Murat BELGE
Murat Belge, ZAMAN'a konuştu: Demokrasinin geldiğini göremem herhalde...
"Karanlık günler yaşanacağını tahmin ediyorum. Bir tür vesayet otoriterliğiyle senelerce yaşayınca bunun da kontur otoriter bir ideolojiyi besleyeceği gayet makul. Sosyolojiye aykırı bir durum yok. Toplumun zaman içinde bununla da başa çıkacağını düşünüyorum. O zaman demokrasinin önü açılacak."
Yeni bir acıya uyanmak rutin gündemimiz oldu artık. Katliamlar, tutuklanmalar, yargısız infazlar, düşmanlaştırmalar… Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi öldürüldü. Türkiye'nin en önemli gazetecilerinden Can Dündar ve Erdem Gül tutuklandı. Rusya ile ilişkilerimiz kopma noktasında. Bunlar sadece bir haftada yaşadıklarımız. İçeride ve dışarıda kötü sona doğru giden bir halimiz var sanki. Ülkeyi travmatize eden bütün bu olayları Prof. Dr. Murat Belge ile konuştuk. Belge, “Demokrasinin gelmesine daha var, ben göremem artık." diyor. Ona göre Demokrasi kültürü olan bir toplum değil Türkiye. İlkesel değil, çıkarsal düşünüyor insanlar. Bugüne kadar bunun baş sorumlusu jakoben zihniyetti. Şimdi ise bunun yerini AKP'nin yerleştirdiği ‘plebisiter sistem' aldı. Bu yaşananlar gösteriyor ki, en çok özlemini çektiğimiz şey demokrasi.
Herkesin gündem mağduru olduğu bugünlerde sizin dünyanızda neler oluyor?
Oğuz Atay'a "Ne yapıyorsun?" diye soruyorlar, "sıkılıyorum" diyor, ben de sıkılıyorum. Gündem sıkıyor beni. Yoksa benim kişisel hayatım gayet iyi gidiyor. Epeydir boş zaman buldum mu, yazıyorum. Bu aralar Rus ve Türk edebiyatlarını karşılaştırdığım bir kitap üzerine çalışıyorum. Bitmek üzere. Bir derslerde şiirle ilgili anlattıklarımı kitaplaştırıyorum.
Kitabınızın zamanlaması çok manidar. Rusya-Türkiye ilişkileri hayli gergin. Nereye gidiyoruz sizce?
IŞİD'e karşı sözde ortak davranacağımız yönünde bir anlaşma da varken Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesinde bir anlam göremedim.
Rusya, birçok konuda Türkiye ile ilişkilerini askıya aldı. Vize, ithalat, iptaller vs...
Öyle oldu. Çünkü sadece bizim efelenen bir cumhurbaşkanımız yok; Rusya'nın da efelenen bir başkanı var. O da intikam olarak algılanacak bir jest yapmadan bu işin peşini bırakmaz. Rusya'nın masum olduğu kanısında değilim ama uçaklarını düşürmek gerekmiyordu.
Putin'in, “Türkiye uçağımızı IŞİD petrolü için vurdu.” açıklaması da var.
Financial Times'ta IŞİD'in nasıl petrol ürettiği ve Türkiye üzerinden geçerek nasıl sattığı hakkında bir analiz yayınlandı. Hatta petrolün büyük ölçüde satıldığı ülkenin Türkiye olduğundan bahsediliyor. Ciddi bir kazancın olduğu da iddia ediliyor. Böyle konular konuşuluyor. Ne kadar doğrudur bilemiyorum. Bunlar oradaki insanların söyledikleri.
1992'de yazılmış "Türkiye Dünyanın Neresinde?" adlı bir kitabınız var. Türkiye'nin mevcut dış politikasını o dönemle kıyasladığınızda aynı soruya vereceğiniz cevap ne kadar değişir?
O zamanlar Türkiye çekingen ve temkinliydi. Etrafını mümkün olduğu kadar tedirgin etmeyen bir dış politika izliyordu. Ancak şu anki 'iddialı' dış politikası ülke adına çok kötü oldu. Komşularla sıfır problem yaklaşımı iyiydi. Bu politikanın en çok şaşırtan tarafı Suriye oldu. Çünkü Suriye, Öcalan'ı da barındırdığı için aramızın en kötü olduğu komşulardan biriydi. Birdenbire Suriye ve Esed ile can ciğer kuzu sarması olduk. Sonra birdenbire en büyük düşmanımız Esed oldu.
Ne değişti?
Anlamaya imkân yok. Demek ki, komşuyla sıfır problem derken “birtakım problemler var ama şimdilik bunları ortaya çıkarmıyoruz” gibi ikiyüzlülük varmış. AKP'nin karar verme pozisyonlarında olan şahıslarının kafasında bir 'Osmanlılık' ideali var. Oysa Suriyeli ya da Mısırlıların, "Sizi çok özlemiştik. Buyurun gelin, başımıza yeni Osmanlı olun." diyecek halleri yok. Zira kafandakini gerçekleştirmeye kalktığında problem başlayacak. Bu zihniyetin otantik olarak ürettiği sonuç bu. Ama bu işin Ortadoğu'daki Müslüman ülkelerle ilgili kısmı. Bir de dostumuz konumunda ülkeler var. "Bu adamları ne yapacağız?" diye baktıklarını tahmin ediyorum bize. Ne yapacağı belli olmayan bir müttefikiz sonuçta.
