Atilla Aytemur
Yerel seçim yarışının sonuna geldik. “Beka” tartışması hepimizi gerdi ve yordu.
Ama sonrasında da bize rahat yok. Dört dörtlük bir uluslararası kriz gündeme çökmek için sırasını bekliyor: Türkiye’nin Rusya’dan alacağı S-400 hava savunma sistemi.
Şiddetli itiraz cephesinde ABD ve NATO var. Rusya geriden ve tok satıcıların serinkanlılığıyla gelişmeleri izliyor.
Türkiye’nin hava savunma amacıyla Rusya’yla böyle bir anlaşma yapmasının, geleneksel müttefikleriyle arasında derin bir krize neden olacağı, ilk günden belliydi.
Türkiye ısrarlı
İlk teslimatın 2019 yazında yapılacak olması nedeniyle, zor günlerin hayli yaklaştığını söylemek kehanet olmaz.
Artık “darbeyi” dolar kurundan mı yiyeceğiz, yoksa güney sınırlarımızda “bekamızı” riske sokan savaş tamtamları mı çalacak, hep birlikte yaşayıp göreceğiz.
Türkiye, ısrarla “Anlaşma imzalandı, ilk ödeme yapıldı ve geri dönüş yok!” derken, ABD’den ilgili ilgisiz herkesten rahatsızlık dozu yüksek açıklamalar gelmeye devam ediyor.
Hatırlarsanız, birkaç yıl önce de böyle bir füze sistemi alımı için görüşmeler yapılmış ve ihaleyi Çin kazanmıştı. Lâkin ABD’nin baskılarına dayanamayan Türkiye çok geçmeden ihaleyi iptal etmek zorunda kalmıştı. Fakat bu kez, en azından şimdilik, Ankara’da farklı bir hava ve kararlılık görülüyor.
Sanki ABD’nin “beka” meselesi
ABD yönetimi ve Pentagon ise Soğuk Savaş yıllarını aratmayacak tehdit ve şantajları sıraya koymuş, art arda gündeme getiriyor.
Bunlardan en dikkat çekeni ve tepki toplayanı, Türkiye’nin hem parça üreticileri arasında olduğu, hem de 100 adet almak üzere anlaşma imzaladığı yeni nesil F-35 muharip savaş uçaklarının teslimatını yapmayabileceklerini söylemeleri. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise teslimatın zamanında yapılacağını açıklayıp, ABD’nin tehditkâr beyanlarını duymazdan geliyor.
Bazı kongre üyeleri ve Pentagon mensupları ise daha da ileri gidip Türkiye’nin F-35 programı katılımcılığından çıkarılabileceğini; NATO üyeliğinin tartışmaya açılabileceğini ve “ABD Düşmanlarına Karşı Yaptırımlarla Mücadele Yasası” (CASTA) gereğince yaptırımlara muhatap olabileceğini, oldukça rahat bir edayla söylüyorlar.
Yapılacak ilk NATO Dışişleri Bakanları toplantısında ele alınacak konulardan birinin, Türkiye’nin S-400’leri alması halinde meydana gelecek sorunlar olacağı da basına yansımış durumda.
ABD, Türkiye’nin S-400’leri alma meselesini sanki kendi “beka meselesi” haline getirmiş gibi görünüyor.
NATO ve ABD’nin itirazları tartışmalı
Son yıllarda farklı tablolara şahit olsak bile, bu olaya müttefiklik ilişkileri, NATO üyeliği ve egemen bir devlet olma bağlamında bakıldığında, Türkiye’nin birçok yönden haklı konumda bulunduğunu söyleyebiliriz.
Zaten bu nedenle AK Parti iktidarı ve sözcüleri, geri adım atmak şöyle dursun, bu füze sisteminin daha ileri modeli olan S-500’lerin de alınabileceğinden dem vuruyor.
Görünen manzara şöyle: Türkiye geri adım atmak niyetinde değil, fakat geleneksel müttefikleri ABD ve NATO da mevcut durumu kabullenecek gibi görünmüyor. Tek tük temenni sözcüklerinin dışında, tarafların uzlaşma arayışlarına dönük herhangi bir girişimi şimdilik yok.
Uzmanların görüşleri, ABD’nin, S-400’ler konusunda başka bazı ülkelerin de Türkiye’nin yolunu izlemesinden endişe ettiği ve gerçekleşmesi halinde silah sanayiindeki başat konumunun sarsılacağını düşündüğü yönünde. Örneğin şu sıralar satın almaya istekli ülkeler arasında Hindistan ve Suudi Arabistan’ın adı geçiyor.
Bununla beraber, halen yedisi NATO ülkesi olmak üzere yirmi ülkeye S-200 ve S-300 füze sistemlerinin satılmış olduğu; 2016’da Belarus’un, 2018’de Çin’in S-400’lerden edindiği dikkate alınırsa, ABD ve NATO itirazlarının en azından bu açıdan güçlü bir temele dayanmadığı görülüyor.
Elbette bu gelişmenin ABD’nin ve NATO’nun kollektif gücüne ve teknolojik üstünlüğüne dayalı “hakimiyet” ve dengeyi tartışılır hale getirmesi mümkün. Ekonomik açıdan silâh sanayiindeki konumlarını da biraz sarsabilir. Özellikle F-35’lerin, iddialı teknolojisinin üzerinde yükselen değerini aşağı çekmesi de ihtimal dahilinde.
