Murat Sevinç
Kamplara bölünen, var olanlar arasındaki gerilimin giderek gözle görülür hale geldiği dönemlerde yurttaşın ve kurumların 'makul' davranmaya çalışması hem gerekli, hem güç. Makul sözcüğü de, diğerleri gibi ideoloji yüklü kuşkusuz. Kim olduğunuz ve neyi hayal ettiğinizle ilişkili. Burada makul davranmayla kastedilen, hiç olmazsa 'yangına körükle gitmeyi' reddetmek olsun. Türkiye'de muhalefetin uzun süredir ayrışmayı yumuşatmaya yönelik bir dil kullanması da herhalde aynı gözlemden kaynaklanıyor. Her ne kadar burjuvazinin ideolojik silahı olarak icat edilmiş bir kurgu olsa da, 'ulus' kalabilmenin asgari koşullarına sahip olmak ya da yeniden kazanmak için.
Muhalefet, özellikle CHP uzun zamandır söylem, hal tavır değiştirmeye çalışıyor. Bunun bir nedeni kurulan ve büyük ölçüde seçime yönelik geçici ittifakın selameti ise, diğer nedeni bazı tarihsel tortuları ortadan kaldırmaya çabalamak olmalı. Yalnızca CHP değil, diğer partilerde de benzer kaygılar ve siyaset tarzı hâkim. Dünya ve ülke değişirken partilerin aynı kalması da mümkün değil tabii.
Yıllar sonrasından bugünlere bakıldığında en çok akılda kalacak siyasi parti davranışlarından biri, haklı olarak sinirlenen çoğu muhalif tarafından yarı şaka yarı ciddi 'oyuna gelmemek' ifadesiyle anlatılmaya çalışılan durum olacak muhtemelen. 'Oyuna gelmemek'teki iki sözcükten ilki iktidar eylem ve ajitasyonlarını, ikincisi muhalefetin 'olta' karşısındaki yaklaşımını anlatıyor. İktidarın özellikle dini ve milliyetçiliği kullanarak yaptığı hamlelere karşı uyanık olup 'ağızlarına laf vermemeyi' ve 'seçmeni ürkütmemeyi' hedefliyor. Her oyuna gelmeme taktiği ise, oyunu kuranların bir adım daha ilerlemesiyle sonuçlanıyor. Örneğin Ayasofya ve Kariye ibadete açılmış, Heybeliada Sanatoryumu ve Bomonti fabrikası Diyanet'e devredilmiş oluyor.
Muhalefet bu adımların niteliğiyle ve geleceğe bırakacağı mirasla değil, yalnızca anlık oy oranlarına etkisiyle ilgileniyor. Siyaseti, 'yapılan' ve içinde çokça 'itiraz' barındıran bir kamusal faaliyet olarak değil de, rakam ve istatistiğe indirgenmiş tuhaf bir bilgisayar oyunu gibi görüyorlar sanki. Dolayısıyla gösteri ve toplantı yapamayan ya da durup dururken cezaevine giren insanlardan çok, anket sonuçlarına yansıyan 'en yeni' rakamlar için kaygılanıyorlar. Bir tür 'anket siyaseti' hâkim ve o siyasetin siyasetçisi, yazarı çizeri, özetle 'alıcısı' da çok. Doğrular yerine 'tavlayacak' olanı dile getirmenin kaçınılmaz sonucu, siyasi faaliyetin toplumu dönüştürücü etkisinin gözden düşmesi. Zaten 'kamu' ve 'kamusallık' sözcükleri de gülümsemeye neden oluyor çoklukla.
Hal böyleyken farklı kesimler arasında kurulması zorunlu olan iletişim için harcanan çabanın içeriği ve araçları da sorunlu hale geliyor. Anlamak, anlayışlı olmak, dinlemek, içtenlik, diğerkamlık ile yaranma çabası arasındaki çizgiler bulanıklaşıyor. Oysa çizginin berraklığı, muhatap ile muhabbetin sağlığı açısından önemli.
