DOĞAN ÖZGÜDEN
Bugün Türkiye’de on yıllık DP yönetimine son veren 27 Mayıs 1960 darbesinin tam 60. yıldönümü… 57 yıl önceki başarısız 21 Mayıs darbesini tahlil eden geçen haftaki yazımda “Talat Aydemir ve Fethi Gürcan İsmet Paşa’nın gazabıyla idam sehpasında katledilmişken Orgeneral Memduh Tağmaç ve hempası 1971’de, Orgeneral Kenan Evren ve hempası 1980’de kanlı darbelerin en hasını yapacaklar, ama yaşamlarını rahat döşeklerinde tamamlayacaklardı…” demiştim.
27 Mayıs 1960 darbesini yapanlar da bu anlamda şanslı sayılırlar… Her şeyden önce darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlansa ve Demokrat Parti iktidarda kalsaydı, darbeci subayların tamamı ordudan atılacak, belki de “elebaşı” olarak görülen bazıları tıpkı Menderes, Zorlu ve Polatkan gibi idam sehpasında can vereceklerdi.
Bunun küçük çaplı bir örneği 1958’de “darbe girişimi”nde bulundukları için tutuklanan dokuz subayın derhal ordudan atılması ve mahkûm edilmesiydi. Girişim başarılamadığı için idam söz konusu olmamıştı.
Hiçbir ilgim olmadığı halde, yedek teğmen olarak bu başarısız darbe girişimi nedeniyle ben de sürgün yemiştim.
1957 yılı sonlarıydı… Yedek subay olarak Milli Savunma Bakanlığı’nın İzmir Temsil Bürosu’nda görevliydim. Bir ihbar üzerine İstanbul’da bir grup subay, hükümet darbesi hazırlamak iddiasıyla tutuklanmıştı. Ancak 1. Ordu Komutanı’nın yayın yasağı koyması nedeniyle olay kamuoyuna 16 Ocak 1958’de açıklanmıştı. Olaya adı karışanlar arasında MSB İstanbul Temsil Bürosu’nun, yani bizim İzmir’deki büronun İstanbul’daki benzerinin müdürü de vardı.
Olayın açıklanmasından kısa bir süre sonra, bir sabah basın özetlerini hazırlarken, o sırada karargâhta yazıcı olarak askerlik hizmeti yapmakta olan yazar Erol Toy yanıma geldi, “Teğmenim, benden duymuş olmayın, Ankara’dan biraz önce emir geldi. Sizi Ankara’ya, Mamak’a sürüyorlar…” dedi. Birkaç saat sonra da büro müdürü binbaşı emri bana resmen tebliğ etti.
9 Subay Olayı’na İstanbul’daki büro müdürü de karıştığı için, MSB temsil büroları bir fesat ocağı sayılmış, kapatılmalarına ve çalışan askeri personelin de birliklere dağıtılmasına karar verilmişti.
Ben Mamak’taki Muhabere Eğitim Merkezi’ne gönderildim… İstanbul Temsil Bürosu’nda görevli olan bizim tertipten Zeki Müren ise bir askeri birliğe sürülmek yerine, yeni kurulmuş olan “Subay Çocuklarına Yardım Derneği” yararına Türkiye’nin dört bir yanında bir dizi konser vermekle görevlendirildi.
Ankara’daki birliğime teslim olduktan sonra kent yaşamından kopmamak için okuldaki subay misafirhanesinde kalmak yerine Hergele Meydanı’ndaki ucuz bir otelde kalmayı tercih etmiştim. Her sabah bir servis arabası okul subaylarını oturdukları semtlerden toparlayıp Mamak’a götürüyordu. Biz o çevrede oturan bir başka subayla birlikte servis arabasına Gençlik Parkı civarında biniyorduk.
Servis arabası daha sonra Ankara Radyoevi, Sıhhiye, Cebeci’den de bazı subayları alıp Mamak’a yollanıyordu. Ankara Radyoevi’nin önünden geçerken arabada bir hareketlilik ve inanılmaz bir diyalog başlıyordu.
- Ankara Radyoevi’ni ele geçirmek kime nasip olur?
