Ali Türer
Postmodern yaklaşımın açtığı yolda “yeni tutucu dinamik” (Neoconservative moment) eliyle dünyanın yeniden şekillendiğine tanıklık ediyoruz. Türkiye’nin bu sürece eklemlenmesi ise, AKP eliyle gerçekleşiyor. İktidardaki yeni tutucular bir yandan rantı yeniden paylaştıracak düzenlemelerle dayandıkları eliti güçlendirmeye çalışıyorlar, diğer yandan merkeziyetçi yapıyı ülkede ve bölgede süreci gerektiğinde güç kullanarak kontrol altında tutabilecek biçimde yeniden tasarlıyorlar.
Son aylardaki tartışmalara, gelişmelere bir de bu perspektiften bakmak gerekir diye düşünüyorum. Kentsel dönüşüm yasasının yeni tutucu eliti ekonomik olarak güçlendirecek biçimde işletileceğine emin olabilirsiniz. AKP’nin Kürt sorununu içerde karşılıklı barış ve hakların teslimi temelinde çözmeye niyeti olmadığı Uludere katliamı ile ortaya çıktı. Şimdi de BDP milletvekillerine doğrudan baskı yoluyla Kürt yasal muhalefetinin sesi kesilmeye çalışılıyor. Hava yolları işkoluna getirilen grev yasağı ile toplu sözleşme sürecindeki işçilere göz dağı veriliyor. Bu politikaları sürdürmek için ihtiyaç duyduğu desteği ise AKP, kürtaj yasağı getirerek, İstanbul Çamlıca’da dev bir cami yapmayı gündemine alarak muhafazakâr kamuoyundan devşirmeye çalışıyor. Bir yandan da, örgün eğitimin ikinci dört yılında Kur’an dersleri okutma gibi, uzun vadeli amaçlarını gerçekleştirebilmek için kullanacağı mekanizmalar oluşturuyor.
Yenitutucu dinamik yenidünya düzenine Türkiye’yi eklemlemek için gerekli adımları cüretkârca atarken; buna alternatif program için kafa yorması beklenenler, enerjilerini kısır tartışmalarda tüketmeye devam ediyorlar. Bu nedenle bu hafta yenidünya düzeni arayışlarının ortaya çıkardığı yeni sorunları, tehlikeleri tartışmak istedim sizinle. Buna alternatif programın dayanması gereken temel değer ve ölçütlerinin ne olması gerektiği ile ilgili düşüncelerimi açıklamayı ise daha sonraki haftalara bırakacağım.
Modernleşme (Modernite) kavramı tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş süreci içinde ortaya çıktı. Düşünce düzeyinde modernizm toplumsal iradenin, aşkın olanının elinden alınıp aklın denetimine bırakılmasını savunur. Toprak köleliğinin yerini ücretli iş gücüne bırakabilmesi için bireyin kilisenin kontrolünden çıkması, özgürleşmesi, yasalar karşısında eşit olması gerekiyordu. O nedenle Aydınlanma döneminin belirleyici sloganları “Özgürlük, laiklik, bilimsel düşünce” oldu. Özne olarak insan, insan aklı, pozitif düşünce, bilim, laiklik bu süreçte ön plana çıktılar. Kilise dogmaları bir tarafa atıldı. Okullar kilisenin kontrolünden çıkarak genç ulus devletlerin elinde dünyevileşti. Eğitimde deneye, gözleme, bilimsel düşünceye önem verilir oldu. Sanayi devrimleriyle teknoloji de, ulaşım, bankacılık, iletişim alanlarında olağanüstü bir gelişme yaşandı. Giderek güçlenen genç ulus devletler modernleşme sürecinin ürünleriydi. Diğer yandan modernleşme süreci içinde, kültürel siyasal alanda bir dizi dönüşüm de yaşandı.
Düşünce alanında ise modernleşme süreci içinde her alanda ortaya çıkan doğrular; kuramlar, sistemler tartışılmaz niteliğe büründü. Yaşama kılavuzluk edecek tutarlı ve değişmez yargılara, yasallıklara ulaşılmaya çalışıldı. Aynılıklara, benzerliklere, standartlaşmaya vurgu yapıldı. Bilginin otoritesi geleneksel, uhrevi otoritelerin yerini aldı. Modernist epistemoloji içinde bilgi, giderek kültürler üstü nesnel ve evrensel hale geldi. Neden sonuç ilişkisi içinde, akıl yürütme yoluyla ulaşılmayacak sonuç yoktu.