Gazete Duvar'da kenar mahalle dindarlığı, muhafazakârlığı üzerine epeyce yazmaya çalıştım. Bunlar, hiç haddim olmayan sosyolojik tespit hevesinden değildi. Her genellemenin, insanları ve durumları aynı torbaya koymanın sakıncasını, benzetme yönteminin açmazlarını bilerek, yalnızca basit ve günlük kişisel gözlemlerimden hareket etmeye çabaladım. Çabanın altında kuşkusuz sosyalizan bir eşitlik hayali var. Bilinmeyeni, tanınmayanı küçümsemek yerine herkese eşit insan ve yurttaş muamelesi yapma gerekliliğine, 'başka yolu olmadığına' duyulan inanç. Bu inanç ve istek nedeniyledir ki, sınıfsal ayrımlar ve o sınıfları bölen farklı insan niteliklerinden (inanç, etnik köken, cinsiyet vs.) kaynaklanan eşitsizlikten iliklerime kadar nefret ediyorum. Birkaç kişinin milyonlarca insanın toplam gelirine sahip olduğu ve büyük sermayedarın salgın koşullarında kâr oranlarını katladığı koşullarda, 'kapitalizm iyi ama çevresi kötü' afyonunun yutturulmaya çalışılmasını, 'aynı gemideyiz' masalının ezber ettirilmesini tahammül edilmez bulmamın nedeni de aynı.
'Dindar semt ahalisi' yazıları, ola ki okuyan iki üç kişiye ve yine ola ki farklı koşullarda yetişmiş olanlara, kendi semtlerinin hemen kenarında, buna mukabil dünyalarının çok uzağında bir yerlerde yaşayanların davranışlarının gerekçeleri hakkında ufak tefek fikir vermeyi amaçlıyor. Az çok diyalog ve birlikte yaşam için asgari düzeyde 'tanımanın' gerekli olduğu kanısıyla. Bugün ise muhalefetin, özellikle ana muhalefetin, çoğu zaman tanıma, anlama, hak verme çabası ile sonuçsuz bir yaranma isteğini karıştırdığını düşünüyorum. Bir çevre ile insani (ve sonunda siyasi/kamusal) ilişki kurmak ile çoğu zaman başarısızlığa mahkum 'yaranma' çabası arasında çok fark var.
Örneğin yolsuzluk yerine israf teriminin kullanılmasının dindar kesimde hangi sonucu yarattığını düşünüyorlar, şu ana dek anlamış değilim. Çevremdeki tüm dindarlar, hemen her şeyin farkındayken onca insana çocuk muamelesi yapmanın mantığı ne? İnanmakta güçlük çekiyor olabilirler ancak iktidar yandaşı dindar kesimin ortalaması, olup bitenin hiç farkında olmadığı için değil, olup bitene 'rağmen' oy ve destek veriyor. Hiçbir insanın vicdanı böyle bir yükün altından kolaylıkla kalkamayacağı için, dünyalarına uygun, özgül bir terminolojiyle muhtelif 'kılıflar' buluyorlar.
Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması karşısındaki muhalif siyasetçi tavrına ne demeli! Bu sayede kiminle nasıl bir iletişim kurmuş oldular? Eğer amaç 'sandık' ise, o gün oradaki yüzbinlerce insan bundan böyle kendilerine mi oy verecek? Neden eşitlikçi ve dönüştürücü bir dille cesur sözler sarf etmek yerine, yaranmaya çalışan bir üslup ve daha da beteri 'sessizlik' benimsenir? O muhitte bunun fark edilmediğini mi düşünülüyor? Neden, enayi mi bu insanlar? Konunun 'din' ile ilgisi olmadığının farkında değiller mi sizce? Sanki birörnekmiş gibi 'dindar kesim' olarak adlandırılan milyonlarca yurttaşın, yalnızca dindarlık ile ilgilenmediklerini, kendi içlerinde yaşanan krizleri, çıkış yolları aradıklarını görmek bu kadar zor mu? O çıkış yolu, en az onlar kadar dindar görünmek midir, yoksa 'eşitlikçi' bir dille 'farklı' ve yoksulluk adı verilen alçaklıktan kurtaracak bir siyasetin mümkün olduğuna dürüstçe ikna etmek mi? Muhalefetin toplumsal desteği, koşa koşa Ayasofya'ya namaza gitmekle mi, yoksa her yurttaşa 'temel bir yurttaşlık geliri' ödeneceği vaadiyle mi artar?
