Halil BERKTAY
[28-29 Mayıs 2016] Geçenlerde aHaber’den aradılar. 27 Mayıs’ın yıldönümü için yeni bir belgesel çekeceklermiş. Benimle de bir çekim yapıp tabii sonra yerine göre fragmanlar halinde kullanacaklarmış.
Gittim, anlattım düşündüklerimi. (1) Uzunca bir arkaplan vermeye çalıştım. 19. yüzyıl Tanzimat reformlarının yarattığı modern ordu (profesyonel subay kadroları), yargı ve bürokrasi, pekâlâ “devlet [eğitim] yoluyla oluşmuş” bir sosyal sınıftı (buna sağlıklı bir teşhis koymamızı, klasik Marksizm doğrultusunda sosyal sınıfları “sadece ekonomi yoluyla oluşur” sanmamız engelliyor). Geri ve ilkel bir topluma yukarıdan aşağı radikal reformlarla çağ atlatma projesinin asıl sahibi, hep bu sosyal sınıf oldu. Zaman içinde hem kendi kurumsal sürekliliğini korudu, hem de siyaset sahnesinde (sırasıyla) İttihatçılar, Kemalistler, Milli Mücadele sırasında Meclisteki Birinci Grup, sonra Halk Fırkası, sonra Cumhuriyet Halk Fırkası, sonra CHP ve CHP ve gene CHP diye tarif edebileceğimiz oluşumlar aracılığıyla temsil edildi. 1908’de (Abdülhamid rejimine karşı, içe dönük bir kavram olarak) Hürriyet diye yola çıktıysa da, zaman içinde (dışa dönük) İstiklâl parolasına kaydı. 1919-22’de zorunlu ve kaçınılmazdı elbet. Ama daha sonra da, imâ ettiği bütün “yekpare millî birlik ve beraberlik” olanaklarıyla birlikte, bu İstiklâl çizgisinden vazgeçmedi. Tek Parti’yi, Ebedî Şefi, Millî Şefi hep açık-örtük bu temel anlayışa, İstiklâl uğruna Hürriyet’ten şu veya bu ölçüde feragat edilebileceği fikrine dayandırdı.
Bu otoriter-modernist merkez-solun karşısında ise daha liberal-popülist bir merkez-sağ gelenek şekillendi. İttihat ve Terakki’nin başlattığı Hürriyet odaklılık, zaman içinde daha çok bu diğer kesime doğru yer değiştirdi. Cemiyetin ikinci kongresinde Ahmet Rıza’nın temsil ettiği katı merkeziyetçiliğe karşı çıkan Prens Sabahattin ve taraftarlarını, 1908-18 arasındaki İTC karşıtları, sonra Milli Mücadele sırasında Meclisteki İkinci Grup, sonra 1925’te (kısa zamanda kapatılan) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF), sonra 1930’te (gene kısa zamanda kapatılan) Serbest Cumhuriyetçi Fırka (SF veya SCF) izledi. Zaman içinde “bürokrasi”ye alternatif olarak enikonu bir “burjuvazi” de gelişip güçlendi. 1945-46’dan itibaren Demokrat Parti, Adalet Partisi, ANAP ve AKP’ye hayat verdi. Böylece kültürel anlamda muhafazakâr, dolayısıyla muhafazakâr-modernist veya ılımlı modernist diye tarif edebileceğimiz merkez-sağ, politikada büyük ve üstün bir devamlılık kazandı. Bir ara bu merkez-sağ gövdeden ayrılan Nizam - Selamet - Refah - Fazilet - Saadet (MNP, MSP, RP, FP, SP) İslamcılığı ise, döndü dolaştı; küreselleşme çağının icaplarına çok daha uygun bir AKP ile tekrar ana mecraya katıldı.
Ordu - yargı - bürokrasi sınıfı ve CHP ile oluşturduğu tarihsel blok ise, söz konusu sınıflaşma, toplumsal yapıda kök salma, büyüme ve olgunlaşmayı hazmedemedi. Yitirdiği iktidarı geri alma girişimleri, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerine; 1980’den 21. yüzyıla uzanan vesayet rejimine; bu çerçevede 28 Şubat 1997 yarı-darbesine ve 2002-2007 arasının yarım yamalak darbe heveslerine yansıdı.
(2) Röportajda, bu zeminde özel olarak 1950-60 arasına eğildim. Ordu ve bürokrasi içinde bu yeniyetme Demokrat Parti’ye karşı darbe özlemlerinin hep varolduğunu ve giderek CHP’ye daha fazla yansıdığını hatırlattım. Öte yandan, DP’nin kendi yükselişi ve sonra inişi üzerinde durdum. 1950-54 arasında (bütün icraatlarına kefil olmaksızın) en temel mesele olan demokrasi açısından görece iyi gittiklerine; ama ekonomide sıkıntıların baş göstermesiyle birlikte sertleşen kutuplaşma ortamında onların da çok fazla hatâ yapmaya başladığına dikkat çektim. Osman Bölükbaşı yüzünden Kırşehir’in cezalandırılmasını (ilçe yapılmasını); keza İsmet İnönü yüzünden Malatya’nın cezalandırılmasını (Malatya ve Adıyaman diye ikiye bölünmesini) bu hafiflik ve ciddiyetsizlikler arasında saydım.
