Ali BAYRAMOĞLU
Erdoğan kendisiyle baş başa kaldığında, en samimi haliyle seçim sonuçlarını nasıl değerlendirmiştir?
Kamuoyu önünde seçimlerden başarıyla çıktığını iddia ediyor. Siyasi lider olarak kitlesinin ve partisinin moral çıtasını yüksek tutmak istemesi doğaldır. Ancak rakamların anlattığını Erdoğan’ın görmemesi hiç mümkün olabilir mi?
Karadeniz ve İç Anadolu’ya doğru coğrafi daralma, Ankara, İstanbul, Antalya gibi büyük şehirlerin kaybedilmesi, MHP’ye kaptırılan oylar, bir grup muhafazakar seçmenin sandığa gitmemesi, AK Parti’nin oylarının yüzde 37-38’e gerilemesi tüm çıplaklığıyla ortada. Her şey AK Parti’nin moral üstünlüğü kaybetmesine, inişe geçmesine, başarısızlıkla karşılaşmasına, siyasi kaybına işaret ediyor.
Erdoğan’ın bu durumun ziyadesiyle farkında olduğu muhakkaktır.
Bunun yanında cumhurbaşkanı itiraz dalgasının büyüme kanallarını görecek güçlü siyasi sezgilere de sahiptir. Bu dalganın niteliğini, kendi oy kitlesine sirayet etmesini, özellikle İmamoğlu gibi bir siyasi aktörün bu açıdan simgelediklerini hissettiğinden şüphe duyulmaz. İnsana değen, sokağa inen bir siyasetçinin, özgüvenli bir gelişin, toplumun değerleriyle kavgalı olmayan ortalama Türkiyeli tutumunun, adaleti temsil etme ve sahicilik hasletinin gücünü en iyi Erdoğan bilir. “İmamoğlu değil CHP adayı”, “CHP’li İmamoğlu denmeli” konusundaki ısrarı ve teşkilatına verdiği bu bağlantıyı işleme talimatı bile “tehlikenin farkında olduğunu” gösterir.
Bunların farkında olmasa, bir kaç gün önce Abdülkadir Selvi’nin köşesinde yer alan, İstanbul AK Parti ilçe ve belediye başkanlarına yönelttiği üç soruyu aşağıda olduğu gibi formüle etmezdi:
“1. 24 Haziran seçimlerinde ne kadar oy aldık? 2- 31 Mart seçimlerinde oyumuz ne oldu? 3- Sence aradaki fark neden kaynaklanıyor? ” (Bu farkın Cumhur İttifakı’nın aleyhine 439.000 seçmene, son seçimlerde İstanbul’da kullanılan oyun yaklaşık yüzde 5’ine denk geldiğini hatırlatalım). Selvi, Erdoğan’ın yanıtlara dair ipuçları vererek bu soruları şu cümlelerle bağladığını yazmış: “İyi düşünmemiz lazım. Vatandaşta bir sorun yok arkadaşlar. Vatandaş haklı. Biz kendimizi çek edeceğiz arkadaşlar. Eğer biz kendimize çeki düzen verirsek, vatandaş bizi seçer. Onun için iş bizde düğümleniyor.”
Önemli olan, ipuçlarının ötesinde, önce Erdoğan’ın bu sorulara nasıl yanıt verdiğidir. “Biz” derken, “çek etmek” derken neyi kastediyor? Kaybın nedenleriyle ilgili tespitleri neler? Ne tür önlemler almayı düşünüyor?
