Taha Akyol
Ceza Hukuku Profesörü Mahmut Koca, Taha Akyol’un sorularını cevapladı.
Hocam,100 bin kişiye düşen tutuklu ve hükümlü sayısının Avrupa’da 100’den ibaret, dünya ortalamasında 146 ama bizde 350 olduğunu belirtmiştiniz. Neden böyle?
Ülkemizde ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlü sayısındaki artış, uzun zamandan beri bir önemli bir sorundur. Türkiye’de, Temmuz 2020 tarihi itibariyle, ceza infaz kurumlarında 281,094 hükümlü ve tutuklu bulunmaktadır. Bu sayı nüfusa oranlandığında 100.000 kişide 335 kişiye tekabül etmektedir.
Bu açıdan Türkiye, gerek dünya, gerek Avrupa ülkeleri içerisinde üst sıralarda yer almaktadır. Türkiye, ceza infaz kurumlarında hükümlülere nazaran en çok tutuklu bulunduran ülkelerden de birisidir. 31 Aralık 2017 tarihi itibariyle, ceza infaz kurumlarında bulunan tutukluların oranı yüzde 43.1 olarak belirtilmiştir. Bugün de bu sayı ve oranlar büyük ölçüde böyle.
İnfaz kurumunda yaşanan doluluğu, Türkiye’de suçların çok işlendiğini gösteren bir olgu olarak değerlendirmemek gerekir.
‘YARGI KÜLTÜRÜ’ SORUNU
Bunun nedenlerinden birisi, infaz kurumlarındaki tutuklu sayısının yüksek olmasıdır. Ülkemizde tutuklama tedbirine kolay başvurulmaktadır. Bu durum kanuni düzenlemelerden kaynaklanmamaktadır. Zira bugüne kadar tutuklamayı zorlaştıran çok sayıda kanun değişikliği yapıldığı halde, sorun giderilememiştir.
Tutuklamayı bir tedbir olmaktan tamamen çıkarmak mümkün olmadığına göre, burada hakimlerin tutuklamayı kolaylaştıran “yargı kültürü”ne hapsolmasını önleyecek denetim mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi gerekir.
Sorunun diğer önemli nedeni ise 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanununun sisteminde suçların karşılığında öngörülen cezaların ve infaz kurumunda kalınması gereken sürenin yüksek tutulmuş olmasıdır.
Türkiye’de ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlü sayısının nüfusa oranının Avrupa ülkelerinin seviyesine çekilmesi gerekir. Bunun için, kısa süreliğine rahatlama sağlayan ve geçici çözümler getiren düzenlemeler yerine, bir ceza ve infaz siyaseti esas alınarak suçların yaptırımları ile bunların infaz rejimini bir bütün olarak ele alan kalıcı düzenlemeler yapılmalıdır.
Bu çerçevede “alternatif uyuşmazlık çözüm yolları” da infaz kurumundaki doluluk oranının makul seviyelere getirilmesinde bir enstrüman olarak devreye sokulmalıdır.
İNFAZDA ADALETSİZLİK
Son İnfaz Kanunu ile getirilen düzenlemelerin eşitsiz ve adaletsiz uygulamalara yol açabileceğine yönelik çok sayıda eleştiri yapılmıştı. Bu eleştiriler uygulamada karşılık buldu mu?
7242 sayılı Kanunla yapılan son infaz düzenlemesiyle (Geçici Madde 6) 1 Kasım 2020 tarihi itibariyle yaklaşık 104.000 kişi, denetimli serbestlik yoluyla cezanın kurum dışında infazı için tahliye edilmiştir. Kovid salgın hastalığı nedeniyle yaklaşık 85.000 kişi de halen izinli sayılmakta ve fiilen ceza infaz kurumunda bulunmamaktadır.
Bu düzenleme yapılırken bazı suçlardan mahkum olan kişilerin erken tahliye imkanından yararlanmasına izin verilmedi. Ancak kapsam dışı bırakılan suçların veya suçluların belirlenmesinde bir ölçüt de esas almadı. Bu tür düzenlemelerde tehlikelilik, örgüt mensubu olma, mükerrirlik gibi suçluyu esas alan kriterler gözetilmeli, işlediği suça göre farklı infaz rejimi öngörülmemelidir. Suçlar esas alınarak yapılan düzenlemenin eşitsiz ve adaletsiz uygulamalara yol açması kaçınılmazdır.
Yapılan infaz düzenlemesi örneğin bir kadının kolundaki bileziği cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle yağma suçunu işleyen kişiye, denetimli serbestlik suretiyle cezanın kurum dışında infazına izin verilirken, aynı kadının herhangi bir kişisel verisini hukuka aykırı olarak kaydeden kişi bu imkandan yararlanamamaktadır. Hatta aynı suçu işleyip de farklı ağır sonuçlara yol açan kişiler arasında dahi ayrım yapılmaktadır.
