Fehim TAŞTEKİN
Louvre Müzesi’nin heykelleri ve tabloları diriliyor; oyuncuları taşıyan tekneler koleksiyondaki tarihi resimlerden alınıp suya batırılmış devasa yüz figürlerinin önünden yüzüyor; Minyonların çaldığı Mona Lisa tablosu Seine nehrinin üzerinde beliriyor. Tarih, mekân ve gösteri iç içe geçiyor…
‘Sororité’ (Kızkardeşlik) bölümünde mücadeleci 10 kadın tarihin yapraklarından birer anıt olarak nehir sularında yükseliyor.
Yüzen bir platformda Juliette Armanet, John Lennon'un barıştan ve bütünleşmekten yana ‘Imagine’ şarkısını söylerken yanan piyanonun alevleri nehir sularına yansıyor.
Fransız milli marşı Marseillaise, Grand Palais'in çatısında ulusal bayrağın renklerini bürünmüş Guadeloupe kökenli Axelle Saint-Cirel'e söyletiliyor.
Polisin hiç hazzetmediği siyah şarkıcı Aya Nakamura, Pont des Arts üzerinde hit olmuş Pookie ve Djadja parçalarını söylüyor; ‘ciddi adamlar’ sınıfından Cumhuriyet Muhafızları Bandosu ile dans ediyor. Ve ‘hüzün abidesi’ Charles Aznavour'un ‘For me Formidable’ ve ‘La Bohème'ini yorumluyor.
Lady Gaga nehrin merdivenlerinde Fransız kabaresi ve Zizi Jeanmaire'in "Mon Truc en Plumes" şarkısıyla giriş yapıyor; hastalığı nedeniyle birkaç yıldır ortalıkta görünmeyen Céline Dion, Eiffel Kulesi'nin birinci katından yabancı konukların yağmur altında ıslandığı Trocadéro’ya doğru seslendirdiği Edith Piaf'ın “Hymne à l'amour” şarkısıyla ‘final’ diyor:
“Üzerimizde mavi gökyüzü çökebilir.
Ve Dünya pekâlâ çökebilir.
Beni sevip sevmemen umurumda değil.
Bütün dünya umurumda değil.”
Son Kraliçe Marie Antoinette, Île de la Cité'de hapiste tutulduğu Conciergerie binasının pencerelerinde beliriyor. 1793’te Condorde Meydanı’nda giyotinle koparılmış kafası elinde. Binaya iliştirilmiş geçici balkonlardan heavy metal grubu Gojira, Seine’in sularını köpürtürken o da mezzo-soprano Marina Viotti'nin sesiyle devrim şarkısı “Ah! Ça ira”yı söylüyor:
"Ah! İyi olacak, iyi olacak, iyi olacak!
Aristokratlar lamba direklerinde,
Ah! İyi olacak, iyi olacak, iyi olacak!
Aristokratlar asılacak.”
Ve en şok edici Son Akşam Yemeği parodisi… Burada İsa ve havarilerin yerini ‘drag queen'ler alıyor.
Mahşerin metal atlısı Seine nehrinde şaha kalkmış ilerliyor.
Gizemli ateş tutucu meşaleyi çatıdan çatıya taşırken Paris’in büyüleyici görüntüsünü sokağa indiriyor.
Nihayetinde Tuilleries Bahçeleri'nde fosil yakıt kullanmadan su buharı ve ışıktan elde edilen ‘olimpiyat ateşi’ büyük bir balonu yükseltiyor.
***
Suları köpürten bir açılıştı. İnsanları böldü. Kıyamet senaryolarından şeytani savaşlara uzanan inanılmaz senaryolara şimdiden mürekkep oldu.
Leonardo da Vinci'nin Son Akşam Yemeği tablosunun trans bireylerle canlandırması, dona sığmamış ‘özgür detay’ ve meyve tabağında Yunan şarap tanrısı Dionysos'u canlandıran çıplak şarkıcı Philippe Katerine her şeyi silip süpürdü!
Hıristiyan alemi için küstah ve inciticiydi. Fransız Piskoposlar Konferansı başta olmak üzere kilise kurumları sesini yükseltti. Sosyal medyada “Müslümanlar gibi şiddetli tepki vermedikleri için mi 2,5 milyar Hıristiyan’ı bu kadar rahat aşağılıyorsunuz?” ya da “İslam'la bu şekilde dalga geçmeye cesaret edebilir misiniz?” diye çıkışanlar oldu.
Başta Thomas Jolly olmak üzere tasarımın mimarlarına övgüler dizenlere göre kadınlar, LGBTQ+ ve azınlıklar onurlandırıldı. Farklılıkların birlikteliği eşitlik ve özgürlük temalarıyla vurgulandı. Ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bu tabloyu “İşte Fransa bu” diyerek sahiplendi.
Avrupa Parlamentosu üyesi Marion Maréchal drag queen parodisiyle aşağılandığını hisseden Hıristiyanlara "J-Woke 2024" etiketi eşliğinde “Şunu bilin ki konuşan Fransa değil, her türlü provokasyona hazır solcu bir azınlık" diye seslendi.
