Halil BERKTAY
[14 Kasım 2020] Amerika seçimleriyle, Biden’la, fikrî iktidar veya kültürel hegemonyayla, dolayısıyla tarihle, derken ekonomi – hukuk – dış politika alanlarında belki bir viraj olasılığıyla uğraşırken… pandemiyi gözden kaçırıyoruz bir süredir. Oysa memleket, konu sürekli ikinci plana atılıp bastırılsa da, tam anlamıyla Covid-19 salgınının pençesinde. Bırakın, nasıl ve hangi boyutlarda bir gerçeğin gizlendiğini. Resmî rakamlarla dahi, felâketin Nisan ortasındaki boyutlarına geri dönmüş bulunuyoruz.
İlkin, bu gerçekler ve resmî rakamlar ayırımına eğilelim. Bir çelişki veya tutarsızlık daima mevcuttu. Sahadaki doktorların, hastane yöneticilerinin, diğer sağlık görevlilerinin gözlemleri ve belediyelerin kaldırdığı cenaze sayıları ile Sağlık Bakanlığının rakamları uzun süredir birbirini tutmuyordu. Koronaya yakalandığı âşikâr olan birçok kişinin başka hastalık kategorilerine sokulduğu, keza ölümlerin ayrı başlıklar altında kaydedildiği söylentileri hep dolaşıyordu.
Bununla birlikte, alınan sıkı önlemler, getirilen yasak ve kısıtlamalar, Mart-Nisan aylarındaki yükselişi bir noktadan sonra tersine çevirmeyi başardı. Günlük yeni vaka/hasta sayısı 11 Nisan’da 5138, ölüm sayısı da 19 Nisan’da 127 ile doruğa çıkmıştı. Sonrasında iniş başladı ve Mayıs boyunca belirginleşti. Tabii resmî verilere göre, günlük yeni vaka/hasta sayısı 2 Haziran’da 786 ile, yoğun bakımdaki hasta sayısı 6 Haziran’da 591 ile, entübe edilen hasta sayısı 8 Haziran’da 261 ile, ölüm sayısı da 13 Haziran’da 14 ile en düşük noktalarına ulaştı. Bu cümlelerde “vaka/hasta” ibaresini kasten bu şekilde kullandım. Zira o sırada ikisi bir ve eşit kabul ediliyordu. Kimsenin kafasında “vaka” (case) başka, “hasta” (patient) başka diye bir nosyon, Osmanlıların “nev zuhur” diyeceği bir ayırım yoktu. Bununla birlikte, kuşkusuz belirli bir başarı söz konusuydu.
Gelgelelim, o sıralarda çok büyük bir yanlış yapıldı. Kısmen, virüsün hakkından geldik zannıyla, kısmen de ekonomik gerekçelerle (herhalde özellikle turizm şirketlerinin baskısıyla), 1 Haziran’dan itibaren bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle önlemlerin kapsamlı biçimde gevşetilmesine gidildi. Ve olumsuz sonuçlar derhal, ama derhal kendini gösterdi. Günlük yeni vaka/hasta sayısı 3 Haziran’dan, yoğun bakımdaki hasta sayısı 7 Haziran’dan, entübe edilen hasta sayısı 9 Haziran’dan, ölüm sayısı 14 Haziran’dan itibaren yükseliş trendine girdi. 28 Temmuz’da yeni vaka/hasta sayısı 963, yoğun bakımdaki hasta sayısı 1280, entübe edilen hasta sayısı 403 oldu.
Bu noktada Sağlık Bakanlığı ilk usul değişikliğini gerçekleştirdi; artık yoğun bakım ve entübasyon rakamlarını değil, zatürree oranını ve ağır hasta sayısını açıklayacağını duyurdu. Peki dedik ve bu sefer bunları izlemeye başladık. Teşhis ettikleri (kabul ettikleri mi demek lâzım?) günlük ve toplam vaka/hasta sayıları içindeki zatürree oranını, 28 Temmuz’da yüzde 9.4’ten adım adım azaltıp üç buçuk ay sonra bugün yüzde 4.2’ye çekebildiler gerçi. Öte yandan, diğer üç gösterge tırmanmaya devam etti. 1 Ekim’de günlük yeni vaka/hasta sayısı 1407’yi, ağır hasta sayısı 1507’yi, ölüm sayısı 67’yi buldu.
