Fehim TAŞTEKİN
Hakan Fidan 2017’de MİT Başkanı olarak gizli bir toplantıda “Aşırılıkçı gruplarla bağlarını kesmen lazım” diye akıl verdiğinde Ebu Muhammed el Colani, İdlib gibi bir yerde emirliğini koruyabilmek için El Kaide’den henüz yeni ayrılmıştı. Pragmatik bir boşanmaydı. Radikallerden uzaklaş denilen liderin kendi örgütü (Nusra) zaten IŞİD’in Suriye yapılanmasıydı. İdlib’teki müttefikleri de El Kaide ile bağlantılı örgütlerden oluşuyordu. Hedef tahtasından çıkmasını sağlayacak ‘değişen lider’ görüntüsüne ihtiyaç vardı. Gücü tekeline alabilmek için bu örgütlerden bir kısmını tasfiye etti. Kendini onlardan koparmadı, onları içine aldı. Colani rejimin yıkılmasını takiben Ahmed el Şera adıyla Halk Sarayı’na kurulduğunda Fidan'ın bu kez Dışişleri’nin patronu olarak eski IŞİD ve El Kaide militanına diplomasinin yolunu yordamını göstermesi gerekti. Bu değişim meşruiyet merdivenlerini adımlamasını da kolaylaştırdı. Artık o sadece İslamcı örgütlerin finansörlerinin değil Batılı ortaklarının gözünde de “Suriye Cumhurbaşkanı” idi. Küresel El Kaide ağından gelen yabancılar dahil cihatçı liderlere rütbeler verip yeni rejimin komutasına yerleştirmesi de sorun edilmedi. Yabancı milislere vatandaşlık da vaat etti. Lidere yapılan makyaj tutmuştu fakat değişim mühendislerinin tökezlediği yer, Colani’yi komutan bilen kadroların ve tekfirci müttefiklerinin inanç ve eylem bütünlüğünü korumadaki ortodoksluğuydu. Bu gerçeklik Suriye’ye Alevi katliamı olarak kendini hatırlattı.
***
Alevilere yönelik insanlık dışı suçlar her seferinde HTŞ’nin kurduğu Genel Güvenlik İdaresi ile ilgisinin olmadığı hikayesiyle geçiştirildi. Her melanet ‘bilinmeyen grupların işi’ ya da ‘bireysel taşkınlıklar’ yalanıyla hafifletildi. Humus’un batısındaki köylerde olduğu gibi bir yeri önden basan HTŞ güçleri ‘iyi polis’, aynı yere bir saat sonra gelip iğrenç suçlarla hayatları karartan güçler ‘kötü polis’ rolündeydi. 8 Aralık’tan bu yana Alevilere bedel ödettirmenin yolu buydu. Böylece HTŞ kazandığı meşruiyeti kaybetmeyecekti.
Üç aydır evleri basılan, gözaltına alınıp cesetleri yol kenarlarına atılan, sahada infaz edilen, hakaret işiten, azarlanan, tokatlanan, tekmelenen, köpekler gibi yerlerde süründürülüp havlamaya zorlanan ve cesetleri çiğnenen insanların görüntülerini ve hikayelerini takip ediyoruz.
Mezhepçi bir dille konuşup saldırmanın hazzını yaşayan güruhun yapıp ettikleri sonunda sahil bölgesini patlattı. Yağmur indirecek bulut kendini belli eder. Sahildeki operasyonu “Esad artıklarının güvenlik güçlerine saldırılarına” bağlayanlar bir önceki sahneyi karanlıkta bırakıyor. Hangi dış güce bağlanırsa bağlansın patlama bir birikimin sonucu. Ve bir de tetiklenme noktası var.
HTŞ güçleri 4 Mart’ta Lazkiye'nin Datur mahallesinde gürültülü bir operasyon yürüttü. Yani terör estirdi. “Domuz Aleviler; sizi öldürmeye geliyoruz, başlarınızı ezeceğiz” diyerek şehre girdiler. Rastgele ateş açtılar. Bir anne bebeği ile birlikte öldü. Ertesi gün yine geldiler; fırında ekmek kuyruğunda bekleyen 15 yaşında bir genç ve yaşlı bir adamın canını aldılar. Makineli tüfeklerle evlere ve arabalara rastgele ateş açarak yürüttükleri bu operasyonlara kendi ifadeleriyle “Devrik rejimin artıklarını avlama” diyorlar. O iki günde gözaltına alınanların hiçbiri silahlı değildi.
