Fehim TAŞTEKİN
Suriye sahnesinde Rusya ve İran’ın katkıları birbirini tamamladı. Ancak artık yavaş yavaş son virajlara girilirken farklı nedenlerle bir Rus-İran ayrışması uç veriyor. Paradoksal olarak her iki güce muhtaç olsa da Şam yönetimi de İran’dan gelen baskıları Rusya, Rusya’dan gelen baskıları İran ile savuşturmaya çalışıyor. Ve Suriye’nin tamamında ayaklarını sağlam basıncaya kadar bu güçlerden birini diğerine feda edemeyeceğini biliyor.
İran nüfuz siyasetinde mevzi savaşları veriyor. İran’dan Irak, Suriye ve Lübnan’a uzanan eksen onun için pivot alan. Böylesi hareket ivmesinde kaçınılmaz şey, bu türden bir eksen tahkimatını tehlikeli bulan bölgesel ve uluslararası aktörlerle gerilim ve çatışma.
Suriye’yi kurtarma hedefinde İran’la çakışan Rusya ise çok farklı bir oyun kurgusuyla bölgede. Suriye’deki savaşa müdahil olmak, Ruslar için onlarca yıl sonra Ortadoğu’ya dönüş biletiydi. Suriye’de sisteme karşı vekâlet savaşını başarısızlığa uğratırken bu savaşa yön veren aktörlerin de oyunlarını boşa çıkardı. Fakat bozguna uğrattığı tarafların bir kısmıyla işbirliği kanalları açma becerisini de sergiledi.
İran’dan farklı olarak Rusya, bir dizi kritik avantaja sahip. Her şeyden önce BM Güvenlik Konseyi’nde veto kartını elinde tutan ve ciddi daralmalara rağmen caydırıcı askeri kapasitesini sürdüren bir güç. Bunun ötesinde Ortadoğu’daki çelişkilerden birini ya da birkaçını içselleştirmesi veya bunlar karşısında tutum takınması gerekmiyor. İlişkilerini dini-mezhebi kaygılar belirlemiyor. Sapla samanı ayırma kapasitesi de yüksek. Bu da çatışan taraflarla aynı anda ilişkiler geliştirmesine imkân veriyor.
Bunun ötesinde Türkiye’nin hatalarıyla Türkiye’nin elini ayağını bağlayıp Suriye’de kendi oyununa çeken ve NATO cephesinde çatlaklar yaratan Rus siyaseti de özel ilgiyi hak ediyor.
Suriye sahnesinde Rusya ve İran’ın katkıları birbirini tamamladı. Ancak artık yavaş yavaş son virajlara girilirken farklı nedenlerle bir Rus-İran ayrışması uç veriyor.
ABD’nin Fırat hattı ve Tanaf’taki askeri varlığını İran’ı geriletme hedefine bağlaması, İsrail’in Suriye’ye saldırganlığında İran ve Hizbullah varlığını gerekçe yapması ve Arapların Şam’a dönmesinde İran’dan uzaklaşma şartının öne çıkması, Rusya’yı yeni bir değerlendirmeye itiyor. Rusya üzerinden gitmenin İran’ı geriletebilecek yegâne alternatif olduğunu düşünenler Moskova’nın yolunu tutuyor. Böylece Rusya’ya fazladan diplomatik manevra alanı açılıyor.
Beri tarafta Rusya’nın hem Suriye’deki dengeleri değiştirmek hem de kendi stratejik çıkarlarını büyütmek için Türkiye’ye çok taviz verdiğini ve iki askeri harekatla fazladan alan açtığını düşünen Tahran ve Şam da başka bir denge peşinde.
***
Bu çerçevede ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’de 400 kadar asker bırakma niyetini belli etmesinden hemen sonra birbirini izleyen üç temas trafiği bölgedeki gidişatın tayini için önemli.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar el Esad 2010’dan bu yana ilk Tahran ziyaretini 25 Şubat’ta gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanı Cevat Zarif’e istifa mektubu yazdırtan tartışmalar bir yana, ziyaret farklı taraflara mesajlar içeriyordu:
– Her şeyden önce Şam’da elçiliklerini yeniden açmak, Suriye’nin Arap Birliği’ndeki koltuğunu iade etmek ve ülkenin yeniden inşasına katkı sunmak için İran’dan uzaklaşma şartını koşanlara “Olmaz” denildi.
– Yeniden inşa sürecinde İranlı şirketlerin dışlanacağına dair endişeler giderildi.
