Ümit KIVANÇ
Dünyanın en zengin 2000 kişisinin (tam olarak 2.153) elindeki servet, alttaki 4 milyar 600 milyonun elindekinden fazla. (Üsttekileri 2.153 diye, tam olarak biliyoruz, ama alttakileri yuvarlak hesap söylüyoruz; bu bile ne ilginç aslında…) Kimler var bu iki bin küsur milyarder arasında? Bill Gates (Microsoft), Warren Buffett (borsa oyuncusu, “yatırımcı”, Berkshire Hathaway), Jeff Bezos (Amazon), Amancio Ortega (Zara), Mark Zuckerberg (Facebook), Larry Ellison (Oracle), Carlos Slim (Helu, telekomünikasyon) ve Michael Bloomberg (Bloomberg) ve bunlar gibiler…
O 4,6 milyarın ne olacağına, bu kadar zengin olmadıkları halde devlet otoriteleri ve silahlara hükmedenlerle birlikte, bu iki bin kişinin merkezinde yeraldığı çembere girebilenler karar veriyor, verecek. Durum değişmezse. Daha doğrusu, değiştirilmezse.
Sahte esriklik ve isyanlar
“Değiştirmek”ten bahsedince sözün hemen kimin, kimlerin değiştireceğine gelmesi gerekiyor. Özellikle ekonomisi gelişmiş, görece huzurlu hayata kavuşmuş, dünyanın başka yerlerine sırt çevirme lüksüne sahip ülkelerde, hali vakti yerinde üst orta sınıfların Batı hayat standartlarında yaşayabildiği, orta sınıfların iPhone değilse de daha ucuz akıllı telefonlar edinebildiği, alt orta sınıfların otomobil alma düşü kurabildiği yerlerde kapitalizm kendine göre bir insan ırkı yaratmayı neredeyse başarmak üzere. Kendi dışında herhangi bir şeyle pratik ilgisi sıfıra yakın, kendini her şeyiyle ortaya koyduğunda karşılaştığı boşluğu, asla bunun çaresi olamayacak şeylerle gidermeye çalışan, sürekli bunalım halinde, bunalımı esriklik sanan, neyin içinde olduğunu kavrayamadığı için çıkış yolu da aramayan, fakat nedense mutlu olduklarını başkalarının gözüne sokmak için çırpınan insanlar. Toplum olarak yaşandığı, kaderlerinin başka insanlarınkine bağlı, hattâ bağımlı olduğu gerçeklerinden bîhaber, siyasî mücadele ve değişim kavramlarının sızamadığı sanal dünyalar içerisinde, en isyankâr halleriyle bile son derece uysal bireyler.
Buna karşılık, sözkonusu dönüşüm bir anda bütünüyle gerçekleşemediğinden ve insan dediğin, zihninde bin türlü çelişik ve karmaşık fikriyat, ruhunda bir o kadar farklı hissiyat barındırabilen ve kâh o yönde kâh bu yönde değişebilen bir canlı olduğundan; ya da en azından henüz hâlâ böyle olabildiğinden, kafalarını akıllı telefonlarından kaldırmaksızın metrolarda, otobüslerde, caddelerde gidip gelen bütün bu zamâne ahalisi, bir de bakıyorsunuz, en gaddar polisin askerin kimsenin gözünün yaşına bakmadığı ülkelerde sokaklara dökülüveriyor. İtiraz ve isyanın en yaygın olduğu dönemlerden birini yaşıyoruz; bir yandan insanlığın felaketine sürüklenirken.
Birleştirici bir hedef
“Değiştirme” meselesinin çaresizliklerden yapılma engellerle dolu bir labirente dönmüş oluşu, harekete geçebilenleri cezbedebilen, kendine doğru çeken inanılır hedefin olmayışında. Dinler artık kimi toplulukların ırkçı-milliyetçi üstünlük ve tahakküm iddialarının formülasyonları, kudret peşindeki uyanıkların seferberlik yaratabilmek için başvurduğu anlatılardır. İnsanlara mutlu gelecek vaat etme potansiyelleri tükendi. Dinlere öldürücü darbelerden birinin bizim ülkemizde vurulmuş oluşu, bilmem evrensel başarı sayılır mı? Yeryüzüne yayılmış halde insanlığa kurtuluş umudu olabilmiş, “insan yapısı” yegâne rehber sosyalizmdi. Onu da eline iktidar geçiren sosyalistler mahvetti. Çöküntüden kurtulması, başını kaldırması, dünyanın değişimini kavrayıp insanları hep beraber yeni gelecek kurmaya çağırması imkânsız değil; ancak buna da gözleri hâlâ devlete takılı, kendine iktidar isteyen ve etrafında elde ettiği küçük iktidarlarla tatmin olup, hep doğruları söyleyen kibirli münzeviler olarak kenarda durmayı tercih eden günümüz sosyalistleri fırsat vermiyor.