Artık ok yaydan çıkmağa başlamıştı. Bu tür şeyler şaka niyetine de olsa korkusuzca konuşulabiliyordu.
Ben 1958 Haziran’ında terhis oldum… Daha sonra yayımlanan anılardan öğrendiğim kadarıyla 27 Mayıs darbesinin örgütlenmesinde Mamak’taki Muhabere Okulu büyük rol oynamıştı.
1971 ve 1980 askeri darbelerinin Washington’un ve NATO’nun teşviki ve desteğiyle gerçekleştirildiği, darbecilerin de bunun bedelini tüm sol ve anti-emperyalist güçleri ezip Türkiye’yi siyasi, ekonomik, ideolojik ve askeri bakımdan ABD emperyalizmine daha da bağımlı kılarak fazlasıyla ödediğini o günleri yaşayanlar ya da dikkatle izlemiş olanlar gayet iyi bilir.
27 Mayıs 1960 darbesi bu formatın dışında mıydı? Kesinlikle hayır…
1953 başından itibaren İzmir’de muhalif bir gazetede çalıştığım, gazeteciler sendikası ve cemiyetinde sorumluluk üstlenerek basın özgürlüğü ve medya çalışanlarının sosyal hakları uğruna mücadelede fiilen yer aldığım için DP iktidarına karşı direnişi bittabi tümüyle destekliyordum.
1960 yılında Milliyet gazetesinin İzmir temsilcisi olarak NATO’ya ilişkin aktüaliteyi de yakından izliyordum… Karargâhta görevli Türk subayları arasında, az da olsa, gerçekten ABD hegemonyasına, NATO bağımlılığına karşı olanlar da vardı.
27 Mayıs darbesinden bir yıl kadar önce bu subaylardan birisi karargâhta görevli Amerikalı askeri personelin döviz kaçakçılığı yaptığını kanıtlayan belgeleri ele geçirerek bana vermişti, ben de bunları Milliyet gazetesinde yayımlamıştım.
Kaçakçılık olayına o zamanki NATO Güney-Doğu Kara Kuvvetleri Komutanı General Harkins’in de adı karışmıştı. Bu general 60’lı yıllarda ABD Pasifik Kuvvetlerinde daha önemli bir göreve getirilecek, Vietnam’a ABD askeri müdahalesi başlayınca da oraya gönderilen Amerikan birliklerinin ilk başkomutanı olacaktı.
1960 Nisan’ında ünlü Tahkikat Komisyonu kurularak devlet terörünün iyice şiddetlenmesinden sonra Türkiye artık tam anlamıyla darbe eğik düzeyindeydi. İstanbul ve Ankara’da öğrenci gösterileri sürüp giderken Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel izinli olarak görevinden ayrılarak Karşıyaka’nın Bostancı semtindeki evine çekilmişti… Beklemedeydi…
Bu arada Başbakan Yardımcısı Medeni Berk İzmir’de yaptığı bir basın toplantısında iktidarın yakında erken seçime gideceğini söylemişti ama kimse bu açıklamayı ciddiye almamıştı.
Haber almak için NATO Karargâhı’na gidişimde, orada görevli Türk subaylarının iktidar aleyhtarı bildirileri Amerikalı subay ve assubayların gözleri önünde karargâhın daktilo makinelerinde dizip teksir makinelerinde bastıklarını görüyordum. Belli ki her şey ABD’nin bilgisi dahilinde gelişiyordu.
Bu dönemde Genelkurmay NATO Dairesi Başkanı olan Kurmay Albay Alparslan Türkeş sık sık İzmir’e gelerek NATO komutanlarıyla görüşmeler yapıyordu. Alparslan Türkeş’in bu geliş gidişlerinde Karşıyaka’daki evinde Gürsel’le de temas kurduğu söyleniyordu.
Tam da o günlerde Batı ve Doğu blokları arasındaki detent sürecine büyük darbe vuran bir skandal patlak verdi. Sovyet hava sahasına giren bir Amerikan U-2 casus uçağının düşürüldüğü Nikita Kruşçev tarafından açıklandı. Türkiye’ye ABD’nin IRBM füzelerini yerleştirmekte olmasına zaten tepki duyan bazı Türk subayları bu uçak rezaletinden sonra NATO’ya, CENTO’ya bağımlılığı açıkça eleştirmeye başladılar.