Mali asıllı yıldız sanatçı Aya Nakamura'nın şovu da sağı çok kızdırdı. Aylar öncesinde Nakamura'nın açılışta sahne alacağı duyurulunca sağcılar karşı kampanya başlatmıştı. Sosyal medyada dolaştırılan bir afişte "Olmaz Aya, burası Paris, Bamako pazarı değil" diyordu. Ulusal Birlik lideri Marine Le Pen’e göre Nakamura'nın varlığı, Macron'un Fransız halkını aşağılama girişimiydi. Ulusal Birlik sözcüsü Julien Odoul da "Bu ne rezalet! Aya Nakamura, olamaz! Olimpiyat Oyunlarının açılışı Fransız kültürünün yağmalanmasıdır" demişti.
Le Monde başyazısında Nakamura'nın Institut de France'ın önünde kendisini alkışlayan üniformalı Cumhuriyet Muhafızları ile dans etmesini aşırı sağa ustaca bir yanıt olarak değerlendirdi.
Marie Antoinette’in son günlerini yaşadığı Conciergerie’te kelle kucakta canlandırılması da Fransızların kendi tarihleriyle ilişkilerine dair cesur ve yaratıcı bir yaklaşımdı. Fakat bazı Cumhuriyetçiler için bile sarsıcıydı. Tepkilerin özeti; devrimi kesik baş ve kaldırdığımız idam cezası ile anmamızın ne alemi var?
Sol kanatta Boyun Eğmeyen Fransa’dan gelen tepkiler olumluydu. Onlara göre gösteriler Fransa’nın devrimci mirasını ve Fransa'yı tüm zenginlikleriyle yüceltti. Sosyalist Parti’ye göre de kapsayıcılığın da eklendiği özgürlük, eşitlik ve kardeşlik değerleri kutlandı. Ekolojistlere göre faşizmin ve aşırı sağın yükselişine verilen en iyi yanıt ve gericilere atılan bir tokattı.
Cumhuriyetçi Parti biraz bölünmüş sanki. Bazı parti yetkilileri Antoinette’in kesik başıyla canlandırması ve Hıristiyanlarla alay edilmesini “Wokist bir defile” diye kınadı.
Sağ ve aşırı sağ açısından hazmedilemeyecek çok şey vardı. Birbiriyle hayli uyumsuz sol, sosyalist, yeşil, liberal kanatların blokaj taktiğiyle aşırı sağı önlediği son parlamento seçimlerindeki hesaplaşmanın devam perdesi burada da açılıyor.
Parlamento çoğunluğunu yitirmiş bir cumhurbaşkanı olarak Macron olimpiyatları hem içe hem dışa dönük bir meydan okumaya dönüştürdü. Açılış törenini 6 km uzunluğunda bir alanda şehre yaymak büyük bir riskti. Güvenlik odaklı bir meydan okuma açılıştaki temalarla başka bir boyut kazandı. Fransız kültürünün farklılığını, muhatapları için ‘müstehcen’, ‘saldırgan’, ‘kaba’, ‘küstah’ ve ‘zevksiz’ gelebilen ‘alaycı’, ‘rahatsız edici’, ‘kışkırtıcı’, ‘absürt’ ve ‘aykırı’ tarzıyla ortaya koyuyor. Macron “İşte Fransa bu” derken çok haksız sayılmaz. Bu, kendi içindeki zıtlık ve çelişkilerden ‘bütünlük tablosu’ çıkarma iddiasını barındırıyor. Muhafazakâr ve sağ itiraz da bunun içinde.
***
Gösterinin her bir aşamasında devrimin üç ilkesi liberté, égalité ve fraternité (Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik) işlendi. Fakat nehrin iki yakasından ekranlara yansıtılan görüntünün karşılık bulamayacağı sokaklar var.
Paris’te bisiklet kullanan birisi olarak açılıştan birkaç gün önce şehirden çok uzak olmayan, hatta Eiffel Kulesi’ne bakan bir banliyöye ailece metroyla gitmemiz gerektiğinde kişi başına gidiş-dönüş bileti için 12 euro ödediğimde bunun bende yarattığı ilk çağrışım şuydu: Banliyöleri Paris’ten uzak tutuyorlar.
Elbette şehirdeki sirkülasyonu düşürmek için yaptık diyebilirler. Ama fiyatlar dar gelirlileri evlerine hapsediyor. Pek çok açıdan ortak eğlence sınıfsal bir meseleye dönüşüyor. Haftalar öncesinde Paris’in sokakları evsizler ve göçmenlerden de temizlendi. Ayrıca açılışı Seine kıyısında seyretmek için ya zengin ya da ayrıcalıklı olmak gerekiyordu.