Aşağı yukarı bu noktada, kale direkleri ikinci defa oynadı yerinden (moving the goalposts, bir tarafın gol yememek uğruna mızıkçılık yapıp oyunun kurallarını ansızın değiştirmeye kalkması için kullanılan bir İngiliz futbol deyimidir). Genel kamuoyunda dolaşan bilgiler ile resmî rakamlar arasındaki tezat karşısında, Tabipler Birliği’nin ve diğer sivil toplum kuruluşlarının da baskısıyla, mutad basın toplantılarından birinde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “vaka” ile “hasta” arasında bir ayırım gözettiklerini; sırf Covid-19 testi pozitif çıkanları “vaka” diye kaydettiklerini ve günlük yeni “hasta” sayılarında göstermediklerini; ancak hem testi pozitif çıkan ve hem de klinik semptomlar gösterenleri “hasta” kabul ettiklerini itirafa zorlandı. Hemen sonrasında, Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO) gelen bir uyarıyı yuvarlayıp es geçti. Daha da sonra, 15 Ekim’den itibaren “vaka” sayılarını da açıklayacaklarını öne sürdü. Ardından ben öyle demedim, sadece “kesitsel tarama” sonuçlarını söyleyeceğiz dedim, dedi. Fakat bu dahi olmadı. Bakanlık sadece kendi tanımıyla “hasta” sayılarını açıklamaya devam ediyor.
Bu, kaç kişinin pozitif çıktığının, yani aslında kaç kişinin taşıyıcı ve bulaştırıcı olduğunun, yani aramızda ne boyutlarda bir Covid’li kitle dolaştığının bizden, halktan, kamuoyundan gizlenmesi demek. Olacak şey değil. Fakat nedeni de açık: herhalde bu “vaka” sayıları çok ama çok büyük boyutlarda ki, duyulmasından, bilinmesinden korkuluyor. Ne kadar olabilir dersiniz? Bir karşılaştırma ölçütü oluşturması açısından, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya rakamlarına bakalım. Bu ülkeler “vaka” ve “hasta” ayırımı yapmıyor, WHO’ya aktardıkları verilerde. Yani doğrudan, Covid testi pozitif çıkan herkesi bildiriyorlar. Bu ülkelerin Türkiye ile şöyle benzerlikleri var: Bir, nüfusları karşılaştırılabilir ölçülerde. İki, önce hepsi sıkı önlemlere, karantinalara, sokağa çıkma yasaklarına gitti. Sonra gene hepsi kısmî bir başarı karşısında, ekonomik kaygılarla gevşemeye gitti. Ve şimdi gene hepsi, müthiş bir ikinci dalga yaşıyor. Yaz başında “ilk 20”den düşmüş veya düşmek üzereydiler.Şimdi hepsi tekrar “ilk 10”da. Fransa 4., İspanya 6., İngiltere 7., İtalya 10. sıraya fırlamış bulunuyor.
Niçin ve nasıl? Günlük yeni vaka/hasta sayıları o kadar yüksek ki, Johns Hopkins Üniversitesi’nin hazırladığı worldometers.info veri tabanı grafik ölçeğini değiştirmek zorunda kalmış, bu yeni realiteleri gösterebilmek için. Yaz başında hepsinin günlük vaka/hasta sayıları artık 100’lere inmiş. Derken, Fransa’nın (nüfusu 67 milyon) günlük vaka/hasta sayısı Temmuz’da tırmanışa geçiyor (aynen Türkiye gibi). 1000’lerden 2000’lere ilerliyor. 1 Ekim’de 13,970 oluyor; Ekim sonlarında 40-50,000 arasında dolanıyor; 7 Kasım’da 86,852 ile pik yapıyor; sonra yeniden kapanma geliyor ama halen de 20-30,000’lerde gezinmeyi sürdürüyor. İngiltere’nin (nüfusu keza 67 milyon) günlük vaka/hasta sayısı Temmuz başlarında 500-600. 31 Ağustos’ta 1400’e, 30 Eylül’de 10,400’e, 31 Ekim’de neredeyse 22,000’e ulaşıyor. 