sadece 8 kişi direniyordu onlar bile bölündü çünkü solcu olmak bunu gerektirir
Umut ÖZKIRIMLI
Graham Chapman, John Cleese, Terry Gilliam, Eric Idle, Terry Jones ve Michael Palin beşlisinden oluşan İngiliz komedi grubu Monty Python’ın ünlü filmi The Life of Brian (Brian’ın Hayatı) birçok sinemasever ve eleştirmen tarafından “tarihin en iyi İngiliz komedi filmi” olarak adlandırılır.
Üzerine belgeseller çekilen, siyasetçilerin konuşmalarına konu olan film, içerdiği yüksek dozda Hristiyanlık hicvi nedeniyle gösterime girdiği 1979 yılında büyük tartışmalara neden olur, İngiltere’de 39 belediye tarafından “dini değerlere hakaret ettiği” gerekçesiyle yasaklanırken ABD’de Hahamlar Birliği tarafından “iğrenç”, Lüteriyenler Konseyi tarafından ise “saygı sınırlarını aşan bir parodi” olarak nitelendirilir.Buna rağmen film, gösterildiği tüm ülkelerde geniş kitlelere ulaşır ve büyük beğeni toplar. Hz. İsa’nın dünyaya geldiği evin yanındaki ahırda doğduğu için yanlışlıkla Mesih sanılan Brian Cohen’in hikayesini anlatan filmde geçen bazı sahneler, örneğin “What have the Romans ever done to us?” (Romalılar bugüne kadar bizim için ne yaptı?), bugün hala siyasi hiciv malzemesi olarak kullanılmaktadır (Brexit kampanyası sırasında sosyal medyada paylaşım rekorları kıran, Patrick Stewart’ın rol aldığı yakın tarihli bir parodi için bkz)
Filmin en ünlü sahnelerinden biri de sol için hizipleşmeler ve siyasi doğruculuk akımını hicveden arena sahnesidir. Filmi izlememiş olanlar için hatırlatalım:
(Arenadaki seyircilere yiyecek-içecek satan Brian, dört kişilik bir grubun yanına yaklaşır ve sorar.)
BRIAN: Siz Yahudi Halkları Cephesi misiniz? (Judean People’s Front)
REG: Defol git!
BRIAN: Ne?
REG: Yahudi Halkları Cephesi’ymiş! Biz Yahudi Vatanı Halkları Cephesi’yiz (People’s Front of Judea). Yahudi Halkları Cephesi? Rezalet!
FRANCIS: Aşağılık herifler!
BRIAN: Ben de size katılabilir miyim?
REG: Hayır. Defol git!
BRIAN: Arenada satıcılık yapmak istemiyorum. Bu işten nefret ediyorum. Romalılardan ben de nefret ediyorum!
DÖRDÜ BİRDEN: Hişt hişt, sessiz ol!
JUDITH: Emin misin?
BRIAN: Tabii ki. Romalılardan zaten nefret ediyordum.
REG: Bak, iyi dinle. Yahudi Vatanı Halkları Cephesi’sine katılacaksan Romalılardan gerçekten çok nefret etmen gerekiyor.
BRIAN: Ediyorum!
REG: Öyle mi? Haydi canım, ne kadar nefret ediyorsun?
BRIAN: Çok!
REG: Tamam o zaman. Kabul edildin. Şimdi dinle. Romalılardan daha fazla nefret ettiğimiz tek grup Yahudi Halkları Cephesi.
P.F.J.: Evet, aynen öyle...
JUDITH: Hizipçiler!
P.F.J.: Bölücüler!
FRANCIS: Ve Yahudi Halkları Halk Cephesi (Judean Popular People’s Front)!
P.F.J.: Evet, evet. Bölücüler! Bölücüler!
LORETTA: Ve Yahudi Vatanı Halkları Cephesi! Bölücüler!
REG: Ne dedin sen?
LORETTA: Yahudi Vatanı Halkları Cephesi, dedim. Hizipçiler!