Ardından 6 Mart’ta Ceble’de Esad dönemindeki çatışmalarda yıldızı parlayan Albay Süheyl Hasan’ın köyü Beyt Ana’ya baskın düzenlendi. Köye gelen HTŞ güçleri 20 yaşında bir genci sorgulamak için karakola götürmek istedi. Akrabaları genci karakola kendilerinin getireceğini, sorgulandıktan sonra geri alacaklarını söyledi. Anlaşmazlık çatışmaya döndü. HTŞ’den takviye güç istendi. Gelen konvoy yakındaki Daliye köyü tarafında pusuya düşürüldü ve 13 görevli öldürüldü.
İki köy helikopter ve toplarla bombalandı. Bazı yerlerde HTŞ kontrolü kaybetti. HTŞ’nin Savunma Bakanlığı sahile askeri güçler sevk etti. Çatışma sahil şeridindeki Lazkiye, Ceble, Tartus ve Banyas’ın yanı sıra iç kesimdeki Hama ve Humus’ta Alevi sivillere yönelik katliama dönüştü.
Suriye ve Diasporadaki Yüksek Alevi İslam Konseyi rejim kalıntıları bahanesiyle halkın terörize edildiğini, evlerin bombalandığını, masumların katledildiğini ve bunlardan HTŞ yönetiminin sorumlu olduğunu belirtip halkı meydanlara çağırdı. Ayrıca sahil bölgesine BM koruması talep etti.
Buna karşın HTŞ de Hama, Humus, Halep ve Deyr el Zor’da kendi taraftarlarını sokaklara döktü. İdlib’te camilerde hoparlörlerden cihat çağrısı yapıldı. İhvan’ın uzantısı Dünya Müslüman Alimler Birliği, Colani’den isyana bilgelikle ama sert bir şekilde tepki verilmesini istedi. Diğer kentlerden HTŞ ve müttefik güçler böylece Alevi avına çıktı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre çatışmalarda HTŞ güçlerinden 231 kişi, silahlı Alevi güçlerinden 250 kişi öldü.
Fakat çatışmalarla hiçbir ilgisi olmayan insanlar sokakta, evlerinde ya da bahçelerinde hedef alındı. Sivil kayıplar 973’ü buldu. Gerçek rakamın bunun çok üstünde olduğu tahmin ediliyor. Köy ve şehirlerden kaçanlar korkudan dönemedikleri için cesetler alınmayı bekliyor.
Vilayetlere dağılım açısından Lazkiye'de 545, Tartus'ta 262, Hama'da 156 ve Humus’ta 10 sivil katledildi. Bazı evler yağmalandı, bazıları ateşe verildi.
Gözlemevi “Lazkiye ve Tartus kırsalındaki bölgeler tanklar ve SİHA’larla ağır bombardımana maruz kalıyor” diyor.
***
Gazeteci Jenan Musa, Banyas’ta katledilen bir ailenin hikâyesini yazdı. Musa’ya göre diş hekimi Ruba el Şeyh, kocası Dr. Bessam Subh, oğulları diş hekimliği öğrencisi Haydar ve 10. sınıf öğrencisi Vard evlerinde vahşice katledildi. Ruba’nın yeğeni gazeteci Hala Mansur anlatıyor:
"Bütün aile öldürüldü. Teyzem, kocası, iki oğulları. Soğukkanlılıkla öldürüldüler. Çatışmalarla hiçbir ilgileri yoktu. Onlar doktordu, öğrenciydi. Suriye'yi yeniden inşa etmeye yardım edebilecek insanlardı. Bunun yerine katledildiler. Teyzem bu korkunç ekonomik durumda hastalarına yardım etti. Kocası Suriyelileri bir araya getirmeye çalıştı. Oğulları bu ülkenin geleceği olabilirdi. Herkes dehşet içinde. Kimse cesetleri hastaneye taşımaya cesaret edemiyor. Bölgede kaç kişinin öldürüldüğünü bile bilmiyoruz. Tüm cesetler hala yerlerinde."