– ABD’nin Fransa, İngiltere ve Türkiye’yi işin içine sokarak Fırat’ın doğusunda güvenli bölge kurmasına engel olunması gerektiği vurgulandı.
– Cihatçı toplanma alanına dönüştürülen İdlib’e operasyonun daha fazla ötelenemeyeceği vurgulandı. Rusya, güvenlik çemberinin oluşturulması, ‘terör örgütü olarak görülen grupların tasfiye edilmesi ve iki otobanın ulaşıma açılması konusunda taahhüt altına soktuğu Türkiye’ye “Soçi Mutabakatı tam olarak uygulanmadı” diyerek baskı yapsa da Ankara ile ortaklık bozulmasın diye de askeri operasyon seçeneğini öteliyor.
Özetle Esad’ın ziyareti bir yanıyla ABD ve İsrail’e karşı ortaklığı perçinleme, bir yanıyla Rusya’yı etkileme, bir yanıyla Türkiye’nin önünü alma amacına matuf bir görüntüydü.
***
Tahran’daki düşman çatlatma görüntüsünden iki gün sonra İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Rus uçağının tuzakla düşürülmesi sonrası ilk Moskova ziyaretini gerçekleştirdi. Bu, Rusya’nın Suriye’ye müdahil olduğu 2015’ten bu yana Netanyahu’nun Rus lider Vladimir Putin’le 11’inci görüşmesiydi. Bu sayı başlı başına Rusya’nın edindiği muazzam yeri teyit ediyor.
Netanyahu’nun koparmaya çalıştığı bir taviz ve sağlama almaya çalıştığı bir taahhüt var:
– Taviz, İran ve Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılara Rusya’nın göz yumması. Bu çerçevede eylülde Suriye’ye teslim edilen S-300 füze sistemlerinin devreye sokulmaması ya da İsrail’in hedefe koyduğu noktalarda bu sistemin köreltilmesi.
– Taahhüt ise İran’ın geriletilmesi konusunda Rusya’nın üstleneceği rolün işlerlik kazanması.
İsrail saldırılarla İran’ı belli pozisyonlar elde etmekten men edemeyeceğini bildiği için, Tahran’a Rusya üzerinden seslenmeyi deniyor.
Moskova için bu türden bir aracı pozisyonunda olmak Ortadoğu’da başka roller için kapıları açıyor. Bunların başında Filistin sorununa el atmak geliyor. Filistinliler acısından ABD arabuluculuk vasfını yitirdi. Rusya ise İsrail’le iyi ilişkilerine ilaveten Filistinli taraflarla en rahat konuşabilecek durumda. Ki Moskova geçen ay El Fetih ve Hamas’ı ağırladı ve devamı da gelecek.
Peki, Kremlin’deki buluşmadan ne çıktı? Netanyahu, Putin’le görüşmesinden sonra “İranlılar ve bütün yabancı savaşçıların Suriye’den çıkmasının Rusya’nın dile getirdiği amaçlarından biri olduğunu” söyledi. Haaretz’e konuşan bir İsrailli diplomatik kaynağa göre, Putin masaya İsrail’in Suriye’deki eylemleriyle ilgili sınırlamalar getirmedi. Yani Rus uçağının düşürülmesiyle yaşanan kriz geride kaldı ve İsrail anlayış göstermeye devam edecek.
***
Suriye’deki dengelere taalluk eden üçüncü diplomatik hamle Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dan geldi.
Ortadoğu turuna 4 Şubat’ta Doha’dan başlayıp Riyad ve Kuveyt’te devam eden Lavrov temaslarını yarın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile noktalayacak. Bir tarafta gündem Suriye, Libya, Yemen ve Filistin, diğer tarafta ABD’nin keyfini kaçıracak ölçülerde yatırım projeleri. Suriye’de Katar’ın desteklediği örgütlerin canına okuyan Rusya, Doha’yı 11.5 milyar dolarla Rosneft’in yüzde 20’lik hissesine ortak ediyor. Rusya’da milyarlarca dolarlık başka yatırım planları da var. Hatta Katarlıların S-400 için hevesleri hayli köpürmüşe benziyor. Ruslar, Katar’ın S-400 ilgisiyle deliye dönen Suudileri de Rus enerji sektörüne çekiyor.