Dünyevileşme(sekülerleşme)-laikleşme, özgürlük ve özerklik arayışı, kuralcılık, bürokrasi, homojenlik-tekdüzelik, mekanik bir dünya anlayışı; nesnel olana bağlılık, bilimcilik, akılcılık(rasyonalizm), tarihselcilik; Pozitivizm, her alanda bütünlüğe genellemelere varma, evrensel olana ulaşma arayışı ve ulusalcılık modernleşme dönemine damgasını vuran, bu dönemi karakterize eden kavramlar oldu. Pozitivizm, Klasik Liberalizm, Marksizm gibi düşünce sistemleri bu dönemin ürünüdürler.
Postmodernizm kavramı ilk kez A. Toynbeetarafından kullanılsa da 1970’li yıllardan itibaren başta J.F. Lyotardolmak üzere Avrupalı kuramcılar tarafından geliştirildi. Kuantum kuramının, Thomas Khun’un, J.Habermas’ın, Feyerabend’in kavramın içinin doldurulmasında önemli katkıları oldu. Küreselleşme ile içine girilen süreç içinde bu kavram bir düşünme ve yaşama biçimini ifade edecek biçimde kullanılmaya başlandı.
Postmodernizm öncelikle evrenin bir kaos olduğunu, bu kaosa bir anlam vermeye çalışmanın da anlamsız olduğunu savunur. “Herkesin doğrusu kendine” anlayışından hareket ederek “görecelik” düşüncesine ulaşır. Sonuçta gerçekliği gereksinimlerimiz, ilgilerimiz, önyargılarımız ve kültürel geleneklerimiz doğrultusunda biz biçimlendiriyoruz. Öyleyse bizim dışımızda kesin doğru, salt gerçek diye bir şey yok. Evrendeki bütün olan biteni tek bir açıklayıcıyla açıklamak da mümkün değil. O nedenle artık ne gerçek, ne yalan, ne sabit fikirlilik, ne kalıplar, ne yenilik, ne güzellik, ne çirkinlik var. Yani “ne olsa gider”(eklektisizm). Kimsenin bir diğerinin tercihini yargılamaya hakkı yok. Yani yaşanan ve yaşanacak olan her şey meşru (öznellik). Bir metinden ne anlaşılması gerektiği ile ilgili ortak bir karara varılamaz. O nedenle bireyin tercihlerini tartışmak anlamsız.
Görüldüğü gibi Postmodernizm “tek”in hâkimiyetini yadsıyor. Mükemmel toplum arayışına karşı çıkıyor. Bir yandan çok kültürlülüğü, çoğulculuğu her kültürün teşvik edilmesini savunurken diğer yandan özgürlük, eşitlik, adalet gibi eski kavramların, ideallerin eski anlamlarını yitirdiğini söylüyor.
Fakat asıl önemli olan Postmodernist anlayış içinde küreselleşmenin ortaya çıkardığı sonuç. İlk bakışta alabildiğine özgürlükçü, çok kültürlülüğe saygı temelinde gelişen bu söylem dünyada ve diğer gerginlik bölgelerinde katılımcılığı, demokratik yeniden bir yapılanmayı ön görmüyor. Mozaiğin her parçasının kendi içinde demokratik bir işleyişe sahip olmasını, farklılıkların birbirine yaklaşmasını, uzlaşmayı yani kaosun katılımcıların tümü tarafından el birliği ile korunacak bir istikrara, yaşamın zenginleşmesine dönüştürülmesini istemiyor.
