Sinan ÇİFTYÜREK
I – Rusya’nın Kafkasya (Çeçenistan) savaşına bakıldığında, Rusların “başarı”sında başka faktörlerle birlikte izlediği şu taktiğin önemli rol oynadığı görülür: Çeçen iktidarını katı şeriatı savunmak gibi en uca iterek yalnızlaştırmak!
SSCB’nin yıkılmasının ardından her federal cumhuriyet kendi bağımsız devletini ilan etme sürecine girmiş, Kafkasya halkları özellikle Çeçen iktidarı da bağımsızlık yolunda belli adımlar atmıştır. Çeçen halkı da ezici çoğunlukla bu adımların arkasında durmuştur.
Fakat süreçte Kafkasya özellikle Çeçenistan bağımsızlık hareketi giderek İslami-Şeriatçı kimliğe doğru evrilmiş, derken Cahar Dudayev’in 1996 yılında suikastla öldürülmesinden sonra Ruslar; Çeçenistan bağımsızlık hareketini katı şeriat düzenini savunan en uç siyaset çizgisine özel olarak itmeye çalışmışlardır. Bunu da önemli ölçüde başarmış, böylece bağımsızlık hareketini halktan ve uluslararası kurumlardan büyük ölçüde soyutlamışlardır.
Ruslar; 70 yıl yani birkaç kuşak boyunca laik, toplumcu, hayatın her alanında kadının erkekle eşit şartlarda yer aldığı Sosyalizm (SSCB) altında yaşamış topluma özelde de kadına ortaçağ köleliğini öyle ki sakal bırakmayan erkeği bile cezalandırmaya giden şeriat uygulamalarını dayatan Şeriatçı hareketi ezdi. Ezerken de ne AB, BM ne de Çeçen halkı Rusların büyük katliamlarına rağmen Çeçen Şeriatçı muhalefetine sahip çıkmadı, çıkamadı. Bu durum Rusya’nın işini kolaylaştırdı. Çeçenler hem politik duruş hem mücadele taktiği olarak Katalanya benzeri bir siyaset izleyebilseydi şimdi onlar da muhtemelen bağımsız bir devlet olurlardı.
II – Gelelim Kürdistan’a; halkımız ulusal uyanışta büyük ilerleme sağlamış; üçü anakent olmak üzere 100 civarında belediye yıllardır zaten Kürt siyasetinin elinde! Seçimde Kürt kentlerinde HDP’ye yer yer %80’lere varan oy desteği var. Sistem partileri önemli ölçüde çökmüş, Türk rejimi giderek bir askeri aparata dönüşmüş!
7 Haziran sonuçları Kuzey’de de Kürdistan haritasını açığa çıkartmış; Güney Kürdistan bağımsızlığa gidiyor, Rojava siyasi statüyü güvenceye alma çabasında, Doğu’da da yeniden hareketlenme var…
Suriye üzerindeki küresel hesaplaşmaların Rojava Kürdistanı’na kayarak yoğunlaşması; silahlı YPG’nin gerek ABD gerekse İran-Rusya tarafından destekleniyor olması; Rojava’nın uzun sınırına, Kuzey ile her açıdan yoğun trafiğinin de eklenmesi Türkiye’yi ciddi korkutuyor. Öyle ki bu durum, Türk devletini Rojava üzerinden Kuzey siyasetini belirlemeye itiyor. Çünkü Afganistan-Mısır-Ukrayna üçgeninde yaşananlardan hareketle Türkiye “Irak, Suriye veya Pakistan benzeri bir durumla yüzleşebilirim” tehdidini algılıyor. Dahası Türk devletinin Kuzey’in ilçelerinde silahların eşliğinde özerklik ilanlarını Kobanê, Qamışlo, Efrin benzeri kanton ilanının provası olarak algılaması yani Rojava’da olanın Kuzey Kürdistan’a uyarlanacağı korkusu!
ABD ile İncirlik anlaşmasıyla da mümkün olduğunca Rojava’daki Kürt kazanımlarını tırpanlamak, Kuzey’de Kürtlere karşı girişeceği saldırılar karşısında ABD’nin ve Batı’nın en azından sessiz kalmalarını sağlamak!
Türk devleti, tüm bu gelişmelerden hareketle halkımıza yeniden savaş açmaya hazırlanırken, KCK’yi tekrar savaşmaya zorlayarak iç ve dış kamuoyuna “görüyorsunuz terörle savaşıyorum” diyebilmenin bahanesini oluşturma arayışındaydı! Aradığı bahaneyi kimi ilçelerde silah eşliğindeki özerklik ilanlarında kendince bulmuş oldu!
III – Yukarıda özetlediklerimizden hareketle devlet, halkımıza savaş açtı. Halkımız, siyasetimiz bu savaşı elbette göğüsleyecek; asıl mesele bu savaşa nasıl ve hangi politikalarla yanıtın verileceğidir!
Öncelikle “Devlet halkımıza tankla topla savaş açtı, kentlerimiz yakıp yıkıyor halkımızı savunacağız gerekirse gerilla da şehre iner ve halkı korur” diyerek silahlı özerklik ilanını savunmanın bugün için karşılığı yok!
