Abdurrahman Dilipak
Öfke patlaması bombadan daha tehlikeli bir şeydir.. Bomba bir kere patlar. Öfke patlamaya başladı mı, onu durdurmak, ondan korunmak zordur. Öfke bazan döner sahibini de vurur. Öfke ile kalkan zararla oturur genellikle. Onun için “akl-ı selim”e davet eder Allah ve insana; “Öfkeni yut” der. Öfke ve aşk akrabadır. İkisi de aklı zail eder, bana kalırsa aklı zail eden şeylerden uzak durmak gerekir.
“Sam emmi” noldi, sizin Patroitler çalışmadı galiba!!. 2 üssünüz füze ile vuruldu. İran’ın iddiasına göre 80 ölü var (Sahi İran üsdeki zayiatı nasıl bildi?). NATO yaralı da yok diyor.. ABD can kaybı olmadığını açıkladı. Füzelerin İran, Irak ve Suriye içindeki Hizbullah kamplarından fırlatıldığı iddiaları var. Önemli uyarı: Savaşlarda ilk gerçekler vurulur ve ilk ölen de gerçek olur. Çünkü genellikle iki taraf da önce gerçeği hedef alır!
Tabii her iki taraf da savaş istemiyor, şiddetten uzak durmaya çalışıyor. Hep karşı taraf tahrik ediyor!? İki taraf da bu tahrikler karşısında sessiz kalmayacaklarını söylüyor! İran öfkesinin, ABD gücünün ve kibrinin kölesi olma meylinde. Trump “Dünyanın en güçlü ordusu bizim ordumuz” diye övünüyor.
İran “çok önemli” bir komutanını kaybetti. Bu “çok önemli” kişinin kendine bağlı “özel kuvvetleri” var. Bu kuvvetler, bugüne kadar birçok özel ve önemli derin operasyona imza attılar. “Özel kuvvetler”, İran’da özerk bir yapıya sahip. İran’ın görünen devleti tek başına bu “intikam hesaplaşması”nı neticelendirmeye güç yetiremeyebilir. Hele intikamı alınacak kişi bu işin başı ise.
ABD bu saldırıları karşılıksız bırakırsa 2 kez yenilmiş sayılacak. 1-Çok güvendiği hava güvenlik sistemi bir işe yaramadı, 2-Ve bunun sonucu olarak da isabet aldı, can ve mal kaybına uğradı. Hemen bir cevap da veremedi.
Eğer yolcu uçağının düşmesi, ABD’nin bir planı değilse, bu iş sonunda döner ABD’yi vurur. Saldıran kimse, askeri bir hedefi değil sivil bir hedefi seçmiş olur ki, bu onların itibarı açısından pahalıya gelir. İran da intikam almak için, misli ile mukabelede bulunarak sivil hedeflere saldırabilir.
Aslında bu durum “Tanrıyı kıyamete zorlamak” isteyen Evangelistlerle, Mescid-i Aksa’ya saldırmak için bölgede krizin derinleşmesini isteyen Siyonistler için önemli bir fırsat sunuyor. Eğer İsrail krizi daha derinleştirmek için doğrudan İran ya da Lübnan’daki Hizbullah karargahını hedef seçerse, daha şimdiden savaş üç bölgede 3 ülkeye yayılmış olacak. 1. Cephe İran - ABD cephesi. ABD bölgede her yerde var. Okyanusta, Körfezde, Irak’da, Suriye’de, Katar’da, Kuveyt’te, BAE’de, Umman’da, Suudi Arabistan’da ve Türkiye’de. 2. Cephe İsrail -Lübnan ve Suriye Hizbullahı ve 3. Cephe Yemen’deki Husiler ve Suudi Arabistan. Suudi Arabistan savaşa girecekse, İran’ın hedefinde BAE de olacaktır ve Suudi Arabistan doğrudan İran’ı da hedef alacaktır. Yine İsrail’in hedefinde aynı zamanda İran da olacaktır. Tabii İran Afganistan üzerinden de ABD tehdidi altında olacaktır. Pakistan böyle bir çatışmada taraf olma konusunda isteksiz olduğunu açıkladı. ABD, İsrail ve İran 6. Kol faaliyetleri çerçevesinde belli nokta hedeflere ve kişilere yönelik operasyonlar düzenleyebilirler. Ya da bulanık suda balık avlamak isteyen ülke ve örgütler için de bu anlamda önemli bir fırsat doğmuş durumda. Bu gerilim, bölgede ve çatışmaya doğrudan ya da dolaylı olarak katılan taraf ülkelerde, ayrıca kendi içlerinde siyasi hesaplaşmaya malzeme yapılabilir. Mesela Trump’tan kurtulmak isteyenler bu süreci fırsat bilebilir. İsrail ve Suudi Arabistan’da, Irak ya da Suriye’de, İran’da iç karışıklıklar yaşanabilir.
Bu siyasi stres BAE’yi vurabilir mesela. BAE Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olabilir.
Irak’taki gelişmeleri dikkatle izlemek gerekir. Irak 3’e bölünebilir ve bölgede “kutsal” bir Şii İmamet devleti doğabilir. Bu Şiilerin kendi içinde, Kürtlerin kendi içinde yeni bir çatışma zemini oluşturabilir.
Suriye’de her şey mümkün! Ve tabii süreçte Türkiye’ye çok önemli görevler düşüyor.