Ülkeyi terk etmeyi düşünmedim
Türkiye, son 2 yıldır çok ciddi toplumsal olaylar yaşadı. Soma, Ermenek, tasfiyeler, gazetecilerin, savcıların, polislerin hapse atılması, terör olayları, gazetelere, holdinglere el konulması, faili meçhul cinayetler, Suruç, Ankara katliamları vs. En çok hangisi ‘bu kadar da olmaz' dedirtti?
Kayyım atamaları hayli tedirgin ediyor insanı. Bir tür eşkıyalığa dönüştürüyorlar iktidar sahibi olmayı. Öte yandan maden kazaları da insanı isyan ettiriyor. Ankara'daki patlama perişan etti hepimizi. 17 Aralık yolsuzlukları “Bunlar nasıl olur?” dedirtiyor. Ancak ülkeyi terk edeyim, kaçıp gideyim gibi bir şey düşünmedim hiçbir zaman.
Neden?
Her zaman da hayati tehdit altında bulundum. Bir zamanlar ülkü ocakları öldürür diye bekliyorduk. Bugün yine benzer şeyler yaşıyoruz. En son Aydın Engin'le bir tehdit aldık. Hakkımızda infaz kararı verilmiş, tarihi sonradan belirlenecekmiş! Bir koruma talep ettim.
Korkuyor musunuz peki?
Hayır. Zaten bu iddianın aslı astarı olmadığını düşünüyorum. Korumayı da yakınlarım kendini rahat hissettim diye talep ettim, kendim için değil.
Empati kültürümüz yok
2 Kasım'da köşenizde “1933, 6 Mart'ında uyanmak gibi” bir cümle kullanarak Hitler Almanya'sına gönderme yaptınız. Sonuçlar o kadar mı kötü hissettirdi size?
Evet, kötü hissettim. Hâlâ da o hissim geçmiş değil.
Erdoğan'dan bir Hitler çıkar mı peki?
Hiçbir şey tekerrür etmez. Herakleitos haklıdır, aynı nehre iki kere giremezsin. Buna karşılık nehirler de birbirine benzer. 3 özellik tutmaz da 5'i tutar. Yani Naziler deyince akla Gestapo, toplama kampları, gaz odaları geliyor. Bunlar bir daha olmaz. Ama diktatör olmayı gerektirecek kriterler sadece bunlar değil.
“Türkiye istediği rejimi seçti” derken diktatörlüğü kastediyorsunuz. Peki ya AK Parti seçmeni?
Demokrasi kültürü olan bir toplum değil Türkiye. AKP seçmeni günlük çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Demokratik değerler gibi sorunları yok. Kendilerine dokunulmadıkça… Sadece AKP seçmeninde değil. Empati kültürü yok bizlerde. Şimdiye kadar bunun baş sorumlusu jakoben zihniyetti. Şimdi bunun yerini plebisiter sistem alıyor. Durum böyle olunca kendine göre karizması olan bir siyaset adamı halktan aldığı oyla her şeyi yapabilecek hale geliyor. Sonuçta onun ezdiği kesim toplumda azınlıkta. Mesela, 17 Aralık olayı var ki dünyanın hiçbir yerinde olmayacak şekilde örtbas edildi. Hem de ortada bu kadar kanıt varken… Ardından yargı sisteminin darma duman edilmesi… Ekonomi de parlak değil. Ama yüzde kırk dokuz ile yeniden iktidara geliyor. Şimdi bu saydıklarım bir başarının kanıtı mı? Yoksa insanlar yanlış oy mu veriyor. Galiba insanlar yanlış oy veriyor.
“Menderes, Erdoğan'ın yaptığı keyfiliğin onda birini yapmamıştı.” diyorsunuz. 4 yıl daha Erdoğan güdümünde bir AK Parti iktidarı söz konusu. Bu süre içinde Türkiye'yi nasıl günler bekliyor?
Karanlık günler yaşanacağını tahmin ediyorum. Bir yandan da “Bunları da yaşamak varmış!” diyorum. Bir tür vesayet otoriterliğiyle senelerce yaşayınca bunun da kontur otoriter bir ideolojiyi besleyeceği gayet makul. Sosyolojiye aykırı bir durum yok. Toplumun zaman içinde bununla da başa çıkacağını düşünüyorum. O zaman demokrasinin önü açılacak.
Uzun yıllar var mı demokrasiye kavuşmamıza?
Demokrasinin geldiğini ben görmem herhalde. Ama karşılıksız nimet yok bu dünyada. Pırıl pırıl günler yaşamadık ama çok ciddi bedeller de ödemedik. Erdoğan'lı Türkiye, demokrasinin yokluğunu yaşayarak öğrenecek. Daha önce bunu bir darbeyle jakobenler yaşattı bize ve Türkiye bunu aştı. Şimdi bunu da aşacak.
