Atilla YAYLA
ABD’de Trump’ın ABD medyasının ve kamuoyu araştırma şirketlerinin temenni ve manipülasyonlarına rağmen başkanlık seçimini kazanması zaten bir süredir gerek Türkiye’de gerekse başka ülkelerde dile getirilen, liberal tezlerin iflas ettiği iddialarına hız verdi. Birçok kişi yazarak veya konuşarak liberalizmin temel tezlerinin çöktüğünü, liberal fikirlere dayanan uygulamaların insanlığa fayda sağlamadığını, aksine zarar verdiğini öne sürüyor. Bunların akademik çalışma ahlâkı ve disiplininden nasipsiz bazıları neredeyse işi çılgınlık seviyesine vardırdı. Bunlar ulusal ve uluslararası problem olarak gördükleri her şeyin faturasını liberalizme çıkarmakta. Bu problemlerin çözümünü de liberal fikir ve uygulamaların tamamen ortadan kalkmasına bağlamakta. Akla değil öfkeye ve nefrete bağlı oldukları için yazı ve konuşmalarında küfre varan kelimeler de kullanmakta. Bu tür takıntılı kimselere bir şey anlatma imkânı yok. Gel gör ki, akademik hayata bulaşmış olmak lisanı biraz inceltse bile önyargıları ve ezberleri gidermeye yetmiyor. Geçenlerde bir gazetede yayınlanan akademik unvan sahibi bir arkadaşa ait bir yazıda da elmalarla armutlar karşılaştırılmakta, on yıllardır gündemde kalmış ve bazılarında bir sonuca ulaşılmış kapitalizm, liberalizm, demokrasi ilişkileri hakkındaki köhne tezler ve iddialar yeni bir şeymiş gibi ve karşıt görüşler hiç dikkate alınmadan tekrarlanmaktaydı.
Önce hem liberalizmin ne olduğu hem de benim şahsen liberal yelpazede nerede durduğum hakkında birkaç noktayı belirteyim. Diğer ana ideolojiler olan muhafazakarlık ve sosyalizm gibi liberalizm içinde de büyük bir çeşitlilik var. Dolayısıyla liberalizmden bu farklılıkları ihmâl ederek yeknesak bir bütünmüş gibi bahsetmek anlamsız. Bu durumu anlatmanın en iyi yolu ABD’de kavramın politikada ve entelektüel hayatta nasıl, hangi anlamda kullanıldığına bakmak. Orijinal liberalizm klasik liberalizm adıyla bilinir. Klasik liberal çizgi birey haklarını, serbest piyasayı, serbest ticareti, sınırlı devleti ve barışı esas alan bir yaklaşımdır. Ancak, Anglo-Sakson dünyasında bu orijinal kavram bir değişikliğe uğratıldı. Bazı liberal filozofların dediği gibi, çalındı. Sınırlı değil iri devleti, serbest değil devlet güdümünde ekonomiyi, sivil topluma saygı yerine sivil alanların -eğitim gibi- devlet tarafından işgal edilmesini ve barış yerine savaşı ve saldırganlığı savunan görüşe liberal denir oldu. Bugün ABD siyasetinde liberal demek devletçi demektir. Solcu, sosyal demokrat, sosyalist demektir. Entelektüel hayatta ise orijinal liberalizme biraz olsun alan var. Bazı üniversitelerde klasik liberal akademisyenler yer alabiliyor. Çok az sayıda üniversitenin kimi bölümlerinde ise klasik liberallerin aşikâr bir ağırlığı bulunur. Buna rağmen akademik hayatta da ağır basan solcular, yani liberallerdir. Bilgi için söyleyeyim, ABD’de liberal (solcu) 50 antropologa karşı solcu olmayan (klasik liberal veya muhafazakâr) 1 akademisyen var. İktisatta oran 3’e 1. Psikoloji, felsefe, edebiyat, dil bölümlerinde de durum hemen hemen aynı, yani ABD’de akademik hayatta solun (Amerikan liberallerinin) baskın bir ağırlığı var. Ancak, şüphe yok ki, ABD’de klasik siyasette liberalizmin silinmesine karşılık akademik hayatta klasik liberaller iyi kötü nefes alabilmektedir.