Ulusal bilinç ve mücadele yönünden en duyarlı en kararlı ilçelerde silahlı özerklik denemelerine; yani Cizre, Nusaybin veya Silvan üzerinden Kobanê, Qamışlo benzeri Kanton denemesine girmek, yine en azından bugün için yanlış. Silahlı mücadele Kuzey’de yapacağını yaptı, mevcut ülke ve bölge koşullarında Kuzey’de ilerletici olmayacağı çokça söylendi, KCK yöneticileri de bunu defalarca tekrarladılar. En son Cemil Bayık’ın BBC’de Mahmut Hamsici’ye verdiği uzun röportajda da bu yönlü açıklamaları var.
Sanırım siyaset ile ilgili herkes Türk devleti ile Irak, Suriye’nin pozisyonlarının aynı olmadığını kabul eder. Suriye devletinin kendiliğinden Kürdistan’da çekildiği, küresel güç merkezlerinin tümünün Suriye’de bulunduğu gerçeği var. Ayrıca Türk devleti, Kuzey Kürdistan’a daha fazla askeri olarak yerleşiyorken, Ankara da güçlü ve Batı ittifakının (hele son Rus uçağı kriziyle daha da NATO’ya sığınmış bir Türkiye var iken!) üyesiyken Cizre, Silvan ile Kobanê, Efrin kıyaslamasını yapmak “yanlıştır” demeye bile gerek yok. Böyle bir kıyaslama üzerinden hareket etmek ağır sonuçlar doğurabilir, şimdiden doğurdu da!
Son aylarda yaşananlar; Kürt halkının rejim ve partilerinden kopuşunu derinleştiriyor mu yoksa Kürt halkı, çözüm yöneliminde Kürt ulusal hareketine ilişkin umutsuzluğa mı düşüyor? Bunun üzerinde herkesin düşünmesi lazım!
Kürdistan’da mevcut koşullarda özerklik veya bağımsızlığı ilan etmenin tek yolu silahtan da geçmiyor. Geçmediğinin yakın örneği Katalanya’dır. Katalanya benzeri demokratik siyaset ile geliştirilecek özerklik, federasyon ya da bağımsızlık adımı halkımızdan destek alacağı gibi uluslararası kamuoyu nezdinde de Türkiye’nin elinden “terörle mücadele ediyorum” silahını alır. Arkasında üçü ana kent olmak üzere 100 belediye varken böyle bir ilan hem iç ve dış kamuoyu nezdinde meşrulaşır hem de halkın desteğini alır.
IV – Devlet kendince aradığı bahaneyi silahlı özerklik ilanıyla buldu. Buna bir de Ankara, Paris… katliamları eklenince, Türkiye “terörle mücadele ediyorum” propagandasını daha çok yapmaya başladı ki bu propaganda etkili de oluyor. Avrupa Parlamentosu’nun ve ABD’nin tutumu bunun kanıtı.
Devlet, silahlı özerklik ilanları ve hendek kazılmasını bulunmaz fırsat olarak görüp adeta sıraya koymuş gibi ulusal özgürlük bilincinin en yüksek olduğu ilçelerimizi kuşatıyor, halka günlerce açık cezaevi yaşatıyor. Her ilçe kuşatmasında yaşlı, çocuk, kadınlarımız katlediliyor. Yani İsrail’in Gazze’de yaptığının beterini halkımıza yapıyor.
Devlet, halkımıza dönük savaşı şimdilik lokal sürdürüyor. Varto’ya savaş açmışken hepimiz seyrediyoruz; sonra sırayla Silvan, Cizre, Nusaybin, Derik, Sur’a savaş açıyor aynı tablo tekrarlanıyor.
Silvan, Cizre başta olmak üzere kitlesel göçün sürdüğünü sivil toplum kurumları paylaşıyor. Mazlum-Der, “Silvan’da 3 mahalleden yaklaşık 25 bin kişinin evlerini terk ederek, başka mahalle ya da farklı illere göç ettiğini”; Silvanlı esnafın “20 yılda kendine gelemeyeceğini” söylüyor. Kısaca 1990’lı yıllarda köyler, kırsal alanlar boşaltıldı; şimdi ilçeler boşaltılıyor.
Jitem davalarının beratla sonuçlanması da kentleri kuşatan güvenlik güçlerine kuvvetli mesajdır: “rahat olun yargılanmayacaksınız” denildi ve hemen ardından bu davayı başından beri takip ederek sorumluların cezalandırılması için mücadele eden Tahir Elçi öldürüldü.
Erdoğan “milli birlik ve kardeşlik projesi” dediği “çözüm” sürecini keyfince kâh buzluğa kaldırıyor kâh çıkarıyor. Devlet yeni yönelimiyle paralel olarak Kürt siyaseti yerine, aşiret liderlerini, köy korucuları başlarını, STK temsilcilerini muhatap alacağını açıkça söylüyor ve böylece Kürt siyaset dokusuna yeni mühendislik müdahalelerinin işaretlerini de veriyor.