Aslında bu soruların yanıtları Erdoğan’ın İstanbul’daki yeni stratejisinde gizli. Bu strateji iki eksen üzerine oturuyor: Temas ve ikna. Küskün ve kırgınları ikna etme, geleneksel araçları, aşiret, hemşerilik bağlarını kullanarak seçmenlerle kökenlerine, aidiyetlerine göre temas etme, Bu hareket tarzına bakınca, AK Parti liderinin “biz kendimize çeki düzen verirsek, vatandaş bizi seçer” sözleriyle kaybın faturasını teşkilata, “teşkilat siyaseti”ne çıkardığı ortada. Telafinin de sadece bu siyaset üzerinden mümkün olduğunu düşündüğü anlaşılıyor. Bu mantık silsilesiyle İmamoğlu’nun başarısını, hem kendi teşkilatının yetersiz çalışmasına, hem karşı tarafın etkili sokak politikalarına bağladığı söylenebilir.
“Biz” ve “çek etme” ifadelerinin kendisini ve makro politik tercihlerini içermediği açık. Biz derken aklına kendi siyasi duruşu, siyasetin ve iktidarın şahsileşmesi, adalet duygusunun örselenmesi, kutuplaşma siyasetinin tahribatı, ekonomik kriz, beka söyleminin yarattığı yorgunluk gelmiyor. Nitekim beka söyleminden uzaklaşmasına dair danışmanlarından aldığı stratejik tavsiyeler bile pek para etmiyor, Erdoğan, cami çıkışlarında, spontane konuşmalarında kutuplaştırıcı, dışlayıcı, itham edici söylemine devam ediyor.
Erdoğan kaybın ve itirazın yükselmesini görmektedir. Ancak ardındaki asıl nedene bakmaktan politik ve psikolojik saiklerle kaçınmaktadır. Böyle olunca, karşıya kaldığı siyasi itirazın ve kaybın derinliği ile bunların nedenlerine ilişkin tespitleri arasında, yeni kayıplara yol açması muhtemel, büyük bir çelişki bulunuyor.
Bir siyasi için tehlikeyi fark etmekten daha önemli olan, bu tehlikenin neden doğduğu görmek, kendisini sorgulayarak, kendi payıyla yüzleşmek yeteneğidir.
Erdoğan’ın kendisini sorgulama ve eleştirme özelliklerine sahip olmadığı açık. O zaman, iş dönüp dolaşıp sert çekirdeğe, zihniyet meselesine dayanmaktadır. Cumhurbaşkanı ataerkil bir zihniyete sahiptir. Bu, ezeli ve ebedi “doğru” bir düzen tahayyülüne dayanan, her gelişmeyi bu düzenle ilişki içinde meşru sayan akıl yürütme biçimidir. Mutlak doğruyu ve otoriteyi öne çıkarır. Nitekim İstanbul Belediye Başkanı olduğu 1994’ten bugüne uzanan 25 yıl içinde bu zihniyet cumhurbaşkanın siyasi tarzına dört temel esas olarak az ya da çok yansımıştır:
- “Doğru düzen”e ilişkin, paternalizmin tam yansıması olan takdir siyaseti izlemek, yani kitlesiyle özdeş liderin ortak doğru adına takdir ederek yol alması.
- Her koşulda, her mücadele anında meydan okuma, kutuplaştırma ve çoğunlukçu bir tarzı benimsemek.
- Taviz, uzlaşma ve paylaşmayı, iç sorgulamayı bir zaaf ve kayıp politikası olarak görmek. (Nitekim Erdoğan’ın pragmatizmi yol değiştirmeye müsaade etmiş, ama kendi tarzını ve politikalarını sorgulamaya müsaade etmemiştir).
- Her kriz anını bir varoluş mücadelesi olarak algılayıp, duruma ipleri geren, meydan okuma ve otoriterlik dozunu arttıran savunma hamleleriyle yanıt vermek.
Bu siyaset tarzı bir dönem, Erdoğan’ın asker ve Kemalist yapıyla mücadelesinde, muhafazakar alanı genişletme, diğerleriyle eşitlenme politikalarında ayakta durmasını ve yol almasını sağlamıştı. Dönemin siyasi koşullarıyla dengelenmişti. Ancak, daha sonra, madalyonun öte yüzü, ataerkil zihniyetin görece olanı öne alan demokrasi ilkelerine karşı yönleri, sentez politikalarından kimlik politikalarına kayılmasıyla birlikte iyice ortaya çıkmıştır.