Örneğin başkasını kasten yaralamak suretiyle onun yüzünde sürekli değişikliğe yol açan fail getirilen imkandan yararlanamadığı halde, gebe bir kadına attığı tekme sonucu çocuğunun düşmesine neden olan fail yararlanabilmektedir. Bu örnekler de getirilen düzenlemenin eşitlik ve adalet ilkesiyle bağdaşmadığını göstermektedir. Esasında kapsam dışı bırakılan suçlar dahi, düzenlemenin infaz rejimine ilişkin olmayıp, özel af niteliğinde olduğunu ortaya koymaktadır.
Ancak Anayasa Mahkemesi, bu kanunun “özel af” niteliğinde olduğu gerekçesiyle açılan iptal davasını 7’ye karşı 9 oyla reddetti. Fakat esas yönden inceleme henüz yapılmadı. Bu itibarla düzenlemenin eşitlik, adalet ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğuna yönelik eleştiriler, şu an itibariyle yalnızca teorik bir değer taşımaktadır.
‘MAFYA’ VE İNFAZ KANUNU
İnfaz Kanununda yapılan değişiklikte suç örgütü yani mafya kapsamında işlenen suçlardan hüküm giyenler de yararlandı. Ama aynı kanunda yapılan düzenleme ile bu tür suçların cezası da arttırıldı. Bunun mantığı, ‘ceza hikmeti’ nedir?
Aynı Kanunla bir taraftan ceza infaz kurumundaki hükümlü sayısının kurumların kapasitesinin çok üzerinde olması nedeniyle azaltılmaya çalışılırken, diğer taraftan bazı suçların cezasını artırmanın çelişkili olduğu açıktır.
Belirtmek gerekir ki, suç siyaseti mülahazalarıyla suç işlemek amacıyla örgüt kuran veya yönetenler için öngörülen cezanın alt sınırı aynı tutularak (iki yıl) üst sınırını on beş yıla kadar hapis cezasına yükseltmek daha isabetli olurdu. Fakat burada büyük ölçüde örgütlü suçlarla mücadelede kamuoyuna yönelik zaafiyet algısının oluşmaması ön planda tutulmuştur.
Ülkemizde bazı suçların sık işlenmesi halinde veya sosyal medyada gündeme getirilip toplumun tepki gösterilmesi üzerine, kanun koyucunun buna tepkisi hemen ilgili suçun cezasını artırmak şeklinde kendini göstermektedir. Halbuki Beccaria’dan beri tekrar edilen bir ilke vardır. “Suçları önlemenin yolu cezasını artırmak değildir, az da olsa cezanın mutlaka uygulandığını topluma göstermektir”.
SON İDDİALARA SORUŞTURMA
Son zamanlarda sosyal medya platformlarında suç örgütü lideri olarak kabul edilen kişilerin iddiaları hakkında bazı saygın hukukçular savcıları resen soruşturmaya açmaya davet ettiler. Siz ne derseniz? Yargı neden pasif?
Hukukumuzda Cumhuriyet savcısı ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamak mecburiyetindedir. Bu nedenle herkese açık olan bir platformda yayımlanan söz konusu konuşmalarda ileri sürülen iddiaların bir suç vakasına ilişkin olması ve ortada bir suçun işlendiğine yönelik somut olaylara, delillere dayanan basit şüphenin bulunması halinde, savcılar bu iddiaları ihbar kabul ederek kendiliğinden harekete geçip soruşturmayı başlatmaları gerekir.
Türkiye’de işlendiği iddia edilen bir suça ilişkin olarak soruşturmaya başlayabilmek için başka bir koşul, örneğin başka bir merciin talebi aranmamaktadır. Türkiye’de işlenen suçlarla ilgili olarak savcıların harekete geçmesini önleyen hukuki bir engel bulunmamaktadır. Nitekim basına yansıyan bilgilerden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının konuyla ilgili olarak soruşturma başlattığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu soruşturmanın kapsamlı şekilde yapılması, iddiaların doğru veya yanlış açıklığa kavuşturulması gerekir.
AİHM VE AYM KARARLARI
AİHM ve AYM kararları ‘yönlenderici’ midir, ‘bağlayıcı’ mıdır?
Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkını 1987, Mahkemenin kararlarının bağlayıcılığını da 1989 yılında kabul etmiştir. AİHM’nin kararlarının bağlayıcılığı Türkiye bakımından bir uluslararası yükümlülüktür.
Ayrıca 2004 yılında Anayasanın 90. maddesinde yapılan değişiklikle temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalara kanunlara nazaran üstünlük ve bağlayıcılık tanınmıştır. Keza ceza muhakemesinde, bir ceza hükmü hakkında AİHM’in verdiği ihlal kararı yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden biri olarak kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin kararlarının bağlayıcılığı konusunda da tereddüt yoktur. Anayasa’ya göre “Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar”.
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının, ihlal kararı veren mahkemeyi bağlayacağı da ilgili mevzuatta açıkça belirtilmiştir. Buna göre ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlal ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde karar verir.
SORUŞTURMAYA MÜDAHALE
2014’te Türk Ceza Kanunu’nun 277. maddesi değiştirildi, soruşturma aşamasında savcılara ve tutuklama yetkisini haiz sulh ceza hakimlerine emir ve talimat vermek suç olmaktan çıkarıldı. Tekrar suç sayılması gerekiyor mu?