12 Kasım’da 33,470 ile pik yapıyor. Dün (13 Nisan) itibariyle 27,300’de duruyor. İtalya’da (nüfusu 60 milyonun az üzerinde) 1 Temmuz’da sadece 182 vaka saptanmış. 31 Ağustos’ta 999, 30 Eylül’de 1851, 31 Ekim’de 31,756 oluyor ve 13 Kasım’da, yani dün 40,702 ile şimdiye kadarki en yüksek noktasına varıyor. İspanya’da (nüfusu 47 milyon) Haziran sonlarında günlük vaka/hasta sayısı 300-400 dolayında. Oradan 31 Temmuz’da 3600, 31 Ağustos’ta 8200, 30 Eylül’de 9,800, 31 Ekim’de 15,300 ve dün (13 Kasım) itibariyle 21,371’e ulaşıyor. Bu rakamlar, T.C. Sağlık Bakanlığı da eskisi gibi (?) ve bu ülkeler gibi vaka/hasta rakamlarını açıklasa ne çıkacağı hakkında belki biraz fikir veriyor. Fakat ne ilginç değil mi; 80 küsur milyon nüfusuyla Türkiye’de, salgının genel, bütünsel profili bu dört ülkeyle hemen aynı ama, mutlak rakamlar itibariyle günlük yeni “hasta” sayıları aynı dönemde 1000-2000-3000 seviyesini aşmıyor ve dolayısıyla, herhalde diğerleri gibi günde en az 20-30,000 yeni vakası olduğu halde bunları açıklamamak sayesinde, “ilk 20”de yukarılara tırmanacağına Belçika, Çekya ve Hollanda gibi nüfusu çok daha küçük ülkelerin de altında 25. sıraya düşmüş gözüküyor.
Geçelim; bırakalım bu şeffaf olmama, milleti bilgilendirmeme, bilgisiz bırakma sorununu. Biz gene sadece resmî veriler temelinde yol almaya devam edelim. Orada dahi ciddî ve ürkütücü bir artış söz konusu. Günlük yeni hasta (vaka değil) sayısı, Ağustos boyunca 1100-1500, Eylül boyunca 1600-1700 bandında dalgalanmış gözüküyor. 15 Ekim’de 1693. Oradan 21 Ekim’de 2000’in üzerine sıçrıyor. Kasım’ın ikinci haftasında giderek hızlanıyor. Günde 150-200 artmaya başlıyor. 10 Kasım’da 2529’ken 11 Kasım’da 2693’ü, 12 Kasım’da 2841’i, 13 Kasım’da (dün) 3045’le yaz başından bu yana en yüksek noktasını buluyor. Ağır hasta sayılarındaki gelişme daha da vahim: 8 Kasım’dan bu yana 2740 – 2867 – 3001 – 3095 – 3230 – 3356 şeklinde gidiyor, yani günlük artışlar 127, 134, 94, 135, 126 şeklinde gerçekleşiyor. Günlük ölüm sayısı da (tabii resmen Covid ölümü kabul edilen kadarıyla) Ekim’in son haftasında 70’lerde, 5 Kasım’dan bu yana 80’lerde seyrederken, 13 Kasım (yani dün) itibariyle 93 olduğu açıklanıyor.
Nereden nereye gelmiş bulunuyoruz? Vaka/hasta sayımız halen 3045’te. 5 Nisan’da 3135, 6 Nisan’da 3148 olmuş; 11 Nisan’da 5138’le doruk yapmıştı. Demek halen 5-6 Nisan seviyesine dönmüş gibiyiz ve günde 200’lük artışlarla gidersek 11 Nisan doruğunu da on günde aşabilecek gibi gözüküyoruz. Ağır vaka sayımız 3056’da. Geçmişte öğrendiğimiz en yüksek yoğun bakım sayısı 19 Nisan’da 1922, en yüksek entübasyon sayısı da 14 Nisan’da 1087’ydi. Demek, bu endekste durum çok daha kötü. Ölüm sayımız 93’te. 8 Nisan’da 87, 9 Nisan’da 96’ymış. 19 Nisan’da 127 ile pik yapmış. Yani burada da hasta sayısının geldiği yere benzer ve paralel bir durum söz konusu.
Özetle, Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı kadarını kabul etsek dahi (ki ben buna artık hiç inanmıyorum), yedi ay önceki, salgının henüz ilk ve azgın tırmanışı koşullarına geri dönmüş bulunuyor, ama muhtemelen gerçekte çok daha ağırını yaşıyoruz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024