Bugün itibariyle açıktır ki, Erdoğan’ın hem inişine hem bunun nedenlerini görmemesine yol açan bu zihniyettir.
Bu tespitler esas olarak, yeni değildir. Nitekim bundan 15 yıl önce, 28 Mart 2004 Mahalli Yönetim seçimlerinin ardından Birikim Dergisi’nde yayınlanan bir yazımda, AK Parti’nin, daha doğrusu Erdoğan’ın siyaset tarzına ilişkin şu değerlendirmeler yer alıyordu:
“Siyasî iktidarın siyaset tasavvuru, modelsiz bir “hizmet” fikriyle özdeş halde. Politikaları, ‘alan-veren etkileşimine dayanmayan’, verenin ‘hüsnüniyeti ‘ne bağlı ‘geleneksel dayanışma’ ruhu ve adımlarıyla örülü. Topluma bakışı, doğrudan talep etmeyen ya da talebini iktidar seçerek yerine getiren, farklı eğilimleri olmayan, her doğru adımın herkesi doğru yönde etkilediği varsayan ‘yekpare millet’ anlayışı üzerine kurulu. (Bu anlayış) ‘siyasetçiyle (kişiye) ve güçle tanımlanan siyasete’ aşırı önem verdiği oranda, ‘doğal bir siyasetsizliğe’ (otoriterliğe) gönderme yapar. Örgütlü girişimleri, kurumsal, toplumsal, kitlesel talepleri reddeden, ‘muğlak ve yukarıdan adaletçi dayanışmacılık’ ile ‘farklı parçalardan oluşan bir toplum tasavvurunun yokluğuna işaret eden millet’ algısı, bu doğal siyasetsizliği pekiştirir. AKP yönetiminin (Erdoğan’ın) “vermeyi sevmesi”, ama “istenmesine aşırı ve tepkisel bir tedirginlik duyması”, iş bırakan doktorlara, talepte bulunan meslek kesimlerine gösterilen sert tepki, millî güvenlik gerekçesiyle iptal edilen grevler, seçim meydanlarında bireysel ya da grupsal taleplere karşı takınılan sert ve dışlayıcı tutum, bildik bir zihniyeti sergilemektedir. AK Parti toplum ve bireyi, ‘makul ve edilgin olduğu’, ‘açık ve örgütlü talepte girişimde bulunmadığı’, ‘kendisi için atılan doğruları gördüğü’ oranda toplum ve birey olarak kabul etmektedir.”
Evet, Erdoğan cephesinde zihniyet bakımından 15 yıldan bu yana değişen hiç bir şey yok. Sadece bu zihniyetin etkileşim içine girdiği siyasi koşullar ve dönem farklı.
Tüm bunlardan bugüne dair bir kaç sonuç çıkarmak mümkün.
- Siyasi iktidarın önündeki en büyük engel, geri dönüşlerini engelleyen bu zihniyettir. Siyasi koşullar keskinleştikçe bu zihniyet, sadakatçı/kişisel/güvensiz bir iktidar anlayışı üretmiş ve sahibinin iddia ettiği değerleriyle çelişki içine düşmüştür.
- Bugün itibariyle ortalama toplumsal talep, meydan okuma ve kutuplaşmadan uzak, siyasi merkezin yeniden alan kazanması istikametinde yol almaktadır ve bu zihniyet yapısıyla tam çelişki içindedir.
- Zihniyet ve siyaset tarzı engeli, AK Parti’nin buradan dönüşünün sınırlı olabileceğini, ittifaklarını yenilemenin ötesine geçmeyeceğini göstermektedir..
Erdoğan tehlikenin farkında ama, nedenlerini farketmekten, sonuçlarını ön görmekten çok uzakta.
Ama Türkiye yol almaya devam edecektir.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları





















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026