Buna rağmen, birleştirici yeni bir insanlık idealinin meydana çıkabileceğine ihtimal vermek, olmayacak hayal peşinde koşmak değil. Böyle bir idealin, vaktiyle sosyalizm(ler)in tasarlanmasına yolaçan kaygılardan, düşüncelerden hareketle oluşturulacağını ileri sürmek de gaflet veya boş laf değil. 21 yaşındaki bir ABD’li kadın, bir öğrenci derneği başkanı, “Ben Sovyetler’deki baskı rejimini bilmiyorum,” diyordu (mealen aktarıyorum), ABD’de yükselen sosyalistçe eğilimleri konu alan bir röportajda. “Stalin dönemini de bilmiyorum. Ama bir avuç insanın böylesine şımarıkça zengin olması ve hükmetmesi yerine ekonominin merkezî denetimi ve zenginliğin eşit dağıtılması fikri kulağa hiç de kötü gelmiyor.”
Bizim gibi yıllanmış sosyalistlere bakılırsa, bu iş elbette -bir dünya, iktidar, toplum kavrayışı ve pratiği olarak, büyük bir simge olarak- Stalin’in gerçekte yüzyıllara yayılmış bir ideal sayılması gereken sosyalizmin tarihi içerisindeki tahripkâr işlevi bilinmeksizin ve bütün bir “Doğu Bloku” tecrübesinin hesabı görülmeksizin olmayacak. Oysa belki de yeni eşitlikçi-adaletli toplum ideali bizim kavramlarımızın çoğunu dışarıda bırakarak kurulacak.
Her hâlükârda, böyle bir idealin ufukta belirmesi ve -daha önce hiçbir dönemde olmadığı kadar birarada davranmasını sağlayacak araçlara sahip- insanlığın birarada hareketine imkân vermesi, böyle bir enerji odağı yaratması şart. Şimdiye kadar geçtiğimiz evreler gözönüne alınırsa, ortaya çıkacak manzaranın muhtemelen, başka pek çok durumda bildiğini okuyanların belirli hedefler için birarada davrandığı, herkesin rahat edeceği yaşama koşulları oluşturmak için güçlerini, kapasitelerini birleştirdiği, ama kendi bağımsız hayat alanlarını da koruduğu, bugünkü isyan-itiraz hareketlerinin yarattığına benzer bir şey olacağını kestirebiliriz.
Buna karşılık, 1980’lerde meydana gelen ve bir nevi global karşı-devrim olarak adlandırmakta sakınca görmeyeceğim dönüşümün yarattığı insânî hasarı gidermek için yapılması gereken manevî enkaz kaldırma faaliyetinin de pek zorlu uğraş olacağını idrak etmek gerekiyor.
Aslî handikaplar: Haksızlık
İnsanlığın yeryüzünde adaletli-eşitlikçi bir hayat oluşturmasının önündeki ilk güncel engel, ideolojik demenin hafif kaçacağı zihinsel handikaplar. Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin (ICRC), Afganistan, Kolombiya, Fransa, Endonezya, İsrail, Malezya, Nijerya, işgal altındaki Filistin toprakları, Rusya, Güney Afrika, İsviçre, Suriye, Ukrayna, Birleşik Krallık ve ABD’den, 20 ile 35 yaş arasındaki 16.000 kişiyle görüşerek yaptığı araştırma, hayli ürkütücü sonuçlar ortaya koydu.
Katılımcıların yaklaşık yarısının Üçüncü Dünya Savaşı’nı göreceğini düşünmesi, güncel gelişmelerin getirdiği genel bir karamsarlığın ürünü sayılabilir. Fakat gerisi, nereye koyacağımızı kolayca bulamayacağımız türden. Katılımcıların üçte birinden fazlası (%37), savaşta esir edilen düşmanlara işkence yapılmasını meşru görüyor. Üçte biri, esir askerlerin yakınlarıyla haberleşmesine izin verilmemesi gerektiği görüşünde. ICRC Başkanı Peter Maurer, genç insanlarda en temel insan haklarına saygının bulunmayışına kaygıyla işaret etti, katılımcıların çoğunun Cenevre Konvansiyonu diye bir şeyi hiç duymadıklarını aktardı.