REG: Yahudi Vatanı Halkları Cephesi biziz zaten!
LORETTA: Oh. Biz Halk Cephesi’yiz sanıyordum.
FRANCIS: Halk Cephesi’ne ne oldu Reg?
REG (Tribünde tek başına oturan yaşlı bir adama işaret ederek): Orada işte.
P.F.J.: Hizipçi!
Bunun sadece komedi filmlerine konu olabilecek abartılı bir yorum olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Nuriye Gülmen tarafından “İşimizi Geri İstiyoruz!” sloganıyla 9 Kasım 2016 günü Ankara’nın Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde başlatılan direniş eylemini birçok okur anımsayacaktır.
Daha sonra Acun Karadağ, Semih Özakça ve Veli Saçılık’ın da katıldığı, Gülmen ve Özakça’nın açlık grevine başlaması ve tutuklanmasıyla farklı bir boyut kazanan Yüksel Direnişi, bu iki ismin açlık grevini bitirmesinden sonra da devam etmişti.
13 Mayıs 2018 günü direnişin sembol isimlerinden Veli Saçılık’ın HDP’den milletvekili adayı olmasıyla birlikte sosyal medyaya düşen ve fazla dikkat çekmeyen bir haber, binlerce insan tarafından desteklenen ve toplumsal muhalefet için bir umut sembolü olan Yüksel Direnişi’nde de suların o kadar berrak olmadığını gösterdi.
Herhangi bir siyasi oluşum ya da toplumsal hareketin bünyesinde farklı görüşler barındırması, çok sesliliğe, eleştiriye imkan tanıyan bir kültüre sahip olması elbette doğaldı, hatta örnek alınması gereken bir değerdi.
Ancak Saçılık’ın milletvekili adaylığına itiraz eden “Yüksel Direnişçileri” imzalı metin, eylemcilerin çok sesliliğe pek de hoşgörüyle yaklaşmadığını gösteriyordu.
Açıklamaya göre Saçılık, 28 Ocak 2018 tarihinde Gülmen ve Özakça’nın açlık grevini bitirmesinin ardından yapılan bir toplantıda her gün iki kez yapılan eylemlerin günde bire düşürülmesini önermiş, ancak bu önerisi diğer direnişçiler tarafından kabul edilmemişti. Saçılık da bunun üzerine direnişten ayrılacağını belirtmiş. Bundan sonrasını bildiriden okuyalım:
Direnişten ayrıldığını “bölünmüşlük görüntüsü vermemek” adına açıklamadığını söyleyen Veli arkadaşımızın bu tutumu, milletvekilliği adaylığını açıklamasıyla birlikte direnişimizin politik hattıyla çelişik bir görüntü vermesine sebep olmuştur. Saçılık’ın 26 Ocak 2018 tarihi (tarihler arasındaki tutarsızlık bildiriden - UÖ) itibariyle direnişten ayrılmış olması sebebiyle, HDP’den milletvekili aday adayı olmasının Yüksel direnişini hiç bir suretle bağlamadığını ilan ederiz.
Yüksel’de direnişi seçen ve ne pahasına olursa olsun direnmekte ısrar eden irade, kendisini her zaman alanlarda ve direnişte olmak gerektiği düşüncesiyle beslemiş ve seçimleri hiçbir zaman halkın ve emekçilerin sorunlarının çözüm aracı olarak görmemiştir. Yüksel Direnişçileri olarak Faşizme, Ohal’e, KHK’lara karşı mücadelenin sandıkta değil sokakta verilmesi gerektiği düşüncemizi buradan bir kez daha beyan ederiz. Yüksel Direnişinin hiçbir siyasi partinin seçim çalışmasına malzeme yapılmaması gerektiği konusunda herkesin gerekli hassasiyeti göstereceğini umuyoruz.