Bu yazıda konumuz temasların Suriye boyutuyla sınırlı. Lavrov düne kadar muhalefetin ana finansörleri olarak öne çıkan bu ülkeleri bir an önce Şam’ın yolunu tutmaları için cesaretlendiriyor. BAE ve Bahreyn aralıkta Şam’la el sıkışmıştı. Suudilerden beklenen açılım ise gecikiyor. Dış İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Lavrov’u ağırlarken, diplomatik ilişkileri onarmaları ve yeniden inşa sürecine katılmalarının Suriye’de savaşın bitmesine ve siyasi süreçteki ilerlemeye bağlı olduğunu söyledi.
Bu rezervler Suriye’ye Arap Birliği’ne dönüş vizesi için de geçerli. 22 üyeli birlikte Mısır, Sudan, Cezayir, Tunus, Lübnan, Irak, Bahreyn ve BAE Suriye’nin dönüşü için olumlu tavır sergilemekte. Geri kalanı da Suudilerin ağzına bakıyor. Riyad’ın temkinli tutumuna karşın Ebu Dabi daha cüretkâr; Suriye’yi Arap olmayan iki güce yani İran ve Türkiye’ye bırakmamak için bu ülkede olmak gerektiğini savunuyor.
Muhtemelen ABD’den gelen müdahale ve Esad’dan gelmeyen esneklik süreci soğutuyor. Washington Post’a göre ABD, Arap müttefiklerini Şam’a adım atmamaları konusunda uyardı. ABD’nin diş göstermesine paralel olarak Avrupa kanadı da Suriye’ye yaptırımları genişleterek Şam’a uzanacak köprüleri dinamitliyor.
İleri sürülen şartlar yüzünden perde arkası pazarlıklar tıkanmış olmalı ki Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdad birkaç gün önce sert çıkıştı: “Suriye şantajlara teslim olmadığı sürece Suriye’ye koşullar dayatanlar başarılı olamayacak.”
Tabii ön şart kabul etmeyen bu tutum, Suriye’nin İran için Arap Birliği’ni gözden çıkardığı anlamına gelmiyor. BAE ve Bahreyn’in Şam’a dönmesinin İran’ı biraz tedirgin ettiği doğrudur. İranlı bir diplomatik kaynak bu konuda bana “Araplardan gelen bu yeni açılımla ilgili biraz tedirginiz. Şam’da havanın bizim aleyhimize dönmesini istemiyoruz” demişti. Bununla birlikte Arap dünyasından kopmuş bir Suriye, İran’ın da tercihi değil. Tahran’la ortaklığını koruyan bir Arap ülkesinin Arap Birliği’nde olması İran’ın işine gelen bir durum.
***
Sonuca gelirsek Rus siyasetindeki ‘birbirine düğümlenmeyen kırk kuyruk’ hali karşımıza çıkıyor. Şöyle ki, Rusya’nın Suriye’de İran’a olan ihtiyacı bitmiş değil. İdlib’in temizlenmesinin yanı sıra yabancı askeri güçlerin çekilmesi konusunda kurulacak baskı için İran ve bağlantılı milisler Rusya için hâlâ işlevsel. Fakat İran’ın çekilmesi ya da en azından profilini düşürmesi birkaç nedenle Rusya’nın da istediği bir netice:
– Birincisi, Rusya İran’ın desteği olmadan Suriye’yi yeniden toparlayamazdı ama bir noktadan sonra çuvalın ağzını dürmek için İran’ın aradan çekilmesi gerektiğini düşünüyor.
– İkincisi, Suriye’nin geleceğinde İran’ın çok belirleyici olmasını kendi nüfuz ve çıkarına da ters görüyor.
Haliyle İsrail-Amerikan baskısını İran’a yansıtmak Rusya’nın da işine gelebilir.
Paradoksal olarak her iki güce muhtaç olsa da Şam yönetimi de İran’dan gelen baskıları Rusya, Rusya’dan gelen baskıları İran ile savuşturmaya çalışıyor. Ve Suriye’nin tamamında ayaklarını sağlam basıncaya kadar bu güçlerden birini diğerine feda edemeyeceğini biliyor. Fakat bir noktadan sonra Suriye de ortakları arasında bir fark gözetmek durumunda:
– Ruslarla stratejik ortaklık uluslararası alanda ne kadar güvence sunuyorsa İran’la ortaklık da o kadar gerilim biriktiriyor.
– Siyasal ve toplumsal etki bakımından da Rusya’dan farklı olarak İran’ın geliştirdiği ilişkilerin dönüştürücü bir tarafı var. Suriyeliler bu konuda temkinli, hatta tedirgin. Bu yüzden iki ortağı birbiriyle dengeleme siyaseti dillendirilmeyen ama hissettirilen bir gerçek.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları






















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025