Sezin ÖNEY
İnsanın kafası, deprem gibi bir durumun ertesinde hem daha keskin hem de adeta dünyadan kopuk ve sadece deprem gerçekliğine odaklı çalışmaya başlıyor. Keskin çalışması, tamamen içgüdüsel bir hayata tutunma, hayatta kalma içgüdüsü odaklı. Kopukluk ise, tek odağın deprem haline gelmesinden kaynaklanan; zihnin adeta bulutların içine girmiş gibi, sis altında kalmış gibi, diğer tüm konuları geriye bırakıvermesinden ileri geliyor. Gördüğünüz herkesle, deprem konuşmak veya deprem bölgesi dışına çıktıysanız, “ben oradan geliyorum” demek istiyorsunuz.
İzmir, benim tüm çocukluğumun geçtiği; üniversiteye kadar okuduğum yer. Baba-ana evimin olduğu mekân. Gene de, asıl 30 Ekim Cuma saat 14.51’de İzmirli oldum ben. Depremin saniyeleri içinde, büyük bir dönüşüm gerçekleşti bende. Bana kalırsa, İzmir’in kendisinde de...
Depremin kendisinin ötesinde, aynı havayı soluduğunuz yerlerde; hemen burnunuzun dibi sayılacak yerlerde, enkazların altından insanların, canlıların çıkarılmaya çalışıldığını bilmek, çok ağır bir his. En zor yaşam mücadelelerinden biri verildi, veriliyor Türkiye’nin tüm deprem enkazlarında ve bugün de İzmir’de de sürüyor yıkıntılar arasında hayat kurtarma çabası...
Ezici bir his-ne yapsanız, asıl mağdurlara; aynı deprem tecrübesini sizinle beraber yaşamış da, sizin kadar şanslı olmayanlara tam olarak yardım edemiyorsunuz. O an, arama-kurtarma ekipleri, gerçekten de insanüstü varlıklarmış gibi geliyor. Çok kritik ve hayati durumlarda, doktorların insana geldiği gibi...
DÜNYANIN EN ŞANSLI İNSANI?
Tanıdıklarımdan, daha yeni satın aldıkları evleri, işyerleri; tüm birikimlerini yönlendirdikleri mülkleri “gidiverenler” var. Yine de kendilerini şanslı sayıyorlar-eğer ki, bir yakınlarını kaybetmedilerse... Enkaz haline gelen yeni evinden, bebeğini sağ çıkardığı için kendisini dünyanın en şanslı insanı sayan biri var mesela. Orada, özellikle Bayraklı’da birçok böyle hikâye var...
Bu yazıyı yazarken, hâlâ yer sarsılıyormuş gibi geliyor. Evet, annemi ve oğlumu deprem bölgesinden çıkarmak durumunda kaldım; kaldığımız yerde, annemin Alsancak’taki evinde, profesyonel olarak bu konularla ilgilenen bir can dostun deyişiyle “kolonlar patlamış”. Onları başka bir kente götürdüm: şanslıyız, seçeneklerimiz vardı. Onları ve annemin 5 haftalık köpeği JinJin’i çıkardım; uzaklaştırdım götürdüm.
Aile ile bir yerden bir yere giderken, yaşanan “nakil” haliyle “Kavimler Göçü” diye dalga geçerdim hep. Herkesin “vazgeçilmez” eşyalarının koskoca bir yığın oluşturduğu ve benim kucağıma ya evin kedisi ya şimdiki gibi köpeği-yani bir aile bireyinin düştüğü, bir hicret hali yaşanırdı. Bu sefer de üç aşağı beş yukarı öyle oldu. Ama, bu “Kavimler Göçü”nde ne kadar şanslı olduğumuzu düşündüm: Biz eve girip eşyaları toplayabildik. Bu deprem ve daha önceki bazı depremlerde insanlar, her şeylerini kaybettiler, her şeylerini.
Her şeylerini derken; canlarını, yakınlarını, sevdiklerini, fiziksel yetilerini, zihinsel bütünlüklerini ve sahip oldukları, değer verdikleri mallarını, eşyalarını da...
Depremin asıl sarsıcı yönü bu belki: Bir anda her şey gidiyor. Yeryüzü, sizden sahip olduğunuz her şeyi saniyeler içinde alabiliyor. Bunu açık gözle, açık bir bilinçle yaşıyorsunuz ve hayatta kalacak kadar şanslıysanız; bu tanıklık ömür boyu size, varlığınızın, herkesin ve her şeyin varlığının incinebilirliği gerçekliğini içinize işliyor.
İZMİR’İN İÇ SARSINTISI SÜRÜYOR
Cumartesi gecesi, hâlâ İzmir’deydim. Kentin en hareketli, eğlence ve keyfin en yoğun yaşandığı caddelerinden birinde evimiz. Cumartesileri, gençler başta olmak üzere, bu sokağı doldurup boşaltan kalabalıklar, adeta bir kutlama seli yaratır.