“Ne olsa gider” durumu, kaos durumu süreklilik kazansın ki; süreç uluslar üstü tekelleri temsil eden kurumlar tarafından sürekli kontrol altında tutulabilsin. Bunu istiyor. O nedenle bölgesel tehditlerin, bölgesel savaşların, iç savaşların sona ermesini küresel aktörler istemiyor. Tam tersine, silahlarsızlaşmayı, bölgesel çatışmaları kışkırtıyorlar; gerginlikleri sürekli diri tutmaya çalışıyorlar. Afrika’da açlığın ortadan kalkması, orta doğuda İsrail’in tehdit unsuru olmaktan çıkması; Suriye’de, Irak’ta iç savaşın durması; Türkiye’de Kürt sorununun hallolması; ekolojik dengenin korunması amacıyla tüketim çılgınlığının kontrol altında tutulması küreselleşmeyi sürükleyen aktörlerin işine gelmiyor. Yenitutucu aktörler, dünyada bölgeler arasında ekonomik eşitsizliğin sürmesinden, kapitalizmin bunalımların devam etmesinden nemalanıyorlar. Entelektüel kapasitenin gelişmesini ve halkların bundan daha geniş yararlanmasını istemiyorlar. İletişim, bilişim sektörlerindeki, gen teknolojisindeki (biyogenetikteki) gelişmelerden dünyada tüketim çılgınlığını sürdürmek için yararlanıyorlar. Öte yandan insanları sığ entelektüel kapasiteye sahip bir dünya vatandaşlığında buluşturmaya çalışıyorlar. Edebiyat, sinema iletişim sektörü bu amaçla kullanılıyor. “Metris”, Yüzüklerin Efendisi gibi filimler bu amaca hizmet ediyor.
Bütün bunlar postmodernisist yaklaşım içinde yükselen yeni tutucu dinamik eliyle gerçekleştiriliyor. Dinler arası diyalog süreci, İslamiyet ve Hıristiyanlık arasında diyalogun değil, tam tersi gerilimin belirli bir tonda sürmesine hizmet ediyor. Amerika’daki 11 Eylül saldırısından sonra İslam Dünyasına dönük operasyonlarla, Hıristiyan dünyada bilinçli olarak İslami fobi yaratıldı. Avrupa ülkelerinde göçmenlere karşı tahammülsüzlük her geçen gün yükseliyor.
Sonuç olarak postmodern anlayış içinde ortaya çıkan ve gelişen küreselleşme ile ortaya çok kutuplu bir dünyada kaos süreğen hale geliyor. Küresel aktörler yeni tutucu dinamikler eliyle kaos durumu süreklilik kazanıyor. Süreç içinde ortaya çıkabilecek tehdit edici unsurlara gerektiğinde hukuksuz biçimde güç kullanabilecek biçimde gücü elinde tutmaya çalışıyorlar.
Öte yandan sermaye belirli ellerde fakat olağanüstü hareketli ve esnek biçimde kullanılıyor. Eskinin dev endüstriyel işletmelerin yerini daha çok bilgiyi ve bilginin kullanım biçimini kontrol altında tutan küçük ve son derece hareketli örgütlenmeler alıyor. O nedenle emeğin işlevi de, emekçilerin örgütsel yapılanması da postmodernist süreçte değişime uğruyor.
AKP’yi küreselleşmenin taşıyıcısı yenitutucu dinamiğin Türkiye ayağı olarak görmek; söylemlerini, attığı adımları genel trent içinde yüklendiği rolü göz önünde tutarak değerlendirmek gerekiyor.
Sürecin böylesine karmaşık bir biçimde ilerlemesi, postmodern yaklaşım içinde yer alan aktörlerin yer yer özgürlükçü, demokratik bir söylem kullanmaları sol demokratik kamuoyunda kafa karışıklığı yarattı. Küreselleşmeyi toptan inkârdan, modernizm savunuculuğuna, otoriter tutuma savrulmalara, halka güvensizlik gibi, geleceğe karamsar yaklaşım gibi duygusal savrulmalara tanık olduk. Hâlbuki Postmodern yeni tutuculukla, modernist düşünce kalıpları içinde kalarak, modernist kavramlarla mücadele edemezsiniz; alternatif modeller üretemezsiniz. Karşınızdakinin elinde yeni geliştirilmiş etkili silahlar var, siz onun attıklarıyla ona karşı mücadele edeceksiniz. Olacak iş mi bu?
Küresel aktörlerin varmak istedikleri sonucu, yapıyı göz önünde tutarak; küreselleşme sürecinde ortaya çıkan sorunları, tehditleri, deformasyonları göz önüne alarak; yeni sömürü biçimlerini, yeni sömürü silahlarını, bunun karşısında emek güçlerinin farklılaşan örgütsel yapılarını, farklı istismar alanlarını dikkate alarak ve tabi ülkedeki yenitutucuların yapılanmasını, paradigmalarını göz önünde tutarak değerlerinizi ve ölçütlerinizi buna göre yeniden belirlemek; programınızı buna göre geliştirmek durumundasınız.
Bu konulara kafa yormaya devam edeceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları










































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024