Dörtlü Takrir’i imzalayan kuruculardan, Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü’nün istifası, Hürriyet Partisi’nin de DP’den kopması ve 1957 seçimlerine eğreti gidiş sürecinde, partiler-arası seçim ittifaklarının yasaklanması ve ayrıca, bir partiden istifa eden milletvekilinin altı ay içinde başka bir partiden aday olamıyacağına ilişkin bir “Köprülü maddesi”nin yasalaştırılmasını ayrıca eleştirdim. En çok da, CHP’nin olası darbeci gruplarla ilişkisini araştırmak üzere kurulan (15 kişilik) Meclis Tahkikat Encümeni’ne sadece soruşturma değil, aynı zamanda (olağanüstü bir mahkeme olarak) yargılama yetkisinin verilmesi; üstelik, kararlarına itiraz hakkının tanınmaması üzerinde durdum. Bunu, (a) Fransız Devriminin 1792-94 aşamasında Jakobenlerin kurduğu (12 kişilik) Kamu Selameti Komitesi ve (b) Kemalist Devrimin 1925-27 arasındaki en Jakoben aşamasında kurulan İstiklâl Mahkemeleri ile karşılaştırdım. Bu geleneğe karşı çıkmak Demokrat Parti’nin varlık sebebiyken, aşırı kutuplaşmanın seyri içinde tarihe ve siyasete karşı körleşerek benzer uygulamalara tevessül etmesindeki talihsizliği dile getirmeye çalıştım.
(3) Bütün bunlarla birlikte, dedim, 27 Mayıs 1960 darbesi yakın tarihimiz açısından tam bir felâket oldu. Siyasî yanlışların karşılığı gene siyasetle verilmeli; ceza kesilecekse seçimlerle kesilmeli; özel olarak 1961 seçimleri mutlaka yapılmalıydı. Varsın, gene DP kazansındı; kamuoyu öğrenir, alacak-verecek hesapları er ya da geç denkleştirilirdi -- yeter ki çok-partili demokrasiye anormal, demokrasi dışı zor ve şiddet karışmasın. Ama 27 Mayıs, bir bakıma Tek Parti döneminden de beter bir şekilde, orduyu tekrar sahneye çıkardı. Demokrasiye karşı askerî müdahaleyi her an gözetilmesi, kollanması gereken bir olasılığa dönüştürdü ve 1971-1980-1997’nin kapısını araladı. En büyük kötülüklerinden biri de, Demokrat Parti’nin yaptığı çeşitli hatâların soğukkanlılıkla incelenmesi ve tartışılmasını (aman, darbeye gerekçe oluşturmasın diye) imkânsız kılmasıdır. 27 Mayıs, DP’nin yanlışlarını silip yok etti bir bakıma. Oysa demokrasinin gelişip güçlenmesi açısından, o yanlışları da bilip konuşmaya çok ihtiyacımız var.
* * *
Yanlış anlaşılmasın: benim derdim, kendi söylediklerimin kırpılıp çarpıtılması değil. Eksiksiz kullanılması, hiç değil. Son yıllarda kimbilir kaç tane böyle röportaj verdim; bir buçuk saat konuşursam, olsa olsa beş dakikasının kullanılacağını çok iyi biliyorum. Zaten öyle birşey de olmamış; benden aldıkları parçacıklar gayet sağlıklı, bütünlüklü; doğru yerlerde kullanılmış.
Dolayısıyla öfkem ve tepkim kesinlikle kişisel nedenlerden kaynaklanmıyor. Yukarıda, kendi söylediklerimi, sağlıklı bir Tek Parti tahlili ve sonra Demokrat Parti tahlili nedir, onu hatırlatmak için uzun uzadıya aktardım. Ben sanıyordum ki, söz konusu belgeseli yapanlar da bu tarihi az buçuk biliyordur ve röportaj yaptıkları başka kişiler gibi benim anlattıklarım dan da üç aşağı beş yukarı bu çerçeve içinde yararlanacaklardır.
Ne gezer. 27 Mayıs Cuma gecesi 22’de hiç üşenmeden izlemeye koyuldum. Bir süre sonra dehşete kapıldım. Karşıma (i) Atatürk’ün Tek Parti otoritarizmi ve demokrasisizliğinden tümüyle tenzih edildiği; (ii) hattâ bu rejimin neredeyse ancak 1938’de, Atatürk’ün ölümünden sonra İnönü tarafından kurulmuş gibi gösterildiği; (iii) Atatürk ile İnönü arasındaki bütün anlaşmazlıkların, bambaşka bir dönemin cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile başbakanı Ahmet Davutoğlu arasındaki anlaşmazlıkları çağrıştıracak şekilde anlatıldığı ve hepsinde, “cumhurbaşkanının sözünden çıktığı” gerekçesiyle İnönü’nün haksız bulunduğu; (iv) 1950-60 arasında ise Demokrat Parti’nin bütün yanlışlarının elçabukluğu marifet silinip yokedildiği; (v) dolayısıyla Adnan Menderes’in (bir demokrasi şehidi olmanın da ötesinde) hiç hatâsız, her işi mükemmel, dört dörtlük bir azize dönüştürüldüğü; (vi) bu arada, (TCF’yi yok saymak, DP döneminin dış borçlarını Marshall Planına bağlamak, 5 Eylül 1961’de mahkemenin sadece üç kişi hakkında idam kararı verdiğini ya da Hasan Polatkan’ın İçişleri Bakanı olduğunu sanmak gibi) inanılmaz bilgi hatâlarının sergilendiği… bir ucube çıktı.
Herhalde, dönemi aslında hemen hiç bilmiyen bir cahili alıp oturtmuşlar masanın başına. Röportaj malzemelerini koymuşlar önüne. “Hadi bakalım; tek kötü adam İnönü, iyi adam tabii Menderes; bu ana motif etrafında basit bir senaryo yaz, elini çabuk tut, reisçiliğin güncel icapları açısından da Atatürk-İnönü ilişkisini herkesin anlayabileceği alegorik bir biçimde işle” talimatını vermişler. O da yazmış. Önümüze sınav kağıdı olarak gelse derhal çaktıracağımız, garip bir tarih yaratmış.
Detaylarını yarın anlatacağım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024