Depremin ertesi gününki Cumartesi, 31 Ekim günü ve gecesi ise; bu sokağın hali, biraz İzmir’in genel ruh hali gibiydi. Hareketle durma arası, hayata hiçbir şey olmamış gibi devam etmekle "olağanüstü hale" geçmek arasında kararsız, bocalayan vaziyette.
Sabah, çocukluğumdan beri “Süpürgeci” diye aynı tonda bağıran sokak satıcısı geçiyor; lokantalar, yiyecek-içecek mekânları açık -sanki duran hayata, kendilerinin ve kentteki duran hayata yaşam katmaya çalışıyorlar.
O janjanlı, renkli sokağın, tıpkı İzmir gibi en az bir süre “normaline” dönemeyeceğini biliyoruz aslında -biraz da inkâr ediyoruz.
Bugünlerde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “ilgili taraflarla” -tam kim bilemiyorum “ilgili” sayılacaklar-; bir toplantısı olacak ve Bayraklı, Alsancak ve Bostanlı’nın “kentsel dönüşüm alanı” ilân edileceği söyleniyor. Bu semtlerde evler tek tek kontrol edilip, hasar görenlerle ilgili yıkım kararı alınacak ve buraları dev bir şantiyeye dönecek gibi gözüküyor.
Bayraklı’nın çatır çatır çatırdamış hali zaten hepimizin gözünün önünde de; Alsancak’ın da içten içe benzer bir durumu var. Bostanlı’da şu anki duruma bizzat tanıklık etmediğim için bir şey diyemiyorum. Ancak, Bostanlı’da daha 2017’de, dolgu zemine inşa edilip de zamanla eğilip yatık duran binalar olduğunu biliyorum. Alsancak da, Bostanlı’nın bazı kısımları gibi dolgu zeminde duran bir semt -kentin en pahalı mülklerinden bazılarının bulunduğu, eğlence ve alışveriş yerlerinin olduğu, Bağdat Caddesi+Nişantaşı beraber bir semt. Öte yandan Bayraklı, Ege Üniversitesi’nin kampüsü ve hastanesi ile asıl da İzmir’in “Adalet Sarayı”nın bulunduğu yer. Dolayısıyla avukatlar, doktorlar gibi beyaz yakalıların, üniversite öğrencilerinin yaşadığı bir yer. Kimse de dönüp “ama, onlar da semtin depreme dayanıklı olmadığını bilmiyor muymuş” demesin: Bu işler, devletin ve yerel yönetimlerin sorumluluğundadır. İnsanlar, eğitimli ve bir konuda uzmanlar diye, deprem eksperi de olmak zorunda değiller. Yaşadıkları semtin, evin güvenliğini bilmek, araştırmak onların değil; bu bilgiyi sağlamak ve tedbirleri almak, devletin, resmî makamların ve yerel yönetimlerin görevi. Öteki türlüsü, “hastalandığında neden araştırıp kendini tedavi etmiyorsun, bu işi doktordan bekliyorsun” demek kadar saçma.
İZMİR ADALET SARAYI'NIN TARİHÇESİ, TÜRKİYE’NİN 1980 SONRASI ÖZETİ
Bu arada, İzmir’in Adalet Sarayı’nın tarihçesi de 1980 sonrası siyasi tarihimizin bir özeti gibi: 1982’de “Adalet Bakanlığı İzmir'e, “adalete yaraşır bir Adliye Sarayı yapmak için” proje yarışması açmış. İnşaat, neden sonra 1990’da başlayabilmiş ve 2004’te AK Parti’nin “büyük başarı; bizden öncekiler süründürdü, biz bitirdik” diye açıklamalar yapmasıyla tamamlanmış. Bu arada da ek binalar yapılıp durmuş. Şimdi, “Türkiye’nin en büyük Adalet Sarayı” diye bahsedilen bu yer, (sonra İstanbul’dakiler büyüklükte geçti bu binayı) çatlak patlak halde. Avukatlar ve genel olarak yargı çalışanları da fena halde mağdur; çünkü Adalet Sarayı’na yakın bürosu, evi olan çoktu. Dahası, alenen büyük çatlakları olan Adalet Sarayı’na girip de çalışmak zorunda kalacaklar.
Deprem tanıklık edip de hayatta kalanı dönüştürüyor: Kentleri, siyaseti değil, ama yaşayanlarını değiştiriyor deprem.
Ben de ilk fırsatta İzmir’e döneceğim; ama gidiş gelişlerle olsun, orada var olacağım bir şekilde. Yazıyı kapatınca bilet bakacağım. Beni deprem İzmirli yaptı çünkü.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları



















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024