Banyas’ta Adnan Hassan da kendi akrabalarının başına geleni aktarıyor: “Banyas'ta sokağa çıkma yasağı vardı. Kimse sokakta yürüyemiyordu. Sonra yaklaşık 15 araçlık bir HTŞ konvoyu şehre girdi. Apartman apartman dolaştılar. Mezhebiniz nedir? Dininiz nedir? diye sordular. Verilen yanıt kimin yaşayıp kimin öldüğünü belirledi. Bir apartmanda yedi Alevi mühendis ve bir Hıristiyan mühendis infaz edildi. Binadaki tek Sünni mühendis kurtuldu. Yeğenimin kocası Sinan Cireva karısı ve çocuklarının önünde öldürüldü. Komşuları Alevi çift öldürüldü. İnfazdan sonra daireleri yağmaladılar, kadınlardan telefon, para ve altın çaldılar.”
Bunları anlatan kişi Esad döneminde hapis yatmış, sonra ülkeyi terk etmiş ve rejimin yıkılmasına destek vermiş eski bir muhalif.
Jenan Musa olup bitenleri “Azınlıkları hedef alan mezhepsel tasfiye” olarak niteliyor.
El Ahbar da Banyas'ın Kusur mahallesinde yaşayan Rima adlı kişinin yaşadıklarına yer veriyor. Rima diyor ki; “Genel Güvenlik Güçleri rejim kalıntılarını arama gerekçesiyle evimizi bastı. Aileme mezhepçi küfürler ettiler; ardından binaya rastgele kurşun yağdırdılar. Üst katta bir akrabamız yaralandı. Bu grup gitti; bir saat sonra maskeli 5 kişi geldi. Eve girip paramızı, altınlarımızı ve cep telefonlarımızı gasp ettiler. Giderken parktaki bir aracı ateşe verdiler, bir aracı da taradılar.”
Yine Banyas’ta bir evde mühendis Kamil Süleyman, öğretmen olan karısı Heba el Ali, 7 yaşındaki oğulları Ali ve 5 yaşındaki kızları Mella’yı katlettiler.
Cihatçıların kendi çektikleri videolar insanın kanını donduruyor.
***
Çatışmayı tetikleyen gelişmeler olurken Esad döneminin komutanlarından Ğıyas Süleyman Della bir askeri konsey kurduklarını ilan etti. Konsey hedeflerini Suriye topraklarını işgalci ve terörist güçlerden kurtarmak; HTŞ rejimini devirip mezhepçi baskı unsurlarını dağıtmak; vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak; ulusal, demokratik, egemen, birleşik ve eşit temeller üzerinde devleti yeniden inşa etmek diye sıraladı. Konseyde eski Çöl Şahinleri Komutanı Muhammed Mahrez Cabir ve eski saha komutanı Yaser Ramazan gibi isimlerin yer aldığı öne sürüldü ama bu yerel kaynaklar çok kalabalık olmadıklarını söylüyor.
Bunun yanı sıra “Suriye İslami Direniş Cephesi” adıyla bir grup adına bir bildiri yayımlandı. Dış destekli terör ve çoklu işgale karşı kurtuluş çağrısı yapıldı. Bildiride bu direnişe Fransız sömürgeci güçlerine karşı savaşan Alevi lider Şeyh Salih el Ali, Kürt lider İbrahim Hananu ve Dürzi lider Sultan Paşa el Atraş Suriye halkını birleştiren devrimci liderler olarak referans gösterildi.
Kendilerine Sahil Kalkanı adını veren bir grup da “HTŞ’ye karşı Kürtler, Şiiler, Dürziler ve onurlu Sünnileri ayaklanmaya davet eden bir video yayımladı. Bu grupların askeri gücü muamma.
Fakat silahlı oluşumlar potansiyel olarak Alevileri tamamen mezhepsel bir temizlikle karşı karşıya bırakma tehlikesi taşıyor. Bölge insanlarının başından beri istediği tek şey emniyet içinde yaşamak, fazlası değil.
El Cezire ve HTŞ’nin diğer propaganda aygıtları bu askeri oluşumları İran, Hizbullah, Iraklı Şii milisler ve Suriye Demokratik Güçleri'yle (SDG) ilişkilendirmeye çalışıyor. Fakat somut olarak ortaya konulan ne bir bilgi ne de bir bağlantı var. Mevcut koşullarda gerçekçi de değil. Dış destekçi diye adı geçenlerin her biri kendi dert ve açmazlarıyla meşgul. Elbette Alevilerin başına gelenler SDG’nin neden silahlara veda edemeyeceğine dair anlatısına güç katıyor. İsrail’e bağlayanlar da az değil. Fakat İsrail’in ilgisi Dürzilerin yaşadığı Süveyde’yi de içine alan güney Suriye’ye yönelik. Sahil şeridinde İsrail muhibbi de kolay kolay çıkmaz. İnfaz edilmek üzere olan bir insanın imdat demesini saymazsanız. İşte binlerce insan korunmak için Himeymim’deki Rus askeri üssüne sığındı. Çaresizce.