Evet banliyö ağzıyla konuşan Aya Nakamura aşırı sağı 12’den vuran simgesel bir atış. Sanatçının muhafızlarla dansı Fransa’ya itibarlı bir görüntü sunuyor: Irkçılığa yer yok, herkes eşit. Fransa’nın en büyük iddiası bu. Ama bütün kapılar ‘üstün ve ezici’ Fransız kimliğine çıkıyor. Cinsiyetçi ve seksist muhafazakarlığa haklı bir meydan okuma var ama bu kimlikler harmonisinin sadece bir parçası. Öteki taraflara seslenemeyen bir Fransa gerçekliği büyüyor. Müslüman Arap ve Afrikalı kimliğiyle nasıl bir birlik sağlayabileceği sorusuna hala yanıt arıyor.
Grand Palais'nin çatısında Marseillaise’i Guadeloupe asıllı Saint-Cirel'e söylettirmek de deniz aşırı topraklarla bütünleşmeye bir gönderme yapıyor.
Her ihtişamlı ve büyüleyici görüntünün altında edici başka gerçeklikler yatıyor. Olimpiyat ateşinin Yeni Kaledonya’daki isyanı soğutmaya bir faydası var mı mesela? Fransa sadece eski sömürge ülkeleri değil deniz aşırı toprakları ve ana karada da kendi belirsizlik çağına giriyor. (Bu arada gösterinin temalarından biri de geleceğe dair endişeleri besleyen obscurité/belirsizlik/karanlık idi.)
Fransa nüfuzu altındaki eski sömürgelerden bir bir kovulurken denizaşırı topraklarında huzur kaçıran gelişmeler oluyor. İç siyasette “İktidar olamaz” diyenlerin bariyerini aşındıran ve sadece ertelenmiş bir zaferden söz eden aşırı sağ, “Beşinci Cumhuriyet’in sonu mu?” sorusunu sordurtuyor. Macron sol cephenin başbakan adayına görevi vermeyi reddettiği için otoriterleşmekle suçlanıyor. Fransız siyasetini olimpiyatlardan sonra ciddi bir çıkmaz bekliyor. Aşırı sağ da açılışın tartışmalı unsurlarını tepe tepe kullanacaktır.
***
Bir taraf Seine’deki gösteriyi sanat ve estetik değeri yüksek büyüleyici bir başarı olarak görüyor. Rahatsızlık yaratmak da bu büyünün içinde. Diğer taraf ise ortaya çıkan tabloyu hoşgörüsüzlüğe, özgürlükten yoksunluğa, otokrasiye ve muhalifleri sakatlayan polis zorbalığına batan bir ülkenin karikatürü olarak okuyor.
Bu yazıda bütün bunlara girmek niyetinde değildim. Taşrada mekânı olanların terk ettiği Paris’te kentin bekçisi gibi kalınca uzun uzadıya yazmadan duramadım. Aslında çok uzatmadan lafı getirmek istediğim nokta şuydu: Olimpiyatlardaki kayıp ruh. Antik Olimpiya kentinde düzenlenen oyunlar savaşlara verilmiş bir mola değil miydi? Yunan şehir devletleri bunu bir ateşkes ilanı olarak görmüyor muydu? Seine’deki geçit töreninde Cezayirli oyuncuların sömürgeciliğin kurbanları anısına nehre bıraktıkları karanfilleri gördük. Filistin takımını ve ardından İsrail takımını. Ukrayna’yı işgal ettiği için Rusya’yı oyun dışı bırakan Uluslararası Olimpiyat Komitesi aynı şeyi Filistin topraklarında soykırıma devam eden İsrail’e yapamadı. İnsan onurunun korunması, barışçıl toplumu teşvik etme, evrensel etik değerlere saygı gösterme ilkeleri Filistin için çalışmadı. “Savaş, Olimpik idealin antitezi olduğu için Rusya kınandı.” İsrail kutsandı. Komite, Rusya’ya karşı işlettiği Olimpik Ateşkes ve Olimpik Antlaşma’yı ihlal kıstaslarını İsrail için devreye sokmadı. Paris’te Ruslar ancak Rus bayrağı, ulusal marşı ve simgesi olmadan bireysel ve tarafsız sporcu olarak yarışabiliyor.
Macron, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Élysée Sarayı’nda büyük bir gururla karşıladı. Ruslara karşı her yerde ‘iptal kültürü’; İsraillilere karşı müthiş bir korumacılık.
Oyunlar başlarken İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da Batılı müttefiklerinden gördüğü destekle kendi kanlı oyununu sürdürüyor. Hatta büyütmeye çalışıyor. İsrail 27 Temmuz’da işgal altındaki Golan Tepeleri’nde Dürzilerin yaşadığı Mecdel Şems beldesinde bir futbol sahasında 12 kişinin ölümüne neden olan füze saldırısından Hizbullah’ı sorumlu tutarak Lübnan’a karşı savaş hazırlığına girişti. Hizbullah Lübnan’da iç savaş çıkarmaya namzet bir olayla ilgisinin olmadığını belirtiyor. Bölge sakinleri de füzenin Cebel Şeyh tarafında Demir Kubbe'den ateşlendiğini söylüyor. Bu ayrı bir yazı konusu.
Hasılı olimpiyat ateşi hiçbir ateşi söndürmüyor. Olimpik Ateşkes sadece Batılı hegemonyaya hasım taraflara işliyor.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları






















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025