İslamî siyaseti Erdoğan'ın yönlendirmesi büyük talihsizlik
Kayyım atanmadan önce Bugün Gazetesi'ne verdiğiniz röportajda “Kandırıldım” cümlenizin manşete çekilmesinin ardından bir yazı yazdınız. Neden takıldınız bu kadar?
Aslında benim meselem Erdoğan değil.Uzun vadeli meselem Türkiye'de İslamcılık. Bir siyasi çizgi olarak, kendim sosyalist olarak Müslümanlarla kan davalı yaşamak istemiyorum. Bunun yanlış olduğunu düşünüyorum öteden beri. Kemalistlerin dindarlara duyduğu düşmanlığın doğru olmadığını düşündük Marksistler olarak. Sosyalistliğimizin bir parçasıdır bu. Siz Müslümansınız, adam olmazsınız dersek kiminle olacağız biz? Bütün bunları düşünerek hareket ettik AKP konusunda da. Bu yüzden 2002'den itibaren olumlu denecek politikalarını destekledim. Tabii o zaman Kemalistler sabit fikirli oldukları için, “Bunlar derhal başımızdan gitmeli” diyordu. Tartışmak istemiyorlar, konu açılınca da sinirleniyorlardı. Şimdi, “kandırıldık” gibi bir laf görünce hemen çıkıp “Biz size demedik mi?” diyorlar. “Kandırıldık” kelimesini başlığa çekince böyle bir sonuç oldu.
Bu yorumlar rahatsız etmiş sizi sanki.
Ediyor tabii. İnternette epey kıyamet koptu. Hakaretamiz şeyler yolladılar bana da. Türkiye'deki İslami siyaset çizgisinin zorunlu temsilcisi, sözcüsü Erdoğan değildir bence. Ama Erdoğan'ın şu anda bu harekete yön vermesini Türkiye açısından büyük bir talihsizlik olarak görüyorum. Bu çok daha medeni ve demokratik bir çizgi olabilirdi. Ama işte koşullar…
HAYALİ BİR OSMANLI HAYRANLIĞI VAR
Son dönemde özellikle AK Parti Gençlik Kolları'yla özdeşleşen çok frapan bir Osmanlıcılık akımı türedi. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Bu durumu olumlu bir şey olarak görmek mümkün değil. Osmanlı diye konuşanların bilgileri berbat. Niye seviyorsun dediğinde, imparatorluk falan diyor. Berbat bir şey. Ama hükümetin ideolojisini hazırlayanların, mesela Davutoğlu falan, hayali bir Osmanlı hayranlığı içinde yaşayan insanlar. Sahiden bilerek isteyerek olduğunu düşünmüyorum.
Sosyal medyada neden yoksunuz?
İlgimi çekmiyor.
Cep telefonunuz da yok…
Cep telefonum yokken bile istemediğim insanlar beni bir şekilde buluyorlar. Bir de olsa…
Haber yüzünden tutuklanmak deli saçması!
Can Dündar'ın ve Erdem Gül'ün tutuklanması deli saçması bir olaydır. AKP iktidarı saçmalıklarına birini daha ekledi diyebiliriz. Aklın havsalanın alamayacağı olaylarla karşı karşıyayız. Bir tutturmuşlar casusluk? Nasreddin Hoca'nın hikâyesi gibi “Ya hesap bilmiyorsun, ya hayatında hiç dayak yemedin! Bunlarınki aynı o hesap! Casusluk nedir, haber nedir bilmiyorlar demek ki. Bütün faşizan ülkelerin yönetiminde değişmeyen yıldırma, korkutma, baskı altına alma teknikleri bunlar. Tutuksuz yargılanmalarına bile itiraz edildi. Demek ki birtakım hakimler ayarlanıyor gibi. Bunu söyleyince de yargıya hakaret gibi oluyor. Hukuksuzluğa destek olan birtakım hakimler var. Bütün bu olanların hukukla ne alakası var, anlamış değilim.
Tahir Elçi, devletsizlik yüzünden öldü!
Tahir Elçi'yi tanırdım. Ölümü hayli karışık bir durum. Şudur budur diye bir şey söylemek zor. Kaza kurşunu ihtimali var. Ancak o kaza kurşunun gidip de Tahir'e çarpması çok da kaza değilmiş olduğunu gösteriyor. Üstüne doğru koşan teröristi vuramıyor polisler. Üstelik teröristin fırlattığı silah neredeyse ateş eden polislere çarpacak. Karman çorman işler. Dolayısıyla genel ortam içinde Tahir, devletsizlik yüzünden öldü diyebiliriz. Ölümü beni çok kötü etkiledi. Kafasına bir şey vurmuşlar gibi oluyor insan. Epeydir böyle şeyler olmuyordu Türkiye'de. Ama demek ki yeniden başladı. Davutoğlu'nun bu iktidar faili meçhullerle anılmayacak söylemi birçok konuda dile getirdiği düşünceleri gibi olup biten olaylarla ilgili görmüyorum. Muhtemelen inanmak istediği için söylüyor.
REYHAN GÜL
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları








































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025