Tam da o günlerde İstanbul’da NATO dışişleri bakanlarının çok önceden planlanmış toplantısı başladı. Toplantının yapılacağı salonun önünde gösteriler düzenleniyordu. Ama bu gösteriler Türkiye’nin ABD’ye ve NATO’ya bağımlılığını protesto gösterileri değil, aksine NATO’nun ve üye ülkelerin Menderes iktidarına karşı tavır koymasını isteyen gösterilerdi.
Başbakan Menderes kendisine karşı gösterilere NATO’nun alet edilmesine öfkeliydi, CHP’yi hedef alarak tepkisini şöyle ifade ediyordu: “Biliniyor ki CENTO toplantısı için Tahran’a gideceğim… Ve nihayet memleketimiz için müstesna bir şeref teşkil eden NATO camiası toplantısı vesilesiyle, başta hariciye nazırları olmak üzere siyaset adamları, diplomatlar ve gazetecilerden mürekkep bine yakın güzide ve muazzam bir misafirler heyeti İstanbul’da bulunuyor… Bu bin kişilik heyetin ve hattâ dünyanın gözünün ve dikkatinin üzerimize çevrildiği bir zamanda memleketimizi anarşinin bir cehennemi halinde göstermek… Hesapları bu mu?”
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü de 4 Mayıs 1960 tarihli Milliyet’te yayımlanan yanıtında Menderes’in suçlamalarını reddederek NATO’ya şöyle sahip çıkıyordu: “CHP insan haklarına hürmetkâr, demokratik bir rejim ile idare edilen bir Türkiye’nin hür Batı âleminin ve NATO ittifak câmiasının şerefli bir üyesi olmasını samimiyetle benimsemiştir. Demokrat Parti genel başkanı, NATO’nun sadık ve vefakâr bir uzvu olan Türk milletine Batı âleminin haklı olarak gösterdiği her itibarı, adım adım kurmaya çalıştığı baskı rejimi için mesnet olarak istismar etmiştir.”
Birbiriyle kıyasıya çatışma halindeki Türkiye’nin iki büyük siyasal partisinin, DP ve CHP’nin NATO’ya sahip çıkıyor olması ABD’yi de onun Türk ordusundaki bağlantılarını da son derece rahatlatmıştı.
Bu rahatlıkladır ki darbeciler 27 Mayıs sabahı Türkiye radyolarında sözcü olarak Genelkurmay’ın NATO Dairesi Başkanı Kurmay Albay Alparslan Türkeş’i konuşturarak “NATO’ya, CENTO’ya bağlıyız” yemini edeceklerdi.
İzmir’de 27 Mayıs darbe sabahı Milli Birlik Komitesi’nin başına geçmek üzere askeri uçakla Ankara’ya giden Orgeneral Cemal Gürsel’den bir demeç aldıktan sonra saat 9 sularında tepkileri öğrenmek üzere NATO Karargâhı’na gitmiştim. Tanıdıkları bir albayın darbenin başında görünmesinden, Amerikalı'sı da Türk'ü de hemen tüm askerler memnundu.
Adnan Menderes’in darbeden önce Batı’dan beklediği desteği göremediği için Sovyetler Birliği’yle iyi ilişkiler kurmaya, hatta Moskova’ya bu amaçla bir seyahat yapmaya hazırlandığı biliniyordu. Artık bu tehlike ortadan kalkmıştı.
Mısır, Suriye ve Irak’taki gibi Batı karşıtı, Sovyetler Birliği’yle sıcak ilişkiler geliştirecek bir askeri yönetim de artık söz konusu değildi.
Daha sonraki günlerde Albay Alparslan Türkeş’in başbakanlık müsteşarı görevini üstlendiğinin ve Cemal Gürsel’den sonraki cuntanın ikinci güçlü adamı olduğunun açıklanması NATO canibini daha da rahatlattı.
Darbeden sonra Türk Ordusu’nun tam anlamıyla egemen sınıfların hizmetine girmesi, ABD emperyalizmine ve NATO’ya bağımlılıktan kurtulmaya kalkışmaması için Amerikalı müşavirler MBK’ye iki önemli tezgâh kabul ettirdiler.