Toplam sayıları iki elin parmağını geçmeyen Yüksel Direnişçileri’nin içlerinden birinin, kendi terimleriyle “defalarca gözaltına alınıp işkence görmüş, bu işkencelerden birinde omzu kırılmış, direnişten ayrıldığı tarihe kadar da ağır fiziki işkencelere, para cezalarına ve hakkında açılmış davalara rağmen” direnen Saçılık’ın bir partiden milletvekili adayı olmasına neden bu kadar tepki gösterdiğini bilmemiz mümkün değil.
Sonuçta Saçılık adaylığının “Yüksel Direnişi” adına olduğu yönünde bir açıklamada bulunmadı. Direnişin ruhuna aykırı, diyelim İYİ Parti ya da Saadet Partisi gibi bir oluşumdan da aday olmadı.
Kaldı ki bildiriden Saçılık ve direnişçiler arasında ideolojik açıdan çok büyük bir farklılık olmadığı, sorunun daha çok direniş adına izlenecek yöntem biçimiyle ilgili olduğu da anlaşılıyor.
O halde Yüksel Direnişçileri neden, “biz Yahudi Vatanı Halkları Cephesi miyiz, Yahudi Halkları Cephesi mi, yoksa Yahudi Halkları Halk Cephesi mi?” türü bir tartışmaya girdi
Cevabı solun iflah olmaz “mitoz düşkünlüğü”nde (bir hücrenin birbirinin aynı iki ayrı hücreye bölünmesi) bulmak mümkün elbette. Sonuçta gazeteci Metin Cihan’ın 13 Mayıs’ta attığı bir twitte ironik bir dille ifade ettiği gibi, “Sadece 8 kişi direniyordu onlar bile bölündü çünkü solcu olmak bunu gerektirir”di.
Öte yandan bu sorun sadece Türk soluna içkin değil. Cemaatler takımadası Türkiye’de, rejimin “resmi” olarak otokrasiye dönüşmesine, üzerine İslam tuzu serpilmiş bir 21. yüzyıl faşizminin kurulmasına bir aydan az zaman kalmışken muhalefet koalisyonlarının HDP’yi dışlaması, HDP içinde Türkiyeli sol aday-Kürt aday tartışması başlaması, birçok kesime hakim olan “zamanında AKP’ye destek vermiş liberal” düşmanlığında en ufak bir esneme olmaması normal mi?
Sayıca zaten azınlıkta olan farklı muhalif kesimlerin bu kimseyi beğenmez tavrı, direniş için var olan koşullarda lüks sayılmaz mı?
Hemen belirteyim, geçmiş unutulsun, ilkeler rafa kaldırılsın tavrı değil savunduğum. İçinde bulunduğumuz krizin derinliğini, “büyük çaresizliğimiz”i düşünerek bir parça stratejik hareket etmek, ortak düşman faşizan rejim anlayışına karşı bir olmaktan bahsediyorum.
Bir olmak, “Madımak katliam değildir. Orada perdeler yakılmış, arkasından da ateş bacayı sarmış. Oradakiler pencereleri açmadığı için öldü.” diyebilen Temel Karamollaoğlu’ndan Che Guevara çıkarmayı ve bu “çakma demokrat”la birlikte hareket etmeyi gerektirmiyor.
Demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet gibi ilkeleri asgari müşterek kabul edenler arasında kurulacak bir geçici birlik kastettiğim. Günün birinde geçmişin hesabını sormak, ilkelerimize uygun bir düzen kurmak istiyorsak kurulması zorunlu olan bir birlik.
Parlamentoda çoğunluğun kaybedilmesi durumunda A, B, C planlarının hazır olduğunu iddia eden, geçmişte bu planları uygulamak yönünde tereddüt etmediği de görülen Romalılar karşısında Yahudi haklarını hangi partide savunduğunuzun çok da önemi yok çünkü.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları

















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.03.2020
25.02.2020
10.02.2020
16.12.2019
5.01.2019
19.10.2019
12.10.2019
6.08.2019
2.07.2019
24.03.2020