Devlet, içeride bunlarla yetinmeyip aylardır her seferinde otuz kırk savaş uçağı ile Kandil’i bombalıyor! Yetmedi; Türk devleti, ABD’ye “ya ben ya Kürtler” ikilemi dayatarak Rojava’yı baskılama arayışında.
Bütün bunlar olurken; Dünya, Kuzey Kürdistan’da olanları seyrediyor dahası “demokrat” Batı “Türkiye’nin kendini savunma hakkı var” demenin ötesinde sözü edilir bir tepki, baskı Türkiye’ye uygulamıyorsa; Türkiye halkları seyrediyorsa; belki de en vahimi Antep, Mardin, Diyarbakır, Van’daki halkımız da devlet ile YDG-H gençleri arasındaki çatışmayı seyreder duruma düşürüldüyse… Türk devleti, Kürt silahlı hareketini, tam olarak Rusların Kafkasya siyaseti benzeri olmasa da uca mı itiyor?
Eğer bugün Dünya, Türkiye halkları ve önemlisi halkımızın desteği alınmak isteniyorsa, silahlı özerklik ve hendek siyaseti geride bırakılmalı. İlçelerde silahlı özerklik denemeleri ve hendek kazma siyaseti başka bir ifadeyle “tutarsa biz yaptık tutmazsa gençlerin yanlışı” siyaseti, geride bırakılarak TC köşeye sıkıştırılmalı.
Ayrıca halk ve siyaset kadrosu hendek siyasetine nasıl bakıyor? Kaba gözlemlerle görebildiğim, hendek kazma siyasetini halk da ve önemli oranda PKK tabanı da yanlış buluyor fakat parti resmiyetinde savunuyor, resmiyet dışında ise eleştiriyor. Seçimlerde Varto, Cizre, Nusaybin, Silvan’da halkın yine HDP’ye oy vermesi “bak gördünüz mü Hendek siyaseti yanlış olsaydı halk bizi desteklemezdi” denilemez; çünkü halkın AKP karşısında başka alternatifi yoktu!
V – Devlet ve AKP hükümetinin, son yıllarda izlediği “dağda silah yerine ovada siyaset yap” politikası da diğer politikaları gibi oyalamadan ibaret. HDP’nin başına getirilenler bunun en yakın somut örneği. Bu nedenle her defasında “çözüme çok yakınız, PKK sınır ötesine çekiliyor, kimi adımlar atılacak” denildiğinin üzerinden çok geçmeden herkesin yeniden kendi mevzisine çekilerek ateşe başladığı görüldü.
Her defasında sürecin tıkanmasında baş sorumlu elbette devlet ve ilgili hükümetleri olmuştur. Çünkü devlet Kürt meselesinin kendisini değil sadece kimi sonuçlarını ortadan kaldırmaya yöneldiği için süreç tıkanmış ve “çözüm” aradıkça çözümsüzlük derinleşmiştir.
Sonuç olarak;
Birincisi, Rusların Çeçenistan’da yaptığını kimi farklılıklarla Türkiye, Kuzey Kürdistan’da mı yapmak istiyor? Bu mümkün mü? Elbette Çeçenistan ile Kürdistan her açıdan pek çok farklılık içeriyor. Ama yine de “Osmanlı’da oyun bitmez” misali bunun üzerinde herkes düşünmeli!
İkincisi; zaman geçirilmeden Amed’de “Kürdistan’da savaşa hayır çözüm hemen şimdi” benzeri bir adla iki gün sürecek bir Konferans düzenlenmelidir. Bu Konferans’a tüm siyasal partiler, STK temsilcileri, bağımsız şahsiyetler, rusipiler katılmalı. Böyle bir Konferans Kuzey’de aciliyet kazanmıştır; çünkü Kürt hareketinin (siyasetinin) ortak ne yapacağını tartışıp belirlemesi gerekiyor. Hatta böyle bir Konferans yeni bir çözüm sürecinin kapısını da aralayabilir, aralaması için de özel çaba harcanmalıdır.
Üçüncüsü; siyasal yapılarımız yapılacak Konferans’ın da etkisiyle ulusal ittifakı sağlayarak AKP’nin Kürt siyasetine dönük yeni mühendislik müdahalelerinin önünü kesebilir.
Dördüncüsü; Kürt siyaseti ve önemlisi kadınlar başta olmak üzere halk, “barış, barışçıl çözüm” demekten yoruldu; çünkü halkımızın “oyala-ertele-asimilasyonu sürdür” siyasetini izleyen devlet ve hükümetin adım atacağına güveni kalmadı. Bu nedenle Kürdistan’da barış, özgürlük isteyenler için siyaset yapma alanı da bir hayli daraldı. Tam da bu daralma ortamında Tahir Elçi katledildi. Buna rağmen Kürt siyaseti ulusal ittifakla “barışçıl demokratik çözüm”de ısrar etmelidir! 03- 12 – 2015
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.06.2019
7.02.2019
18.03.2019
4.02.2019
28.01.2019
9.02.2019
7.01.2018
26.10.2018
28.09.2018