Ben klasik liberal gelenek içinde yetiştim. Fikirlere ilgi duyduğum ilk andan itibaren değil tabii. 1989-90 benim klasik liberalizme demir atma zamanım olarak hayatımda yer aldı. Daha öncesinde sağcı sosyalist diyebileceğim devletçi, piyasa ve bireycilik karşıtı, kolektivist bir çizgideydim. Biraz şans, biraz tesadüf, biraz kişisel çabalar sonucu klasik liberalizmi keşfettim. Ancak, klasik liberal çizgi içinde de alt çizgiler var. Şahsen klasik liberal gelenekler içinde Hume-Smith-Menger-Hayek geleneğine yakınım. Bunu şunun için söylüyorum: Tüm liberal gelenekleri vardıkları sonuçlar itibariyle değilse de temellendirilmeleri itibariyle savunmadığım gibi liberalizm adına söylenen her şeye, savunulan her siyasaya da sahip çıkmam. Mesela Chicago Okulu değil Avusturya Okulu bana daha çok uyar. Kıta Avrupası’na yakın kurucu rasyonalist gelenekte -örneğin Voltaire’de- değil İskoç Aydınlanması’nda kendimi daha rahat hissederim. Politikaya bakınca da, söz gelimi Amerikan liberallerini liberal olarak görmem. Bu onların hiçbir fikrinin liberal olmadığını düşündüğümü göstermez. Klasik liberal değerler üzerine kurulmuş bir ülke olarak liberal değerler Amerikan siyasetine, daha da önemlisi sivil toplumuna derinlemesine nüfuz etmiştir. Bu nüfuz on yılardır erozyona uğruyorsa da Amerikan sivil toplum geleneği esas alındığına dünyanın birçok yerindekinden daha güçlüdür. Ana Amerikan partilerinde de klasik liberalizmin izleri vardır. Ama bugün ne Demokrat Parti ne de Cumhuriyetçi Parti ağırlıklı olarak klasik liberal fikirlere sahip bir parti olarak görülebilir.
Son olarak, benim savunduğum klasik liberalizm, ne bir din ne de dünyanın ve insanlığın her probleminin sihirli çözümüne sahip bir teori. “Liberal ol gerisini merak etme” noktasında değilim. Liberalizmin insanın cevabını aradığı her soruya cevap verme yeteneğine sahip ve bununla mükellef olduğunu da düşünmem. Mesela liberalizmi dinlerle yarıştırmam. Hayatın soyut liberal ilkeler tarafından mükemmelen açıklanabileceğine ve tanzim edilebileceğine de. Liberalizm sınırlı içeriğe ve iddiaya sahip olmak zorunda. O ana alternatifleri olan sosyalizm ve muhafazakârlıktan birçok bakımdan daha başarılı. Ama ne hayatın tek gerçeği ne de her derdin sihirli ilacı.
Bu noktaların altını bundan sonra söyleyeceklerimi yeterince iyi anlatmak için çizmem gerekti. Şimdi, liberalizmin zamanı geçti diyenlerin tersine liberalizmin zamanının geldiğini düşünüyorum. Bunun sebeplerini kısaca açıklayacağım. Bunu yaparken de tasarruf için klasik liberalizm değil liberalizm diyeceğim. Liberalizm bitti ve her kötü şeyin sorumlusu liberalizm diyenler, liberalizmin ilgili olduğu ve söz söylediği her bakımdan -ekonomik model, siyaset vs.- tam anlamıyla hâkim olduğu bir dünyada yaşadığımızı zannediyor. Bu tam bir yanılsama. Dünya ne geride kalan kırk elli yılda ne de başka herhangi bir zaman diliminde liberal tezlerin mutlak egemenliğini tesis ettiği bir dönem yaşadı. Ne de gelecekte böyle bir şey olacak. Esasen bu mümkün de değil. Liberalizm tüm beşerî dünyaya hâkim olamaz, çünkü insanî hayatın tek faktörü değil. İçinde yaşadığımız dünya karışık, karmaşık, iyi şeylerle kötü şeylerin iç içe geçtiği, iyilerden kötülüklerin, kötülerden iyiliklerin de sadır olabildiği, doğruların yanlış parçalara, yanlışların doğru parçalara sahip olabildiği bir dünya.