Bu araştırmada ortaya çıkan, hem acı hem azıcık umut verici hakikat, barış-huzur içinde yaşayanların haberdar olmadığı tecrübelerin savaş görmüş olanları barışçılığa yöneltmesi. Suriyeli, Ukraynalı, Afganistanlı katılımcıların ifadeleri, savaş görenlerin savaştan nefret ettiklerini bariz şekilde gösteriyor, Maurer’e göre. (Kendisiyle yapılmış bir görüşmeyi şuradan okuyabilirsiniz.)
Aslî handikaplar: Hukuksuzluk
Maurer, katılımcı genç insanlarda temel insan haklarına saygının epey eksik oluşundan sözederken, sözkonusu hakların “uluslararası hukukça” gözetildiğine işaret ediyordu. Tam da bu bağlamda, özellikle “yeni bir insanlık ideali mümkün mü?” gibi bir soruya da dokunup geçerken mutlaka gözümüzü dikmemiz gereken alanlardan biri bu: hukuk. Özellikle genç insanlarda uluslararası hukukun barındırdığı insan haklarını koruma içeriğine dair idrak eksik, çünkü aslında onlar bunun gözetilmeyişini, kaale alınmayışını, adım adım yok edilişini yaşıyorlar.
“Trump bir nedir?” sorusu bile yeterli bu vaziyeti anlatmak için. Fakat çürüme yalnız uluslararası alanda cereyan etmiyor. Ülkelerin içinden başlıyor. Yukarıda sözettiğim araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlardan biri, halkların ülkelerindeki iktidarlar ve düzenler hakkındaki güvensizliğini çıplak haliyle gösteriyor. Sunulan on iki seçenek arasından katılımcıların “en çok kaygı verici sorun” seçtiği ilk iki başlık, yolsuzluk ve işsizlik. Yaklaşan iklim felaketi anca sekizinci sırayı alabilmiş.
“Yolsuzluk” diye adlandırılan şeyin hem yapısal hem güncel mesele olarak böylesine dikkat çekişi, gerçekte dünyanın egemen sistemi kapitalizmin evrensel iddiasını yalanlayan bir gelişme. Yer yer kaba, kimi yerde ince sömürü mekanizması, düpedüz çalma çırpmaya dayalı haydutluk rejimine dönüşüyor. Vatandaşlarına haklar tanıma anlamındaki hukuk düzenini biraz da mecburiyetten kurmuş ülkelerde hak-hukuk-kural-kurum sistemi çatırdıyor. Sömürü mekanizmasını meşrulaştıran üretme, dağıtma işlevleriyle alâkasız zorba muktedir topluluklarının marifetleri, hukuk ve adalet kavramını itibarsızlaştırıyor, geçersizleştiriyor. Bundan doğan, eline güç geçirenin, etrafına çiti çekebildiği kendi zorbalık alanını yaratabilmesi.
Türkiye’de bu tecrübeyi en can acıtıcı haliyle yaşıyoruz. Bir grup insanın zengin edilebilmesi ve iktidarı rahatsız edenlerin hapsedilebilmesi için yasalarla oynanıyor, kurumlar dönüştürülüyor, yargı mekanizmasına güvenin sıfıra inmesi umursanmıyor. Bunun sonucu olarak pazusu kuvvetli herkes kendi adaletini kurmaya yöneliyor. Daha can acıtıcıları da var. Dünyanın en zengin beş-on kişisinden birine evsahipliği yapan Meksika’da, çetelerin iktidar savaşları önlenemiyor. Askerden polisten de mensupları ve destekçileri bulunan çeteler beş yıldır, her sene daha çok insan öldürüyor. 2019’da cinayet sayısı son yirmi yılın en yüksek düzeyine ulaştı: 34.582 cinayet! Günde yaklaşık 94 maktûl! Cinayetleri azaltma vaadiyle işbaşına gelen devlet başkanı, başarılı olamadığını itiraf etti.
“Hukuk”un işlevsizleşmesi, hak ve adalet kavramlarının geçersizleşmesi, devletlerin uluslararası hukuku hiçe sayarak haydutlaşması, temel insan haklarına ilişkin kavrayışı zayıflatıyor ve savaşların çıkmasını kolaylaştırıyor.
Belki de uğrunda topluca mücadele edilecek yeni eşitlik-adalet ideali, yaklaşan felaketin eşiğinde, onun zorlamasıyla buralardan bulunacak.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları

































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024