Aslında krizler, “pahalı bir ders” olmasının yönünde, bazı şeyleri yeniden tanzim etmek için bir “fırsat”tır da. “Kapalı damarları açan bir şok” gibi, yıkıcı bir etkisi yanında yol açıcı bir özelliği de içinde barındırır. Burada önemli olan krizi yönetme becerisi. Krizin cin’i, kendini yönetene itaat eder. Kriz keskin sirke gibidir, çoğu zaman küpüne zarar verir. Krize yokuş aşağı koşar gibi girenler, her şey yolundaymış gibi gözükse de, sonunda kendileri doğurdukları krizin kurbanı da olabilirler. Bir şeyi nasıl bitireceğinizi, nerede, ne zaman bitireceğinizi bilmiyorsanız, o öfke sarhoşluğu sizi kendi vadisine sürükler ve kazandıklarınızla birlikte sizi de tüketir. Hitler kendini böyle bitirdi. Osmanlının son döneminde İttihat Terakki kendini ve devletini böyle bitirdi!
Dünyanın şu haline bakar mısınız! Dünya kimin eline kaldı. Bu durum tam anlamı ile bir kahtı rical dönemine işaret ediyor. Pek azı müstesna ehliyet, erdem ve liyakattan yoksun insanlar. Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi ile tüm dünyada durum büyük ölçüde aynı. Halk da aynı durumda. Aslında “Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş”. Halk siyasetin arka bahçesi STK’lar, sahibinin sesi, parayı verenin öttürdüğü düdük hükmünde bir media, hikmetten yoksun, “Ebu Cehil ve belam” kılıklı, “kitap yüklü eşek” kılıklı akademya, adalet yoksunu yargı esnafı ya da teknisyeni, selam versen rüşvet değil diye almayacak olan bürokrasi, siyasetin gölgesine sığınan, seküler kutsal misyoneri din pazarlamacısı “ruhban sınıfı”, doymak bilmeyen, helal-haram ayırt etmeyen iştihası ile yamyam işadamlarının elinde oyuncak olan bir halk var bugün dünyada.
Demokrasi mi, o kocaman bir yalandı, Thatcher’in ifadesi ile “Halk diye bir yok” ki!. O da nereden çıktı. Onları üretirsiniz, atomize eder, bloklara ayırır, birbirine karşı kışkırtır nötralize eder, sonra insanları neye inanacaklarını bilmez hale getirirsiniz. “Siesta, Fiesta, Futbol”la oyalar, “tüketim mabedi”ne dönen AVM’ler büyük bir iştiha ile kazandıkları paraları ellerinden alır bir yandan onları eğlendirir, oyalarsınız. Sonra tekrar daha fazla alışveriş yapmak için çalışsınlar diye işyerlerine gönderirsiniz. İcabında savaşırlar da, ölürler, öldürürler, onun için biraz hamaset, biraz seküler ideolojilerin inanç soslu kutsalları uğruna her şeylerini feda edebilirler.
Bu üçlemeyi Fado, Fiesta, Futbol ya da Fado, Futbol, Fatima olarak formüle edenler de var. halkı uyuşturmak için diktatörlerin 3’lü bir formül bu. Franco’nun buluşu gibi aktarılsa da aslında Fado Portekizli politikacı, Salazar Salazarin ülkesindeki müzik bağımlılığını ifade eder. Aslında bütün diktatörler birbirine benzer. Fado müziği; Fiesta eğlenceyi ifade eder. Futbol ise kendi başlı başına insanları uyutmak için icad edilmiş kocaman bir beşik sanki! “Fatima” ise Vatikan’ı ifade eder. Portekiz’in Fatima kasabasında yaşayan üç çoban çocuğun koyunlarını otlatırken Hz. Meryem’i gördüğünü söylemesinin üzerine kutsal bir mitoloji üretildi. Vatikan bu çocukların geleceğe ilişkin söyledikleri 3 kehaneti sır olarak saklar. 2017’de, Fatima olayının yaşandığı 13 Mayıs 1917’nin 100. yıldönümünde, Papa Francis de Portekiz’de bulunan hac bölgesi kabul edilen yeri ziyaret etti ve iki çoban çocuğu Jacinta ve Francisco Marto kardeşleri aziz ilan etti.
Yeryüzünde İlahlık ve Rablik taslayan, insanların üzerine hüküm koymak ve onları heva ve hevesleri uğruna terbiye etmek isteyen bir sürü adam var. Aman ha, din ve devlet büyüklerinizi, kanaat önderlerinizi, yaşam koçlarınızı (Bu da yeni çıktı), ideolojik ve politik önderlerinizi İlah ve Rab edinmeyin. Onları İdol/Put edinmeyin.
Sakın ola aklınızı kiraya vermeyin. Dikkat edelim Şeytan bizi Allah’la aldatmasın. “Zalimlere yardım etmeyin, sonra ateş size de dokunur” denmiştir. Cahillik etmeyelim. Zalimler karşısında sesiz kalmayalım. Adil şahidler olalım, Hakk’ın rızasını esas alalım. Yüzümüzü O’na dönelim inşallah.
Kim bilir bize şer gibi gelen bu olaylarda Allah bizim için hayır murat etmiştir. Ve hatırlayalım: Karanlığın en koyu anı aydınlığa en yakın olduğu zamandır. Sabır! Selâm ve dua ile.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları




















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
18.12.2025
7.09.2025
3.08.2025
26.08.2024
5.08.2024
4.06.2024
27.05.2024
20.05.2024
5.05.2024