TCK’nın 277. maddesinde 18.6.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle maddede geçen “yapılmakta olan bir soruşturmada” ifadesi metinden çıkartıldı. Esasında bu ifade maddenin ilk halinde yoktu ve 2012 tarihinde yapılan değişiklikle maddeye girmişti. Böylece maddede adil yargılama hakkını ihlal eden, yargılamanın veya soruşturmanın doğruluk, dürüstlük ve gerçeğe ulaşma ilkelerine uygun olarak işlemesi yönündeki toplumsal beklentiyi zedeleyen tutum ve davranışlar cezalandırılmak istenmişti.
Şüphesiz soruşturma evresinde görev icra eden savcılar üzerinde de belirli bir yönde karar vermesi veya işlem tesis etmesi için talepte bulunulabilmekte ve böylece adaletin gerçekleşmesinin önüne geçilebilmektedir. Soruşturma görevini yapmakta olan süjelerin hukuka aykırı olarak etkilenmesi amacıyla gerçekleştirilen tutum ve davranışların da cezalandırılması gerektiği izahtan varestedir. Bu nedenle yapılacak bir kanun değişikliğiyle maddenin değişiklikten önceki haline getirilerek, soruşturma evresinde görevli olan süjeleri hukuka aykırı şekilde etkilemeye teşebbüs edilmesinin yeniden suç olarak tanımlanması yerinde olur.
HSK’YA KARŞI BAĞIMSIZLIK
Hakimlere coğrafi teminat yıllardır vaat ediliyor fakat olmuyor. Halbuki HSK bir basit bir yönetmelik maddesiyle ‘hakimleri farklı yerlere atamayacağım’ diyerek bunu sağlayabilir. Neden yapmıyorlar, yarattığı sorunlar ne?
Hakimlerin görevlerini yerine getirirken her türlü baskıdan uzak tutulması hakim bağımsızlığının bir gereğidir. Hakimler verdikleri kararlardan dolayı bulundukları yerden başka bir yere gönderilme endişesi taşımamalıdır. Hakimlerin bu endişelerini ortadan kaldıracak en önemli teminatlardan birisi de “coğrafi teminat”tır. Bunun için bir yasal düzenleme yapılmasına esasen gerek de yoktur.
Zira hakim bağımsızlığı ve teminatına ilişkin anayasal hükümler, hakimlerin kararlarından dolayı bulundukları yerden başka yere atanmasını engellemeye yeterlidir. Hakimin bağımsızlığı, hakimleri denetleyen, gerektiğinde disiplin veya ceza soruşturması süreçlerini işleten HSK’ya karşı da geçerlidir. Hakimin verdiği karardan dolayı görev süresi dolmadan bulunduğu yerden başka yere tayin edilmesi, açık şekilde hakimin bağımsızlığını zedeler.
Böyle bir korku içinde bulunan hakimin verdiği kararlar kendi kararları olmaktan çıkar ve kendisinden “beklenildiği şekilde” verilen kararlara dönüşür. Bu şekilde verilen karara hakim kararı da denilemez.
Bu nedenle hakimlerin huzur ve güven içinde görev yapmalarını sağlamlaştırmak için “coğrafi teminatın” yasal bir düzenlemeyle getirilmesi yerinde olur.
HUKUK FAKÜLTELERİ?
Türkiye’de 88 üniversitemizde hukuk okutuluyor. Son olarak iki tane daha kabul edildi. Bu popülizm değil mi? Hukuk öğretiminde temel sorunlar nelerdir?
Hukuk öğretiminde temel sorunlar oldukça fazladır ve bunların neler olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu sorunların başında akademik kadronun gerek nicelik gerekse nitelik itibariyle yetersizliği gelmektedir. Her açılan hukuk fakültesi akademik yetersizliğin derinleşmesine yol açmaktadır.
Bu durum öğrencilerin akademik gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle kurulan hukuk fakültelerinin nicelik ve nitelik itibariyle yeterli akademik kadroya sahip olmadan öğrenime başlamaması, bu süreci tamamlamasının beklenmesi sağlanmalıdır.
Mezun olan öğrencilerin akademik gelişimi bakımından olay bazlı soruların sorulduğu ortak bir sınava tabi tutulmaları, fakültelerin öğretim üyesi ve öğrencilerinin niteliğinin artırılmasına önem vermeleri sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle geçen yıllarda yapılan yasal düzenleme ile hakim, savcı, avukat ve noterlik mesleğine kabul edilebilmek için hukuk mezunlarının “hukuk meslekleri sınavına” tabi tutulacak olmalarını olumlu bir adımdır.
PPOF. DR. MAHMUT KOCA KİMDİR?
Ceza Hukuku profesörü olan Mahmut Koca, çeşitli hukuk fakültelerinde ceza hukuku dersleri verdi. Halen Medipol Üniversitesi’nde ceza hukuku dersleri veriyor. Prof. Koca’nın Türkçe, İngilizce ve Almanca dillerinde ceza hukuku üzerine yayınlamış birçok kitap ve akademik makalesi bulunuyor.
Yazarlar
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları




















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
15.02.2026
14.02.2026
11.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026