milli” diyor, Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Kaftancıoğlu, Sezgin Tanrıkulu gibi isimleri ise yeterince Atatürkçü, yerli ve milli olmamakla eleştiriyor.
Aslında CHP’de ilk defa böyle bir kırılma yaşanmıyor.
60’ların ortalarından itibaren CHP devlet partisi çizgisinden Ortanın Solu’na doğru geçiş yaparken, buna “komünistlik”, “Kemalist çizgiden sapmak” diyen Turhan Feyzioğlu başkanlığındaki 47 milletvekili ve senatör partiden istifa edip 1967 yılında Cumhuriyetçi Güven Partisi’ni kurmuştu.
Parti, bütün 70’ler boyunca Meclis’te devletin güvenlik politikalarını, sıkıyönetimleri, komünist avcılığını hatta Deniz Gezmişlerinin idamını bile desteklemişti.
Feyzioğlu (Metin Feyzioğlu’nun dedesi) bu milliyetçi Kemalist çizgisiyle, devlete çok güven vermiş olmalı ki 12 Eylül’den sonra Kenan Evren’in ilk Başbakan adayıydı.
Bugün de CHP muhafazakarlara ve Kürtlere açılıyor.
Açılımın bir adı yok ama ortada 31 Mart gibi somut bir başarı hikayesi var. Bu açılım da CHP’yi karıştırıyor. Başarıya rağmen eski CHP çizgisini savunanları rahatsız ediyor.
Son günlerde yaşananların arkasında açıkça konuşulmasa da böyle bir siyasi hesaplaşma da var.
Bu farklılık bu kez bir kırılma yaratmayabilir. Çünkü Erdoğan ve AK Parti iktidarı karşıtlığı hala onlar için ideolojik farklılıklardan daha baskın ve motive edici.
Ama eğer CHP, HDP ve muhafazakar muhaliflerle işbirliğini derinleştirirse, bu siyasi fay hatları aktif hale gelebilir, elinde devletin imkanları ve güçlü bir medya olan iktidarın da tazyikiyle CHP’yi çatlatabilir hatta CHP içinden Kemalist, ulusalcı yeni bir Cumhuriyetçi Güven Partisi çıkabilir.
Evet Türkiye değişiyor ama zemindeki sabit fay hatları tarihtekine benzer depremlere neden olabiliyor.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları






















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026