Eski dostluk ve müttefiklik mazide kaldı
En büyük endişelerden biri de, kapsamında ortak üretim ve teknoloji transferi de olan S-400 hava savunma sistemi alım anlaşmasının, Türkiye’yi ABD’den ve NATO müttefiklerinden iyice koparıp Rusya’ya yanaştırması ihtimali...
ABD ve Türkiye uzun zamandır ne bölge sorunlarında ne de diğer uluslararası konularda fikir birliği içinde. Soğuk Savaş’ın bitmesi ve Berlin Duvarı’nın yıkılması sonrasında, meselelere bakışları ve menfaatleri pek birbirine denk düşmüyor. Bu geleneksel ittifak dünyanın yeni dengelerine (?) kendini pek uyarlayamadı. Eski dostlar karşı cephelere düşer oldu.
Arap Baharı’nı (kara kış desek daha doğru olacak) takip eden aylar ve yıllarda bu farklılaşma neredeyse kronik bir hal aldı. Özellikle Suriye iç savaşı ve ondan kaynaklanan gelişmelerin Türkiye’ye yansımaları, anlaşmazlığın daha da derinleşmesine yol açtı. Sık sık karşı karşıya gelen iki ülke, bilhassa Suriye’nin kuzeyindeki Kürt yapılanmasına, PYD’nin ve YPG’nin rolü ve geleceğine tamamen farklı açılardan baktı.
Onlara FETÖ, 15 Temmuz darbesi, Rahip Bronson olayı, Hakan Atilla ve Halkbank dâvâsı, Filistin, Golan Tepeleri, Kudüs ve Venezuela gibi önemli anlaşmazlık alanları da eklendiğinde, ortada bir müttefiklik ilişkisi olduğunu ileri sürmek oldukça güçleşiyor.
Türk hava kuvvetlerine bağlı bir savaş uçağının 2012’de keşif uçuşu yaparken Suriye tarafından füzeyle düşürülmesi, bir hava savunma sistemi edinme meselesini Türkiye’nin gündemine getirdi. ABD’ye ve NATO üyesi müttefiklerine başvuran Türkiye umduğunu bulamayınca konu bugünkü kritik eşiğe geldi.
Hava savunmasındaki zaafı süratle giderme ihtiyacı hisseden Türkiye’nin girişim ve ısrarları bir sonuç vermedi. Hattâ Patriot füze sistemi alma talebine ABD’den neredeyse iki yıla yakın hiçbir yanıt alınamadığını, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu açıkladı. Türkiye’nin talebi karşısında ABD Kongresi’nin kaya gibi duruşu unutulacak gibi değil. Nihayet son günlerde yapılan heyetler arası görüşmelerde ABD tarafı ne kredi, ne teknoloji transferi, ne de ortak üretim konusunda Türkiye’yi tatmin eden herhangi bir şey önerdi.
31 Mart 2019 yerel seçimleri sonrası karabasan gibi üzerimize gelmesi beklenen füze krizi, çok boyutlu bir sorun. Konunun uzmanı olmayanlar için teknik yönü son derece karmaşık. Bu nedenle başka bazı yönlerine dair düşüncelerimizi ifade edip bu yazıyı noktalamak en doğrusu olacak.
Özlem barış, dayatılan gerçeklik silâhlanma!
Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, insanların alınteri olan vergilerin dur durak bilmeyen silâhlanmaya harcanarak dünyanın bir savaş meydanına dönüştürülmesi ve ülkelerin silâh sanayisinin ihtiyaçları karşısında çaresiz hallere düşürülmesi, benim ideolojik, politik ve ahlâki açıdan kabullenebileceğim bir şey değil. Ülkemiz, bölgemiz ve dünya barışa hasret. İsterim ki iktidarların en iddialı projesi, ülkeyi bir barış adası haline getirmek olsun!
Ama biliyorum ki, siyasetin ve devletlerarası ilişkilerin bunların çok ötesinde katı kanunları var. Günü geldiğinde ne insani değer, ne hukuk, ne ahlâk tanınıyor. Bu nedenle de aşağıda sıralayacağım hususlar, hemen her çevrenin dikkat çektiği ortak noktalar.
Öncelikle, egemenlik ve bağımsızlık ülkelere kendi savunmalarıyla ilgili tedbirleri özgürce alma hakkı tanırken, ABD’nin ve NATO’nun müttefiklik yükümlülükleri adına Türkiye’ye olmadık hususları dayatması asla kabul edilemez.
S-200 ve S-300 füze sistemlerinin çok sayıda NATO ülkesi tarafından alınması nasıl siyasi ve teknik uyum sorunu yaratmamışsa, ABD ve NATO istendiği takdirde S-400’ler için de geçerli bir yol bulabilir. Türkiye ve Rusya bunun müzakeresine açık olduğuna göre, özellikle ABD’nin meseleyi bir ölüm-kalım noktasına taşımasının ardında başka hesapların bulunduğunu düşünmek normal olacaktır.
Osmanlı yüzyıllarını da dikkate alırsak, Türkiye Batı dünyasının dışında ve ona karşı konumlanmış bir gelecek arayışı içinde olmadı. AK Parti iktidarı ile ABD (ve AB) arasındaki ilişkilerin son dönemde gerilmesi, bağların tamamen koptuğu ve Türkiye’nin geri dönüşsüz bir yola girdiği anlamına gelmiyor.
Dünya eski dünya olmadığı gibi, ABD ve Türkiye de Soğuk Savaş döneminin devletleri değil. Bu nedenle siyasette ve diplomaside hotzotun işlemediği durumların da olabileceğini hesaba katmak gerekir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları




















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022