Charlie Hebdo'da yayınlanan karikatüre verilen tepkilere bakalım... O dünyayı ve kumaşı çok iyi bilen Meral Akşener ve Ali Babacan ciddiye almazken, en sert tepkiyi CHP gösterdi! İktidar olursa, Misvak'tan beter ergen mizahı yapan ve bana kalırsa hiç komik olmayan bir dergiyle mi diplomatik ilişki kuracak CHP? Derginin adını Türkiye'de telaffuz edebilen kaç kişi var? Dindar kesimin sempatisini mi kazandıklarını düşünüyorlar? İyi hoş da onların umurunda mı! Kime ne Fransa'daki bir dergiden. İktidarın ağzına laf vermemek mi amaç? Mümkün mü böyle bir şey Allah aşkına! Muhalefet, nasıl eşi benzeri olmayan insanlarla karşı karşıya olduğunu herhalde benden iyi biliyordur.
Büyük ölçüde zihninde yarattığı, gerçekle 'iltisakı' çok tartışmalı bir 'dindar kesim' fotoğrafıyla ilişki kurmaya çalışıyorlar ve haliyle siyasetin sınırları; artık siyaset filan yapmayan, hiç kimseyi hiçbir şeye ikna etme gereği duymayan 'iktidar' tarafından belirlenmeye devam ediyor. Eğer hedef farklı kesimlerle anlamlı bir ilişki kurmaksa, bunun iktidarın sözcükleriyle, yalnızca farklı tonda hitap ederek başarılması mümkün mü? Yok eğer hedef geçici bir süre 'göze girmekse', o daha da zor. Özel yaşamınızda sizinle samimi ve anlayışlı sohbet etmektense, çıkarı gereği yaranmaya çalıştığını hissettiğiniz birine hangi gözle bakarsınız? Peki geniş yurttaş/seçmen kitleleri nezdinde neden çok farklı olsun o nahoş bakış.
Eşit yurttaşlık için dinlemek, dertleşmek, anlamak hava gibi su gibi ihtiyaç. Ancak 'empati' bir siyaset biçimi değil. Olsa olsa, siyaseti daha anlamlı ve kamusal hale getirecek bir adım, yaklaşım. Yaranma kaygısı ise, düşman başına, olabilecek en vahim istek/tavır ve 'çoğunluğa' dalkavukluk dışında götüreceği bir yer yok. Ayrıca, özellikle ana muhalefetin kendi seçmenine yönelik 'boş vermişliği' ise hakikaten akıl almaz bir tutum, ama başka yazının konusu olsun. Şunu söylemeden de bitmesin yazı:
Farklı kesimlerle iletişim sağlıyoruz diye yola çıkıp çubuğu fazla kırınca varılacak yer, pek muteber bir yer olmayabilir. Siz eğer sosyal demokrat bir muhalif olduğunuzu iddia ediyor ve memleketteki ayrımcı dilin müsebbiplerinden, hatta bizatihi o söylemin kurulup yayılmasını organize edenlerden birini telefonla arayıp sözüm ona nezaket gösterisi yapıyorsanız, bırakın iletişim kurma çabasını, davranışınızı 'yaranma' sözcüğü ile dahi açıklamak mümkün olmaz. Kendi seçmeni bir yana, tüm demokrat ve dürüst insanları küçük düşürmeye yeltenen bu 'hamleyi' anlatacak çok sözcük var, ancak ne yazık ki hiçbiri uygun değil. Siyasetçilerin, kendilerine oy veren ve büyük ölçüde çaresizlikten umut besleyen milyonlarca yurttaşı, böyle göstere göstere aşağılamaya kalkışmamasında büyük yarar var. Hiçbir insan ve kurum, her ne amaçla olursa olsun, kendisini bu duruma düşürmemeli.
Yazı önerisi: Bahadır Özgür'ün bu yazısını okumayan kaldıysa, mutlaka göz atmasını öneririm.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025