Bunlardan ilki, ordudaki komuta piramidini yeniden sağlama gerekçesiyle binlerce subayın emekliye sevk edilmesi, orduda kalan subayları da maddi koşullarını iyileştirerek kapitalist sınıfın tamamen yanına çekmek için Ordu Yardımlaşma Kurumu'nun (OYAK) kurulmasıydı.
İkincisi, anayasaya konulan bir madde ile Milli Güvenlik Kurulu (MGK) oluşturularak Türkiye’nin iç ve dış siyasetini belirlemede ve uygulamada yetkili kılınmasıydı.
ABD’nin 27 Mayıs Cuntası eliyle dayattığı bu iki tuzak sayesindedir ki ABD ve NATO patentli 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri yükselen sol ve anti-emperyalist hareketleri ezmek üzere hiçbir engelle karşılaşmadan gerçekleştirildi.
Tıpkı 12 Mart ve 12 Eylül cuntacıları gibi, 27 Mayıs’ı yapan cuntacılar da yaptıkları darbeden dolayı asla sorumlu tutulmadılar. Aksine, 1961’de sivil yönetime geçildikten sonra Cemal Madanoğlu hariç hepsi “tabii senatör” olarak parlamenter dokunulmazlık zırhıyla rejimin yönetimine ortak olmaya devam ettiler.
27 Mayıs darbesini yapan cuntanın kurucularından biri daha vardı ki, onun yazgısı farklı oldu, idam sehpasında katledildi: Kurmay Albay Talat Aydemir…
1959’da Kore’deki Türk askeri birliğinde görevli olduğu için 27 Mayıs darbesine katılamayan Aydemir bu nedenle Milli Birlik Komitesi’nde de yer alamamış, ancak 1960’da yurda dönüşünde Harp Okulu komutanı olarak görevlendirilmişti.
Yeni anayasanın kabulünden sonra yapılan 15 Ekim 1961 seçimlerinin sonuçlarından memnun olmayan generaller ve yüksek rütbeli subaylar en geç 25 Ekim 1961 tarihine kadar yeni bir askeri darbe gerçekleştirmek üzere Silahlı Kuvvetler Birliği (SKB) adı altında yeni bir cunta oluşturdular.
Ancak AP, CHP, YTP, CKMP liderlerinin bir araya gelerek Yassıada mahkûmlarına asla af çıkartmayacaklarına ve Cemal Gürsel’i cumhurbaşkanı seçeceklerine dair bir protokol imzalamaları üzerine darbe yapmaktan son anda vazgeçtiler…
Bu paşalar cunta kurmuş olmalarına rağmen ordunun başındaki yerlerini korumaya devam ederken, İsmet Paşa onları dışarıdan desteklemiş olan Harbiye Komutanı Talat Aydemir’i ve genç subayları başka görevlere atamaya kalkıştı.
22 Şubat 1962 direnişi bu tasfiyeye karşı başladı ama başarılı olamadı, sonuçta Talat Aydemir ve diğer direnişçi subaylar haklarında yasal işlem yapılmamak kaydıyla emekliye sevk edildiler.
21 Mayıs 1963’de gerçek bir darbe girişiminde bulundularsa da ABD ve NATO’nun darbe formatı dışında hareket ettikleri için yine yenildiler.
Albay Talat Aydemir İnönü’ye tekrar kafa tuttuğu için yoldaşı Binbaşı Fethi Gürcan ile birlikte 1964 yılında idam sehpasında katledilirken 27 Mayıs cuntasını birlikte kurduğu silah arkadaşları siyaset dünyasında “tabii senatör” sıfatıyla söz ve karar sahibi olmaya devam ettiler… 12 Eylül 1980’de Kenan Evren namında yeni yetme bir faşist general darbe yapıp siyaset yapmayı onlara da yasaklayıncaya kadar…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları




















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.11.2025
4.11.2025
9.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
13.07.2025
10.03.2025
30.10.2024
15.10.2024
7.10.2024