***
İnsanların üç aydır aradığı tek şey yeni yönetimle hesaplaşmak değil güvenceydi. HTŞ yetkilileri 8 Aralık sonrasında Alevi ileri gelenleriyle birkaç toplantı yapmıştı. Bu toplantılarda Aleviler “Şehirlerimizi, köylerimizi terörize eden operasyonlar yapmayın, aradığınız isimleri bize verin biz size teslim edelim” dediler. İşbirliğine hazır olduklarını söylediler. Ama tekfirci tayfa bildiği yolda devam etti.
Colani merkezle henüz anlaşamamış Kürtler ve Dürzilerle yaptığı üst düzey görüşmelerin bir benzerini Alevilerden esirgedi. Amerikan destekli SDG’yle savaşı göze alamıyorlar. Dürzilerle de günün sonunda anlaşabileceklerini düşünüyorlar. Ve tabii güneyde tampon bölge kurmaya çalışan İsrail faktörü de devreye girdi. Aleviler en kırılgan ve savunmasız halka. O tarafta atış serbest. Cihatçılar sahile inmek için can atıyor. HTŞ de devlet olmak için Alevileri kum torbası olarak kullanıyor. Gücünün yettiği yere gidiyor; bu şekilde ülkenin geri kalanına devlet dersi veriyor. Sahile sürdükleri hiçbir askeri gücü ve silahı Suriye’yi adım adım işgal eden İsrail’e doğrultamadılar.
Dış güçlerin parmağını arayanlar evvela iç savaşı kışkırtan mezhepçi şiddeti görmek zorunda. Çatışma beraberinde dış müdahaleleri de getirir. Bölünmüş, kana bulanmış ve zayıf düşmüş bir Suriye en fazla İsrail’in işine yarar.
***
HTŞ Alevileri eski rejimle özdeşleştirdiği için onlara reva görülen her türlü iğrençliğe hafifletici sebep ve taraftar bulabiliyor. Avrupa Birliği bile Alevi katliamını değil HTŞ’ye saldırıyı kınamayı tercih etti. Colani kendi meşruiyetine halel gelmesin diye ulusal birlik ve bir arada yaşamdan bahsetti. Hatta bir soruşturma komisyonu da kurdu. Fakat Alevileri mürted olarak gören kadrolarla hükmetmeye çalışıyor. Dava arkadaşları videolar çekiyor; alenen bütün sahili Alevilerden temizlemekten söz ediyor. Aleviler ve Şiileri Hıristiyan ve Yahudilerden daha şiddetli düşman addedip “Katli vaciptir” diyen İbn Teymiyye’nin çağdaş takipçileri “Emeviler döndü” diye avaz avaz bağırıyor.
Esad Alevi olmasaydı dahi mezhepçi düşmanlık değişmezdi. Alevilerin aşağılanıp, tehdit ve taciz edildiği tarih Baas döneminde kesintiye uğradı. Bu kesinti bile giden rejimin bütün günahlarının sırtlarına vurulmasına yetti. Fakat sanıldığı gibi Esad zamanında ayrıcalıklı değillerdi; paşa paşa da yaşamadılar. Sefalet sıralamasında bütün kesimlerin önündeydiler, Türkmenler hariç.
Hasılı çatışma zayıf olanın felaketidir. Nüfusun savunmasız halkaları için sürgün ve mezhebi temizlik demektir.
Ulusal birlik diye hassasiyeti olan herhangi bir güç mezhepçi saiklerle hareket etmez. Bu pratikler ülkeyi patlatır ki patlattı. Tescilli terör örgütleriyle Suriye yeniden kurulamaz. Kendinden olmayanların canlarını, mallarını ve ırzlarını helal sayanlarla toplumsal barış temin edilemez. Bunlarla gelecek kurulamaz.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları





















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025