Diğer taraftan dünya, klasik liberal yaklaşımın kabul etmeyeceği yetkiler ve fonksiyonlarla donanmış bir devletler dünyası. Devletler güvenlik, ekonomik kalkınma, eşitlik ve adalet gibi amaçlar ve değerler uğruna liberal ilkeleri paspas yapmaya çok teşne. Devlet hâlâ her ülkedeki en güçlü aktör. Ona tam olarak karşı çıkmak yok olmaya davetiye çıkarmak anlamına gelmekte. Bazı yerlerde -meselâ ABD’de- ekonomik elitlerle politik elitler birbirlerine eklemlenerek güç girdapları yaratmakta. Devletlerin hepsi eğitim ve sosyal dayanışma başta olmak üzere sivil toplumun hemen her alanını işgal etmiş, etmekte. Ağır basan siyasî akımların tamamı devletin bu pozisyonunu meşru ve gerekli görmekte. Elinde güç biriktiren devletler bazen kaba bir saldırganlıkla bazen ABD’nin yaptığı gibi sözüm ona Batılı değerleri koruma adına ülkeleri işgal, halkları sürgün ve kurban etmekte. Bu devletlerin dünyası ne orijinal liberal görüşlerin hâkim olduğu ne de her iktidarın liberal değerleri savunduğu bir dünya.
Bana öyle geliyor ki liberalizmin zamanı geçmiyor, geliyor. Dünya ülkelerindeki aşırı merkezileşme problem çözmekten çok problem yaratıyor. Devletlerin tek biçimciliği sosyolojik çoğulluğu boğuyor. Bu çoğulluğun birçok unsurunun taleplerine makro modeller yüzünden cevap verilemiyor. Bunun sebep olduğu tatminsizlik ve hoşnutsuzluklar zamanla tahammül edilmez boyutlara ulaşıyor, büyük gerilimler biriktiriyor. Sosyal güvenlikte, eğitimde, vergilemede ve benzer alanlarda tek biçimlilik toplumsal rekabeti önlüyor, dolayısıyla etkin kaynak kullanma, daha ileri ve yararlı teknikler geliştirme yollarını tıkıyor. Devletlerin dayattığı makro modeller büyük çöküşlere ve kaynak israflarına sebep oluyor. Bütün bunlardan kurtulmak merkeziyetçilikten adem-i merkeziyetçiliğe, devlet dayatması makro modellerden sivil toplumun eseri olan yarışan mikro modellere, devletlerin, dışarıya yönelik saldırganlıklarının sınırlanması için önce içerde sınırlanmalarına geçişi gerektiriyor. Bunların hepsi orijinal liberalizmin talep ettiği ve desteklediği şeyler.
Liberalizm sihirli değnek değil. Elbette bazı problemlere sebep olabilir, diğer bazı problemleri çözmekte yetersiz ve etkisiz kalabilir. Bunları da ele almalı ve tartışmalıyız. Liberalizm muhtevası ve sonuçlarıyla tartışılamaz, eleştirilemez diyemeyiz. Ancak, soğukkanlı ve ciddî bir inceleme hemen kanıtlayacaktır ki, ulusal ve uluslararası ölçekte yaşanan birçok kötü şey dünyanın liberalleşmesinin değil liberalleşememesinin, liberal ilkelerin uygulanmasının değil uygulanmamasının, adem-i merkeziyetçi ve çoğulluğa saygılı, sivil toplumu siyasî toplumun önüne koyan siyasî yapılanmaların değil tekelci, tek-biçimci ve baskıcı siyasî yapılanmaların dünya siyasetine, ekonomisine ve coğrafyasına egemen olmasının sonucudur. Bu gerçeği görmemek insanlığa gelecekte daha ağır faturalarla karşılaşmaktan başka bir şey sağlamaz. Yukarda atıf yaptığım çizgideki/kafadaki yazar-çizer akademisyen takımının ise, sadece, hayaller ve hayaletler dünyasında yaşama ruh hâlinin tesirinde kalarak gerçeklerden tamamen kopmasına, şimdi yaşadığından daha kesif öfke ve nefret nöbetlerine girmesine ve zaten içinde bocaladığı düşünce kısırlıklarını derinleştirmesine sebep olur.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları














































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2021
24.04.2020
12.02.2020
13.11.2019
28.07.2019
28.05.2019
22.05.2019
14.05.2019
12.05.2019
18.04.2019